Bakıyorum da her şeyi dışarıdan seyreden, ama sıra ahkam kesmeye gelince mangalda kül bırakmayan bazıları, ülkeye barış, adalet ve huzur getirmek için taşın altına elini koyanlara çok kızıyor, hatta onları kolayca "hain" (!) ilân edebiliyorlar!
Oysa hepimizin isteği olan barış, adalet ve huzur, sadece ele ele vermekle ve akıl dolu çabalar sergilemekle
gelebilir.
Başka Türkiye yok!
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti...
Aşağıdaki gerekçelerimle Çerçeve Yasa’ya “HAYIR” diyorum!
Millet 31 Mart’ta iktidara sandıkta mesajını vermiş, iktidar yerel seçimi kaybetmiştir. İktidarı kaybetme ihtimalini gören müesses nizam da Bahçeli üzerinden Öcalan’la yeni bir süreç başlatmıştır. Bu sürecin amacı Türkiye’yi demokratikleştirmek değil, Cumhur ittifakını, siyasi ittifakları genişleterek mevcut düzenin devamını güvence altına almaktır.
Sorunsuz hiçbir kesimin kalmadığı; işçinin, emeklinin, çiftçinin, esnafın, memurun, üreticinin, iş dünyasının ekonomik ve sosyal sorunlarla boğuştuğu bir dönemde bu sürecin başlaması tesadüf değildir. Milli iradeye saygı diyenlerin, milli irade maskesi düşmüştür.
Bugün seçilmiş Cumhurbaşkanı adayımız İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu, 28. dönem Milletvekili Can Atalay ile 30 belediye başkanımız ve yüzlerce yol arkadaşımız tutsaktır. Tutuklu yargılama istisna olmaktan çıktı, esas hâline geldi. AYM ve AİHM kararları uygulanmıyor, seçilmişlere kayyum atanıyor, muhalefetin sesi Meclis’te dahi kısılmaya çalışılıyor.
Milletvekili olduğum Bursalıların, içerisinde bulunduğum Balkan ve Rumeli camiasının kapalı kapılar ardında, iktidarın siyasi geleceğine yönelik gördüğü bu süreç ile ilgili aynı duygular içindeyim.
Böyle bir ortamda, kapalı kapılar ardında hazırlanmış, neyin karşılığında neyin vaat edildiğini bilmediğimiz eksik ve yetersiz bir Çerçeve Yasa’ya “yetmez ama evet” demek benim için mümkün değildir.
Türkiye’nin demokratik geleceğinin, Türkiye demokrasinin en kötü olduğu bu ortamda sağlanamayacağı ortadır.
Bizim itirazımız barışa, demokrasiye ya da Terörsüz Türkiye’ye değil; hukuku askıya alanların, muhalefeti susturanların, seçilmişlere kayyum atayanların kapalı kapılar ardında yürüttüğü ve millete hesabı verilmeyen bir sürece.
Bu nedenle bugün yapılacak Çerçeve Yasa oylamasında “HAYIR” diyeceğimi kamuoyuna saygıyla duyururum.
İYİ parti, Zafer partisi, Anahtar parti ittifak yapmaz, ayrı ayrı mücadele etme kararı alırsa, oyum boşa gider kaygısına mağlup olup varlık gösteremezler. İttifak yapıp seçmene Türkçü bir seçenek sunarlarsa, oyum boşa gider kaygısı ortadan kalkar ve bu ittifak en az %15 alır.
YENİ Parti, “Terörsüz Türkiye” sürecinin “Çerçeve Yasası”na EVET dedi...
Bu, sıradan bir “evet” değil; tarihe düşülen siyasi bir kayıttır.
Kurucu mirasınızda Lozan vardı…
Cumhuriyet vardı…
Atatürk ve Altı Ok vardı…
Siz, bu mirası elinizin tersiyle ittiniz.
Atatürk’ün milliyetçilik anlayışını çiğnediniz.
Kahraman şehitlerin ve gazilerin ruhlarını incittiniz.
Bundan sonra hiç olmazsa tutarlı olun:
Atatürk’ün fotoğrafını kullanmayın.
Çünkü siyasetçi unutur…
Seçmen unutabilir…
Ama tarih unutmaz.
Şu İran sınırımızdaki mayınları niye söktürdüler? Sahi Suriye deki mayınları niye söktürmüşlerdi? Benim ana hesap bu din mevzusunda kimsenin söylemediğini söyledim diye Türkiye de yasaklandı. Al bunu da kapatın. Müslümanları yöneten Yahudiler dir! Acı ama gerçek.
Sanmayın ki çerçeve yasa geçecek, her şey güllük gülistanlık.
Hayır öyle olmayacak! Bunlar kapı kilidini açma eylemi... Kısaca peşrev faslı.
Baş cazgır Tom Barrack'ın sesleriyle inleyecek çayır. Davullar çalacak, çok yağ dükülecek, eller girecek kıspetin içine!
Ne demişti ayrılıkçı Feti. Daha durun hele. Bu yasayı yeni yasalar izleyecek...
Feti'nin ruh ikizi Öcalan ne demişti... Bu yasalar Cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli. Demokratik entegrasyonun kapı kilidi...
Bilmiyoruz ki... Bundan sonraki aşamalar için ne söz verildi Öcalan'a...
Bu devlet aklıysa eğer. Vay vay vay halimize!
Size Üniter Devleti yem etmeyeceğiz!