3 yıl önce bir harabe, bir çöküntü, işgal altında bir kayıptı.
Çok zor koşullarında çalıştık, didindik, İstanbul’un yok olmak üzere olan işgal altındaki Karaköy Kuyumcular Hanı’nı restore ederek tekrar halka kazandırdık.
Gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz…
Yarın açılışta tüm İstanbullularla bu güzelliği paylaşmak dileğiyle ❤️ #İBBMiras #KentAraştırmalarıMerkezi #kuyumcularhanı
Savunma hakkım kısıtlandı, kitaba dönüştü. Kitap, daha matbaada basılırken toplatıldı.
Böylece, sorgu metnim kitap olarak da basılamadı.
Bu kitabı tamamen hukuk dışı müdahaleler yüzünden ne ben görebildim ne de siz görebildiniz.
Yargının yasa dışı işlem ve kararlarıyla bugüne geldik. Bugün dijital olarak sizlerle buluştu.
Artık size emanet!
Can Bonomo’ ya bravo.
Can Bonomo, yaşamını yitiren babası Yaşar Bonomo'nun ardından kullandığı "Devrin daim olsun" sözüyle dalga geçenlere tepki gösterdi ve şöyle yazdı;
"Bir kültürün kavramlarına yabancı olmak son derece doğaldır. Ancak bir ifadenin anlamını bilmemekle, o ifadeyi kendi sınırlı bilgi dünyamız üzerinden değersizleştirmek arasında ciddi bir fark vardır"
"Devri daim olsun" yalnızca bir temenni değil, yüzyılların tasavvufi düşüncesini ve Alevi-Bektaşi geleneğinin varoluşa bakışını taşıyan bir ifadedir.
Tasavvufta "devir" kavramı, varlığın Hak'tan gelip yine Hakk'a dönüşünü açıklayan köklü bir anlayışa dayanır. Bu düşüncede varoluş, yalnızca doğumla başlayıp ölümle sonlanan doğrusal bir süreç olarak ele alınmaz. Varlığın kaynağından zuhur etmesi, farklı mertebelerden geçmesi ve nihayetinde aslına yönelmesi, manevi bir yolculuk olarak yorumlanır. Bu anlayış, tasavvuf edebiyatında "devriyye" adı verilen şiirlerle de yüzyıllar boyunca işlenmiştir.
Alevi-Bektaşi öğretisinde ise ölüm, yalnızca biyolojik yaşamın sona ermesiyle açıklanmaz. "Hakk'a yürümek", "don değiştirmek" ve "devri daim olmak gibi ifadeler; canın sürekliliğine, varlığın dönüşümüne ve insanın geldiği öze yönelişine ilişkin inançlarla bağlantılıdır. Elbette bu kavramların yorumlanışı gelenekler arasında farklılık gösterebilir.
Bu nedenle "devri daim olsun" sözü, sıradan bir kelime birleşiminden çok daha fazlasıdır. İçinde bir inanç dünyası, kültürel hafıza, varoluş felsefesi ve insana duyulan saygıyı barındırır.
Bir kültürün kavramlarına yabancı olmak son derece doğaldır. Ancak bir ifadenin anlamını bilmemekle, o ifadeyi kendi sınırlı bilgi dünyamız üzerinden değersizleştirmek arasında ciddi bir fark vardır.
Kültürel çoğulculuk yalnızca farklı kimliklerin varlığını kabul etmek değildir; o kimliklerin dünyayı anlamlandırma biçimlerine de saygı duyabilmektir.
Çünkü bazen birkaç kelimenin ardında yüzyılların düşünsel birikimi vardır. Ve insanın bilmediği her şey, anlamsız değildir. Can Bonomo
Yaşar Bonomo canımızın “Devri daim olsun”. Aşk ile..
#canbonomo
15,5 milyon vatandaşımızın oylarıyla Cumhurbaşkanı Adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun önce mahkemede savunma yapmasını engellediler, ardından “Millet Şahidimdir” adıyla hazırlanan savunma kitabına yasak getirdiler.
Ama hakikatin önüne geçemediler.
Şimdi hem “Millet Şahidimdir” kitabını hem de Ekrem İmamoğlu’nun İBB Davası’ndaki savunmasının tam metinlerini milletimizin vicdanına ve takdirine sunuyoruz.
Millet şahidimizdir.
Adalet er ya da geç yerini bulacak!
Millet Şahidimdir kitabını indirmek için:
https://t.co/AJWNtxRWKx
Savunmanın tam metnini okumak için:
https://t.co/TKcsv8rrtv
KAMUOYUNUN DİKKATİNE
Cuma akşamı Sözcü TV yayınındayken +63 ile başlayan bir telefon numarasından arandım. Yayında olduğum için telefonu açamadım. Daha sonra bana bir mesaj gönderildi. Mesajda, Daltonlar örgütünün yöneticisi olduğu iddia edilen bir kişinin adı verilerek yayını terk etmem istendi.
Numarayı engelledim. Daha sonra +62 ile başlayan başka bir numaradan arandım. Arayan kişi, kendisini tanıtarak Daltonlar örgütünün liderinden izin aldığını söyledi. Bana 5 milyon lira ceza kestiğini, bu parayı vermezsem beni öldüreceğini belirtti.
Konuyla ilgili elimizdeki belgelerle birlikte suç duyurusunda bulundum ve koruma talep ettim. Bir emniyet mensubu tanıdığım aracılığıyla İstanbul Emniyetine de ulaştım ve onlarla istişare etmek istedim. Bugün için bana randevu verildi. Ancak daha sonra aranarak, konuyu bir karakola anlatmam gerektiği söylendi ve randevum iptal edildi.
Bu aşamada, yaşadıklarıma ilişkin somut bilgileri en ufak bir yorum katmadan sizlerle paylaştım. Konuyla ilgili henüz siyasi veya şahsi bir yorum da yapmayacağım, yaşadığım yalın gerçek budur;
“Ülkenin en tehlikeli suç örgütlerinden birinin adı kullanılarak tehdit edildim. Televizyon yayınını terk etmem, istenen 5 milyon lirayı ödemezsem öldürüleceğim söylendi.”
Şu an itibarıyla hayatım tehdit altında. Devletten başka beni koruyacak bir merci, halktan başka da bir dayanağım yok.
20.10.2026
Av. Afşin Hatipoğlu
Gazetecilerin hapsedilmesini, işsiz bırakılmasını, basın yayın organlarının susturulmasını, Halk TV yayınının durdurulmasını kabul etmiyorum.
21 Ekim Çarşamba saat 19.30’da Halk TV binası önünde olacağım.
Sunay Akın, Murat Ağırel'in kızı Ada Dila'nın, babasının 6 yıl önce tutuklandığı dönemde yazdığı şiiri paylaştı:
“Kahraman Babam;
Orada seni göremiyorum,
Ama yakınımdasın,
Aramızda hiç mesafe yok,
Çünkü hep kalbimdesin.
Seni özlüyor olabilirim,
Özlem duyabilirim,
Ama güçlü olmalıyım,
Sen benim kahramanımsın.
Seni kokulu kokulu öpüyorum,
Seninle gurur duyuyorum,
Geleceğin günü bekliyorum,
Seni çok ama çok seviyorum.”
Yaşananların ardından son durumumuzu sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Köpeklerimizin çoğunu güvenli geçici yuvalarına, bir kısmını da kalıcı ailelerine ulaştırdık. Barınağımızda kalan 9 köpeğimiz için yarın yeniden araç desteğine ihtiyacımız var.
Geçici yuvalarındaki dostlarımız için kalıcı yuva arayışımız sürüyor. Hiçbirini geride bırakmadan güvenli bir gelecek sağlamak için mücadele ediyoruz.
Lütfen paylaşımlarınızla sesimizi duyurmaya devam edin. Her destek bizim için çok kıymetli. Hepsini güvenli yuvalarına kavuşturana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. ❤️
Murat’ın tutuklandığını kendisine Sulh Ceza Hakimliği’nin önünde ben söyledim. Karar okunurken şüpheliler salona alınmamıştı. Bana, “Kızım size emanet, ona iyi bakın” dedi.
O an içimde bir şey kırıldı. Bir babanın kızını emanet etmesinin, bir arkadaşına böyle bir cümle kurmak zorunda kalmasının acısını anlatamıyorum. Çok öfkeliyim, çok yorgunum. Ve her defasında biraz daha eksiliyoruz. Ama eksilmeye alışmayacağız. Gazetecileri susturarak, arkadaşlarımızı hapsederek, çocukları babalarından ayırarak bu ülkeye boyun eğdiremezsiniz. Hukuksuzluğu kaderimiz, korkuyu hayatımız, suskunluğu mecburiyetimiz haline getiremeyeceksiniz.
Murat, kızın bize emanet. Ama hiçbir çocuk babasından ayrı kalmasın, hiçbir gazeteci kaleminin bedelini özgürlüğüyle ödemesin diye mücadele ediyoruz. Bizi sevdiklerimize sarılırken son kezmiş gibi hissettiren bu düzene alışmayacağız. Ne eksilmeye ne susmaya ne de bu ülkenin karanlığına alışacağız. Hiçbir iktidar, bu ülkenin insanlarından özgürlüğe ve adalete inanma hakkını alamayacak.
#MuratAğırelGazetecidir
Aziz Milletim,
Yeni Parti'ye katılmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ediyorum.
İstifa kararını 21 Mayıs 2026 tarihinde Genel Merkezimize polis girdiğinde aldım. Ancak ya Yargıtay kararıyla ya da Kurultay kararıyla durum değişebilir diye bugüne kadar bekledim. Ancak geldiğimiz noktada bu yükü daha fazla taşıyamayacağım.
Aldığım bu kararın bedeli olarak haksız ve hukuksuz tutukluluk süremin uzamasını ya da yeni iftiralarla yeni tutuklama yapılmasını göze alıyorum. Bu mücadelede haksız şekilde tutuklanarak Türkiye'nin dört bir yanında cezaevlerine kapatılan tüm yol arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum.
Mevcut yönetimin siyasi ömrünü tamamladığını, Yeni Parti'nin seçimleri açık ara kazanacağını öngörüyorum. Ancak ben bu mücadeleye kazanma garantisiyle veya bir beklentiyle girmiyorum. Başka türlü hayatımın bir anlamı olmayacağı için giriyorum.
Tüm vatanseverleri bu büyük mücadelenin parçası olmak üzere ateşe uçan kelebekler gibi, ateşi söndürmek için ağzında su taşıyan karıncalar gibi Yeni Parti'ye üye olmaya davet ediyorum.
Yeni Partimizin il ve ilçe başkanlarıyla yönetim kurulu üyelerinden tüm çalışma arkadaşlarını öz kardeşi gibi sevip güvenmelerini, asla ayrımcılık yapmamalarını, seçmen tabanımızı genişletmek için samimiyetle çalışmalarını hücrede tutuklu bir yol arkadaşları olarak rica ediyorum.
Bundan sonra bizim tabanımız MİLLETİMİZDİR. Samimiyet, tevazu, cesaret ve çalışkanlık içinde, bu yalnız ve yaralı MİLLETİMİZE sarılmalarını rica ediyorum.
Can yoldaşım ve Sayın Genel Başkanım Özgür Özel’e ve tüm yöneticilerimize kolaylıklar ve başarılar diliyorum.
Aziz Milletimizin, milli irademizi korumak amacıyla verdiğimiz bu büyük mücadelede, her yerde Genel Başkanımızın yanında olmasını ve Kuvayi Milliye disiplini ve cesaretiyle hareket etmesini tüm yüreğimle rica ediyorum.
Saygı ve selamlarımla.
Aykut Erdoğdu
SİLİVRİ
9 No'lu CİK
YENİ Parti Basın Sözcüsü Zeynel Emre el konulan Halk TV’nin önünde bir miting için çağrı yaptı. Tüm halkımızı, “Halk TV’yi yalnız bırakmayın” çağrısına karşılık vermeye davet ediyorum.
Biz size doğru haber vermek, gerçekleri anlatmak için hiçbir bedelden çekinmedik. Evimize el koydular. Şimdi milyonları buluşturan bu eve sahip çıkma zamanı!
Hepinizi çarşamba akşamı saat 19.30’da Halk TV’nin önüne bekliyoruz.