Bilim ve sanat üzerine hissettiğim sürekli ve sınırsız bilgi edinme isteğimi, gericiliğin yobazlığın, ülkemi ve insanlığı geriye götüren her türlü etkinin karşısında gösterdiğim duruş ve direnişin temeli olarak görüyorum. Çünkü cehaletin en büyük korkusu bilgidir...
Ateistlerin dindarlara göre daha ahlaklı ve güvenilir kabul edilmelerinin öyle güzel felsefi açıklamaları var ki. Özellikle inançlıların tanrı ve ötedünya olmadan yaşamı anlamsız bulmaları ve ateistlerin ise tüm anlamı mevcut fiziki dünyada görmeleri. Çok net ayrım noktası bu.
Rüyamda bilim, Allahın varlığıni kanıtlıyor. Çok acayip bir yöntem ve öykü ile hem de. Dünya ikiye bölünmüş. Ikna olanlar, olmayanlar diye ve bu kez dindarlar bu keşfi kabul etmiyor, ateistler dindarlara allahı göstermeye çalışıyor. Sabah gerçek hayata dönemedim yemin ediyorum
Orijinalin sahtesini yapan, kolay ulaşılsın diye onu ucuz yapar.
Orijinal fikrin sahtecisi de aynı mantıkla, taklidine kolay ulaşılsın diye onu anlaşılır yapar.
Bu nedenle orijinal üretimin sahtesi daha fazla satıyorsa, orijinal fikrin sahtesi de her zaman daha fazla satar.
Sosyal medyada, ekşi sözlükte sürekli John Wick, Jason Bourne, James Bond, Ethan Hunt karşılaştırmaları yapılıyor. Eğlenceli sohbetler bunlar ama Bourne'un bu klasmanda yiyemeyeceği rakip yok dostlar, gerçekçi olalım. Modern çağ ninjası Bourne... Dramatik derinliği de bonusu.
Ettiğimiz yeminler hiç kimseye onurlandırıcı, kutsal, anlamlı gelmiyor değil mi? Askerlik yemini, evlilik yemini, meslek yemini... Mecburen söyletilen, dayat��lan formaliteler gibi sanki. Değiller. Anlamlılar, baģlayıcılar ve onur taşıyorlar. Verilen söze bağlı kalmak erdemdir.