Meclis kürsüsünde ettiğim Milletvekili yemininde;
"Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma" büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içmiştim.
Hayatım boyunca ödün vermediğim ve vermeyeceğim kişisel ilkelerim ve milletimizin bana verdiği temsil etme yetkisi doğrultusunda,
Pazartesi günü yapılacak olan çerçeve yasa oylamasında HAYIR oyu vereceğimi tüm kamuoyunun bilgisine sunarım 🇹🇷
Süreyya Öneş Derici
Yeni Parti Muğla Milletvekili
BİR AĞAÇTAN ON HAYAT DERSİ
Bir adam, bir ağacın gölgesinde felsefe kitabı okuyordu. Kitaptaki sorular, zihnini iyice karıştırmıştı. Bir süre sonra başını kaldırıp ağaca baktı ve:
— Keşke ağaç olsaydım da hiçbir şey düşünmeden yaşasaydım, dedi.
Birden ağaç dile geldi:
— Belki ben düşünmüyorum ama düşünen insanlara verebileceğim çok ders var, dedi.
Adam heyecanlandı:
— Seni dinlemek isterim.
Ağaç konuşmaya başladı:
— Bırak şimdi elindeki felsefe kitabını. Bana bak ve beni dinle. Sana hayata dair on önemli ders vereceğim.
Adam merakla:
— Tamam, seni dinliyorum, dedi.
Ağaç, hayat derslerini sıralamaya başladı:
1. Her şeyin bir zamanı vardır.
“Ağaç yaşken eğilir” ya da doğrulur. Hayat, başlı başına bir öğrenme sürecidir ancak öğrenmenin zamanı da çok önemlidir. Çünkü yaşlı köpeğe yeni oyun, yaşlı kurda yeni yol öğretmek kolay değildir.
2. Düşen ağaca balta vuran çok olur.
Hayatta düşmemeye dikkat etmek gerekir. Güçlüyken gölgene sığınanlardan bazıları, düştüğünde ellerine baltayı alıp sana koşabilirler.
3. Baltanın sapı da ağaçtandır.
Bizi yok etmeye çalışan baltanın sapı bizdendir. Bu nedenle yalnızca dışarıdaki düşmanlardan korkmayın. Bazen asıl tehlike içeridedir. Sizin gibi görünüp size ihanet edebilecek insanlara karşı dikkatli olun. Çünkü dişi kıran, pirince en çok benzeyen beyaz taştır.
4. Zorluklar insanı geliştirir.
“Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.”
— Cemil Meriç
İnsanı geliştiren ve olgunlaştıran, karşılaştığı zorluklardır. Büyük insanlar, büyük engelleri aştıkları için büyürler. Büyük devletler de büyük badireleri atlatarak güçlenirler.
Uçurtma, rüzgâra rağmen değil, rüzgâr sayesinde yükselir. Bu nedenle engelleri birer fırsat olarak görmelisiniz.
5. Kökü sağlam olanın boyu yükselir.
Bir ağacın kökü ne kadar derindeyse boyu da o kadar yükseğe uzanabilir. Kökleri zayıf olan bir ağaç, büyüklüğünün ağırlığını taşıyamaz.
Bu nedenle köklerinize sahip çıkmalısınız. Kökünü unutan ya da yok sayan bir ağaç ayakta kalabilir mi? Ağaç bütün gücünü köklerinden alır. Siz de tarihinizi unutursanız geleceğinizi nasıl inşa edebilirsiniz?
6. Ağaç yapraklarıyla gürler.
İnsan da ailesiyle, dostlarıyla ve sosyal çevresiyle güzelleşir; onlarla tamamlanır ve varlığını daha güçlü hisseder. Bu nedenle aile bağları ve sosyal ilişkiler çok değerlidir.
7. Baharı beklerken görevini yapmalısın.
Hiçbir ağaç, “Acaba bahar gelecek mi, çiçek açacak mıyım?” diye düşünmez. Kökü, gövdesi ve dalları görevlerini sessizce, sabırla ve eksiksiz biçimde yerine getirir.
Siz de baharın gelmesini bekliyorsanız görevinizi gösteriş yapmadan, sessizce, sabırla ve hakkıyla yerine getirmelisiniz.
8. Meyveli ağacı taşlarlar.
Bilgili, yetenekli ve başarılı insanları kıskanan çok olur. Hiçbir işe yaramayan, silik ve niteliksiz insanlar ise çoğu zaman kimsenin dikkatini çekmez.
Başarılı insanlar, kendilerine atılan taşlara karşı dirençli olamazlarsa başarılarını sürdüremezler.
9. Her ağaç kendi toprağında büyür.
Bir ağaç, ancak kendisine uygun toprağı bulduğunda sağlıklı biçimde gelişebilir. İnsanların yetenekleri de ağaç tohumu gibidir. Uygun ortamı bulursa filizlenir ve büyür; bulamazsa zamanla çürüyüp gider.
10. Hayatınız boyunca ağaca muhtaçsınız.
Beşikten mezara kadar bizimle birliktesiniz. Çocukken beşikte, öldüğünüzde ise tabutta yine yanınızdayız.
Bu nedenle bize yalnızca odun gözüyle bakmayın; biraz da ibret gözüyle bakın. Sözümü, insanların kulağına küpe olacak şu cümleyle bitireyim:
“Her şey bir ağacı sevmekle başlar.”
Bundan sonra bir ağacın yanından geçerken biraz durun, sessizliğine kulak verin ve şarkısını dinleyin.
Adam, ağaca bir kez daha baktı ve içinden şöyle geçirdi:
“Meğer asıl odun olan bu ağaç değil, benmişim.”
Bitkilerle Sohbet adlı kitaptan…
Cihat Yaycı:
Bu takımın adı Türk Millî Futbol Takımıdır; “Türkiye Millî Futbol Takımı” değildir.
Bu ayrım basit bir kelime tercihi değil, bir kimlik meselesidir. “Türk milleti” kavramını silikleştirerek yerine yalnızca coğrafi bir ifade koymak isteyen yaklaşımlar, millî bilinci zayıflatmayı hedeflemektedir.
Oysa bu takım, bir coğrafyanın değil; bir milletin adını taşır.
Herkesin Türk’e, Türk Milletine ve “Türk” ifadesine sahip çıkması, sadece bir tercih değil; millî bir vazifedir.
ACIMIZ TARİFSİZ…
Yaşadığı rahatsızlık nedeniyle bir süredir yoğun bakımda tedavi gören Başkanımız Gülşah Durbay’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Hastalığına rağmen, son anına kadar güler yüzü ve çalışkanlığıyla Şehzadeler’e hizmet etmekten gurur duyan değerli Başkanımıza Allah’tan rahmet, ailesine kentimize ve ülkemize başsağlığı ve sabırlar diliyoruz.
Cenaze törenine ilişkin bilgiler ayrıca paylaşılacaktır.
SENİ HİÇ UNUTMAYACAĞIZ GÜLŞAH DURBAY!
Gençlerimizin önünü tek hedef koyduk:
Çok çalış,üniversite bitir,sınav kazan,y.dil öğren,mastır,doktora,derece yap.
Peki ne oldu?
Bütün bunlar dünya nitelikli işsiz şampiyonu olmak için miydi?
MEB,YÖK,ÖSYM
akıl,insan gücü planlaması, istihdam odaklı eğitim şimdi değilse ne zaman?
@sokakkedisitv Ben 1995 yılında İzmir'de oldukça kalabalık bir okulda çalışıyordum. Çok iyi hatırlıyorum 40-50 mevcutlu sınıflarımız vardı. Öğrencilerimiz aynı sırada 3 kişi oturuyordu. Ancak oldukça saygılı ve dersi çok güzel takip ediyorlardı. Eğitim o dönemlerde ailede başlıyordu.
***Tarihi malumatımızı ölçelim biraz! Efendim bu meşhur İzmir "Bardacık" inciri asıl adı İYİLOP inciri.... Siz İNCİR diyebilirsiniz belki ama Türk'ün tarihinde büyük önemi var bu bardacık inciri'nin. Emperyalist alçaklar Kurtuluş Savaşı sonu İzmir'i yakarken incirin tütünün zeytinin tarihini yok etmek için yaktılar. Bu alçakları şöyle bilin; bir İNCİR ÇEKİRDEĞİni irin irin dolduracak alçaklıkları ile meşhurdurlar! Günahı her daim emperyalist alçakların başına olsun sevabı ise bize; İzmir Aydın yöresinin BAL otağı denen incir, C.J.GİRAUD CO denen şirket tarafından 19.yy sonu ve 20 yy başında Kalifornia ve Boston'a giderdi. "Dried fruits" adıyla listeledikleri bal otağı yemişleri bize taşıtır, yani HAMALLIKlarını bize yaptırır, kendileri köşeyi dönerdi. Hatta ilk futbol takımlarından olan SYMRA FC'de böyle kurulmuştur. Sonra Şanlı Fahrettin Altay paşa "Altay" adlı takımı ve Ordu Gücü takımlarını kurdurdu yanlış hatırlamadı isem... O dönemin kabadayıları da liman beyleri arkasında idi... Hatta ve hatta İzmir'de bol keseden kara kara yiyene Giro'nun domuzu denir...Giro kelimesinin nereden geldiği belli zaten....O dönem Türk köylüsü, Türk kasabalısı İNCİRin zeytin yağının tadını bile bilmezdi; Türk'ün şanlı Kurtuluş Savaşı da bu sömürüye karşı idi zaten... İzmir'in sağlık açısında "faili meşhur" PİRİNA fabrikalarında zeytinin atık yağı TÜRK'e yedirilirdi...
***EGE'de sokaklarda gördüğünüz incirler İĞLEK'tir yani erkek incirdir. İncirin döllenebilmesi için erkek incir sineğine ihtiyacı vardır. Buna tarihi aktarım işlemine de İLEKLEME denir. Dişi incirin üç tipi vardır; YELLOP İYİLOP VE SARI LOP...İşte Bardacık inciri İYİLOP inciridir... Emperyal Fransız dölleri, Symra İNCİRini Fransa'ya götürmek için uğraşmış ancak sineğini götürememiştir ve başaramamışlardır. Allah açlıklarını bol eylesin... Ben bu bilgileri bilmediğim için İLEKlik ya da ilek arıcığı için Ege'nin sokaklarındaki olan incirleri yediğim çoktur. İlek inciri SarıLob, İyilob veya Yellop inciri sınıflarına girmez. Ben ettim siZ etmeyin... Bu da bedava benden tarihi bilgi dağarcığına ekleme olsun! İZMİR'in tarihi Türk tarihinde çok büyük bir ayrıntıdır; her zerresi ile....
Diyanet, 30 Ağustos Zafer Bayramı hutbesinde yine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını anmadı!
Unutmayın: Diyanet’i kuran da bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Cumhuriyet’in kurucu iradesiyle var olan bu kurumun, bugün kendi kurucusunu yok sayması büyük bir ayıptır, büyük bir vefasızlıktır!
Diyanet’i bir partinin arka bahçesi haline getirenlere sesleniyorum: Atatürk’ü yok saymak, Türkiye’yi yok saymaktır!
Ama Türkiye sizin çıkar hesaplarınıza sığmaz!
Atatürk bu milletin gönlünde sonsuza kadar yaşayacak.
1* 1922'nin Haziran ayına gelindiğinde Yunan ordusu Afyon bölgesinden ileri gidecek durumda değildi. Türk ordusu ise potansiyel gücünün en ileri noktasındaydı.
Gazi, bu şartlarda 13 Haziran günü taarruz kararı aldı ve "yalnızca" Fevzi Paşa ile İsmet Paşa'ya açıkladı.
Çok büyük bir hüzün içindeyim. Bu memleketin umudu, geleceği olan 12 gencecik evladımız, 12 aziz askerimiz şehit oldu. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve milletimizin başı sağ olsun. Gazdan etkilenen kahraman askerlerimize de acil şifalar diliyorum.
#İlberOrtaylı