İsmail Yüksek, ilk milli maçında aldığı bilet sayısını Zeki Çelik’le kıyaslayınca yaşadığı şaşkınlığı anlattı:
🔹 “Mert abi bana kaç tane bilet istiyorsun diye sordu.”
🔹 “İlk milli takım maçımdı, utanarak 10 dedim.”
🔹 “Sonra hadi 20 kişi yapabilirsen çok iyi olur dedim.”
🔹 “Mert abi tamam dedi, 20 bilet gönderdi.”
🔹 “Maça giderken asansörde Zeki Çelik'e 20 bilet aldım dedim.”
🔹 “Zeki bana 116 aldım dedi.”
🔹 “Nasıl 116 oğlum dedim.”
🔹 “Oğlum, ben hâlâ eksideyim dedi.”
🔹 “Nasıl bir aşiret var kardeşim sende dedim.”
🔹 “Sonra öğrendim, Zeki maratonda top kontrol edince millet ayağa kalkıyormuş.”
🔹 “Meğer 116 kişinin hepsi oradaymış.”
🔹 “25 tane abisi var.”
Osmaniye’de 30 dereceyi aşan sıcakta çalışmak zorunda kalan 70 yaşındaki tarım işçisi:
“Sıcakta kalbim sıkışıyor bazen, öyle olunca suya atlıyorum. Sıcakta kolay mı burada çalışmak? 1100 TL yevmiye alıyoruz ama yetmiyor ki.”
#İBBDavası'nda 49.gün
Kapki mahkemede isyan etti:
"Panout ve İlbak patronları NEREDE?"
Murat Kapki, Elif Güven'e soru sormak için söz aldı.
🔺️Kapki:
Bir de Sayın Başkanım, biraz önce sorulduğunda "kendinizi dava edersiniz, dava açarsınız" demiştiniz ya...
Biz defalarca #Panout ile ilgili Savcılığa müracaatta bulunduk ama hepsi takipsizlikle sonuçlandı.
🔺️O yüzden buradan Sayın Savcıma soruyorum.
Sayın Savcım, biz defalarca müracaat ettik.
Burada 5 bin tane otobüs durağı işletmesi aldığını ve rakamların nasıl oluştuğunu anlattık.
Ben burada 15 aydır yatıyorum. Neden yattığımı da bilmiyorum.
Ama #Panout'un sahibi dışarıda çok rahat şekilde geziyor.
Dünya kupasına gitmiş!
#İlbak'lar dışarıda!
Yani bu nasıl bir şeydir, ben bunu anlamıyorum.
Hukukun ölçüsü nerede?
Hâlâ bunu soruyorum.
Gerçekten anlamıyorum.
Onlar serbest.
Onlar güzel işler yapmışlar deniliyor. Biz de yapmışız.
Lütfen Sayın Savcı;
Ya bunlarla ilgili yaptığımız suç duyurularını da değerlendirin,
onları da buraya getirin,
ya da bizi salın."
#İBBDavası'nda 49.gün
Eski CHP Milletvekili #AykutErdoğdu Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü #ElifGüven'e soru sormak için söz aldı.
Elinede bir anayasa kitapçığı tutan Erdoğdu, Güven’e “Sizce siz şu an buna göre mi yargılanıyorsunuz?” sorusunu yöneltti.
Mahkeme başkanı, “Bu soru sizin dosyanıze ne katacak?”
Aykut Erdoğdu "Siz başka dosyadan yargılanıyorsuz..
sorduğunuz soruların bu dosyaya ne katkısı olacak diye mi soruyorsunuz?
Tefrik edin dosyamı..Ben Milletvekiliyim. Bunu yapmayarak 48 eylemle beni yargılıyıp bunu diyemezsiniz.
Erdoğdu, Anayasa kapsamında ‘şüpheli ve sanık beyanlarının alınma şekline’ yönelik maddeleri sıraladı ve Güven’e “İfade verirken korktunuz mu?” sorusunu yöneltti.
Güven korktuğunu ifade ederken mahkeme başkanı, benzer bir soruyu çapraz sorguda yönelttiklerini belirterek Erdoğdu’nun başka bir soru sormasını talep etti.
Erdoğdu, sizin yasaklı soru sormanız suçtur..neden sordunuz. Anayasaya göre bu soruları soramazsınız dedi
Hakim etkin pişmanlıktan yararlanan birçok kişiye bu soruları sorduk.
Mahkeme başkanının davada kadına yönelik şiddet iddiaları karşısında suç duyurusunda bulunması gerektiğini belirten Erdoğdu, “Burada soru sormak benim hakkım. Yatarımı doldurdum ama bu masum insanlara yönelik muameleyi ele almanıza katkı sağlamak istiyorum. Beni engelleyemezsiniz, isterseniz salondan atabilirsiniz” karşılığını verdi.
Heyet başkanı bunu mu istiyorsunuz? Şimdiye kadar böyle bir olay yaşamadık, yaşamayalım.
Biz yargılamayı başka kanunla mı yapıyoruz?
Aykut Erdoğdu: Burada bir sürü suç iddiası var hangisi hakkında suç duyurusunda bulundunuz?
Hakim sanık ve sanık avukatı neden bulunmuyor. Benim suç duyurusu yapmam ile Erdoğdu'nun suç duyurusu yapması arasında bir fark mı var?
Aykut Erdoğdu, başkanım onlar kamu görevlisi değil. Kamu görevlisi sizsiniz ve cumhuriyet savcıları.
Hakim fark yok..ben buradaki her iddia hakkında bir yerlere suç duyurusunda mı bulunacağım"
Aykut Erdoğdu tabi ki, tabi ki
Tartışmalar devam ederken hakim duruşmaya ara verdi.
#İBBDavası'nda 49.gün
"SIRF BİRİNİN OĞLUNUN OKUL ARKADAŞI DİYE 20 YIL"
"Panout"
İBB Başkanı #Ekremİmamoğlu Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü #ElifGüven'e soru sormak için söz aldı.
🔺️Ekrem İmamoğlu: Diğer bir konu yine ilgimi çekti.
Bu da önemli bir konu. Çünkü az önce ifade ettiniz; daha önce tabii iş insanı olarak anlatanlar oldu ama çok konuya girmek istemedim.
Sonuçta kurumu temsilen ifade ettiniz.
🔺️20 yıllık bir ihaleden bahsettiniz, doğru mu? Yani 20 yıllık verilmiş…
Elif Güven: Evet.
Ekrem İmamoğlu: Defalarca anladığım kadarıyla mahkemeye verilmesine rağmen de sürekli yürütmeyi durdurmayla, yine yapmadığı işin sahibi olarak kurum, anladığım kadarıyla karşılığını alamadığı şekilde devam eden bir firma.
Elif Güven: Evet, maalesef.
Ekrem İmamoğlu: İsmi neydi firmanın?
🔺️Elif Güven: Panout.
Ekrem İmamoğlu: Yani Sayın Başkan, yani burada gerçekten bu ihbarlar sizin için önemli midir? Yani çünkü gerçekten bir suç örgütü ve İmamoğlu Suç Örgütü diye tarifleniyor, Belediye Başkanı diye tarifleniyor.
Biz burada 3 yıldan fazla ihale yapmayan bir kurumuz; yani milletin malını ihale ederken, kendi dönemiyle sınırlı kalmaya gayret eden ve bunu çiğnememeye gayret eden bir yönetim anlayışı ortaya koyduk.
20 yıl... Bir de anladığım kadarıyla, şimdi öğrendiğim kadarıyla sırf birinin oğlunun okul arkadaşı diye de maşallah hep yürütmeyi durdurma alma becerisini de gösteriyor.
Yani benim burada "okul arkadaşım" diye kapısından içeri giremez belediyenin; yani ihale vesaire diye...
Hapis yatan arkadaşım var, okul arkadaşım diye.
Kapısından içeri giremez, bakın iddialı konuşuyorum yani.
Sebebi aramızdaki manevi uzlaşma diyelim.
Ama maşallah bu ülkede herkesin okul arkadaşı bayağı korunuyor yani, hem de yargı tarafından.
Altını çizeyim, utanç verici bir durum yani. Panout’tu değil mi firmanın adı, yanlış mı?
Elif Güven: Evet Başkanım, Panout.
Ekrem İmamoğlu: Evet... Google'a girmeyin, girerseniz siz de başınıza bela alırsınız Sayın Başkanım."
Rüşvet suçundan 5 yıl 2 ay ceza alan AKP'li Keskin Belediye Başkanı'nın görevine devam ettiği ortaya çıktı.
Başkanın soruşturma ve dava aşamasında 1 gün bile gözaltına alınmadığı öğrenildi. (Now Haber)
📌 DROGBA'DAN ABD VE FIFA'YA TEPKİ:
"Bir ülke, gezegendeki en büyük futbol turnuvasına ev sahipliği için teklif verdiğinde, bunun ne getireceğini tam olarak bilir. Oyuncular, hakemler, yetkililer ve dünyanın dört bir yanından taraftarlar bunun bir parçasıdır."
"Somali hakemi Omar Artan’ın durumu karşısında hayal kırıklığına uğradım. FIFA onu, hak ederek bu fırsatı kazandığı için seçti, ancak girişine izin verilmediği için katılamadı."
"Ardından İran futbol federasyonunun, turnuva başlamadan sadece günler önce taraftar biletlerinin iptal edildiğini iddia ettiğini duyuyorsunuz. Eğer bu doğruysa, sıradan taraftarlar futbol ile ilgisi olmayan sorunlar için bedel ödüyor."
"Acı çekenler siyasetçiler değil. Yıllarca biriktirdikleri parayı, milli takımlarını Dünya Kupası’nda takip etmek umuduyla harcayan taraftarlar."
"Futbol her zaman farklı kültürleri bir araya getirebilen nadir şeylerden biri olmuştur. Politikalar, kimin bu deneyimin bir parçası olacağını belirlemeye başladığı anda, herkes kaybeder."
"Dünya Kupaları ve uluslararası turnuvalarda oynadım. Bu etkinliklerin güzelliği, onlarca ülkeden taraftarların aynı sokakları, aynı stadyumları ve aynı tutkuyu paylaşmasını görmek."
"Hiçbir taraftar milliyeti nedeniyle yargılanmamalı ve hiçbir hakem kariyerinin en büyük anını, kontrolü dışında politik koşullar yüzünden kaçırmamalı."
"FIFA, hükümetler ve futbol otoriteleri çözüm bulmalı, çünkü şu anda manşetler vizeler, seyahat kısıtlamaları ve anlaşmazlıklarla ilgili; futbolun kendisiyle değil."
"Dünya Kupası tüm dünyaya ait olmalı. Bu onu özel kılıyor. Oyun her zaman öncelikli olmalı ve politika, futbolun en büyük kutlamasının önüne geçmemeli."
İBB Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü Elif Güven, yaklaşık 1,5 yıl sonra bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.
Savunmasına kendisini anlatarak başladı.
Eczacı bir anne ve babanın kızı olduğunu söyledi. Reklam alanında ABD’de eğitim aldığını, kariyeri boyunca Türkiye’nin önde gelen kurumsal şirketlerinde yöneticilik yaptığını anlattı. Aile olarak maddi durumlarının iyi olduğunu söyledi. İBB’de göreve başladığında ise özel sektöre göre daha düşük gelirle çalışmayı kabul ettiğini ifade etti.
Hakkında gözaltı kararı verildiğinde annesiyle birlikte, İtalya’da eğitim gören yeğenlerini ziyaret etmek için yurt dışında bulunduğunu söyledi.
Buna rağmen bazı haberlerde kendisinden “firari şüpheli” olarak söz edildiğini hatırlattı.
Oysa kararın çıktığını öğrenir öğrenmez Türkiye’ye döndüğünü ve kendi iradesiyle adalete teslim olduğunu anlattı.
Ancak bu kez de bazı haberlerde “havalimanında gözaltına alındı” ifadelerinin yer aldığını belirtti.
Ve bütün bunlara şu sözlerle isyan etti…
“Türkiye'ye giren ilk uçağa binerek annemle beraber Türkiye'ye döndüm. Kaçmak aklımın ucundan dahi geçmedi. Açıkçası işlediğim hiçbir suç yoktu. Endişelenmemi gerektiren bir gün olduğunu da sanmıyorum. Kendi ayaklarımla yüce Türk adaletine teslim olmuştum. Bu sebeple içim çok rahattı. Emniyet müdürlüğünde kendimden en iyi şekilde soruları yanıtlayarak ifademi verdim. Tutuksuz yargılanmamızı beklerken sonuç tutuklandım. Tutuklanma evrakına baktığımda ‘kaçma şüphesi’ yazıyordu. Soruyorum Sayın Başkanım. Yurt dışındayken gözaltı kararını öğrenip, uçağa binip Yüce Türk adaletine teslim olan, adresi, yeri, yurdu belli olan, hayatı boyunca hiç suç işlememiş bir kişi olarak ben nasıl kaçma şüphesiyle tutuklandım? Buna isyan edilmez mi…”
#İBBDavası'nda 49.gün
Diyorum ki: “Bilmiyorum, duymadım.”
Sonra soru geliyor Sayın Başkanım: “Hissettin mi?”
"BEN ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANMAK İÇİN İFADE VERMEDİM."
"Savcı söylediklerimi zapta geçirmedi"
Savcı aynen şöyle dedi:
"İstediğim gibi konuşmuyor..kalsın içeride"
Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü #ElifGüven beyanda bulunuyor.
Cezaevinde 20. günde infaz memuru geldi. Savcı benimle görüşmek istemiş.
Sayın Başkanım böyle bir şeyin ne olduğunu hiç anlayamadım. Nasıl bana yardımcı olacaklar?
Etkin pişmanlık bununla ilgili hiçbir bilgim yok.
Yani zaten bildiğimi anlattım.
🔺️Ancak hiçbir zapta geçmedi.
Ve sorgu da değildi aslında, daha çok sohbet şeklinde oldu.
🔴 Ve zaten kendisinin sürekli azarlarıyla karşı karşıya kaldım.
🔴 Sanki ben bir şey yapmışım, bir şeyleri biliyormuşum ama söylemiyormuşum gibi davranılıyordu.
Sürekli azarlanıyordum.
🔴 Anlatıyorum. Ama SAVCİ diyor ki: “Hâlâ istediğimiz gibi konuşmuyorsunuz.”
🔴 Yani inanılmaz bir konuşma şekliydi. Anlatıyorum, sorular soruluyor. “Bilmiyorum” diyorum. Ya da “Böyle bir şey duymadım, hissetmedim” diyorum.
🔺️Ama dedim ki Sayın Başkanım, nasıl söyleyeyim bunu? Bilmiyorum. Hissetmiyorum, hissetmedim yani.
🔴 Mesela savcı soruyor: “Size şu şirketleri ihaleye verdiklerini söylemiyorlar mıydı?”
Ben de “Hayır” diyorum.
Söylemiş olsalar bile, ben bu işi yaptığım için bunun söylenmesi suç işlenmiş olduğu anlamına gelmez.
⚫️ Ancak sekiz ay sonra bakıyorum ki iddianamede bunlar bağlamından koparılmış.
Teknik takip kayıtlarının altına yazılmış.
Sanki ben bir şey söylemişim, kabul etmişim gibi gösterilmiş.
🔴 Bunların hiçbirini kabul etmiyorum.
⚫️ Mesela orada siz sorduğunuz için bunu açıklamak istiyorum. Nasıl olduğunu anlatmak istiyorum.
Çünkü savcıya böyle konuşmuşum gibi yazılmış.
Diyorum ki: “Bilmiyorum, duymadım.”
Sonra soru geliyor Sayın Başkanım: “Hissettin mi?”
⚫️ Yani bunun nasıl bir soru olduğunu da anlayamıyorum. Gerçekten aklım almıyor.
Kusura bakmayın, bu sizinle ilgili değil Sayın Başkanım. Sizlerle ilgili bir durum değil. Ama o an yaşadığımı anlatmak zorundayım.
Ben ifademde sadece şunu söyledim:
“Biz şirketleri değerlendiririz. Bunlara teklif veririz, uygun mu diye değerlendiririz. Gereklilikleri var mı diye değerlendiririz.”
Bu da son derece doğal bir şeydir.
Ama bunlar sanki başka anlamlar taşıyormuş gibi yorumlanmış.
Kimse yine açık açık bir şey söylemiyor ama sürekli şu ihale, bu ihale diye örnekler vererek bir şeyler söylemem bekleniyor.
Murat Abi bana şirket söylüyor muydu? Hayır.
Ama bir şirket öneriyorsa, birisi bir şey soruyorsa ben de değerlendirirdim.
Çünkü benim işim buydu.
“Elif, bakabilir misin?” denir.
Ben de bakarım.
Bu kadar.
Bu da yöneticilere yapılan normal bir bilgilendirme ve değerlendirme sürecidir.
Bizim yaptığımız iş de buydu zaten.
Ama hiçbir şekilde anlatamadık.
Sonra tekrar azarlanmaya başladım.
“Bak yine söylemedin, yine konuşmadın. Bak yine istediğim gibi konuşmuyorsun” denildi.
Tamam ama yanımda avukatım da var. O da herhalde şaşırdı.
Anlıyor musunuz?
O da bir şey söylemiyor.
Ben de öylece duruyorum.
Yani sadece ne söylenirse ona cevap vermeye çalışıyorum.
Gerçekten çok zor bir durumdu.
Şu cümleyi ifade etmek istediğim için bunları anlatıyorum.
O gün söylenenlerin ileride bu şekilde yorumlanacağını, bu şekilde iddianamede kullanılacağını hiçbir şekilde düşünmedim.
Savcı aynen şöyle dedi:
"İstediğim gibi konuşmuyor..içeride kalsın"
#İBBDavası'nda 49.gün
Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü #ElifGüven beyanda bulunuyor
Elif Güven "hayatımda hiç suç işlemedim" diyerek sözlerine başladı.
Elif Güven burada ağladı.
"Ben hiç suç işlemedim ve kaçmadım hakim bey"
"Hakkımda onlarca şey yazdılar..savcılık benim lekelenmeme hakkımızı korumadı"
Bir insanın özgürlüğünden bir buçuk yıl çalmak bu kadar kolay mı?
Tüm haber sitelerinde “Firari Elif Güven havalimanında yakalandı” haberleri yapılarak gerek masumiyet karinesine, gerek itibarıma, gerekse de lekelenmeme hakkına zarar verildi.
Ayrıca hükümlülük, iddianame yazılana kadar da devam ediyor, Sayın Başkanım.
Cezaevinde olduğum süre boyunca haberlerde sürekli soruşturmanın gizliliği ihlal edildi.
Lekelenmeme hakkım her gün çiğnendi.
Avukatıma soruşturma gizliliği gerekçe gösterilerek verilmeyen belgeler, sonradan gerçek olmadığı, hatta dosyada yer almadığı ortaya çıkan birçok husus her gün kamuoyuna yansıtıldı.
Savcılık makamı, yazılanlarla ilgili suç olmasına rağmen tek bir somut delil ortaya koyamadı.
Savcılık bizlerin haklarını korumadı."
İstanbul Ümraniye’de bir sürücü, yola bir topun geldiğini görünce ardından bir çocuğun çıkabileceğini öngörerek durdu. Kısa bir süre sonra küçük bir kız çocuğu yola fırladı.
PKK’lı teröristler tarafından 22 yaşında şehit edilen öğretmenimiz Şenay Aybüke Yalçın’ı şehadetinin 9. yılında rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Mekânı cennet olsun.
Slavia Prag forması giyen Jindrich Stanek, tribünde bir Beşiktaş taraftarını görünce yanına gitti.
"Beşiktaşlı mısın? Geçen ocak ayında Beşiktaş’a imza atıyordum, sonra iptal oldu. Belki bu sene…” (Eren Yılmaz)
Henüz 22 yaşında gencecik bir öğretmendi Şenay Aybüke Yalçın…
PKK’lı hain teröristler tarafından şehit edildi.
Biz onu asla unutmayacağız. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.