Üsküdar'da halkın seçimle işbaşına getirdiği CHP'li belediyeyi nasıl AKP'ye geçirdiklerini tekrar hatırlayalım:
- Sinem Dedetaş'ı tutukladılar
- İlk başkanvekili seçimini CHP'li aday kazandı ama seçimi mahkemede iptal ettirdiler
- 4 CHP'li meclis üyesini vaat/tehditle kendilerine geçirdiler
- 2 meclis üyesini tutuklattılar
- Başkanvekilliği seçimini tutuklanan üyelerin gözaltında olduğu güne koydular
- Sonra 2 CHP'li belediye meclis üyesini daha kendilerine geçirdiler
- Seçimi "kazandılar"
Bu şekilde kendine belediye geçirten ve bunda bir sorun görmeyen insanlar şimdi millete ahlak dersi vermeye kalkıyor.
KRİZ ORTAMI SONA ERİYOR
Yüklü Alımların başlayacağı günler çok yakın
Bu dönemi en kârlı çıkacağımız şekilde bizzat ben yöneteceğim
Söz verdiğimde neler yaptığıma şahitsiniz
Şimdi benimle olanları görelim🙌🏻
İYİ Parti’den de fon krizine ilişkin müthiş bir video geldi.
Akp’lilerin çaldığı 20 milyar doların ne demek olduğunu ve ne kadar yer kapladığını anlatmış
Danıştay’a giden arkadaşlarımızdan gelen bilgiler, KHK dosyaları konusunda hâlâ olumlu bir hava bulunmadığını gösteriyor.
Anlaşılan o ki Danıştay, bu meselede adli yargının dahi gerisinde, 10 yıl öncesinin OHAL zihniyetiyle hareket etmeye devam ediyor.
Sanki aradan geçen on yılda hiçbir şey yaşanmamış, AİHM tarafından onca hak ihlali kararı verilmemiş gibi…
Danıştay’ın görevi, idarenin tesis ettiği işlemlerin hukuka uygunluğunu denetlemektir. Ancak gelen bilgiler, hukuki denetim yerine tali ve ilgisiz meselelerle meşgul olunduğu izlenimini veriyor.
Üstelik bugünkü Danıştay Başkanı, 2019 yılında YSK üyesiyken KHK ile ihraç edilenlerin oy kullanamayacağı yönünde görüş bildiren azınlıktaki iki üyeden biriydi.
Böyle bir tabloda Danıştay’dan adalet beklemek, giderek hukuki bir beklentiden ziyade safça bir iyimserliğe dönüşüyor.
Artık meselenin adını doğru koymak gerekiyor:
Bizler idari bir hata, usul eksikliği veya basit bir takdir yanılgısı nedeniyle değil, siyasi bir iradenin aldığı kararlarla mesleklerimizden ihraç edildik.
Dolayısıyla bu meselenin çözümünü yalnızca yargı koridorlarında aramak gerçekçi değildir.
Siyasi iradeyle yaratılan bu mağduriyetin giderilmesi de siyasi irade gerektiriyor.
Hukuki mücadele elbette devam edecek. Ancak on yıldır süren bu adaletsizliğin sona ermesi için siyasi sorumluluk üstlenilmesi artık kaçınılmazdır.
#KHKİçinSiyasiKarar
@Akparti@yenipartiyiz@rprefahpartisi@MHP_Bilgi@iyiparti@devapartisi@DEMGenelMerkezi
İktidar Fon soygunu konuşulmasın diye meclisi kapattı ! Başınızı kuma gömseniz de millet bu hırsızlığın sorumlularını ve faillerini biliyor ! Kaçamazsınız !
AKP ülke kaynaklarının önemli bir kısmını yandaşlarına dağıtmak zorunda olan bir partidir. Varlığı buna bağlıdır, çünkü bir siyasi parti değil, çıkar amaçlı bir örgütlenme biçimidir.
Bu örgüt hiyerarşisinde en tepede olanların daha fazla çıkar sağlamaları anlaşılır bir durumdur ama bunun da bir sınırı vardır.
MB rezervlerinde sadece 43 milyar dolar varken tek bir fon üzerinden 20 milyar dolar vurgun yapıp, 300 - 500 kişi payına düşebilecek miktarların yüzlerce hatta binlerce katını indirirse dengeler bozulur. Çalınan paranın büyük kısmı kendi seçmeninden çalınırsa işler daha da karışır.
Burada iktidar açısından ikinci kuşağın ölçüsüzce çalma sorunu var. Karıncanın belini incitmemeleri gerekirken bunlar kopardılar.
SOYULDUK!...
Basın Açıklaması (02.10.2026)
Değerli Basın Mensupları, Aziz Milletim;
Hepimize geçmiş olsun, soyulduk.
Hükümet Fon soygunu ile çalınan 20 milyarı bizden almak için dün gece akaryakıta %20’ye varan zam yaptı. Bugün Türkiye, hukukun üstünlüğünün yok edildiği, denetim mekanizmalarının felç edildiği ve kontrolsüz gücün devleti için için çürüttüğü ağır bir fetret devrinden geçmektedir. Vatandaşlarımız hak arayışında çaresiz bırakılmakta, adalet arayışı duvarlara çarpmaktadır.
17/25 Aralık yolsuzluklarında banyonun ortasına saçılan paralar, otel odalarındaki para sayma makineleri ve içi rüşvet parasıyla dolu ayakkabı kutuları milletin hafızasına kazındı. Dönemin bakanlarının "yılın iş insanı" ilan ettiği İran ajanı Reza Zarrab Amerika'daki mahkeme salonlarında dağıttığı rüşvetin belgesini tek tek açıklarken; bu kanunsuzluğu tespit eden polisler ve savcılar 12 yıldır halen cezaevinde.
Soruyoruz:
"AK Parti döneminde hangi yolsuzluk soruşturuldu ve sonuçlandı?"
Sonuçlanan hiçbir şey yok; üzeri örtülen, cezasız bırakılan ve unutturulmaya çalışılan skandallar silsilesi var :
- Adliyelerde kurulan FETÖ borsası ile yapılan servet transferi skandalının ucu AK Partililere dokununca bir savcının emekli edilmesiyle sessizce kapatıldı. Çözülmedi, üstü örtüldü.
- İktidar medyasında önce "hayırsever iş insanı" diye pazarlanan Sezgin Baran Korkmaz skandalı da soruşturulup çözülmedi.
- Yenidoğan Bebek Skandalı gibi Sağlık Bakanlığı’nın doğrudan denetimindeki hastanelerde gerçekleşen bir insanlık dramında bile etkili bir hesap verebilirlik sağlanmadı; skandallar unutturulmaya terk edildi.
- Turizm Bakanlığı denetimindeki Kartalkaya faciasında yitirdiğimiz 78 canın hesabı sorulmadı. Mersin Limanı’na adresi yazılı gelen tonlarca uyuşturucu maddelerin gerçek sahiplerinin üzerine gidilmedi. Ama torbacılar cezaevini doldururken, zehir tacirlerinin arkasındaki güçler karanlıkta bırakıldı.
- 6 Şubat depreminde kaybettiğimiz on binlerce insanımız, denetimsizliğin ve liyakatsizliğin idareyi getirdiği bu çürümüşlüğün kurbanı oldu. Hükümete yakın olan müteahhitler basit cezalarla serbest kaldılar.
Borsa dolandırıcılığında da suçu halkın açgözlülüğüne yoran yorumlar dikkat çekmektedir. Balık baştan kokar. Borsa dolandırıcılığının ve fon soygununun suçunu toplumda aramayın. Bozulan toplum değil; denetimsiz kalan, hesap vermeyen ve devleti bir güve gibi yiyip bitiren AK Parti iktidarının kendisidir. Hastalığın sebebi de, çürümeyle sonuçlanan bu yönetim anlayışıdır.
Bugün kamuoyunu meşgul eden ve "Asrın Fon Soygunu" olarak adlandırılan Borsa dolandırıcılığı, ve bu dolandırıcılığa adı karışan iktidar mensupları ve yönetim kadrolarıyla birlikte, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" denilen denetimsiz rejim modelinin doğrudan bir sonucudur.
BU SİSTEM NENE HATUN DEDİKLERİ ESKİ AİLE BAKANINI FONCU FATMA YAPMIŞTIR.
Çünkü iktidar mensupları için cezasızlık algısı devletin her kademesinde yerleşmiştir. #AilemGüvende diye suç işlememiş insanları tutuklayan hükümetin aile bakanı 500 bin ailenin dolandırılmasında suçüstü yakalanmıştır.
Sevgili vatandaşlarım size sözümdür:
- Paranızı çalan bu hırsızlardan paralarınızı alıp size iade edeceğiz.
- Fonlarınızı soyanların donlarını soyacağız.
- Borsa dolandırıcılarını da layık oldukları deliğe tıkacağız.
- Bu konunun zaman aşımına uğramasına müsaade etmeyeceğiz.
Görevini yapmadığı için 500 bin vatandaşın trilyonlarca lirasının çalınmasına, mağdur edilmesine sebep olan Hazine ve Maliye, Adalet ve İçişleri bakanları makamlarında oturmaktan utanmamaktadır. Mağdur vatandaş ağlayarak anaparasını geri isterken; yolsuzluğu ve ihmali haber yapan gazeteciler tutuklanmakta, sosyal medya erişimleri engellenmektedir. T24 haber sitesinin erişime kapatılması, Gazeteci Ali Tarakçı gibi isimlerin sırf bu skandalları dile getirdiği için tutuklanması, iktidarın sorunu çözmek yerine gerçeği susturma gayretinin açık göstergesidir.
SORUN ADALET SORUNUDUR.
SORUNUN SEBEBİ, BU İDARİ SİSTEM VE ONUN UYGULAYICILARIDIR.
Hukuk Devleti ve AİHM Kararları :
- Hukuk Devleti ve AİHM Kararları Anayasamızın 90. maddesi açıktır :
- Uluslararası sözleşmeler ve AİHM kararları iç hukukun üzerindedir.
- AİHM, son kararlarıyla birlikte binlerce vatandaşımız (KHK'lılar dahil) hakkında hak ihlali kararları vermiştir. TBMM’nin kabul ettiği anayasaya göre hükümet bu kararlara uymakla yükümlüdür. Ancak iktidar, kendi anayasasını ihlal etmeye devam etmektedir.
* Daha geçen hafta AİHM 947 vatandaşımız hakkında hak ihlali kararı verdi.
* 2019’dan beri 4500 kişi hakkında aynı türden kararlar verildi.
* Daha bekleyen 80 bin dosya var.
Unutulmamalıdır ki: Adaletin olmadığı yerde eşkıya dünyaya hükümdar olur. Bankalar hortumlanır, fonlarınız yağmalanır.
Çözüm: Herkes İçin Adalet, Herkes İçin Özgürlük
Biz Liberal Parti olarak ilan ediyoruz :
Türkiye’nin sorunları;
- Sorunların özgürce konuşulabildiği,
- Denetim mekanizmalarının çalıştığı,
- Yargının bağımsız olduğu bir düzende çözülebilir.
ADALET, ANCAK VE ANCAK ÖZGÜRLÜĞÜN VAR OLDUĞU YERDE TESİS EDİLEBİLİR.
Devletin görevi vatandaşının malını, canını ve hakkını korumaktır; suçluları veya ihmali olan makam sahiplerini kollamak değildir. Şeffaf, hesap verebilir, hukuka bağlı bir hükümet ve serbest piyasa güvenliği için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Hayırlı Cumalar dilerim.
Zübeyir Gülabi
Liberal Parti Genel Başkanı
#FonSoruşturması #fonsoygunu #FonMağdurlarınaÇözüm #FonMağdurlarıDolandırıldı #alitarakçı #t24 #fetöborsası #borsa #borsasoygunu #borsadolandırıcılığı #1725yolsuzluğu
Sabah gözaltı işlemi için kapısı çalınan evde, pijama ile kapıyı açan kadını videoya almak ve bu görüntüleri paylaşmak nedir?
Devlet, yurttaşının onurunu korumakla görevlidir!
Bu hukuk dışı tutuma yaptırım uygulandı mı?
Güvenlik kime bağlı?
@TC_icisleri@tcbestepe
Bu ne rezalet ya? Hiç utanmanız, ahlakınız kalmadı mı sizin? Bir kadını evinde pijamasıyla görüntüleyip çeken polis, “kapatır mısınız” diyen kadına “sıkıntı yok bilgi amaçlı” diye cevap veren polis, görüntüleri basına servis eden bakanlık ise bu ülkede kadınlar nasıl güvende olacak?
Bu ülkede bir ayrıcalıklılar var, bir de hakları fiilen askıya alınmış olan çoğunluk. Ayrıcalıklı bir avuç azınlık, gücü ele geçirmiş olmanın şımarıklığıyla herkesin namusuna, hakkına, özgürlüğüne göz dikmede hiçbir mahsur görmüyor. Bir taraftan da iktidarın gücüyle milyarlar götürenler evinde rahatça uyuyor. Çünkü onlara göre “düşman”a ne yapılsa mübah. Toplumun vicdanında büyük yaralar açılıyor. Bugünler unutulur zanneden çok yanılır.
Mersin’de polisin sabahın köründe kapısını çaldığı evin kapısını açan kadını en mahrem haliyle çekmesi ve bunu birilerinin servis etmesi ülkeyi ayrı bir seviyeye taşıdı . Bakıyorum sessizlik . Ailemiz güvendeydi hani ? Bu düpedüz kadına yönelik şiddettir, tacizdir, bireysel haklara saldırıdır. Fon kepazelerinin bir karesini bile görmüyoruz . Bu servis edilen görüntüler yüzsüz, arsız, hırsız foncuları örtmek için .
İçişleri Bakanlığı sorumlu değilmiş rezaletten. Peki kim sorumlu? Tespit edilemiyor mu? Tespit edilip ivedi şekilde işlem yapılması gerekmiyor mu? @TC_icisleri@adalet_bakanlik
Gözaltı için sabah karşı gelen polislere kapıyı (doğal olarak) gecelikle açan bir kadının görüntülerini yayımlamak düpedüz sapkınlıktır.
Her Allahın günü “başörtüsü mağduriyeti” anlatan AKP’liler nerede? Kadın olmak, mahremiyet, insanlık onuru gibi değerler yalnızca size mi çalışıyor? Bu sapıklığa tepki gösterecek bir tane şerefli insan yok mu aranızda!
Mersin’deki operasyonda bir kadının ev kıyafetleri ile görüntülerinin fütursuzca servis edilmesi açık bir suç ve insan onuruna yönelik alçakça bir saldırıdır!
Bakanların "Bizimle ilgisi yok" diyerek topu birbirine atması, bu rezaletin üstünü örtemez ve sorumluluktan kaçış olamaz.
Devlet, vatandaşının mahremini ifşa edip haysiyet cellatlığı yapamaz.
Bu ahlaksızlığı ve hukuksuzluğu tümden reddediyoruz!
Sorumlular yargı önüne çıkana kadar bu işin peşini bırakmayacağız.