Siz kendinizi ne sanıyorsunuz?
Az önce bir Burger King şubesinde durumu olmayan bir anne kız için makine üzerinden yemek siparişi ettim. Fişi aileye verdim.
Kendi yemeğimin siparişini de ödedikten sonra beraber sıraya girdik. Benim için bir tepsi hazırlanırken aile için hazırlanmadı. Sebebini sorduğumda ise 'onlar restoranda yiyemez, onlara paket hazırlayabiliriz' cevabını aldım.
Bu rezalet üzerine yöneticiyi çağırdım. Ben yiyebiliyorken bu aile neden restorana alınmıyor diye sorduğum da yüksek bir sesle 'kurallarımız var öyle herkesi içeri alamayız' cevabını aldım.
Diğer müşterilerin de tepki göstermesi üzerine en sonunda aileye servis yapıldı. Durumu haberleştireceğimi söylediğimde ise yönetici benimle konuşmak istedi. Tek kelime özür dilemeden haklılığını savundu.
Daha önce bu şubeye hiç girmeyen, hiçbir vukuatı olmayan, sadece FAKİR oldukları için bu muameleye maruz kalan ailenin iletişim bilgilerini aldım ve yemekleri bitene kadar restorandan ayrılmadım.
Küçücük bir kızın yüzüne 'sen burda oturup yemek yiyemezsin' diyecek kadar aşağılık olan bu zihniyeti sizlerin takdirine bırakıyorum.
Galatasaray Kulübü Üyesi Deniz İsmail Aras: "Yapı masalına sarılanların başkanlık koltuklarında Cumhuriyet kurulana kadar hanedan mensuplarını görüyoruz.
Tek parti döneminde 16 yıl kulüp başkanlığı yaparken aynı süreçte bakanlık, başbakanlık ve meclis başkanlığı yapan başkanlar var! Başbakanken, başkanı olduğu kulübe örtülü ödenekten para aktaran bir yapı!
50-60 y��llarında Demokrat Partilileri, 70'li yıllarda Adalet Partili, 80-90'lı yıllarda ise darbeci paşalar öne çıkıyor. Yeri geliyor transferleri için jetler kaldırıyorlar.
2000'li yıllarda, ordu tasviye edilirken o sürecin aktörleriyle birlikte, halı sahalarda ve kebapçı açılışlarında görüyoruz yapı diyenleri!
İş öyle noktaya geliyor ki; kupa finalinden kaçmak için stadyumun adını 'Atatürk' yapacağız diye genel kurul toplayıp, hava durumu değişince stadyumunun ismini de havaya göre seçen bir yapıya dönüşüyorlar. İşte bize yapı diyenlerin kısa tarihi bu."
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
@alpermertt Bu komedi ortamında siz de gazeticilik yapmaya çalışıyorsunuz. İşiniz zor. Allah yardımcınız olsun. Ben bu geceden sonra Türk futbolu ile aramda ki tüm bağı koparıyorum. Buna sebep olan herkesin Allah belasını versin.
@siyahalpacino@beINSPORTS_TR 1 saat telefonda beklettiler. Uğraştırdılar ama iptal ettim sonunda. Verdiğim her kuruş haram zehir zıkkım olsun. Kurtuldum. @beINSPORTS_TR O yönetmen bozuntusunun da Allah belasını versin.
Hiçbir kadını erkek şiddetine kurban vermediğimiz, eşit, adil ve mutlu yarınlara..
eşitlik için çalışan, çabalayan, var olabilen, sesini çıkaran tüm kadınlarımızın #8MartDünyaEmekçiKadınlarGünü kutlu olsun .
hayata bazen iyi ataklar yaparız, sonuç alırız almayız bazen bloklarla karşılaşırız, bazen geçeriz bazen düşeriz. Kadınların birbirinin yanında olması ve birbirine saygı duyması, çabanın ve emeğin değerini bilmesi dayanışmanın en önemli noktalarından biridir. ruhunla miyavlamak ya da kükremek fark etmez bu yolda hep beraberiz 🫂🤍
Yaşandı;
Türkiye Lig Şampiyonu ve Türkiye Kupası Şampiyonu arasında oynanması gereken Süper Kupa finalini, ligi 2.bitiren Fenerbahçe kazandı ve Şampiyon oldu.
Şimdi buraya "Shakhtar Donetsk, Vladimir Putin Kupası'na katılacak" yazsam, hepiniz bunun ne kadar saçma, ayıp, utanç verici olduğunu yazarsınız değil mi?
İşte adamlar 100 yıl önce bunu yaptılar, sonra gidip oradan da bir kahramanlık hikayesi çıkardılar.
Şaşmamak gerek.
Hakkari'de 11 yaşındaki bir kız çocuğu, köyündeki 3 kişinin TECAVÜZÜNE uğradı!
1- Esra’yı "sana acil bir şey söylememiz lazım, akşam ahıra gel" diyerek kandırıyorlar.
2- Esra akşam ahıra gittiğinde Esra’yı kaçırıp şiddet uygulayıp, tecavüz ediyorlar.
3- Tecavüzcüler, tecavüz ettikleri anları kayıt altına alıyor.
4- Esra’yı da birine söylerse kaydı yaymakla ve öldürmekle tehdit ediyorlar…
5- Tecavüzcüler, Esra’yı kayalıklardan aşağı atıyorlar. Oradan geçen arıcılar (biri kuzeni) Esra’yı bulup hastaneye götürüyor.
6- Esra olayı hastanede bir hemşireye anlatıyor, deliller toplanıyor. Bu 3 tecavüzcü tutuklanıyor.
Deliller:
- Esra’nın paramparça olmuş kıyafetleri
- Esra’yı sabah bulan arıcılar ve kuzeni
- Hastanede olayları anlattığı Ayşe hemşire
- HTS kayıtları (telefon sinyalleri)
- Baz istasyonu kayıtları (konum sinyalleri)
- Adli Tıp kontrolünde tecavüz ve meni bulgusu
- ESRA’NIN BEYANI
7- Tutuklanan 3 tecavüzcü 8 ay sonra adli tıp raporuyla “SERBEST” bırakılıyor.
Gerekçe:
- Adli Tıp Raporu’na göre tecavüz ve meni var fakat rapora “erkek DNA’sı kadın DNA’sına karıştığı için kimlik tespit edemiyoruz” yazılıyor ve serbest kalıyorlar.
8- Bunun üzerine zanlıların avukatının AKP il başkanı olduğu ortaya çıkıyor…
9- Esra artık aramızda değil, tecavüzcüler serbest bırakıldıktan 10 gün sonra intihar etti…
Tecavüzcülerin isimleri:
- Nihat Yılmaz
- Veysi Yılmaz
- Zahir Yılmaz
(Timur Soykan)