Sabah sabah bir uyandık ki, zaten düşürüle düşürüle 30€ kadar kalan "gümrüksüz yurt dışı alışveriş" hakkımız da elimizden alınmış.
Üstüne bir iki birikim yapıp BES'e atıyorsun, onun da devlet katkısı %20'ye düşürülmüş.
Hepsi bu sabah oluyor ha, yanlış anlamayın, aylara yayılan değişiklikler değil bunlar, tek günde olup biten mevzular.
Son yılların en büyük sıkıntısını ne yazık ki "orta direk" denilen, işinde gücünde yaşayıp hayatını az şekerli devam ettirmeye çalışan kişiler/aileler çekiyor.
Bu senin, benim, bizim, hepimizin hikayesi.
Yaşanan en büyük sıkıntı şüphesiz yaşam maliyetlerinin sürekli arttığı bir ortamda gelirin sürekli erimesi ve bununla bağlantılı olarak gerçekleşen alım gücü kaybı.
Nominal maaşlar artsa bile yüksek enflasyon bir türlü dizginlenemiyor, "hadi enflasyonu düşürelim" diyerek göreve gelen ekonomi yönetiminin kaçıncı ayı oldu bu? Halen derli toplu, elle tutulur bir başarı ortalarda yok.
Üstüne, yeni iş bulan veya yeni evlenip bu sınıfa dahil olacak kişilerin eğer kendi evleri veya miras vs. yoksa, ciddi bir barınma krizi ortada. Kira ve konut fiyatlarındaki sert artış orta sınıfı ya şehrin tamamen dışına itti ya da "şehrin merkezinde, her şeye yakın" yaşamak isteyenlerin bütçesini mahvetti.
İnsanlar "en azından ekonomik sıkıntı çekmeden yaşarım" diye diye Anadolu'nun bilinmeyen kasabalarına filan göç etmeyi düşünür hale geldi.
Tüm bu kriz yeni doğan hızını bile etkiledi, Türkiye tarihinin en düşük "doğum hızını" yaşıyor. Nüfusun kendini yenileyemediği döneme girdik.
Eğer çocuk yaptıysanız da yandınız, okullar yıllık 1 milyon civarı.
"Bir şey olmaz ya, okur çalışır sınıf atlarım" diyorsun, o yollar da yavaş yavaş kapanıyor. Tatil, kültür-sanat, hobi gibi harcamalar kısılıyor.
15-20€'luk bir şeyler alayım gümrükle filan uğraşmadan gelir, ben de onlarla ilgilenirim, kafa dağıtırım diyorsun, o da olmuyor.
Ne diyelim abi, Allah kolaylık versin hepimize.
Lütfen baskı oluşması için tweeti herkes paylaşsın.
İzmir Alsancak'te 2 insanımız karşı karşıya geçerken elektrik akımına kapılıp el ele ölüyor!
Bu 2 insan sizin de eşiniz, oğlunuz, dostunuz olabilirdi! Sorumlular TUTUKLANMALI! @TC_icisleri
Eski Çin’de idam mahkûmlarının son gecelerini hep birlikte neşe içinde geçirmelerine izin verilirmiş. Mahkûmlar, cellât da aralarında olmak üzere, hep birlikte sabaha kadar şarkılar söyler, en sevdikleri yemekleri yer ve pirinç rakısı kadehlerini peş peşe yuvarlayıp mutlu olurlarmış. Kural gün doğmadan mahkumların öldürülmeleri, fakat mutlu ölmeleriymiş.
Yine böyle bir infaz ayininde mahkûmlar, sabahın ilk ışıklarına kadar pek güzel eğlenmişler, şarkılar söyleyerek yiyip içmişler. Derken güneşin ilk ışıkları dağların arasından görünmüş.
Mahkûmlardan biri, cellâda sormuş: “Bizi neden öldürmedin, gün doğuyor?”
Cellât; Öldürdüm demiş.
Mahkum; Fakat kellelerimiz yerli yerinde duruyor” demiş.
Cellat; Size öyle geliyor, demiş ve palasına bulaşan kanı göstererek devam etmiş. Sizin başınızı öyle ince bir kılıçla öyle hızlı kestim ki öldüğünüzden haberiniz yok. Ayağa kalktığın anda kellen kucağına düşecek demiş.
Ve ayağa kalkan her mahkumun kellesi düşmüş.
Kelleniz çoktan gitmiş olabilir ve siz bunu henüz fark etmemiş olabilirsiniz. Bir şey olmuş, ama siz olan şeyi henüz idrak edemediğiniz için olmamış gibi davranıyor olabilirsiniz. Ve kellenizin hâlâ yerinde olduğunu sanıyor olabilirsiniz.
Gerçeği anlamanız için ayağa kalkmanız gerekiyor..
13 milyon savaş kaçkını Suriyeli, Afgan ve Pakistan'lı 30 milyon olduğunda.
Eşiniz ve çocuklarınızla el ele bile sokağa çıkamadığınızda.
Yüzlerce milyar dolarlık bütçe açığı ve israfın faturası önünüze zam fırtınası olarak geldiğinde, aslında çoktan öldüğünüzü anlayacaksınız.
ok