500 gündür hukukla uzaktan yakından alakası olmayan bir esaretle onca ailenin hayatını kararttılar.
Beş yüz gün.
“biz bu 500 günün yani 12 bin saatin içinde sevdiklerimize sadece 27 saat dokunabildik. Onları yalnızca 44 saat camın arkasından görebildik.”
"Salah transferi için THY ve TOGG sponsor olacak"
Bu kurumlar devletin değil miydi?
Spora siyasetin karışmaması ne güzel şey ya!
Aman saha içinde kalalım, karışmayalım etliye sütlüye...
Tadımız kaçmasın.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
18 Şubat 2007
Maç 0-0 devam ederken Sakaryaspor kalecisi Martinez, Semih Şentürk'ü ceza sahası içinde deyim yerindeyse öldürmeye teşebbüs ediyor!
Herkes pozisyona 'kesin penaltı' gözüyle bakarken maçın hakemi Bülent Yıldırım Sakaryaspor lehine faul veriyor!
Bazı orspu çocukları da “VAR geldi, ondan şampiyon olamıyorsunuz” diyor 🤷🏼♂️
#Fenerbahçe #Pavlidis
YENİ Parti'nin tutuklanan belediye başkanları Sinem Dedetaş ve Fatma Kaplan Hürriyet için hazırlanan dayanışma klibi yayınlandı.
Sosyal medyada hızla yayılan ve iki kadın siyasetçiye destek amacıyla yapılan video, izleyenleri duygulandırdı.
TFF’nin açıklamasında ve logosunda gururla taşıdığı kuruluş yılı 1923 var.
Cumhuriyet’in ilanından bile önce…
Süvari’ nin teknik adamlığı ve TFF görevleri var.
Ancak 10 yıl oynadığı futbolculuğu yok.
Çünkü 1959 öncesine denk geliyor.
Tarihi gizleyemezsiniz!
Bırakın milleti, ana muhalefet, hatta AKP milletvekillerinin bile içeriğini bilmediği, malum kişilerce hazırlanıp terörist başının onayından geçen, PJK teröristlerine af ve siyaset yapma hakkı gerireceği bizzat Adalet Bakanı tarafından açıklanan “Çerçeve Yasa” hakkında DEM Parti başkanı Tuncer Bakırhan adlı şahıs;
“Bu çerçeve yasa bir başlangıçtır, bu bir kapıdır. Biz bu kapıyı geçmek zorundayız. Evet, bu yasa herkesi tatmin etmeyebilir ama, Lider Öcalan’ın dediği gibi, esas yapılacaklar bu kapıyı geçtikten sonra yapılacak.” buyurmuş.
Yani yasayı biliyor, “Biz bu kapıdan geçmek zorundayız” derken kendilerini ve sahiplerini kastediyor ve liderinin(!) “asıl yapılacaklar bundan sonra yapılacak” dediğini eklemeyi de ihmal etmiyor.
“Lider Öcalan” dediği teröristin (gerçekte sahibi ABD’nin) “asıl yapılacaklar” dediğinin ne olduğu da çoktan hem de defalarca deklare edildi (hâlâ duymamış gibi yapanlara ne demeli?);
-Lozan öncesi ve 1921 anayasası sistemine tabi (OSMANLI DEVLET DÜZENİ-MONARŞİ)
-Türklerin ve Kürtlerin kurucu unsur olduğu (ÇOK ULUSLU)
-Tüm halklar için anadilde eğitim imkanı sağlanan (ÇOK DİLLİ)
-Ankara’nın Diyarbakır hukukunu tanıdığı (ÇOK HUKUKLU)
-Bölgesel özerkliğin yasal güvenceye bağlandığı (FEDERATİF)
yeni bir DEVLET KURULACAK (Demokratik Cumhuriyet diyor hazret) ve kendisine UMUT, dağdan inecek binlerce teröristine SIYASET YAPMA HAKKI ı verilecek!
Sözün özü; Üniter Ulus Sevlete de, Laik Cumhuriyete de, Dil Birliğine de, vatan ve millet bütünlüğüne de karşılar, ama onları bu kapıyı(!) geçtikten sonra halledecekler.
Kimlerle???
Hani bir reklam vardı bir zamanlar;
“Yok aslında birbirimizden farkımız
ama biz Osmanlı Bankasıyız”
diyen.
Kendini Osmanlı Bankası sananlar, DİKKAT, Osmanlı Bankası yok olup gitti!
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Cem Küçük dosyasından tutuklanan Beyaz TV’li Tahir Sarıkaya;
- oğlunun eğitimi için Haluk Levent’ten 100 bin TL burs aldığını,
- “faiz haram olduğu için” kripto hesabı kullandığını açıkladı.
Kemal Kılıçdaroğlu: "Düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki bütün engelleri kaldıracağız. Hiç kimse endişe etmesin. CHP iktidarında ne Selahattin Demirtaş hapiste kalacak ne Can Atalay ne Tayfun Kahraman ne Osman Kavala ne Selçuk Mızraklı ne de avukatlar hapiste kalacak. Bu ülkede hak olmazsa, hukuk olmazsa, adalet olmazsa ülke nereye gidecek?”
POZİTİF 🤍 — 34 yıl boyunca çocuk hasreti çeken çift, tüp bebek tedavisiyle evlat sahibi olduktan sonra çocuklarıyla birlikte hayalini kurdukları Anıtkabir’i ziyaret etti.
Öcalan ile kardeş oluyormuşuz.
Cemil Bayık, Murat Karayılan, Duran Kalkan ile de kardeş oluyormuşuz. Binlerce askerimizi, polisimizi, öğretmenimizi, korucumuzu, beşikteki bebeleri şehit eden narko-teröristler ile kardeş oluyormuşuz.
Benim kardeşlerim, vatansever korucu kardeşlerimdir. Benim kardeşlerim bu ülkeye, bu millete bu bayrağa aşk ile bağlı Kürt ve Zazalardır.
Sözün özü Türk-Kürt kardeştir.
PKK kalleştir.
Türk Milletini sırtından vurmak için bugün de yarın da fırsat kollayan PKK Türk Milleti’nin düşmanı olmaya devam edecektir. @zaferpartisi@zpgencresmi
Çıkacak "Çerçeve yasa" ile ilgili A. Öcalan, "Bunun ilk adım olduğunu, bin km.lik yolun ilk adımla başlayacağını, bu adımın Cumhuriyet'in kuruluşu kadar önemli olduğunu" ifade etmiş!
Unutmayın ilk adım diyor. Ya sonraki adımlar?
Sonra ne olduğu, kamuoyuna tam açıklanmayan, "Demokratik Cumhuriyet", "Demokratik toplum", "Demokratik hukuk (nasıl bir şeyse?)" gibi altı tehlikeli ama kulağa hoş gelen cafcaflı şeyler söylemiş!
Bugün ise Tuncer Bakırhan, "Bu yasayla yüz yıllık düğüm çözülüyor!" dedi.
100 yıl vurgusuna dikkat!
Belli ki bölücü taraf bu yasayı ilk adım, yani tırnak atma olarak görüyor! Kafalarının gerisindekini en iyi bilenlerdeniz!
Dolayısıyla bu yasayı kim onaylarsa bizden değildir!
Şimdilik bu kadar!
SURİYELİLERE DE ANADİLDE EĞİTİM
Çerçeve Yasa denen Kumpasın TBMM’de kabul edilmesinden bir gün evvel
23 Ocak 2025’teki yazımızı tekrar sunuyoruz. Umuyor ve diliyorum ki akıl ve vatan sevgisi hakim olur…
Türkiye’de 8 milyon Arap ve Arami yaşadığını söyleyen “Beyt Nahreyn Arap-Arami Birliği” adlı örgütün lideri-sözcüsü Mim Yavuz Binbay şunları söyledi;
“Türkiye’deki diğer halklar gibi başta “Anadilde eğitim” olmak üzere tüm haklar bizlere de verilmelidir. Partileşme çalışmalarını yürütmek üzere bir komisyon kurduk. Yakında partileşip haklarımız için mücadele edeceğiz!”
Laz’lar’da anadilde eğitim istediklerini açıkladılar!
Tek başına bu Suriyeliler olayı, AKP’nin Türk Milletine yaptığı en büyük ihanettir.
Aziz Türk Milleti;
Dünya tarihinde şimdiye kadar, 5 milyondan fazla yabancıyı, yani küçük bir ülke nüfusu kadar insanı kendi ülkesine kabul eden bir devlet görülmemiştir. Savaşlar-işgaller ve zora dayalı göçlerde bile böyle bir olay yaşanmamıştır.
AKP, Türk siyasetinde olduğu günden itibaren çok zikzak çizdi ama bir konudaki hedefini ilk günkü gibi korudu ve inatla bu hedefe doğru yürüdü!
O hedef, Atatürk’e ve devrimlerine duyduğu nefret gereği, lâik Cumhuriyeti yıkarak yerine, bir bölümü ikinci İsrail gibi görev yapacak olan Kürt Devleti ile “Federe İslam Devletini” kurmaktır.
Biz bunu yıllardır yazıyoruz, söylüyoruz. AKP zaten dinlemedi, ama muhalefet partileri dediğimizi anlamadı ve bu günlere geldik.
Hiçbir devlet, kendi iradesi ve kendi tasarrufu ile ülkesinin demografik, etnik ve sosyal yapısını değiştirmez. Hiçbir devlet, “Kalbi” gibi tarihi ve kadim şehirlerini, bir başka halkın istilasına açmaz.
Örneğin, İtalya’ya giden mültecilerin Roma şehir merkezine yerleşmelerine izin verirler mi? İstanbul’da Fatih-Suriçi-Dülgerzade-Zeyrek-Yavuzselim-Balipaşa da dolaşın, Türkçe konuşan bulursanız, kendinizi şanslı sayabilirsiniz.
İzmir’de akşamları o güzel Kordonboyunda tek başınıza dolaşamazsınız!
Kilis’te, Antakya’da, Gaziantep’te sığınmacıların sayısı, yerli halkımızdan daha fazla hale geldi!
Osmanlı’da da büyük göç dalgaları yaşadı.
Fakat ne 1850’lerde Kırım’dan gelen milyonlarca insana, ne 1864 Kafkasya sürgünlerine, ne 1912 Balkan bozgununda savrulan insanlara, ne de mübadillere, İstanbul’da topluca oturabildikleri bölgeler göstermedi.
T.C Devletinin bir iskan politikası vardır. Öldürülme korkusuyla Türk Vatanına sığınan insanlar yurdumuzun çeşitli bölgelerine serpiştirilir. Böylelikle, vatanın gerçek sahipleriyle kaynaşmaları, topluma entegre olmaları kolaylaştırılır.
Türkler, her göç dalgasında gelenleri kardeş saymışlar, yeri geldiğinde yönetim yetkisini bile onlarla paylaşmışlardır. Fakat bu milli politika da, AKP tarafından rafa kaldırılmıştır..
Tedbir alınmazsa olacağı şudur;
İstanbullu kimliği nasıl son 30-40 yıl içerisinde yok olmuşsa,
Türk Kimliği de AKP sayesinde, yok oluş sürecine konulmuştur.
Bu ihanetin dik alasıdır. Herkes Milletvekillerine ulaşıp, Çerçeve Yasasını imzalamamalarını isteyin. Kim hain, kim değil kendiniz bir daha görün…
Sağlık ve başarı dileklerimle 05 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
Sizlerde ricam bu güzel paylaşımın altına, binlerce bayrakla süsleyelim 🇹🇷 Şehit Astsubay Kıdemli Çavuş Hamza
Şimşek anısına 🇹🇷🇹🇷
Mekanı cennet olsun 🇹🇷🇹🇷
Gazeteci Timur Soykan, Cem Küçük'ün tutuklanması hakkında;
"Tamar Tanrıyar'ı hemen talimatla ifadesini alıp serbest bıraktılar. İnsanların özel hayatlarıyla ilgili herkese ne iftiralar attı, ne yalanlar söyledi. Hepsi iftira çıktı ama ona bir şey olmadı.
Çünkü bu işte bir tasfiye var, bu işte bir iktidar kavgası var.
Cem Küçük de kendi başına oralarda, o koltuklarda oturmuyordu."