15 Temmuz darbe girişimi, Allah’ın değil ABD’nin AKP iktidarına lütfudur. Türkiye, seçimleri değil ama bu çalkantılı dönemi atlatmak zorundadır. Türkiye Cumhuriyeti, yönetenlerin meşruiyetini ABD’nin verdiği iddia edilen bir ülke olmak için kurulmamıştır.
https://t.co/TjVAZCodD1
ŞANSINA TÜKÜREYİM SMİLE…
Demek senin için, Keresteci-Epstein Adası sakini- Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı Barrack bir şans ha!
Türk Milletine Cumhuriyeti-Bağımsızlığı çok gören ve bize “MONARŞİ” öneren zepevenk senin için bir şans ha!
Şansının taa içine tüküreyim Smile!
Başka kimleri “ŞANS” olarak görüyorsun Smile?
Mesela Colani denen kafa kesici?
Mesela, Öcalan’ın oğlanı Mazlum Abduş da şansın mı?
Soykırımcı Netanyahu da mı şansın?
Şansını taa içine tüküreyim cahil Smile!
Bizleri “Trol” olarak ilan etmişsin ya Smile!
Ben Mustafa Kemal’in ölümüne Askeriyim!
Seni o kadar iyi tanıyorum ki!
Kendinle ilgili çok şey öğreneceksin yakında!
Arkanı kolla Smile! Şansım dediğin adam ABD Adalet Bakanlığının açıkladığı Epstein belgelerine göre, çocuk tecavüzcüsü imiş…
PKK'lı Selçuk Mızraklı serbest!
Türk Askerini şehit eden 5 Bin PKK piç serbest!
Melih Gökçek adlı çekirge serbest!
Oğlu ve gelini 200 Milyon Avroya rağmen serbest!
Davutoğlu'nun HIRSIZ dedikleri serbest!
Veysi Ateş denen zibidi serbest!
R.O. K da serbest!
Türk Ordusunun ŞEREFLİ Amirali, zindana...
Türk Ordusunun Genelkurmayı, siz içirde misiniz, dışarda mısınız?
The Turkish Interior Ministry are dispatching inspectors to all 81 Turkish provinces throughout September to oversee stray dog collection and identify regions violating legislation. The Government claim they have already removed millions of stray dogs from Turkish towns & cities & are now coming down hard on anyone trying to prevent them finishing the job. This is the biggest slaughter of healthy dogs ever seen in the modern history. It shames Turkey & the International community who have remained silent to this barbarity @LisaOzmelek@DogDeskAction #Turkey
AMİRAL TÜRKER ERTÜRK'E ÖZGÜRLÜK
Türker Ertürk'ün hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunduğu davanın ilk duruşması, 8 Eylül Salı günü (yarın) saat 10.40 da, Bakırköy 5. Asliye Ceza mahkemesinde (Bakırköy Adliyesi ana bina kat 3) yapılacaktır.
Yıllar önce, sözde de olsa var olan ifade özgürlüğünü kullanarak yaptığı bir konuşmanın bugün "ısıtılarak" bir muhbir tarafından dolaşıma sokulması ardından gözaltına alınıp tutuklanmıştı.
Vatanseverlikte ve bu ülke halkına bağlılıkta kimsenin eline su dökemeyeceği bir emekli askerin yeri cezaevi değil, evidir.
Vatanı bölmek, milleti birbirine düşürmek için uğraşanlar, devlete kurşun sıkanlar, terör yandaşları, emperyalist uşakları ortalıkta serbestçe dolaşırken, Türker Amiral'e reva görülen muameleye hepimiz karşı çıkalım.
#TürkerErtürkeÖzgürlük
UMARIZ TARİH TEKERRÜR ETMEZ
Ekonomik iflasını açıklayan Osmanlı Devleti’nin 1881 yılında bütün varlıklarına el konuldu.
İğneden ipliğe Yahudi, İtalyan, Ermeni, Fransız tacirler İstanbul’a dolmuştu.
Abdülhamid bu kadar borcun üzerine yeni borçlar ekledi. Osmanlı 15 defa büyük borç aldı. Ama faizini bile ödeyemez olmuştu.
Osmanlı’nın hazinesine el koyan Avrupa, bugün “İstanbul Erkek Lisesi” olan binaya Düyûn-ı Umûmiye’yi yerleştirip borçları tahsil etmeye çalıştı.
Yani hazine ecnebilerin yönetimine geçti.
Borçlar ödenmedikçe Abdülhamid Avrupalı tefecilere tekeli verdi; teker teker millî varlıkları kaybettik.
Demir yolları, iplik, fındık, pamuk, kömür, tekstil, demir-çelik, tuğla, kireç… Ne iş varsa Avrupalılara satıldı.
Haliç ecnebi fabrikalarla doldu. Tarlabaşı, Avrupa’dan gelen tüccarların görkemli evleriyle bezendi.
Zenginler İstiklal Caddesi ve Sıraselviler’e yerleşti. Bugün İstanbul’da gördüğümüz şahane binaların çoğu o dönemlere aittir.
Türklerse yüzlerce yıldır tamir gören, yamalıklı bohçaya benzer tahta evlerde otururdu.
Bu evler Fatih ve Süleymaniye’nin arka sokaklarında bulunurdu.
Abdülhamid döneminde yüzlerce kilise ve sinagog açıldı…
İşte o tarihte Avrupa’dan gelen zenginleri ağırlamak için 5 yıldızlı bir otel yaptılar: Pera Palace.
Pera Palace Rumca, “Yokuş Sarayı” demek.
Fransa’dan trene binip Sirkeci’de inen Avrupa jet sosyetesi, tren garından bu otele Türk hamalların sırtında özel tahtlarla taşınırdı.
Aslında Batı emperyalizmi İstanbul’u Vahdettin döneminde değil, Abdülhamid döneminde çoktan ele geçirmişti.
Atatürk Cumhuriyeti kurduğunda Türklerin elinde sadece çarık kalmıştı.
Sanayi ve tarım hamlesi başlattı.
Yerli Malı Haftası o tarihte başladı; çocuklarımız millî üretimin ve millî kalkınmanın önemini anlasın diye.
Türklere ait banka bile yoktu.
Adında Osmanlı olan banka bile ecnebilerindi. İş Bankası bu yüzden kuruldu.
Osmanlı Devleti’nin iflas ilan ettiği meşhur RAMAZAN KARARNAMESİ (Nisan 1876)…
Vergi gelirlerinin devredildiği MUHARREM KARARNAMELERİ (1879 ve 1881’deki iki kararnamedir) pek bilinmez, gündeme de getirilmez.
Hep saklanır…
Dolmabahçe Sarayı 1856,
Çırağan Sarayı 1863,
Beylerbeyi Sarayı 1864,
Yıldız Sarayı 1880’de yapılmıştır.
Yani Osmanlı’nın çöküş döneminde.
Dünya;
sanayiye,
eğitime,
bilime
ağırlık verirken,
Osmanlı, çöküşü gizlemek için saray yapımına ağırlık vermiş.
Umarız sonumuz aynı olmaz! (Alıntı)
BANU AVAR YAZMIŞ....
KİM BU KADIN?..
● Bu kadına iyi bakın. Kim olduğunu biliyor musunuz?
Bu kadın Fatima Gülham Abushanab. Merve Kavakçı'nın kızı. Annesi gibi Amerikan vatandaşı. Orada büyüdü, orada okudu.
Onun gibi yüzlerce AKP'li varken, ondan çok daha tecrübeli onlarca çevirmen varken, Erdoğan'ın yanında "çevirmen!!!" olarak niçin o var? Nasıl oldu da, o görevi aldı?
● Annesi geçmişte mecliste başına gelenleri hiç bir zaman unutmadı. Kin ve intikam hırsı ile yaşadı. Bu hırs öyle büyüktü ki, kız kardeşinin Malezya Büyükelçisi olarak atanmasını sağladı. Kardeşi de Amerikan vatandaşıydı.
Yetmedi.
Kızını yâni fotoğraftaki kadını kullanarak lâik Cumhûriyete karşı hissettiği nefreti ve intikam düşüncesini hayâta geçirdi.
Nasıl mı?
Kendisi on yıllardır CIA adına çalışıyor muhteremler!
Bu kızı Erdoğan'ın yanına oturtup, kapalı kapılar ardında ve tüm olan biten hakkında ilk ağızdan istihbârat almak isteyenler ABD Başkanı Joe Biden ve CIA Kâbil Bürosu Şefi Graham Fuller.
Bu kadının Erdoğan ve Biden görüşmesinden hemen sonra, bir anda belirivermesi dikkatinizi çekmedi mi? Biden ve Erdoğan görüşmesinde, bu genç kadından başka hiç kimse bulunmaması dikkatinizi çekmedi mi? Dış İşleri Bakanlığı'ndan tek bir yetkili olmaması dikkatinizi çekmedi mi?
Gelen eleştiriler karşısında, Erdoğan'ın sinirlenerek, sözde çevirmen olan bu genç kadın ile ilgili "Tercümanım kadar taş düşsün başınıza" deyip onu koruması dikkatinizi çekmedi mi?
● Amaç?
● Erdoğan, Hakan Fidan ve Hulûsi Akar bu Gülham denilen genç Amerikan vatandaşı kadından çok korkuyorlar.
Çünkü o, cebinde hepsinin çok önceden kırılmış kalemleri ile dolaşıyor.
Çok yakında bunu göreceksiniz.
#AviTod
#EliadGadot
#BanuAvar @AvarBanu
*********
Not: Her şeyi iyi anlayın, iyi hatırlayın diye yapılıyor bu paylaşımlar. UNUTMAYIN!..
DUYDUN MU BAHÇELİ?
OKŞADIĞIN SÜREYYA ÖNDER
793 ASKER VE POLİSİMİZİN ÖLÜM EMRİNİ VERMİŞ.
Kandil’e Hendek saldırılarını başlatması emrini veren Öcalan, talimatı iletmesi için Sırrı Süreyya Önder görev vermiş.
Sonra da saldırı başlatılmış.
O hani sevgi sözcüklerine boğduğunuz ve devlet töreniyle uğurladığınız ‘sevimli’ adamın gönderdiği talimatla 793 asker ve polisimiz şehit olmuş.
Erdem Atay
Bugün utanmadan Zafer Bayramı’nı kutlayıp Atatürk görselleriyle paylaşım yapıp yine halkı aldatacaklar. O kadar midem bulanıyor ki artık bu ikiyüzlülükten…
Yaşasın tam bağımsızlık, kahrolsun emperyalizm!
Yaşasın laik cumhuriyet, kahrolsun gericilik!
Yaşasın halkın egemenliğine dayalı cumhuriyet, kahrolsun saltanat!
Türkiye’yi esir olmaktan, halkı kul olmaktan kurtaranlara, yurtta barış dünyada barış hedefini ilke edinenlere saygıyla 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu ülkeyi emperyalizmin işgalinden kurtarmak ve bağımsız, özgür, laik bir ülke kurmak için mücadele verenlere minnetle…
Ve bir tavsiye: Tarihi öğrenin, Nutuk’u mutlaka dikkatle okuyun.
#30ağustoszaferbayramı
Gerçekten neden hâlâ bu tipler takip edilip videoları izlenip onlara güç kazandırılıyor anlamak olanaksız.
Ben yıllar önce engellemiştim. Bunun gibi çok isim var…
BIRAKIN ŞOVU
Soldan sağa Kuriş (Süleymancılar da demiyorlar - kasten) yukarıdan aşağı Kuytul’cular…
Sözüm ona “tarikatların da üzerine gidiliyor” algısı yaratacak!
99 tane var bunlardan.
Gitsene “Gavs’çların , İsmail’cilerin, Bilmem necilerin” filan üzerine. Yer mi?
Şov yapma. Tarikat - cemaat kirliliği ancak ATATÜRK Devrimi takip edilerek temizlenir. “Sana muhalif tarikata” göstermelik operasyonla değil.
Yeme bizi! Bırak şovu.
📣 DÜŞÜP BAYILMAYIN!
📌 İlahiyatçı yazar, antikapitalist Müslümanların lideri İhsan Eliaçık:
📌 “Kur’an’da içki içmenin cezası yoktur, varsa göstersinler. Yine namaz kılmamanın da cezası yoktur, örtünmemenin de yoktur…
110 bin caminin hocasına, müftüsüne, Kur’an kursu hocasına, Diyanetine, ilahiyatçısına ve kim varsa hepsine meydan okuyorum: Varsa çıksınlar, göstersinler. Gösteremezler; çünkü yok, yok.
Yalan üzerine bir din inşa ettiniz, ben de ‘püf’ dedim, paniklediniz…”
📌 Kur’an’da, diğer tüm dinlerde ve inançlarda suç olan 4 şey var:
1️⃣ Öldürmenin cezası var.
2️⃣ Çalmanın cezası var.
3️⃣ İftira atmanın cezası var.
4️⃣ Taciz, tecavüz ve zinanın cezası var.
📌 Bu sayılan 4 şey ABD’de suçtur, Çin’de suçtur, Rusya’da suçtur…
📌 Tevrat’ta suçtur, İncil’de suçtur, Kur’an’da suçtur, Zerdüştlükte suçtur, Mazdekilikte suçtur, Konfüçyanizmde suçtur, Kızılderililerde suçtur, eski Türk töresinde suçtur…
📌 Dini bunlar üzerine kurmayıp Emevi-kapitalist dini üzerine kurarsanız, işte o zaman bu din insan yaşamından çıkar; insanlar deist, ateist, şaman olur.
📌 Bu kapitalist Emevi dini yıkılmalıdır. Her şey yerli yerine oturmalıdır. Yoksa Allah’ın dini ortaya çıkmayacak, insanlar dinden çıkacak.
Sizi bilmem ama İhsan Hoca bana göre haklı görünüyor.
Ne dersiniz?
ŞEKER, İRAN ve İNGİLİZLER
Eskiden İran’da çaya tatlandırıcı olarak hurma ve üzüm katılıyordu. İngilizler, İran’a şeker satmaya kalktıklarında bunu başaramadılar. Sonra İranlı mollalarla irtibat kurdular. İngilizler, mollaların vereceği fetva karşılığında kazancın %10’unu teklif ettiler. Mollalar bu teklifi kabul ettiler.
İran’da cuma namazları o bölgenin en büyük camisinde ve çok kalabalık olarak kılınıyordu. Bir cuma hutbesinde mollalar şu vaazı verdiler:
“Siz Allah’ın nimeti olan hurma ve üzümü nasıl olur da çaya katarsınız? Bundan böyle çaya şeker katacaksınız.”
Bu vaazdan sonra İranlılar çaya şeker katmaya başladılar. İşler yoluna girince İngilizler, mollalara verdikleri %10 payı, satışların iyi gitmediği gerekçesiyle vermemeye başladılar. Bunun üzerine mollalar, ilk cuma hutbesinde ikinci bir fetva daha verdiler:
“Gâvur icadı şekeri çaya katmak caiz değildir.”
Bu fetva üzerine İranlılar, evlerindeki şekerleri sokaklara döktüler. Bu durum üzerine İngiliz firmaları, mecburen mollalarla yeniden masaya oturmak zorunda kaldı.
Fakat mollalar bu sefer İngiliz firmalarından %20 pay istediler. Eee… Dinsizin hakkından sahte ve uydurma Muaviye İslam inançlı sahtekâr imanlı (!) gelirmiş. İngilizler çaresiz kabul ettiler. Bunun üzerine mollalar, ilk cuma hutbesinde bu sefer de şu fetvayı verdiler:
“Biz size çaya şeker katmayın dedik ama sokaklara dökün de demedik. Şekerleri sokaklara dökmeyeceksiniz; şekeri çaya batıracak ve böylece gâvur icadı şekere boy abdesti aldırarak içeceksiniz.”
Tabii ki bu fetva İran halkı tarafından hemen yaşama geçirildi.
Dinin cahil insanları aldatmak, yönlendirmek, onları sömürmek açısından ne kadar etkili olduğunu gösteren bir örnektir. Bu, İran’da gerçekleşen yaşanmışlıktır.
Prof. Yaşar Nuri Öztürk
"…İnsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri, devlet işleri görülemez. ÇÜNKÜ BIR DEVLET IÇIN BAZI MESELELER PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR! Her uzlaşma barış değildir. Bazen geri çekilmek yalnızca karşı tarafın bir adım daha ileri gitmesine yol açar. Türk Vatanı'nın bir karış toprağı için bütün millet bir vücut olarak ayağa kalkar. Çünkü Vatan yalnızca haritada çizilmiş sınırlar değildir, hafızadır, şereftir, gelecektir. Tarih yalnızca yapılanları yazmaz, yapılması gerekirken yapılmayanları da yazar. VE BAZEN BIR ÜLKENİN KADERİNİ YÜKSEK SESLE SÖYLENEN SÖZLERDEN ÇOK SESSİZCE KABUL EDİLENLER BELİRLER. Bazen asıl mesele kimin ne konuştuğu değil, neye sessiz kalınıp neyin kabul edildiğidir…."
Atatürk/Nutuk/15-20 Ekim 1927
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez