Büyük mücadeleler, herkesin aynı düşünmesiyle değil, ortak hedefte buluşabilmesiyle kazanılır.
Ancak üzülerek görüyorum ki içine sürüklendiğimiz tartışma bölünmeye zemin hazırlamaktadır.
Unutanlar için bölünmenin, sert iç kavgaların nelere mâl olduğunu bir kez daha hatırlayalım… 1994 yılıydı. İstanbul’da üniversite öğrencisiyken yerel seçim kampanyasındaydım, dün gibi hafızamdadır. SHP %20, DSP %12, CHP %1,4 oy almış, sosyal demokratlar bölünmüştü. Partimizin bugünkü milletvekilli İlhan Kesici Bey de ANAP’ın adayı olarak %22 almıştı. Ve o sandıktan, Recep Tayyip Erdoğan %25 oranla sıyrılmıştı. Ankara’yı Melih Gökçek aynı şekilde kazanmıştı. O parçalanmışlık, ülkemize 32 yıldır çok ağır bedeller ödetiyor.
Üstelik bugünün Türkiye’sinde seçim barajı yüzde 50’dir. Bütün demokrasi güçleriyle bir araya gelmemiz gerekirken sürüklendiğimiz bu parçalanmanın izahı yoktur. Tek başına yükselen ağaç dikkat çeker ama fırtınaya direnen ormandır.
Yangına benzin bidonuyla koşan herkese soruyorum: AKP, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iyiliğini ister mi? Zinhar. AKP’nin tek isteği fitne ateşine odun taşınmasıdır. Evimizin içinde kavga seslerinin yükselmesidir.
İçeride düşman aramanın siyasi mücadelemize hiçbir faydası yoktur. Herkes kendine gelmeli ve Partimizin bölünmesi hayaliyle ellerini ovuşturanları görmelidir.
Genel Merkezimizin stratejik hataları ve ağır savrulmaları karşısında üç düşünüp bir konuşmamız yanlışları onayladığımız ya da kör olduğumuz anlamına gelmemektedir.
Makamının ağırlığını kaldıramayan, siyasi ve ahlaki zafiyetleri olan insanlar her siyasi partide karşınıza çıkabilir. Önemli olan bölünmeden, bu unsurlarla aranıza mesafe koyarak yolumuza devam etmemizdir.
📍VE TUTUKLANDI!
Başlığı okuyunca suçlu, kriminal biri sandınız di mi? O halde dikkatle okuyun:
— AKP Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş'ın 12. sınıfta okuyan oğlunun okula silahla geldiği, silahı okul arkadaşlarına doğrultarak fotoğraf çektirdiği iddia edildi.
— Bu iddiayı haberleştiren yerel gazeteci Yelis Ayaz hakkında halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak suçlamasıyla soruşturma açıldı, apar topar gözaltına alındı.
— Ancak gazeteci, 4 öğrencinin durumu CİMER'e şikayet ettikleri ortaya çıkarttı ve CİMER şikayetleri savcılık dosyasına sunuldu!
— Peki ne mi oldu? Öğrencilerin CİMER şikayetleri dosyaya sunulmasına rağmen Gazeteci Yelis Ayaz az önce “yalan bilgi yaymaktan” tutuklanarak cezaevine gönderildi! (Aydın Post-Etkili Haber)
Yani şahıs gözaltına alınacağına, olayı haber yapan gazeteci Yelis Ayaz tutuklanmış! Yelis hanımı soğuk betonlarda yalnız mı bırakacağız?
Bu yanlıştan dönülmeli, Yelis Ayaz derhal serbest bırakılmalı!
Her sabah evden çıkarken, bir daha hiç dönemeyecekmişim gibi düzenliyorum eşyalarımı. Evimi öyle güzel bırakıyorum geride. Ben yokken ailem bulup okusun diye kenarda notlar saklıyorum.
Neden? Çünkü yine, yeniden bir otobüs durağında gözaltına alınabilirim. Neden? Çünkü büyük bir özenle takip ettiğim tarihi bir davada, mahkeme salonunun dışında yaşanan bir olayı buraya yazdığım için geceyi jandarma nezaretinde geçirebilirim. Neden? Çünkü bu ülkede "hiçbir şey yapmadan" tutuklanabilirim. 19 Mart 2025'ten beri evimde uyumadığım her geceyi özenle not ediyorum, kötü polisinden iyiyi oynayanına kadar. İsim isim, tek tek. Sizi kim unutursa unutsun; ben unutmayacağım. Dahası da var. Ama yazmayacağım.
Sadece bu hissi yaşattığınız için bile, sadece insanlara bu kaygıyla yaşamayı normalleştirdiğiniz için bile affetmeyeceğim sizi; iktidarı da, bu düzeni alkışlayan paçavraları da.
İnsanların içine kaygı yerleştirerek kurduğunuz bu düzeni meşru kılamayacaksınız. Az kaldı, gideceksiniz.
Ne sabrı nereye kadar. 2011 yılında emekli oldum o zaman emekli maaşımla 10850 yumurta alıyordum. Şimdi 3570 yumurta. Buna göre her ay en az 50.000 tl daha az emekli maaşı alıyorum. Bir an önce gidin artık.
Ömürlerinin önemli bir kısmını ülkelerine hizmetle geçirmiş emeklilerimiz bizim başımızın tacıdır, her türlü hizmete ve hürmete ziyadesiyle layıktır.
Elbette “tüm sorunları çözdük, tüm talepleri karşıladık” iddiasında değiliz.
Kiralar ve hayat pahalılığı başta olmak üzere emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların hepsinin farkındayız.
Emeklilerimizin taleplerine, beklentilerine, şikâyetlerine hiçbir zaman kulağımızı tıkamadık; tam tersine bir kulağımız her zaman emeklilerimizde oldu.
Bütçe imkânlarımız genişledikçe taleplerini yerine getirmeye çalıştık.
İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle davranmaya devam edeceğiz.
Emeklilerimizden AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na güvenmeye devam etmelerini rica ediyorum.
Bugüne kadar emeklimizi ihmal etmedik, onları sahipsiz bırakmadık; bundan sonra da asla yalnız bırakmayız.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: 22 yıllık bir yönetim deneyimimiz var. Yetişmiş insan gücümüz var. Güçlü bir liderliğimiz var. Vizyoner bir liderliğimiz var, Sayın Cumhurbaşkanımız. Hakikaten dünyada liderler her zaman önemlidir. Ama özellikle fırtınalı zamanlarda ekonomik ve siyasi olarak belirsizliklerin yükseldiği zamanlarda liderlik bir kat daha önemlidir
Bahçeli çok sert, çok net!
▪️"KKTC’de yapılmış olan seçimin sonuçları çok az bir katılımla gerçekleşmiştir."
▪️"Kıbrıs Türklüğünün kaderi bu katılımla temsil edilemeyecek durumdadır."
▪️"Seçim sonucu, seçim kurulu tarafından açıklanmış olsa dahi KKTC parlamentosu acilen toplanmalı, seçim sonuçları ve federasyona dönüşün kabul edilemeyeceğini ilan etmeli ve Türkiye Cumhuriyeti’ne katılma kararı almalıdır."