I was elected Mayor of Istanbul three times. When I became the leading democratic challenger to the government, my university diploma, a prerequisite for running for presidency, was annulled. I was arrested and placed in pre-trial detention.
Since then, they have tried repeatedly to silence me.
My voice, my image and even photographs of me have been restricted. My social media accounts have been blocked time and again.
Then they tried to silence me inside the courtroom itself. I was prevented from presenting my defence and even from questioning other defendants.
Now they are trying to silence that defence outside the courtroom as well.
My forthcoming book, Millet Şahidimdir — The Nation Is My Witness — contains much of the defence I was not allowed to deliver freely before the court. On 27 August, before the book could even be released, an Istanbul court ordered all printed and forthcoming copies to be seized and banned its distribution and sale.
Police were sent to printing houses and copies were confiscated.
Think about what this means, first they prevent a political prisoner from presenting his defence in court; then they prohibit the public from reading that defence.
This is not justice. It is censorship backed by judicial power.
But I will not be intimidated.
I will not be silenced.
I will not surrender.
Millions will read this book. My defence will be heard. The truth will reach the public including those who are trying so desperately to suppress it.
You can confiscate a book. You cannot confiscate the truth.
Bilen biliyordur, bilmeyenler için: Bu filmin yapımcılarından biri Kaan Kural. Bora Tekay ve Haluk Özenç'le bu filmi yapıp çok fena batıyorlar. Üç sene filmin borçları için çalıştıklarını anlatır Kaan Kural. Çok iyi filmdir, ben de çok severim. Bülent Kayabaş özellikle döktürür.
kirada oturan belediye başkanları “yolsuzlukla mücadele” adı altında şafak operasyonlarıyla evinden toplanırken 30 milyon TL’lik forma alacağını söyleyen bu beyefendiye en ufak bir rahatsızlık verilecek mi acaba göreceğiz.
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’a neden operasyon yapıldı diye merak ediyorsanız;
“Kamuya ait 32 yerin hukuki altyapısı yoktu. Ensar, TÜGVA gibi vakıflar ‘biz buradan asla çıkmayız’ dediler, hala davalıyız.”
Halkın iradesi yok sayıldı, seçilmiş 28 belediye başkanı tutuklandı. Bu sabah ise tek amacı ülkesine ve Üsküdar’a hizmet etmek olan kadın Belediye Ba��kanı Sinem Dedetaş gözaltına alındı.
Hala bu sürecin siyasi olmadığını söyleyenlere soruyorum: Halkın oylarıyla göreve gelen belediye başkanlarının birer birer tutuklanarak görevlerinden uzaklaştırılmasının başka nasıl bir açıklaması olabilir?
Milletin oylarıyla seçilmiş siyasetçiler ise yaşananları seyretmekle yetiniyor. Oysa bugün, siyasi görüşü ne olursa olsun herkesin demokrasiye, hukuka ve seçmen iradesine sahip çıkma sorumluluğu vardır.
Sandıkta kazanamadığınızı yargı eliyle almaya çalışmaktan vazgeçin. Milletin iradesine saygı duyun.