🔴 Konya Ereğli’de çiftçi Ayhan Gönülal’a, sulama maliyetlerini düşürmek amacıyla tarlasına kurduğu güneş paneli nedeniyle MEDAŞ tarafından 176 bin 900 TL para cezası kesildi.
Bu kadar bol sıfır olunca biz fani vatandaşlar parayı tam idrak edemiyoruz. Burada bahsedilen parayı anlayabilmek için şöyle kolaylaştıralım;
Her ay kenara 500 bin lira atsanız buradaki paraya ulaşmak için 150 sene geçmesi gerekiyor.
Sayın Cumhurbaşkalığından ricamdır:
Eğer bu konuda uzman bir kurul kurulursa bizler hem Finans konusunda bilgili, hem şeffaf, hem vatansever, hem de kod yazabilen kişiler olarak 24 saat içinde son 5 yılda bu işin içinde olan tüm hesapları ortaya çıkarırız.
Son 1 ay bir çok şeyi saklı bırakacaktır.
Saygılarımla.
https://t.co/8JxQi4SJEx
ÇIRAK VE STAJ MAĞDURU NE KAYBETTİ?
KAYIP ÜSTÜNE KAYIP
EYT düzenlemesi yapılırken çırak ve staj mağduriyeti de giderilseydi, gerekli prim günü ve sigortalılık süresini tamamlamış çok sayıda insanın hayatında yeni bir dönem başlayabilecekti.
Olmadı.
Emeklilik kapısının dışında kalanlar için bekleyiş devam etti. Ancak bu bekleyişin ekonomik bedeli yerinde durmadı. Alınamayan aylıkların üzerine başka kayıplar eklendi.
Çırak ve staj mağduru yalnızca emekliliği beklemedi; beklediği her dönemde yeni bir kayıpla karşılaştı.
1. Alabilecekleri emekli aylıklarından mahrum kaldılar.
Burada sözünü ettiğimiz kişiler; çıraklık veya staj başlangıçları emeklilik bakımından kabul edilseydi diğer şartları da sağlayarak Mart 2023’te başvurabilecek ve aylıkları 1 Nisan 2023’ten başlayabilecek olanlardır. Bütün çırak ve staj mağdurlarının aynı tarihte emekli olabileceğini söylemiyoruz.
Bu durumdaki ve hâlâ emekli olamamış bir kişi açısından Nisan 2023–Eylül 2026 dönemi, 42 aylık emekli gelirinden mahrum kalınan bir dönemdir.
Dokuz ay 2023’te, on iki ay 2024’te, on iki ay 2025’te, dokuz ay 2026’da…
Bu kayıp, bugünkü aylığın 42 ile çarpılmasıyla doğru hesaplanamaz. Her dönemde alınabilecek aylık, o dönemin artışları ve kişinin hizmet bilgileriyle ayrı ayrı belirlenmelidir.
Fakat hesabın temel gerçeği değişmez: Her alınamayan aylık, bir evin bütçesinde eksik kalan gelirdir.
2. Bayram ikramiyelerinden de mahrum kaldılar.
Emekli aylığı bağlanamayınca, bu aylığa bağlı bayram ikramiyelerinden yararlanma imkânı da doğmadı.
2023 yılında bayram başına 2.000 lira olan ikramiye, 2024’te 3.000 liraya, 2025’te 4.000 liraya yükseldi. İlgili ödeme şartlarını sağlayabilecek kişiler açısından bunlar da kayıp hesabına eklenmelidir.
Bayram ikramiyesi bir aile için torunun harçlığı, mutfak alışverişi veya ertelenmiş bir ihtiyacın karşılığı olabilirdi.
Bekleyen yalnızca bir emeklilik dosyası değildi. O dosyaya bağl�� aile hayatı da bekliyordu.
3. Banka promosyonlarından yararlanamadılar.
Emekli aylığı olmayınca emekli banka promosyonu alma imkânı da oluşmadı. SGK, Mart 2024’te promosyon tutarlarının 8.000–12.000 lira aralığına yükseltildiğini duyurdu.
Promosyon her yıl ödenen bir gelir değildir. Banka, aylık tutarı, kampanya ve taahhüt süresi dikkate alınmalıdır. Üç yıllık taahhüt dönemleriyle sunulan bu imkândan yararlanamamak da ekonomik kaybın bir parçasıdır.
4. Gecikme, gelecekte bağlanacak aylık bakımından da risk yarattı.
Mağduriyetin en ağır yönlerinden biri burada ortaya çıkıyor.
Bir insan geçmiş aylıklarını alamadığı gibi, daha sonra emekli olduğunda başvuru yılına bağlı hesaplama farkıyla da karşılaşabiliyor.
2024–2025 emeklilik başvuruları arasındaki fark, bunun somut örneğidir. Güncelleme katsayısı ve aylık artışlarının farklı işleyişi, benzer hizmet geçmişlerinde farklı aylıklar doğurabildi. Yaklaşık yüzde 30 fark konusu Bakanlığın açıklamalarına da yansıdı. Ancak bu oran, kişiye özel hesap yapılmadan bütün mağdurlara uygulanamaz.
Burada doğru ifade, “2024’te aylık bağlama oranı düştü, 2025’te tekrar düştü” değildir. Aylık bağlama oranı ile güncelleme katsayısı farklı unsurlardır; söz konusu kayıp, başvuru yılına bağlı aylık hesaplama farkıdır.
Emekliliğe hak kazanmış kişi avantajlı yılda başvurmayı değerlendirebilir. Başlangıcı kabul edilmediği için emekli olamayan çırak ve staj mağdurunun ise böyle bir seçeneği bulunmaz.
Tercih edemediği bir gecikmenin ekonomik sonucunu da kendisi taşır.
Bu nedenle mesele iki yönlüdür: Geçmişte alınamayan gelirler ve gelecekte bağlanacak aylığın daha düşük kalabilmesi.
Herkes için “kayıp iki katına çıktı” şeklinde kesin bir oran verilemez. Ancak mağduriyetin hem geçmiş gelire hem gelecekteki gelire uzanabildiği açıktır.
5. Parayı zamanında kullanabilme imkânını kaybettiler.
Alınamayan aylığın kaybı yalnızca tutarından ibaret değildir.
O para zamanında alınsaydı kredi kartı borcu azaltılabilir, kredi kapatılabilir, kira ödenebilir veya tasarruf yapılabilirdi.
Herkesin parasını yatırımla değerlendireceğini varsayamayız. Fakat borcu olan bir kişi için zamanında gelen gelir, faiz yükünü azaltma imkânıdır.
Dolayısıyla kayıp hesabında yalnızca muhtemel yatırım getirisi değil, gelir yokluğu nedeniyle taşınan ek borçlanma maliyeti de incelenmelidir. Aynı para için hem yatırım getirisi hem borç faizi gelişigüzel toplanmamalı; kişinin gerçek durumuna göre hesap yapılmalıdır.
6. Kıdem tazminatını zamanında değerlendirme imkânı da ertelendi.
Emekli olabilseydi, kıdem tazminatına hak kazanma koşullarını sağlayarak işten ayrılan kişi, işyerinden alacağı toplu parayla borçlarını kapatabilir, ailesinin ihtiyaçlarını karşılayabilir veya yatırım yapabilirdi.
Emekliliğin gecikmesi, bu imkânı da erteledi.
Buradaki kayıp, kıdem tazminatının bütünüyle ortadan kalkması değildir. O parayı zamanında kullanabilmenin, borç faizinden kurtulmanın ve muhtemel getirisinden yararlanmanın gecikmesidir.
Elbette yaş dışındaki emeklilik şartlarını tamamlayarak veya başka bir yasal gerekçeyle kıdem tazminatını zaten alabilecek kişilerin durumu ayrıca değerlendirilmelidir. Bu kayıp herkes için otomatik kabul edilemez.
Fakat bu imkânı emeklilikle birlikte elde edebilecek kişi açısından bekleyen yalnızca emekli aylığı değil, yılların emeğiyle kurulacak hayat planıdır.
7. Emeklilikle çalışma hayatını yeniden planlama imkânını kaybettiler.
Mevzuatın izin verdiği özel sektör çalışmalarında, şartları sağlayan emekliler aylıklarını alırken sosyal güvenlik destek primi kapsamında çalışabilir. Kamu çalışmaları ve diğer istisnalar ayrıca değerlendirilir.
Bu imkândan yararlanabilecek bir mağdur açısından “Zaten çalışıyordu, kaybı yok” denilemez. Çalışma ücreti, alınabilecek emekli aylığının yerine geçmez.
Bazıları çalışmayı sürdürmek, bazıları daha hafif bir işe geçmek, bazıları ise dinlenmek isteyecekti.
Bekleyiş, bu tercihleri de erteledi.
8. Ailelerinin hayat planı bozuldu.
Emeklilik hesabı evde yapılır.
“Borcu kapatırız.”
“Çocuğun eğitimine destek oluruz.”
“Biraz daha rahat yaşarız.”
“Sağlığımıza zaman ayırırız.”
Emeklilik ertelendikçe bu planlar da ertelendi. Geçim sıkıntısı içindeki aile, beklediği gelire ulaşamadı. Borçlar, faturalar ve ihtiyaçlar beklemedi.
Bekleyişin sağlık, çalışma gücü ve aile yaşamı bakımından da bir bedeli vardır. Emeklilik gününü göremeden hayatını kaybeden kişinin yaşayamadığı yılları hiçbir ödeme geri getiremez. Geride kalanların sosyal güvenlik hakları ise ayrıca değerlendirilmelidir.
Çözüm, biriken kaybı da görmelidir.
Yapılacak düzenleme yalnızca “Bugünden itibaren emekli olabilirsiniz” demekle yetinmemelidir. Başlangıcın kabulüyle birlikte, gecikmenin gelir ve aylık hesabındaki sonuçları da değerlendirilmelidir.
EYT düzenlemesindeki geçici 95’inci madde, kendi kapsamında geriye dönük ödeme yapılmayacağını açıkça belirtmektedir. Dolayısıyla gelecekte başlangıcın kabul edilmesi, tek başına Nisan 2023’ten itibaren bütün aylıkların otomatik ödeneceği anlamına gelmez. Geçmiş kayıpların telafisi isteniyorsa bunun hukuki dayanağı da düzenlemede açıkça kurulmalıdır.
Çırak ve staj mağduru yalnızca bir başlangıç tarihinin kabulünü beklemiyor. O tarihin kabul edilmemesinin hayatından götürdüklerinin de görülmesini istiyor.
Alınamayan aylıklar, kaçırılan ikramiyeler, yararlanılamayan promosyonlar, zamanında kullanılamayan kıdem tazminatı, büyüyen borçlar, ertelenen yaşam ve gelecekteki aylık riski…
Hep aynı insanın sırtına yükleniyor.
Halkın sözüyle: Hep vur abalıya!
Artık kayıp üstüne kayıp eklemenin değil, biriken kaybı görerek çözüm üretmenin zamanıdır.
Türkiye – Eylül 2026
En düşük emekli aylığı: 23.552 TL
Asgari ücret: 28.075 TL
Açlık sınırı: 37.801 TL
Üstelik 37.801 TL sadece 4 kişilik bir ailenin gıda ihtiyacı!
Bu rakamın içinde:
❌ Kira yok
❌ Elektrik, su, doğalgaz yok
❌ Ulaşım yok
❌ Eğitim yok
❌ Sağlık yok
❌ Giyim yok
Milyonlarca insan açlık sınırının altındaki gelirlerle bütün bu giderleri karşılamaya çalışıyor.
Bu şartlarda ay sonunu getirebilmek, başlı başına bir geçim mücadelesi…
Ümit Özdağ: "Şimdi Fatma Betül Sayan'ın 2.2 milyar TL'yi ödediği söyleniyor. Kim söylüyor arkadaşlar?
Burada 20 tane gazeteci var. Bu 20 gazeteciden birisi şu makam söyledi desin, ben de bütün Türkiye'ye duyurayım. Bilmiyorsunuz, değil mi?
Bakın, ilk Ekonomim'de çıkıyor, belirtiliyor. Kaynak yok. Sonra herkes orayı referans alıyor.
Peki, bu para nereye ödendi? O da yok. Hazineye yatırıldığına dair belge olması lazım. Onu gördük mü? Hayır, görmedik.
Ayrıca iki katının ödenmesi lazım. Yani 4,4 ödenmesi lazım. Bundan da hiç bahsedilmiyor."
Biri paylaşmış, aynen aktarıyorum:
Piranha Öküzü:
Geçmişte Güney Amerika’da büyük sığır sürülerini piranha dolu nehirlerden geçirmek zorunda kalanların uyguladığı taktik:
Yaşlı ve hastalıklı bir öküz nehrin biraz yukarısına yaralanarak ve kanatılarak bırakılır.
Piranhalar kan kokusuna çekilirken sürünün geri kalanının nehri geçmesi sağlanırdı…
AKP, Türkiye tarihinin en büyük skandalını örtmek istiyor. Her zaman yaptıkları gibi siyasi ayağı saklıyorlar. Fatma Betül Sayan Kaya’nın vurgununu muhalefet açıklayana kadar gizlediler. Şimdi ifadesini bile almıyorlar. Onu da koruyorlar. Tera fonu halka açıldığı sırada fonda olan 159 kişiyi açıklamıyorlar. Yüzbinlerce kişinin parasını çalanları koruyorlar.
Salih Tanrıkulu, Devlet Denetleme Kurumu Başkanı. Borsa ve Fon skandalını inceleyecek!
Yalnız bir tuhaflık var; kendisi zaten Borsa İstanbul'da yönetim kurulu üyesiydi!
Yönetiminde olduğu Borsada yıllardır yaşanan manipülasyonları görememiş.
Şimdi denetim yapacak!
Fıkra bu!
Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi, kendi alanında ülkemizin önde gelen hastanelerinden biridir. 1923’te kurulmuş ve halen 400 yatağı ile hizmet sunan bu hastanenin özelleştirme kapsamında satılığa çıkartılmış olmasını kabul etmiyoruz. Kamu hastaneleri halkındır, satılamaz.
HAYIR HAYIR HAYIR
AKP Gn Bşk Yardımcısı diye kanundan üstün değil
SPK tebliğine göre, etkin pişmanlıktan yararlanmak için 2 KATINI ÖDEYECEK ve yargılanacak, sadece indirim alabilir.
Çünkü suç ortaya çıkmadan başvurmadı. Muhalefet olmasa AKP Gn Bşk Yrd olarak 2 milyarı yiyecekti
CUMHURBAŞKANI KARARIYLA KENDİ DÖNEMİNİ KENDİ DENETLEYECEK! ŞAKA GİBİ!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırım fonlarında yaşananları inceleme görevini DDK’ya verdi. Peki DDK’nın başında kim var?
Salih Tanrıkulu!
2023’ten beri Borsa İstanbul Yönetim Kurulu’nda bulunan ve aynı zamanda Borsa İstanbul Denetim Komitesi Başkanlığı yapan isim!
Düşünün: Yıllarca Borsa İstanbul yönetiminde ve Denetim Komitesi’nde görev yapmışsınız. Sonra devlet size dönüp, “Şimdi git, o dönemi sen denetle” diyor. Siz de “Bağımsızlık olsun” diye Borsa’daki koltuğunuzu bırakıyor, denetimi yapacak DDK’nın başındaki koltuğunuzda kalıyorsunuz!
Şimdi bu kişi kendi dönemini kendi denetleyecek!
Fon konusu küçümsendikçe büyüyor. Özgür Özel’in açıkladığı tutar 90 milyar dolar. AKP döneminde yapılan özelleştirmelerin toplam tutarı 65 milyar dolar. Büyüklüğe bir de buradan bakın.
5 bin liralık MTV için insanların banka hesaplarına bloke koyup araçlarına yakalama çıkaran Mehmet Şimşek gidip alsana soyguncu fonculardan milletin parasını
Giresun Şebinkarahisar'da Mor Grouba ait GES projelerine karşı Çiftlik ve Avutmuş köylüleri ayakta!
GES projesinin yapıldığı bölge tarım ve meraları gasp ettiği için köylüler projeye karşı mücadeleyi sürdürüyor.
Şirketler kazanacak diye köylerinin, meralarının talan edilmesine karşı direnen, mücadele eden Şebinkarahisar köylülerinin yanındayız!
💰Fatma Betül Sayan Kaya 2,2 milyar lirayı iade etmiş!
👉Etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için bunun iki katını yatırması gerekiyordu!
👉Pişman değil belli ki…
2023 YILINDA VERİLEN SÖZLERİN, BEYANLARIN VE GEÇMİŞTEN GELEN HAKKIMIZIN HALEN TAKİPÇİSİYİZ!
@Akparti@RTErdogan@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli@ist_sanayiodasi@erdal_bahcivan@itokurumsal@ASOKurumsal@ATOkurumsal@HMBakanligi@tcmeb@csgbakanligi@isikhanvedat@Yusuf__Tekin@tcailesosyal@tcmeb_mtegm@GurselBaran@seyit_ardic@SekibAvdagic@herkesicinCHP@yenipartiyiz@iyiparti@SaadetPartisi@bbpgenelmerkez@devapartisi@rprefahpartisi
Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin, 8 Aralık 2023 tarihinde İstanbul Sanayi Odası (İSO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda, mesleki eğitimde stajyer ve çıraklarımızın yaşadığı sigorta sorununa dikkat çekerek son derece kritik beyanlarda bulunmuştu.
Sayın Bakan konuşmasında;
"Öğrenci ailelerine sosyal yardım politikalarında ��ncelik verelim, sigorta konusunda şu anda kullandığımız 'sınırlı sigortayı' (iş kazası ve meslek hastalığı) genelleştirelim, burs verelim, işletmelere vergi muafiyeti getirelim, askerlikle ilgili düzenleme yapalım... Bunların önemli bir kısmı bizim tedbirlerimiz arasında var."
diyerek, staj ve çıraklık dönemindeki "sınırlı sigorta" yapısının yetersizliğini açıkça kabul etmiş ve bu hakların uzun vadeli sigorta kollarını içerecek şekilde genelleştirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
REFORM SADECE SANAYİ İÇİN DEĞİL, TOPLUMSAL GELECEĞİMİZ VE ADALETİN TECELLİSİ İÇİN ŞARTTIR
Federasyonumuz, Sayın Bakan’ın işaret ettiği bu reform adımlarının yalnızca geleceğin stajyer ve çıraklarının emeğini korumakla kalmayıp; aynı zamanda suça sürüklenen, risk altındaki gençlerimizin mesleki eğitime kazandırılarak topluma entegre edilmesi açısından da hayati bir fırsat olduğuna inanmaktadır.
Ancak unutulmamalıdır ki; bu mücadele sadece yarınlarımız için değil, geçmişte fiilen çalışıp emeğinin karşılığını alamayan, "sigortanız başladı" denilerek aldatılan yüz binlerce staj ve çıraklık mağduru için de bir adalet mücadelesidir.
Çocuk yaşta fiilen üretime katılmış, hizmet sektöründe alın teri dökmüş ancak kısa vadeli sigorta cenderesi nedeniyle emeklilik hakkı gaspedilerek yıllardır adalet arayışını sürdüren yüzbinlerce gecikmiş haklarının teslim edilmesi anayasal ve vicdani bir zorunluluktur.
Geçmişte yaşanan bu mağduriyet yok sayılarak veya üstü kapatılarak adil bir sosyal güvenlik sistemi inşa edilemez.
SOMUT ADIMLARIN ATILMASINI VE KAZANILMIŞ HAKLARIN İADESİNİ BEKLİYORUZ!
Aradan geçen zaman zarfında;
🔸Sayın Bakan tarafından ifade edilen "sınırlı sigortanın genel sigortaya dönüştürülmesi"
Mesem ve meslek lisesi tercih etmiş stajyer ve çırakların sigorta başlangıç tarihlerinin, uzun vadeli sigorta başlangıcı sayılması yönündeki yasal düzenlemelerin,
Staj ve ��ıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu olarak; devletimizin yetkili makamlarınca dile getirilen bu taahhütlerin, verilen sözlerin ve geçmişten bugüne uzanan hak arayışımızın anbean takipçisi olduğumuzu; her bir mağdur kardeşimizin hakkı geriye dönük olarak teslim edilene kadar mücadelemizi ve hukuk savaşımızı sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI MAĞDURLARI FEDERASYONU
3308 Mağduriyeti Çözülsün
#PlandaStajyerBütçedeçırak
Foncunun 2 milyarcık karını iade ettiği söyleniyor.
Eee?
İBB Bursuyla okuyan bir “kamu görevlisi” o fona yatıracak 163 milyon TL’yi nereden bulmuş?
Bu fona girmesine ve tam da çiçek gibi zamanda çıkmasına dair engin(!) öngörüyü nasıl edinmiş?
Sadece etkin pişmanlıktan yararlanmak için bile ödemesi gereken artı 2 milyarı da ayrıca yatırmış mı!?
Banka soyan biri yakalanınca çaldığı parayı savcılığa teslim edip elini kolunu sallayarak çıkıp gidebilir mi mesela?!
Bu mudur?!