Dîren’i gördüm rüyamda. Üzerinde ilkokul önlüğü olan fotoğrafı vardı albümde ama gerçekte Dîren hiç okul okumamıştı bambaşka bir okul okumuştu. Sonra onun ürettiği bir heybeyi takıyordum boynuma gülümsüyordum. Ruhun şad olsun Rihan ruhun şad olsun Dîren ruhun şad olsun Aliye
Ahmet ve Hüseyin, birbirlerini hiç tanımayan ama kemikleri önce Kizwan Dağı’ndan Garzan’a; orandan Kilyos kaldırımlarına, oradan köylerindeki o heybetli dağlara bakan evlerinin önündeki meşe ağacı altındaki mezarlıkta buluşan iki kardeşin hikayesi…
https://t.co/6kgQGNoqVf
Sanma ki hakkın kalır ademde,
Kağıt da şahittir yazan kalem de,
Bırak ertelensin tüm duruşmalar,
Şaşmaz adalet, ilahi alemde.
“Allah’ın değirmeni ağır döner ama ununu ince eler.”
Gülistan’ın Munzur Üniversitesi’ndeki en yakın arkadaşıydı. Sırdaşıydı, kardeşiydi. Derslikte aynı sırayı, yurtta aynı ekmeği, hayatta aynı düşü paylaşmışlardı.
“Gülistan Doku’ya ne oldu?” diye sorarken, arkadaşı Rojvelat Kızmaz’ın cansız bedeni Batman’da, Hasankeyf Barajı’ndan çıkarıldı.
Artık bu bir tesadüf değil. İçimize çöken o şüphe, güçlü bir kanaate dönüşmüş durumda.
Gülistan’ı yıllarca sorduk. “Nerede?” dedik. Devletin, şehrin, sokakların yüzüne haykırdık. O sorunun cevabını alamadan, gazeteci arkadaşımız Mehmet Kızmaz’ın da kardeşi olan Rojvelat’ın yasını tuttuk.
İki isim. İki genç hayat. İki yarım kalmışlık. Gülistan Doku hâlâ yok. Rojvelat Kızmaz artık hiç olmayacak. Rojvelat’ın anısına, Gülistan’ın adaletine sözümüz var: Susmayacağız. Unutmayacağız. Sormaya devam edeceğiz.
Gülistan nerede?
Rojvelat’a ne oldu?
Kaç mevsim kırlara çıkıp
çiçekler topladık mezarlar için
Belki ürküttük tarla kuşlarını
belki kurdu kuşu ürküttük
ama aşkı ürkütmedik hiç...
Ahmet Telli