Ülkede ne sanat konuşuluyor ne müzik ne kitap ne de herhangi bir etkinlik…
Konuştuğumuz şeyler dolandırıcılık, gözaltı, hapis, fakirlik, yoksulluk, hırsızlık, cinayet, mafya…. Ne söylenir bilmiyorum ama ülkenin acilen bu işkenceden kurtulması gerekiyor.
Arkadaşlar, bir hırsız suçüstü yakalandığında, ondan sadece “mesleği bırakması” beklenmez.
Çaldığı alınır, hapse yollanır.
Yani… Normalde böyle olması gerekiyor.
Fon olayı gösterdi ki Türkiye'nin sorunu bir türlü ölmek bilmeyen emekliler ya da iş beğenmeyen gençler değil, ülke kaynaklarını sömüren hırsızlardır .
Açık konuşalım Türkiye çöküyor. Okullarda çocuklar silahlı saldırılar gerçekleştiriyor, borsada hortumcular halkı soyuyor, emekliler anayasa mahkemesi önünde intihar ediyor, gıda enflasyonu almış başını gidiyor, işsizlik, iş cinayeti, düşük ücret, mobbing, iş yeri tacizleri gırla. Hakkını alamayan yüzlerce emekçiler var. Doğası kirleniyor, demokrasisi boğuluyor, sağlıklı yiyeceğe ulaşım zorlaşıyor, evlilik oranları düşüyor, nüfus yaşlanıyor, fakirler daha da fakirleşiyor, zenginler daha da zenginleşiyor.
Sosyalizm ışığında Demokratik Devrim için komiteler oluşturma dışında hiçbir şey gerçekten bir çözüme yönelik ifade taşımıyor. Mafyanın, rantın, suçun, çürümenin, yozlaşmanın ve emperyalizmin karşısına dikilecek cesur gençler ya vardır ya da toplum tümden çökecek ve tarihten tüm ulus silinecektir.
Tüm gününü bir balık pazarında geçirirsen, tek bir balığa dokunmasan bile üzerine balık kokusu siner. Ama gününü bir parfüm dükkanında geçirirsen, hiçbir şey satın almasan bile oradan mis gibi kokarak ayrılırsın. İçinde bulunduğun ortam er ya da geç ruhuna bulaşır. Sürekli şikayet edenlerin yanındaysan her yerde olumsuzluk görürsün, bahane üretenlerin yanındaysan asla değişemezsin. İşin en çılgınca tarafı ne biliyor musun? O kokunun içinde yıllarca yaşayıp, normal havanın o olduğunu sanabilirsin; neyin içinde oturduğunu ancak orayı terk ettiğinde anlarsın. Çevrenin kokusu her zaman seni takip eder.
Demek ki neymiş okula polis görevlendirmekle bu işler çözülmüyormuş.
1- Okumak istemeyen çocuk asla okula gönderilmeyecek.
2- Okul yönetimi insiyatif alacak, problemli çocuğun derhal okuldan ilişiğini kesecek.
Gente, alguém pode me explicar como uma única pessoa consegue trabalhar das 9h às 18h, fazer 10 000 passos por dia, ir à academia três vezes por semana, cozinhar refeições caseiras, manter a casa impecável, passar tempo de qualidade com a família, dormir oito horas por noite, ler livros, aprender idiomas, ter hobbies, cuidar da saúde, ser atraente o tempo todo… e ainda assim conseguir não acabar com um transtorno de ansiedade?
Tenho a impressão de que nos venderam uma imagem da vida que é simplesmente impossível de sustentar na realidade.
hayatın hilesi:
olmak istediğin kişi gibi davranmak, zaten olmak istediğin şeyi olmuşsun veya sahip olmak istediğin şeye sahipmişsin gibi yaşamak.
> bunu yaptığında yeni "normal" bu oluyor... ve ona göre yaşıyorsun, kazanman daha kolay oluyor.
Arkadaşlar, değişim öyle konforlu kitaplarda birkaç hap bilgi okuyarak olacak bir şey değil. Değişim sancılı bir süreçtir. İnsan kendisiyle evire çevire savaşır, yüzleşir, bazı alışkanlıklarından vazgeçer, bazı gerçekleri kabul eder. Rahatının, keyfinin kaçarı vardır bu işin.
Ömrünüzde herkesin sağlıklı bir arada ve huzurlu olduğu kısacık bir dönem olur. Anne babanız hayatta ve dinç, çocuklarınız henüz küçük, eviniz kalabalık ve neşelidir. O günler çok sıradan görünür, telaştan fark etmezsiniz ve hiç bitmeyecek sanırsınız. Biter. Zaman kimseyi beklemez, herkesi bir yerlere savurur ve o kapı sessizce kapanır. Kapanmadan kıymetini bilin; daha çok sarılın, daha çok dinleyin, daha çok aynı sofrada kalın, daha çok fotoğraf çekilin. Çünkü yıllar sonra dönüp baktığınızda en çok o basit sandığınız akşamları, o içten gülüşleri özleyeceksiniz. Giden anlar asla geri gelmiyor.
—Emre Valez
Sabah kahvesi, cilt bakımı gibi rutinlerimiz hayatı daha anlamlı yapar.
Çünkü insan, dünyayı anlamlandırmak için düzene, öngörülebilirliğe ve tutarlılığa ihtiyaç duyar. Rutinler beynimize "dünya düzenli ve öngörülebilir bir yer" sinyali vererek hayatı daha anlamlı hissettirir.
Borderline örüntüye sahip biri için süreklilik dayanılması zor bir şeydir. Aynı yerde kalmak, aynı insanlarla olmak, aynı rolü sürdürmek… içindeki boşluk duygusunu daha da derinleştirir. Bir şey değişmeli, bir şey kopmalı, bir şey başlamalıdır.
Hep.
Çağın en iyi yatırımı psikolojik sağlamlılıktır dostlar. Bu umursamazlık değil,kendini yönetebilme becerisidir. Kırıldığında dağılmamak,haksızlık gördüğünde kendini tüketmemek, kaybettiğinde yeniden başlayabilmek,herkesin seni anlamasını beklemeden kendi gerçeğinde durabilmektir.