Bugün Ankara’da Sağlık Bakanlığı önünde, ataması yapılmayan sağlıkçıların sesi olmak için bir araya geldik.
Hastanelerde personel eksikliği her geçen gün büyürken, binlerce sağlık mezunu diplomalarıyla birlikte beklemeye mahkûm ediliyor.
Boyunlarında taşıdıkları kartonlarda sadece bölümleri ve puanları değil; ertelenen hayalleri, belirsizliğe bırakılan gelecekleri yazıyor:
“ATANAMADI”
Bizim talebimiz nettir:
📌 2024 KPSS sağlık atamaları için ek kontenjan açıklanmalıdır.
📌 Atama bekleyen sağlıkçılar daha fazla mağdur edilmemelidir.
📌 Sağlık hizmetinin yükü mevcut çalışanların omuzlarına bırakılmamalıdır.
Genç Sağlık Sendikası olarak, sağlıkçıların emeği ve geleceği için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
3600 Ek Gösterge Artık Daha Fazla Bekletilmemelidir!
Bugün gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasıyla, kamu çalışanlarının yıllardır haklı olarak beklediği 3600 Ek Gösterge düzenlemesinin tüm hak sahiplerini kapsayacak şekilde hayata geçirilmesi talebimizi bir kez daha güçlü şekilde dile getirdik.
Adalet, eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri doğrultusunda; emek veren, ülkesine hizmet eden kamu çalışanlarının mağduriyetleri giderilmeli, verilen sözler eksiksiz yerine getirilmelidir.
3600 Ek Gösterge bir ayrıcalık değil, hak edilmiş bir kazanımdır.
Bugün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde, kamu çalışanlarının ve memur emeklilerinin yıllardır beklediği hakların hayata geçirilmesi için sesimizi yükselttik.
Genel Başkan Yardımcımız Ümit Demirel tarafından okunan basın açıklamamızda; 3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmesini, seyyanen zammın memur emeklilerine yansıtılmasını, mülakat uygulamasının kaldırılmasını ve kamu çalışanlarının yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmemesini talep ettik.
Meydanlarda sabrımızı değil, haklılığımızı konuşturduk. Kamu çalışanlarının yıllardır biriken sorunlarını temsil eden “sabır taşı”nı çatlatırken verdiğimiz mesaj netti:
Memurun sabrı taşmıştır.
Verilen sözler tutulana, emek hak ettiği değeri bulana, adil ücret ve onurlu yaşam sağlanana kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
20 yıldır emeğin, mücadelenin ve dayanışmanın sesi olan paydaş sendikamız TEÇ-SEN’in kuruluş yıl dönümünü kutluyorum.
Kamu çalışanlarının haklarını korumak, geliştirmek ve daha güçlü bir gelecek inşa etmek adına verilen bu onurlu mücadelenin nice başarılara ulaşmasını diliyorum.
Başta kurucuları olmak üzere, geçmişten bugüne emek veren tüm yönetici, temsilci ve üyeleri tebrik ediyor; TEÇ-SEN’in 20. kuruluş yıl dönümünü en içten dileklerimle kutluyorum.
Genç Sağlık Sendikası Başdanışmanı Dr. Aras Ali Altıntaş ve Branş Meslek Komisyon başkanları olarak, Sağlık Meslekleri Daire Başkanı Doç. Dr. Gülsen Topaktaş’ı ziyaret ettik.
Yaklaşık dört saat süren toplantıda, sahadan topladığımız talep ve önerileri birinci ağızdan ileterek sağlık mesleklerinin görev tanımları üzerine verimli istişarelerde bulunduk. Toplantı sonunda ise branş komisyonlarımız tarafından hazırlanan raporları kendilerine takdim ettik.
Nazik ev sahipliği ve değerli katkıları için Sayın Doç. Dr. Gülsen Topaktaş’a teşekkür ederiz.
Atama bekleyen yüzbinlerce sağlıkçı 2026 yılında ek bir atama daha yapılması için bakanlık önünde basın açıklaması yapıyor.
Sağlıkta artan iş yükünü azaltmak ve ülkemizdeki istihdam sayısını arttırmak için ek bir atama daha yapılması gerekiyor.
#SağlıkçılarBakanlıkÖnünde
Yıllardır meydanlarda atama bekleyen sağlıkçıların sesi olduk.
Bugün yine Sağlık Bakanlığı önünde olacağız.
Çünkü ortada büyük bir emek, büyük bir mağduriyet ve görmezden gelinen bir gerçek var.
2024 KPSS’den yüksek puan alan binlerce genç hâlâ atanmayı bekliyor.
İnsanlar hayatını erteledi, ailesinden uzak kaldı, umutlarını bir sınav puanına bağladı.
Şimdi ise önlerine yeni sınav takvimi koyulup bir yıl daha beklemeleri isteniyor.
Bu adaletsizliği kabul etmiyoruz.
Atama bekleyen sağlıkçıların hakkını savunmaya, onların sesi olmaya devam edeceğim.
Bugün Bakanlık önünde olacağız.
Sessiz kalmayacağız.
#SağlıkçılarBakanlıkÖnünde
@drmemisoglu
Bugün ayın 15’i…
Aile hekimliklerinde görev yapan hekimlerimiz ve aile sağlığı çalışanlarımız maaşlarını aldıklarında bir kez daha aynı gerçekle karşı karşıya kalmaktadır: Artan vergi dilimleri ve HYP katsayıları nedeniyle gelirler her geçen ay erimektedir.
Sağlık çalışanları kendilerine verilen hedefleri yerine getirmek için büyük bir özveriyle çalışırken, uygulanan sistem emeği ödüllendirmek yerine gelir kaybına neden olmaktadır. Bir taraftan artan nüfus, artan iş yükü, takip ve tarama sorumlulukları; diğer taraftan düşen teşvik ödemeleri ve vergi kesintileri çalışanların ekonomik kayıplarını daha da derinleştirmektedir.
Kabul edilemez olan; aynı işi yapan, aynı hizmeti sunan sağlık çalışanlarının ay sonunda ne kadar ücret alacağını öngöremediği bir ücret sisteminin varlığıdır. HYP uygulamaları nedeniyle oluşan kesintiler ve yüksek vergi yükü, aile hekimliği sisteminin omurgasını oluşturan çalışanların motivasyonunu ve çalışma barışını olumsuz etkilemektedir.
Sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği için aile hekimliği çalışanlarının gelir kayıpları derhal giderilmeli, HYP katsayıları yeniden değerlendirilmeli, teşvik ödemeleri adil ve öngörülebilir hale getirilmeli, vergi dilimi kaynaklı mağduriyetlere kalıcı çözüm üretilmelidir.
Emeğin karşılığı eksiksiz ödenmeli, sağlık çalışanları ayın 15’ini kaygıyla değil güvenle beklemelidir.
📍 KAYBETTİRİRKEN KAZANIYORLAR!
Hayatımızda değişen iki şey var: Biri tarihler, diğeri açlık ve yoksulluk sınırı.
Asıl değişmesi gereken alım gücümüz ve gelirimiz mi?
Onlar da değişiyor elbette… Ama aşağı doğru!
Her geçen gün biraz daha eriyor, biraz daha küçülüyor, biraz daha elimizden kayıp gidiyor.
Geçtiğimiz günlerde dört kişilik bir ailenin Mayıs 2026 ayı açlık sınırı 35 bin 174 TL, yoksulluk sınırı ise 114 bin 576 TL olarak açıklandı.
Cumhurbaşkanlığı verilerine göre ise; en düşük memur maaşı 61 bin 890 TL, ortalama memur maaşı 68 bin 628 TL, en düşük emekli sandığı aylığı 26 bin 054 TL, ortalama emekli sandığı aylığı 31 bin 843 TL.
Mayıs 2026 ayı enflasyon oranı yüzde 1,71 ve 2026 yılı ilk 5 aylık enflasyon farkı da yüzde 5.
Şimdi bu verileri yan yana koyup bir bakalım...
Ortaya çıkan tablo ne yazık ki matematik değil, adeta bir geçim trajedisidir.
Memurun sadece 2026 yılı Mayıs ayındaki kaybı ortalama 3 bin 431 TL.
Kazancı mı?
O aynı!
Maaş yerinde duruyor, market fiyatları koşuyor.
Gelir sabit, gider süratli.
Cüzdan sessiz, hayat zamlı.
Kısacası kaybetmeye devam ediyoruz.
Üstelik yavaş yavaş değil; hızlanarak!
Ve ne yazık ki gitgide daha derin bir sefaletin içine sürükleniyoruz.
Peki memurumuzun ve emeklimizin hali gün gibi ortadayken, yetkili konfederasyon ve sendikalar ne yapıyor?
Elbette keyif!
Sonuçta düzen işliyor.
Bir koyuyor, dört kazanıyorlar.
Azami bin liralık promosyonlarla göz boyuyor, üye sayılarını artırıyorlar.
Ama aynı süreçte memurun cebinden ortalama 3 bin 431 TL eksiliyor.
Daha da ilginci ne biliyor musunuz?
Kaybettirirken güçleniyorlar.
Kaybettirirken yetkilerini perçinliyorlar.
Kaybettirirken şimdiden 2027'nin hesaplarını yapıyorlar.
Memur kaybediyor.
Emekli kaybediyor.
Ama yetkili konfederasyon ve yetkili sendika yöneticilerinin yüzü gülüyor.
Yani...
Her şey bildiğiniz gibi.
Her şey bildiğimiz gibi.
Değişen bir şey yok! Değişmedikçe de olmayacak.
Dur demek mi?
Karar senin, söz senin, güç senin!
Çünkü değişim; başkalarıyla değil, seninle başlar!
Sendika tercihini değiştir, kaderin değişsin.
Gel, geleceği birlikte inşa edelim!
#Enflasyon
@DMKonfederasyon@dmssendikasi
Bugün TÜİK enflasyon rakamlarını açıkladı.
Mayıs Ayı Enflasyonu:Yüzde 1,71
Yıllık Enflasyon:Yüzde 32,61
Ama gelin gerçek enflasyonu bir de memura soralım…
Geçen yıl 15 bin liraya kiralanan evler bugün 35-45 bin lira bandına çıktı. Markete giriyorsunuz, birkaç poşet temel ihtiyaç alışverişi binlerce lirayı buluyor. Çocuğun eğitim masrafı, servis ücreti, kırtasiyesi, ulaşım giderleri derken maaş daha ayın ortasına gelmeden eriyip gidiyor.
Memur artık birikim yapmayı, geleceğini planlamayı değil; ay sonunu nasıl getireceğini hesaplıyor.
Bir zamanlar ailesiyle birkaç gün de olsa tatil yapabilen kamu çalışanı bugün bırakın tatili, birkaç günlük konaklama ücretini dahi karşılamakta zorlanıyor. Sosyal hayat lüks, nefes almak bile maliyet hesabına dönüşmüş durumda.
Şunun altını özellikle çizmek gerekir:
Enflasyon farkı zam değildir.
Enflasyon farkı, çalışanların cebinden enflasyonla alınan paranın bir bölümünün gecikmeli olarak geri verilmesidir. Bu nedenle enflasyon farkını bir artış gibi sunmak, yaşanan ekonomik gerçekliği görmezden gelmektir.
Kamu çalışanları lütuf değil, alın terinin karşılığını istemektedir.
Temmuz ayında memurun alım gücünü gerçekten yükseltecek, mutfaktaki yangını söndürecek, refahı tabana yayacak reel bir zam ve refah payı artık kaçınılmaz hale gelmiştir.
Çünkü memur geçinemiyor.
Çünkü memur tükeniyor.
Çünkü memur da insanca yaşamayı hak ediyor.
📢 1. Dereceye Gelen Tüm Kamu Çalışanlarına 3600 Ek Gösterge Verilsin!
Yıllardır verilen sözler artık tutulmalıdır.
dereceye ulaşan tüm kamu çalışanlarının 3600 ek gösterge hakkından yararlanması, çalışma barışının sağlanması ve kamu personeli arasında oluşan mağduriyetlerin giderilmesi için bir zorunluluktur.
Bu talebimiz sadece bugünün değil; emekliliği, maaşı ve geleceği doğrudan etkileyen milyonlarca kamu çalışanının ortak beklentisidir.
📍 17 Haziran 2026
📍 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Önü
🕛 12.00
Haklı talebimizi güçlü bir şekilde haykırmak için tüm kamu çalışanlarını eylemimize destek vermeye davet ediyoruz.
3600 Ek Gösterge Haktır, Ayrıcalık Değil!
Bugün açıklanmasını beklediğimiz, ancak Kurban Bayramı gerekçe gösterilerek veri toplama sürecindeki değişiklik sebebiyle 5 Haziran 2026 tarihine ertelenen Mayıs ayı enflasyon verileri, sadece teknik bir takvim değişikliğinden ibaret değildir. Bu veri; milyonlarca memurumuzun, emeklimizin, evine ekmek götüren çalışanımızın Temmuz ayındaki yaşam standardını, mutfağındaki huzurunu ve geleceğe dair umutlarını belirleyecek olan en kritik virajdır.
Buradan açıkça ifade ediyorum: Bizim için enflasyon, soyut rakamlardan ya da istatistiki tablolardan ibaret bir veri değildir! Bizim için enflasyon; çarşıda, pazarda, markette her gün yüzleştiğimiz hayat pahalılığının, alım gücümüzün erimesinin ve adil bölüşüm çığlığımızın ta kendisidir.
5 Haziran günü gözlerimizin çevrileceği TÜİK’ten beklentimiz ve talebimiz nettir: Açıklanacak resmi rakamlar, sokağın gerçekleriyle ve çalışanımızın bizzat kadar hissettiği enflasyonla tam manasıyla uyuşmak zorundadır!
Devletimizin omurgasını oluşturan memurlarımızın ve ömrünü bu ülkeye hizmetle geçirmiş emeklilerimizin refah payı bir lütuf değil, büyümeden adilce alması gereken hakkıdır! Enflasyon farkı zam değildir. Her ay maaşlara yansıtılması gereken geçmiş kayıplardır. Gerçek zam, memuru ve emekliyi enflasyon canavarına ezdirmeyecek olan adil refah payıdır.
Devlet Memurları Konfederasyonu olarak; alın terimizin enflasyona kurban edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz! 5 Haziran’dan Temmuz ayındaki son veriye kadar, memurun taleplerini en gür şekilde duyuracak, hakkımız olanı alana kadar bir çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Tüm teşkilatlarımızla, milyonların hakkını savunmak üzere üstümüze düşeni yapmaya devam ediyor ve sürecin anbean, en sıkı şekilde takipçisi olduğumuzu beyan ediyorum! 🇹🇷
📢Değerli Sağlık ve Sosyal Hizmet Camiası;
3.5 yıl önce kurulan Genç Sağlık Sendikası
🥇SAKARYA İL GENELİNDE “YETKİYİ” ALMIŞTIR.
ŞİMDİ SIRADA ÜLKE GENELİ YETKİYİ ALMAK VAR.
Biz gençlere, gençler bizlere güveniyor.
ÖYLE BİR KAZANACAĞIZ Kİ
HİÇ KİMSE KAYBETMEYECEK!
BU BİR SUÇ DUYURUSUDUR!
Adana Seyhan Devlet Hastanesinde saat 16.30’da Motorlu bir vatandaş gelip evrak kayıt birimine giriyor. Elinde onlarca sahte üyelik formunu evrak kayıttan geçirmeye çalışıyor.
Bu esnada orda bulunan avukatımız, Genel başkan yardımcımız, temsilcilerimiz itiraz edip bu formların Başhekimlik onayı olmadığını, üst yazının bulunmadığını belirtip motorlu kişiden hangi sendikadaysa ilgili sendika temsilcilik yazısını göstermesini istiyor.
Bunun üzerine şahıs motoruna binip kaçıyor. Olay tutanak altına alındı. Hastane polisine haber verildi. Kamera kayıtları ortada .
Motorla gelen kişinin memur olmadığı sürekli işçi kadrosunda görev yapan ve ilgili sendikanın il başkanın yeğeni olduğu bilgisi tarafımıza bildirildi.
Tüm Türkiye bu olayı bilsin. Sahte evrak ile yetki almaya çalışanları görsün.
Kayıtlar, deliller ortada.
Adana Valiliğinden ve Cumhuriyet Savcılığından istediğimiz konunun üzerine gidilmesidir.
Kamuoyunun bilgisine sunarım. @TCAdanaValiligi@adalet_bakanlik
Aylardır ödenmeyen gece farklarının ödenmesi için il sağlık müdürlüğüne dilekçe verdik. Mağduriyetin devam edilmesi halinde hukuk yoluna başvurmaktan geri durmayacağız ! @osmkya06 @gencsagliksendikasi @devletmemurlarikonfederasyonu
@ilbogadincer