CHP’nin AKP ile “normalleşme” sicili
Öncesini bir kenara bırakalım…
15 Temmuz-7 Ağustos 2016 Yenikapı Ruhu: Fethullahçı fesatı darbe yapacak noktaya getiren iktidar bunun sorumluluğuyla zayıf düşmüşken CHP ona can simidi oldu. Darbe tehdidi atlatılmı��tı, şimdi muhalefet-hükümet ayrımı olmaksızın elbirliği ile demokrasi ve hukukun üstünlüğü tesis edilecekti. Bu “ruh” sırasında Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan, Özgür Özel Meclis Grup Başkanvekili idi. Son derece uyumlu bir görüntü verdiler. AKP ilk haftaların sarsıntısını atlatıp kendi yolunda hamle üstüne hamle yapmaya başlayınca “kontrollü darbe” diye bir kavram keşfettiler. Ama ruh bir kez özgür kalmıştı!
2019-2021 arasında “kucaklama”, “birleştiricilik”, “helalleşme” vurgusu hakim oldu. Belki bunlar iktidarla değil toplumla yapılacaktı ama AKP’ye benzeme açısından epey yol aldı CHP bu yıllarda. Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel arasında CHP’nin bu politikalarına dair herhangi bir anlaşmazlık gözlenmedi.
AKP artıklarının da yer aldığı Altılı Masa kurulurken, yani 2023 seçimlerine gidilirken de CHP’de bugün gerilimde öne çıkan isimlerin hiçbirinin farklı bir yaklaşımı olmadı. CHP’yi AKP’nin alanına sokma, ona daha fazla benzetme konusunda kolektif bir çaba yürütüldü. Davutoğlu ve Babacan’ı Cumhuriyetçi kesimlere pazarlamak için elbirliği ile çalıştılar.
2023 Kasımı’nda CHP’de Kurultay gerçekleşti. Özgür Özel Genel Başkan seçildi. Kılıçdaroğlu ise Kurultay öncesinde Cumhurbaşkanı adayı olduğu, milletvekili seçimlerine girmediği için Meclis’in de dışında kaldı, ofisine çekildi.
CHP 2024 yerel seçimlerinde başarılı oldu, birinci parti konumuna geldi. Parti tabanında “derhal erken seçim” beklentisi ortaya çıktı. Özgür Özel ve arkadaşları, “halk seçim istemiyor, böyle bir talebimiz olmayacak” diyerek “normalleşme”den söz etmeye başladı. AKP ve Erdoğan ile ilişkilerde yumuşama arayışında olduğunu defalarca tekrarladı. Ekrem İmamoğlu da benzer açıklamalar yaptı. Kılıçdaroğlu tepki gösterdi, “Erdoğan ile normalleşilmez, nesiyle normalleşeceksiniz” dedi. Özgür Özel ısrarla “normalleşme” çizgisini savundu, hatta bu açılımı Kılıçdaroğlu’nun “hellalleşme” politikasına benzetenlere “normalleşme bana aittir” diye itiraz etti.
İktidarın yanıtı yerel yönetimlere operasyon oldu. Anlamı açıktı: “Seçme ve seçilme hakkını takmayız, siyasetin alanını daraltırız, bizim normalimiz budur.”
İktidarın normalinde son aşama Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına atanması oldu. Kendisi AKP medyasından kamuoyuna büyük bir rahatlık ve pişkinlikle seslenmeye devam ediyor. Normalleşti, hatta normalleşmenin de ötesine geçti. Özgür Özel ise “Saray rejimine hizmet” ile suçlamakta kendisini.
Yukarıdaki kısa özette sömürü düzeni yok, emperyalizm yok, Cumhuriyet yok, laiklik yok, NATO yok, “çözüm süreci” yok, hiçbir önemli konu yok. Sadece ve sadece CHP’nin AKP ile ilişkilerine dair çok genel bir fotoğraf var.
Yeterince açıklayıcı olmalı.
ABD’nin Küba Devriminin liderlerden Raúl Castro’ya “cinayet” suçlaması yöneltmesi hukuk değil, açık bir siyasi operasyondur. 1996’da iki uçağın düşürülmesine dayanan ABD iddianamesi, Küba’nın hava sahası ihlali karşısında meşru müdafaasıdır. Bu olay bahanesiyle bugün hedef alınan şey bir kişi değil, doğrudan Küba’nın bağımsızlığıdır.
Küba, kendi hava sahasını koruma hakkını dün de savundu, bugün de savunur.
#Küba #Cuba #RaúlCastro #RaúlEsRaúl #CubaVencera #CubaNoEstaSola
ABD’nin saldırganlığı karşısında Küba’nın yanındayız!
Amerikan emperyalizmi Küba Devrimi’nden bugüne, 67 yıldır, Küba halkını teslim almak için akla gelebilecek her türlü kötülüğe başvurdu.
67 yıla, Domuzlar Körfezi işgalini, CIA operasyonlarını, sabotajları, tarım arazilerine dönük biyolojik saldırıları, Küba liderliğine yönelik yüzlerce suikast girişimini, paramiliter güçlerin terörist faaliyetlerini, diplomatik kuşatmayı, medya operasyonlarını, ticari, finansal ve ekonomik ablukayı, ülke içinde karşı devrim yaratma girişimlerini sığdırdı.
Hepsinde başarısız oldu. Amerikan egemenlerinin Küba’yı çökertmek için koparttıkları onca gürültü, tahsis ettikleri onca kaynak çöpe gitti. Çünkü karşılarında makbul bulmadıkları bir “rejim” değil, bağımsızlığını devrimle kazanmış örgütlü bir halk vardı.
Ancak yıkıcı politikalarından vazgeçmediler.
Çünkü burunlarının dibinde, uyduları olarak gördükleri bir adada egemen, kamucu, planlamacı ve sosyalist bir iktidarın altmış yılı aşkın süredir ayakta kalmasını tarihsel bir yenilgi olarak görüyorlar. Çünkü Küba Devrimi, Latin Amerika halklarına başka bir yolun mümkün olduğunu gösterdi; emperyalizmin “arka bahçe” düzenine meydan okudu. Vaşington’un bitmeyen öfkesi ve kuyruk acısı tam da buradan kaynaklanıyor.
ABD yönetimleri bu kuyruk acısıyla Küba karşısında başarısız oldukça vites yükseltti, saldırganlığın dozunu arttırdı. Sovyetler Birliği çözülürken de, Küba Devrimi’nin lideri Fidel Castro hayatını kaybettiğinde de Küba’yı boğabileceklerini düşündüler, ama olmadı.
Bugün ABD emperyalizmi zayıflayan uluslararası hegemonyasını tahkim etmek için başlattığı saldırganlık dalgasının parçası olarak bir kez daha Küba’yı teslim almayı deniyor. İnsan hakları ve demokrasi sosuyla süslenmiş eski diplomatik dili tamamen bir kenara bırakıp vahşi bir sömürgeci ağzıyla Küba’ya tehditler savuran Donald Trump 67 yıllık “Amerikan rüyasını” gerçekleştiren başkan olarak tarihe geçmek istiyor.
Trump yönetiminin Küba politikası kamuoyunca bilinmektedir. Son aylarda özellikle enerji alanına yoğunlaşan yaptırımlar, yakıt tedarik zincirlerini hedef alan müdahaleler, üçüncü ülkelere uygulanan baskılar ve finansal kuşatma araçlarının genişletilmesi; Küba’yı ekonomik felç noktasına sürüklemeyi amaçladı. Gerçekten de, uzun elektrik kesintileri, ulaşım krizleri, üretimde aksamalar ve temel ihtiyaç maddelerine erişimde yaşanan güçlükler Küba’da gündelik hayatı olağanüstü zorlaştırdı, ülke insanının sağlığını, geleceğini tehdit eder bir noktaya getirdi. ABD yönetiminin hesabı Kübalıların haklı olarak “soykırım” olarak nitelendirdiği bu politikalarla Küba halkına boyun eğdirmek, Küba’daki devrimci iktidarı bu şekilde yok etmektir.
Kübalı kardeşlerimizin bu saldırganlık karşısında havlu atmak yerine, ablukanın sebep olduğu karmaşık sorunlarla var güçleriyle mücadele ettiklerini, toplumsal seferberlik ve dayanışma içinde yaratıcı çözümler ürettiklerini, günü kurtarmanın ötesinde uzun vadeli planlar çerçevesinde ülke ekonomisini ve enerji güvenliğini Amerikan emperyalizminin cenderesinden kurtaracak stratejik adımlar attıklarını biliyoruz. Küba Komünist Partisi ablukaya rağmen kamusal sağlık sistemini, eğitimini ve sosyalizmin diğer kazanımlarını savunmaya devam ediyor. Emperyalizmin beklediği toplumsal çözülme gerçekleşmedi. Küba halkı diz çökmedi. Bunun en açık ifadesi milyonlarca Kübalının imzasını verdiği “İmzam Vatan İçin” kampanyası ve Adanın her yerinde halkın kararlı direnişini gösteren kitlesel 1 Mayıs mitingleri oldu.
İstediği sonucu elde edemeyen Trump yönetimi bu kez doğrudan askeri müdahale tehdidini daha şiddetli dile getirmeye başladı. Özellikle siyasi kariyerini Küba düşmanlığı ile şekillendirmiş Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve çevresinde kümelenen Küba düşmanı çevre, Amerikan devletinin zaten tarihsel olarak saldırgan olan Küba politikasını daha kontrolsüz, daha intikamcı ve daha savaşçı bir çizgiye itmektedir. Miami merkezli ilhakçı çevrelerle, Cumhuriyetçi Parti’nin aşırı sağ kanadıyla ve devlet bürokrasisi içindeki müdahaleci odaklarla iç içe geçmiş bu yapı; ekonomik soykırımın yetmediği yerde doğrudan askerî seçeneklerin tartışılmasını teşvik etmektedir.
Amerikan gericilerinin Küba’ya askeri bir saldırıya yeltenmesi durumunda, Küba halkı devrimin bütün tarihsel birikimiyle, örgütlülüğüyle ve anti-emperyalist bilinciyle ülkesini savunacaktır. Böyle bir saldırı durumunda, Amerikalılar karşılarında yalnızca Küba’nın silahlı kuvvetlerini değil, devrimci anavatanlarına sahip çıkan milyonları bulacaktır.
Biz Türkiye Komünist Partisi olarak bu konuda en küçük bir tereddüt taşımıyoruz.
Dün olduğu gibi bugün de Küba’nın yanındayız. ABD emperyalizminin her türlü saldırısına, kuşatmasına ve askeri müdahale tehdidine karşı Küba halkıyla dayanışmayı büyütmeyi tarihsel bir görev kabul ediyoruz.
Ve açıkça ilan ediyoruz:
Emperyalist bir saldırı durumunda, Küba’nın savunulması için elimizdeki tüm siyasal, örgütsel ve toplumsal imkanları seferber etmeye hazırız.
Küba’yı yalnız bırakmayacağız. Emperyalist zorbalık, insanlığın onurunu ve sosyalizmin bayrağını taşıyan Küba halkının direncini aşamayacak. TKP, dünyanın dört bir yanında bu direnci desteklemek için büyüyen enternasyonalist dayanışmanın öncü kuvvetlerinden olmaya devam edecek.
Yaşasın Küba! Kahrolsun emperyalizm!
😊👩🏫 Öğrencileri için yaşayan bir öğretmenin gülümsemesi,
👦👧 Gelecekleri için sınıflara doluşan miniklerin neşesi,
🎒📚 Sınıfların ışığı sönmesin diye:
#Küba’ya Güneş Topluyoruz! ☀️🇨🇺
Zorluklara rağmen görevini aşkla yapan o güzel insanların emeği karanlıkta kalmasın. ❤️🕯️
Siz de dayanışmaya katılın. ✊🚩
📍Sen de destek vermek için aşağıdaki hesaplara bağış yapabilirsin:
JOSE MARTİ KÜBA DOSTLUK DERNEĞİ
Remzi Oğuz Arık Mahallesi, Büklüm Caddesi, No: 38/7, 06680, Çankaya Ankara
TÜRKİYE İŞ BANKASI
Şube Adı: Meşrutiyet
Şube Kodu: 4213
SWIFT Kodu: ISBKTRIS
TL HESABI
Hesap No: 1250379
IBAN: TR98 0006 4000 0014 2131 2503 79
USD HESABI
Hesap No: 1098551
IBAN: TR02 0006 4000 0024 2131 0985 51
EURO HESABI
Hesap No: 1098584
IBAN: TR81 0006 4000 0024 2131 0985 84
@siempreconcuba@PresidenciaCuba@CubaMINREX@Embacuba_Turqui
#CubaNoEstaSola #CubaVencera
#100AnosConFidel #Fidelle100Yıl
Emeğin ve Cumhuriyetin 1 Mayıs'ını coşkuyla selamlıyoruz!
Piyasalaşmaya, gericiliğe ve bilim dışı uygulamalara karşı; laik, bilimsel, kamusal ve parasız sağlık hizmetlerini savunuyoruz.
Halkın ruh sağlığı için, emeğin cumhuriyeti için 1 Mayıs’tayız!
Yaşasın 1 Mayıs!
Deprem ve pandemide ülkemizin yardımına koşan Küba için bu kez Türkiye’den bir dayanışma kampanyası
“Küba için güneş topluyoruz” kampanyasının ayrıntılarını öğrenmek ve destek vermek için👇
https://t.co/NMSkjEF9t8
Dayanışmaya çağrı:
KÜBA’YA GÜNEŞ TOPLUYORUZ
Değerli Küba dostları,
Derneğimizin Küba Cumhuriyeti devleti ile yapmış olduğu protokol ve Türkiye’deki resmi makamlardan aldığı izin kapsamında “Küba’ya Güneş Topluyoruz” sloganıyla bir dayanışma kampanyasını bugün itibarıyla başlattık.
Kampanyamızla, Küba’nın güneş enerjisi üretimini arttırmak için sürdürdüğü seferberliğe destek olacağız.
Küba’nın Santa Clara kentinde bulunan Üniversite Hastanesi Ernesto Che Guevara Kardiyoloji Merkezi, Daniel Codorniu Pruna Genel Eğitim Hastanesi ve Freddy Maymura Hurtado Psikopedagoji Merkezi’ne gönderilmek üzere,
• Güneş panelleri
• İnverterler
• Enerji depolama için bataryalar temin edeceğiz.
Neden güneş panelleri?
Küba, petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 30’unu kendi kaynaklarıyla karşılayabilse de, son dönemde adaya petrol girişinin tamamen engellenmesi ve yakıt sıkıntısı nedeniyle elektrik üretiminde ciddi sorunlar yaşıyor. Bu durum, uzun ve yaygın elektrik kesintilerine yol açıyor. Yaratıcılığını ve direngenliğini her zaman olduğu gibi bu zorluk karşısında da gösteren Küba, güneş paneli sistemlerinin yaygın şekilde kurulmasına odaklanmış bulunuyor. Küba’nın bu yaşamsal mücadelede galip gelmesini sağlayacak enerji dönüşümüne destek olmak ve Küba halkının ihtiyacına olanaklarımız ölçüsünde yanıt vermek amacıyla kampanyamız, güneş panelleri ve tamamlayıcı ekipmanların temin edilmesine dayanmaktadır.
Hastanelerde elektrik, yalnızca aydınlatma sağlamak için değil, çeşitli tıbbi cihazların çalışması için de hayati öneme sahip. Gönderdiğimiz paneller, ventilatörler, röntgen vb gör��ntüleme sistemleri, tıbbi müdahale ekipmanları, ilaç ve numuneler için soğutucular ile havalandırma sistemleri gibi kritik cihazların çalışmasını da sağlayacak.
Kampanyaya bağışlarınızla destek olun, Küba halkına yanlarında olduğumuzu hissettirelim.
Küba’nın yalnız olmadığını gösterelim.
Her fırsatta başka halkların yardımına koşmayı ödev bilmiş Küba halkıyla dayanışma sırası şimdi bizde.
*Ankara Valiliği izni ve 06.2026.4513 faaliyet numarası
#Cuba #Küba #CubaNoEstaSola #Fidelle100Yıl #100AñosConFidel
Çocukların güvensizlik içinde büyümesine, eğitim emekçilerinin şiddet ve tehditle kuşatılmasına, eğitimin sermaye ve tarikat düzenine teslim edilmesine razı olmayacağız. #TarikatınBakanıYusufTekinİstifa
İzmir’de sahada çalışan hekimlerin sesi net:
Yalnız değiliz. Yalnız kalmayacağız.
Şiddetin, ağır iş yükünün ve değersizleştirilen emeğin karşısında;
yalnızca konuşan değil, birlikte değiştiren bir irade kuruluyor.
>>>
🔴TKP'den öğretmenlerin eylemlerine destek
❝İş bırakma kararı alan öğretmenlerimizin yanında olduğumuzu ifade ediyor; bu kararın en geniş katılımla uygulanabilmesi için tüm öğretmenleri iş bırakmaya, velileri ise çocuklarını okula göndermeyerek destek vermeye çağırıyoruz.❞
https://t.co/Ha20blS6l5
İzmir Tabip Odası seçimleri için Yönetim Kurulu aday olan Prof.Dr. Dilek Yeşim Metin ve Uzman Dr. İnan Mutlu’nun kısa açıklamaları aday toplantısına katılan İzmir Çağdaş Hekim’in coşkusu ile buluştu.
5 Nisan Asistan Hekimler Günü’nde, emeğimizin, uykusuz nöbetlerimizin ve görünmeyen yüklerimizin fark edilmesini istiyoruz. Bizler sadece sağlık hizmetinin yükünü taşıyan değil, aynı zamanda bu sistemin geleceğini kuracak olan hekimleriz.
İzmir Çağdaş Hekim