Asker kökenli parti liderleri partilerini asker ocağı gibi, iktisat kökenli liderler partilerini toprak ağası gibi yönetiyor, eczacılar ise partinin muadilini veriyor.
Patara plajının kumlarını çaldılar.
Öyle üç beş kürek değil, 2 bin 168 kamyon dolusu çaldılar.
Göz göre göre talana herkes göz yumuyordu. Bir kişi hariç… Namuslu bir orman muhafaza memuru, sessiz kalmadı, hırsızlığı yargıya taşımak üzere zabıt tuttu.
Akp'nin Kaş ilçe yöneticisi müdahale etti, sakın zabıt tutma, biz bölge müdürünü aradık, sen burnunu sokma dedi.
Orman muhafaza memuru kabul etmedi, “değil bölge müdürü, cumhurbaşkanı bile gelse ben bu zaptı tutarım” dedi.
Vay sen misin bunu diyen…
Kaş kaymakamı derhal devreye girdi, orman muhafaza memuru derhal görevden alındı, cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı, apar topar lojmanından bile atıldı.
E yok öyle tabii… Bu defa, Tarım Orman İş Sendikası'nın namuslu yöneticileri müdahale etti, Kaş kaymakamı geri basmak zorunda kaldı, orman muhafaza memuru görevine iade edildi.
Olay medyaya yansıdı.
Patara kumlarının nereye götürüldüğüne dair, hangi özel plaja döküldüğüne dair haberler çıktı.
Vay sen misin bu haberlere sebep olan… Hadi bakalım, müfettiş raporu bile olmadan, orman muhafaza memuru yine görevden alındı.
Bölgedeki diğer muhafaza memurları tehdit edildi, "sesinizi kesmezseniz, sizin sonunuz da aynı olur" filan denildi.
Namuslu orman muhafaza memuru geri adım atmadı, sendika aslanlar gibi direndi. Kaş kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunuldu, olay iyice dallanıp budaklandı, üstü örtülemez hale geldi, mecburen savcılık soruşturması açtılar.
Böylece, hırsızlığın çok daha büyük boyutlarda olduğu ortaya çıktı.
Depolanmış halde 3 bin kamyon kum ele geçirildi.
Namuslu orman muhafaza memuru ikinci defa görevine iade edildi.
Bu memur olmasaydı,dünya varolduğundan beri duran, mitoloji hazinesi, antik çağın başkenti, insanlığın mirası, Türkiye'de eşi olmayan yer, carettaların evi Yağmalanıyordu.
Bu memurun yüreği sayesinde her şey duyuldu ve durduruldu.
Tek başına başkaldıran bu namuslu orman muhafaza memurunun ismi ne biliyor musunuz?
Umut!
Umut Utku.
Vatana millete hayırlı evlat olsun temennisiyle yetiştiren annesi babası, geleceğe dair beklentilerini isim olarak vermişler oğullarına… Oğulları da isminin hakkını vermiş.
Hani bazen karamsarlığa kapılıp soruyorsunuz ya, umut var mı diye? Var dostlarım.
Umut'ları var bu ülkenin. Böyle yiğit, onurlu şerefli insanları hala var bu ülkenin.
Bir kişi bile kalsa, her şeyi değiştirmeye gücü yeten Umut'ları var...
@recepunlu2929@denizkite İslamı hayatınıza aldıysanız, haksızlığa karşı sustuğunuzda şeytandan farkınız yoktur. O yüzden huzursuz değilseniz inancınızı sorgulayın. Burada Allah ile aranızda olan bağdan bahsetmiyorum. İslam toplum hayatını da düzenler. Hristiyan Habeş kralı kadar adil olsanız yeter.
Adamlar düpedüz Türk milletine karşı savaşa hazırlanıyorlar, biz çok lazımmış gibi 50.000 yabancı ülke askerini ülkemize sokma anlaşması yapıyoruz. Bu karar içinde bulunduğumuz belirsiz ve her şeye gebe süreçte çok ama çok riskli ve tehlikelidir.
NATO'ya filan da güvenmeyin. Emperyalizmle yıllarca göğüs göğüse savaşmış ve Lozan'da masabaşında da bileğini bükmüş İsmet İnönü'nün; “Bir ülke savaş açmaya karar verdiyse, artık onu hiçbir neden, hiçbir anlaşma durduramaz.” sözünü asla unutmayın.
Bizi açık ve kesin bir yenilgiye uğratabilmeyi başarabileceklerine kesin olarak emin oldukları anda NATO'yu da, dünyanın bütün anlaşmalarını da gözlerini kırpmadan feda ederler ve arkasından yeniden anlaşırlar.