#ÖZELHABER
Arif Ahmet Denizolgun’un otopsi işleminin video kaydına bilirkişi incelemesi talimatı!
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla;
Arif Ahmet Denizolgun’un ölümündeki şüpheye dair daha önce yok denilen, ancak yapılan ısrarlı çalışmalarla ortaya çıkan 10 yıl önceki otopsi işleminin video kaydı üzerinde de ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılması kararı alınd��.
İsrail Başbakanı Netanyahu, Savunma Bakanı Katz ve diğer İsrailli yetkililer Suriye’deki askeri üs saldırısının gerekçesini açıkça Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığı üzerinden anlatıyor. Katz doğrudan Erdoğan’a seslenerek “İsrail’in kararlılığını test etmeyin” diyor.
Ama Türkiye’de bazı çevreler, sırf muhalefet etmek adına hâlâ “Bu mesaj Türkiye’ye yönelik değildi” diyebiliyor.
Ben başka bir dünyada mı yaşıyorum ya?
Saldırının hedefi Suriye’deki bir askeri üs olabilir; fakat verilen siyasi ve askeri mesaj, açık ve net bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve bölgedeki Türk çıkarlarınadır.
Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının son dönemdeki çalışmaları, hiçbir şeye alet ve tâbi olmadan görevini yapan yöneticilerin ülkeyi ne kadar ferahlatabileceğini gösteriyor.
Ortaya konulan kararlılık aynı zamanda önemli bir gerçeği de hatırlatıyor:
İçişleri ve adalet aynı iradeyle hareket etmeden sonuç alınamıyor.
Gülistan Doku dosyasının yıllar sonra yeniden ele alınması bunun en çarpıcı örneklerinden biri.
Bugün dönemin İçişleri Bakanı’na “Neden o zaman ortaya çıkarmadınız?” diye soruluyor.
Oysa İçişleri ne kadar kararlı olursa olsun, adalet mekanizması aynı kararlılıkla işlemediğinde tek başına sonuç alması mümkün değildir.
Ancak belediyelerde ve imarda ortaya çıkan çürümüş yapı önümüze serildikçe, insan adaletin sağlanmasının yalnızca iyi niyet ve kararlılıkla çözülebilecek kadar kolay olmadığını da görüyor.
İnsanların en çok şikâyet ettiği alanlardan biri imarsa, diğeri adalet.
Bu kadar çok insanın adaletin dağıtılmasından ve sistemin çok yavaş işlemesinden şikâyetçi olmasının muhakkak bir sebebi vardır.
Gücü olan istediği imarı yaptırıyor.
Gücü olan bulunamıyor, yargılanamıyor, cezalandırılmıyor.
Adalete güvenen ise hakkının teslim edilmesini bekleyip duruyor.
İnsan, belediyelerde gördüğümüz çürümüşlüğün benzeri adalet sisteminin içinde de varsa neler olabileceğini düşünmeden edemiyor.
Suçluların üzerine gitmek ne kadar önemliyse, o suçların hesabını soracak yargının dürüst, tarafsız ve hızlı işlemesi de o kadar önemlidir.
Bugün atılan adımlar umut veriyor.
Ama milletçe hayal kırıklıklarına çok alıştık.
Başlayan bu mücadele yarım kalmasın.
Bu defa umut, yine hayal kırıklığına dönüşmesin.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulan yeni yapı, yalnızca üç ülke arasındaki bir savunma anlaşması olarak görülmemeli.
Belki de bölgede yeni bir anlayışın ilk adımıdır:
“Orta Doğu sahipsiz değil. Biz buradayız.”
Dünyanın giderek güçlünün hukukuna teslim olduğu bir dönemde, bu anlaşmanın işlemeyen eski formüller arasında taze bir nefes olmasını umalım.
Ama asıl önemli olan bundan sonrası.
Bu yapının kurumsallaşması ve sürdürülebilir hâle gelmesi hem Türkiye’nin hem de bölgenin yararına olacaktır.
Çünkü orman yangınlarında olduğu gibi, asıl başarı yangını söndürmek değil, çıkmasını önlemektir.
Yıllardır söndürülemeyen bir yangının içinde olan Orta Doğu’nun da yeni bir yangın söndürücüye değil, ateşin sürekli yeniden körüklenmesini engelleyecek bir güvenlik düzenine ihtiyacı var.
🔴 Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Fetö'ye, Fetö elebaşı Fetullah Gülen'e en başından nasıl baktığını Kardinal papazın sesinden dinleyin,i
''Daha parti kurduğunda bile, bizim için önce bunların hakkından gelmek lazım demiş, Bir kere adımı ağzına almadı, verdiğimiz destek sonrası Pansilvanya'ya teşekkür ederiz dedi, Benim adım oldu Pansilvanya''
Son zamanlarda yaşanan gelişmeler, ilginç bir medya yapılanmasını da görünür hâle getirdi.
Sanki belirli bir düzen içinde hareket eden bir ekip varmış izlenimi oluşuyor.
Böyle bir yapının yalnızca bireysel çabalarla uzun süre ayakta kalması kolay görünmüyor. Koordineli hareket eden her yapının olduğu gibi, bunun da güçlü bir finansmana ihtiyaç duyacağı açık.
Bu nedenle iş insanlarıyla kurulan ilişkiler de doğal olarak dikkat çekiyor.
Asıl soru ise bu ilişkilerin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği.
Ardından sahip oldukları medya gücüyle, öne çıkan kim varsa ona yöneliyorlar. Bazen bir siyasetçi, bazen bir iş insanı, bazen bir gazeteci…
Ortaya çıkan tablo, yalnızca haber yapmak ya da yorum üretmekten daha fazlasını düşündürüyor.
Etki alanını genişletmek, ilişkiler kurmak ve bu ilişkileri gerektiğinde nüfuz oluşturmak için kullanmak gibi bir mekanizma olduğu izlenimini veriyor.
Ve asıl soru da burada başlıyor:
Sahnedekileri birer birer görmeye başladık.
Peki sahnenin arkasında kim var?
Hamas:
Ağır silahları teslim edişimiz, aşağıdaki şartlara bağlıdır.
- İsrail tüm saldırıları durduracak.
- Gazze Şeridi'nden çekilecek.
- Uluslararası koruma güçleri Gazze’ye konuşlandırılacak.
- İşgal güçleri tarafından kurulan silahlı çete ve milisler tasfiye edilecek.
- Filistin’in yeniden imarı sağlanacak ve kendi kaderini tayin hakkı güvence altına alınacak.
- Bağımsız bir Filistin devleti kurulacak ve vatandaşların haklarının korunacak.
Ülkemizin farklı noktalarında devam eden orman yangınlarına hava ve kara gücümüzle aralıksız müdahale ediyoruz.
📍 Antalya / Alanya
📍 Muğla / Fethiye
📍 Muğla / Seydikemer
📍 Mersin / Gülnar
📍 Isparta / Eğirdir
📍 Balıkesir / Gömeç
#OrmanınKahramanları, Yeşil Vatan’ı korumak için gece gündüz demeden büyük bir özveriyle mücadele ediyor.
Sen de bu mücadeleye destek ol.
Lütfen yeni yangınlara #SebepOlma. 🌲🙏
Deprem zamanı bu milletin yarasına bilerek tuz bastılar. Devleti aciz göstermek için seçim öncesi her türlü kışkırtmayı sistematik biçimde yaptılar. Milletin hassasiyetini sömürmeye çalıştılar.
Şükürler olsun ki, bugün gerçekler ortaya çıkıyor. Şimdi birbirlerini tanımazlıktan gelerek mağdur rolüne yatmaya çalışıyorlar.
Ama biz biliyoruz ki, her seferinde aynı isimler örgütlü biçimde aynı işleri yapıyor.
Deprem acısını bile umursamadan siyasi malzeme haline getirecek kadar gözü dönmüş bu tipler ülkemizin en büyük sorunlarının başında gelir.
Sizce neden? Yorumlarınızı tek tek okumak isterim. Doğrusuysa şu; bazı insanlarım var benim. Bi teyzem, bi amcam, bi kardeş…Her zaman maddi değildir paylaşmak, bazen yanında olmaktır. Yanında durmaktır. İmkan ve fırsatım olduğunda o insanlarımın yanında dururum. Sadece yanında duruyor oluşum, varlığım bile bir destektir o insanıma. Yalnız hissetmez artık kendini. E biraz da satış olur tabi. ❤️💐
Çok can sıkan bir haber!
Eskişehir’deki TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) yerleşkesinde yangın çıktı. İtfaiye ekipleri yangına müdahale ediyor.
İnşaAllah fabrikanın önemli yerlerine sıçramaz. Sabotaj olabilir!
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi:
“ABD’nin İran’a saldırdığı sırada Türkiye, Kuzey Irak’taki terör örgütlerinin İran’a yönelik saldırı girişimlerini engelledi.”
👉ABD İran’ın limanlarını, alt yapısını, petrol tesislerini vuruyor.
👉İran misilleme olarak Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE, Katar’daki üslere , petrol tesislerine saldırıyor.
👉Hürmüz yine kapandı petrol fiyatları fırladı, tüm dünya ekonomisi etkilendi.
👉ABD itibar kaybediyor, Körfez ülkeleri hırpalanıyor, İran can kaybediyor.
👉Bu savaşı başlatan İsrail ise kenarda oturup olanları izlerken diğer eliyle Lübnan ve Gazze’yi vurmaya devam ediyor.
👉Bu zehirli İsrail kumpasından dünyayı kurtarmak gerekiyor.
Peygamber Efendimiz, gösterişi “gizli şirk” olarak nitelendirmiştir.
İnsan bunun ne anlama geldiğini en çok da acının içinde anlıyor.
Dün annem Olcay Baykal’ı son yolculuğuna uğurladık.
Acı, insanın çevresini sessizce tanıtır.
Dün annemi uğurlarken bunu bir kez daha gördüm. Biz annemle birlikte yıllarca zorluk yaşarken yanımızda olmayan; ne hâlimizi soran, ne kapımızı çalan, hatta kimi zaman bizi inciten insanların, en önde yer alışını izledim.
İnsanın en zor günlerinde yanında olmayanların, en görünür anında en önde olması insana ister istemez düşündürüyor.
Vefa; kalabalıkların önünde görünmek değil, kimsenin görmediği zamanlarda yanında olabilmektir.
Annem bunu hayatı boyunca yaşayarak gösterdi. Gösterişten uzak durdu. Makamlara değil, insanlığa değer verdi. Sessiz ama onurlu bir hayat yaşadı.
Onu uğurlarken bir kez daha anladım ki; samimiyetin kameralara ihtiyacı yoktur. Gerçek vefa objektiflere değil, hatıralara yansır.
Rabbim anneme rahmet eylesin.
Mekânı cennet olsun.