“4 büyük kutsal kitap” diye bir şey yok bu arada.
Bizim Tevrat, Hristiyanların Eski Ahit dediği 39 bölümlük Tanah var. Normalde Tanah’ın ilk 5 bölümüne Tevrat deniyor ama biz hepsine Tevrat demişiz.
Zebur da bu 39 bölüm içindeki 1 bölüm. Ağırlıklı olarak ilahiler var.
İncil = Eski Ahit + Yeni Ahit
Yeni Ahit = 4 Siyer/Hadis kitabı + Pavlus ve Havarilerin mektupları + vahiy kitabı
@ICanAdvisory@PiyasaTturkiye REK’i, PPP’yi, ihracat rekabetini saymanız güzel de, bunları finans profesörüne hiç duymamış gibi hatırlatmak da ne bileyim :)) Ben biliyorum demek için ambulansın arkasına takılan taksi gibi olmuş yorumunuz. Sonra da çıkar telefonunu amcalar gibi diplomaya saldırı ahahah :))
Temel ihtiyaçları fazlasıyla karşılanmış ve eğitim, gelir seviyesi yüksek insanlar geleneksel dinden kopar. Ama paranın çözemediği sorunlar hala devam eder mesela ölüm ya da yaşlanma vs gibi. E din de yok? Dinlerdeki sorun kuralları olması yasakları olması bi de inanılması gereken çok fazla akıl almaz olay olması.
Napıyorlar bunlar da? Dinde terzilik. Kırp baba ordan kırp burdan sök diğer dinden başka bişey ekle kural yok yaratıcıya karşı sorumluluk yok ve yerine çi enerjisi, astroloji, evrene mesaj yollama gibi inançlar, sorumluluğu olmayan, kişiye özel dinler geliyor. Günah veya ahlaki yükümlülük yok. Sadece "kötü enerji" "toksik insanlar" ve "kapanmış çakralar" var. Merkezde sadece kendisinin olduğu narsistik bir inanç sistemi yaratıyorlar.
Eski dinler ne iyiydi cem yılmaz’ın dediği gibi. En azından iyilik emrediliyor kötülükten men ediliyordu…
Kesin vade söz konusu ise, temerrüt ve faiz için ihtara gerek yoktur.
YHGK, 15/04/2026 T.,
2025/404 E., 2026/254 K.
7. Borcun muacceliyet (ifa) zamanı ya bir vade ya da bir süre ile belirlenir. Borcun muacceliyeti ve ifa zamanıyla ilgili olan vade olağan vade, belirli vade ve kesin vade olmak üzere üçe ayrılır. Olağan vade borcun muaccel olduğu, alacaklının edimini talep edebildiği, borçlunun da bunu ifa etmek zorunda olduğu zamanı (tarihi) gösterir. Bu tür vadeye bağlı işlemlere "ihbara bağlı işlemler" denir. Burada vadenin gelmesiyle borçlu kendiliğinden mütemerrit olmaz, borçlunun mütemerrit olması için alacaklının ayrıca vadeye ilaveten borçluya bir ihtarda bulunması gerekir. Belirli vade ise yalnız borcun muaccel olduğu zamanı değil aynı zamanda borçlunun borcu ifa etmemesi hâlinde alacaklının ihtarına gerek kalmaksızın kendiliğinden mütemerrit duruma düşeceği zamanı da ifade eder. Bu tür vadeye bağlı işlemlere de "belirli vadeli işlemler" denir. Kesin vade ise "kesin vadeli işlemler" de söz konusu olur. Bu tür vadenin dolmasıyla borçlu ihtara gerek olmaksızın mütemerrit olur (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2024, s.1074, 1078).
...
11. Takibe dayanak 30.01.2020 tarihli ve 1.250.000,00 TL miktarlı banka dekontunun üzerinde "28.02.2020 tarihinde ... Madencilik Turizm İnşaat Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ödenmek üzere iş bu dekonttaki 1.250.000 TL (Bir milyon iki yüz elli bin TL) tarafımdan borç olarak elden alınmıştır. 30.01.2020" ibaresi yazılmış olup altında da ... ve imzası yer almaktadır.
...
13. Şu hâle göre takibe dayanak belge incelendiğinde 28.02.2020 tarihinin vade olarak belirlendiği ve temerrüt için borçluya ihtarda bulunulmasının gerekmediği sonucuna varılmıştır.
14. O hâlde takibe dayanak belgede kesin vade belirlendiği ve bu nedenle borçluya temerrüt ihtarı da gerekmediğinden işlemiş faize itirazın kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.
Tasarrufun iptali davaları, uygulamada en çok teknik şartlardan kaybedilen dava türlerinden biri haline geldi.
tablo:
Tasarrufun iptali davalarının temel dava şartları ve ilk meseleler:
⏬
Hukuk alanında Türkçe kullanımı konusunda 3 yaygın yanlış kullanım var. Bunlardan ilki ASIL'a ASİL demek. Sadece avukatlar değil yargıç ve savcılar da dahil hukukçuların %99'u ASIL yerine ASİL diyor. Oysa asil, soylu kişi demektir yani asilzade. Davacı veya davalının kendisinden bahsederken ASIL taraftan söz ediyoruz dolayısıyla buna kısaca ASIL denir. Eğer kişi kraliyet/saltanat soyundan gelmiyorsa ASİL değil ASIL demek doğru olur.
Gözlemlediğim ikinci yaygın yanlış dilekçelerde mahkeme ve savcılıklara sayın denmesi. Sayın kelimesi yalnızca gerçek kişiler kullanılır, mahkemelere ve başsavcılıklara sayın denmez.
Üçüncüsü yerleşik yanlış ise "kamu düzeni" ifadesi. Kamu düzeni asayiş ve güvenlik demektir. Peki bir sözleşmenin kamu düzenine aykırı olması nasıl söz konusu olabilir? Sözleşmeye konulan bir madde anarşiye mi neden olacak? Burada kastedilen kamu politikasıdır. Kamu politikası ise toplumun genel faydasının ve kamu çıkarının gözetilmesidir. Zaten buna İngilizce "public policy" denir ama muhtemelen zamanında bir hukukçu akademisyen bunu Fransızca "ordre public"ten çevirdiği için bu yanlış kullanım yerleşik hale gelmiştir.
Kırklareli’deki bir festivalde oyuncak satarak harçlığını çıkaran çocuğun çarpıcı sözleri:
Muhabir: Kolay gelsin. Harçlık çıkarmaya mı çalışıyorsun?
Çocuk: Harçlık çıkarmaya çalışıyorum.
Muhabir: Satışlar nasıl gidiyor?
Çocuk: Çok iyi abi.
Muhabir: Okul nasıl gidiyor?
Çocuk: 99 ortalama falan yaptım.
Muhabir: Oğlum Türkiye ortalamasının üstündesin, farkında mısın? Rap dinliyor musun, rap?
Çocuk: Rap tabii, ceza dinlerim.
Muhabir: Ne dinliyorsun?
Çocuk: Ceza.
Muhabir: Lvbel C5?
Çocuk: Yok abi, terbiyesizliği sanat olarak insanlara sunuyor yani. Anlatabildim mi?
Muhabir: Rap'in C5 terbiyesizliği sanat olarak...
Çocuk: Tabii. 4 tane şarkı cümlesine baksan zaten, nasıl anlatayım ki? Üniversiteyi okuyanların %90'ı işsiz, okumayanların %90'ı işli yani. Nasıl anlatayım, öyle bir eğitim sistemi.
Havlasan bile rapçi yapıyorlar zaten.
Muhabir: Başka ne anlatmak istersin şampiyon? Memlekette ne hoşuna gitmiyor?
Çocuk: Memleket, yönetim sistemi, eğitim sistemi... Okula sürüklenerek giden çocukları görüyorum. Yani parçasından tutup götürülen. Gelişmiş ülkelere bakıyorum. Yani koşarak okula gidenler...
(Kaynak: Gece muhabiri)