Gazeteci Oya Lale Özan Arslan’ın tutuklanması, basın özgürlüğüne vurulmuş ağır bir darbedir.
Gazeteciyi susturmak için tutuklama kullanılıyorsa orada hukuk değil, korku siyaseti vardır.
Soru sormak suç değildir.
Eleştirmek suç değildir.
Haber yapmak suç değildir.
İktidarın hoşuna gitmeyen sözleri söylemek hiç suç değildir.
Tutuklama, peşin ceza değildir.
Muhalif sesi kısmak için kullanılan bir sopa hiç değildir.
Anayasa’nın 26. ve 28. maddeleri kâğıt üzerinde süs olsun diye yazılmadı. İfade ve basın özgürlüğünü korumak için vardır.
Gazeteciyi cezaevine koyarak gerçeği hapsedemezsiniz.
Haberi susturarak hakikati yok edemezsiniz.
Bugün gazeteciye uzanan bu hukuk dışı el, yarın konuşan herkese uzanır.
Oya Lale Özan Arslan derhal serbest bırakılmalıdır.
GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR!
BASINI SUSTURMAK DEMOKRASİ DEĞİLDİR!
Özgür Özel yağmurun altında yürüdü, Meclisin önüne geldiğinde güneş açmıştı.
Meclisin önünde Özel şunu söyledi: Dayaktan yılmam, gazdan korkmam ama bir kez daha kaybetmeye tahammül edemem.
Özgür Özel ve ekibi, gerçek CHP biziz iddiasıyla ilerleyecek.
Kemal Kılıçdaroğlu tarafı ise sistemin desteğini her adımda hissettirerek, ellindeki mühürü sonuna kadar kullanacak.
Her iki taraf için de bundan sonrası çiçek bahçesi olmayacak.
Siz bakmayın Özgür Özel şunu yanlış yaptı bunu yanlış yaptı diye yumuşak sedirinde kıçından ahkam kesenlere. Özgür Özel tek başına müthiş bir demokrasi mücadelesi veriyor. Genel merkezden çıkması bile partiyi korumak için yaptığı bir hamle parti binasına polis yollayan utanmazlara karşı bir CHP lilik gösterisi.
Muharrem İnce... Sen haklıydın ya... Gizli AKP'liymiş bu. Tarihin en sinsi operasyonunda yalnız kaldın, dilinde tüy bitti, inanmadık sana. Bir senden bir de luppo adamdan özür dilerim.