1- Cihan içimde pür-i pak
Ben temizsem rahmani bir esmanın tecellisi olup kavrulmak
Zaman
Mechul'u ahval
Ben
Ne kelime ne cümle
Ben bir çamur bir et
Ben diğer ben insan olan ben
O hangi âlemde
Âlemlerin âlemine varmakta yolda sadece emeklemekte
spesiyal kahve mekanları keşfetmek ve İtalya Pavorotti... Yani diyorum insan mutlu olmak isteyip olabilir kendimi tanımaya başladığımdan beri insanın kendisini makam farketmeksizin geliştirmesine manevi anlamında büyümesine inanmışımdır bence bu kadar kolay mutlu olmak...
Ne bileyim ya; ağaç, hem de yaş almıs ağaç (Bu arada ben onları kocaman yaşlı destansı bireyler gibi görüyorum yani kısaca onlara aşığım) rüzgarın tenime değmesi piyanonun tınısı gece gökyüzünde yıldızları seyretmek şanslıysan bir yıldızın kayıp gözden kaybolmasına tanık olmak.
İbni-arabi mesela onun döneminde kendisiyle aynı dönemi teneffüs etmek hülyanın büyüklüğüne bak ahh sanat hakkında pragmatist epistemik lirik yaklaştığımı itiraf etmeliyim
"Ne kadar çok kitapla tanışırsanız, birlikte olmaktan zevk aldığınız kişilerin sayısı da o kadar azalacaktır." sözü bir felsefi aforizmadan çok; Wittgenstein ağırlıklı olmak üzere Schopenhauer ve Nietzsche okumuş zamane 'kişisel gelişimci'lerininki gibi duran pazarlama stratejisi bir slogan olduğu aşikar.
Kitaplar yalnızca bilgi taşımaz; aynı zamanda insanı farklı yaşam biçimleri, farklı dil oyunları ve farklı düşünme imkânlarıyla tanıştırır. İnsan, tarihin büyük filozofları, bilim insanları, şairleri ve romancılarıyla zihinsel bir dostluk kurdukça, dünyayı algılama biçimi de dönüşmeye başlar. Wittgenstein'ın ünlü ifadesiyle, "Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır." Yeni düşüncelerle tanışan kişinin dünyası da genişler.
Bu genişleme bazen bir yabancılaşma hissi yaratabilir. Günlük hayatta sürekli tekrar eden dedikodular, yüzeysel tartışmalar veya düşünsel açıdan besleyici olmayan sohbetler kişiye yavan gelebilir. Ancak bu durumun nedeni insanların değersizleşmesi değil, kişinin dikkatini ve zamanını daha seçici kullanmaya başlamasıdır.
Özellikle Schopenhauer'ın yalnızlığı düşünsel derinliğin doğal sonucu olarak görmesi ve Nietzsche'nin "sürü ahlakı" eleştirisi, kitap okudukça insanın kalabalıklardan uzaklaşabileceği fikrine daha yakındır.
Fakat bu noktada bir tehlike ortaya çıkar: entelektüel kibir. İnsan okudukça bazı sohbetlerden sıkılabilir; ancak okudukça insanlardan uzaklaşmak ile insanları küçümsemek aynı şey değildir. Kendisini yalnızca belirli bir kültürel veya entelektüel çevreye ait görmeye başlayan kişi, farkında olmadan bir fildişi kuleye kapanabilir.
Üstelik Wittgenstein'ın geç dönem felsefesi tam da böyle bir küçümsemeye karşı uyarı gibidir. Ona göre anlam, soyut kavramlarda değil, insanların gündelik yaşamlarında ve kullandıkları sıradan dilde ortaya çıkar. Bu nedenle bilgelik yalnızca büyük kitaplarda değil, gündelik hayatın içinde de bulunabilir.
Belki de asıl mesele ne kadar çok şey bildiğimiz değil, bildiklerimizin bizi nasıl dönüştürdüğüdür. Eğer okuduklarımız bizi daha dikkatli, daha anlayışlı, daha dürüst ve daha merhametli kılmıyorsa, bilgi yalnızca zihinsel bir birikim olarak kalır. Fakat insanı hem dünyaya hem de diğer insanlara daha açık hale getiriyorsa, o zaman bilgi gerçek anlamda yaşamın bir parçasına dönüşür.
"Kitap okudukça insanlardan uzaklaşırsın" teması daha çok 19. ve 20. yüzyılın kültürel elitizm eleştirilerinde veya bazı edebiyatçıların yalnızlık vurgularında gördüğümüz bir tema. Wittgenstein'ın yazılarında buna doğrudan karşılık gelen meşhur bir pasaj yok. "Bilgi seni daha iyi dost, eş, evlat yapmıyorsa ölü sermayedir" kısmı felsefi bir üsluba hiç benzemiyor. Düşünce olarak yukarıda saydığım düşünürlere yakın yanları olsa da daha çok günümüz kişisel gelişim ve ahlak yazılarının dili gibi duruyor.
"Entelektüel kibir" eleştirisi ise ilginç biçimde Wittgenstein'ın özellikle kişiliğine daha yakın. Çünkü Wittgenstein zekâya hayran olsa da akademik gösterişten ve entelektüel pozlardan ciddi biçimde rahatsız olan biriydi. Fakat bunun bu şekilde formüle edildiği düşünsel bir kaynak görünmüyor. Wittgenstein'ın kendi metinleri genellikle bundan çok daha kısa, keskin, aforizmatik ve huzursuz edicidir. Onu okurken bir Facebook gönderisi değil de dilsel formüllerle bezeli bir mantık problemiyle boğuşuyormuş hissine kapılırsınız.
Etik ile yaşam biçimi arasındaki ilişki Wittgenstein için çok önemlidir. Onu sadece dil mantığıyla uğraşan biri olarak görmek eksik kalır. Özellikle geç döneminde "yaşam biçimleri" (forms of life) kavramı merkezi hale gelir.
Bu cümle aslında Wittgenstein'dan çok, geç dönem Wittgenstein'ın düşüncelerini modern bir hümanist süzgeçten geçiriyor. Çünkü geç dönem Wittgenstein için mesele "yüksek fikirler" değil, insanların gündelik dil oyunları ve yaşam biçimleridir. Hatta o, filozofların sıradan insan dilini küçümsemesine karşı çıkar. Onun geç dönem felsefesi tam tersine sıradan dilin ciddiye alınması üzerine kuruludur.
Üzerine toprak atarken bile elleri acımasın diye en güzel küreği seçmeye çalışacaklar
Bu yüzden sen, yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak için çabala...
#kadrajimdan
Bu aralar üzerinde çok düşündüğüm bir konu var:
İnsan, yalnızca düşündükleriyle değil, maruz kaldığı şeylerle de biçimleniyor. Sürekli tekrar eden görüntüler, sözler ve duygular; zamanla beklentilerimizi, arzularımızı ve hayata bakışımızı değiştiriyor.
Sosyal medya da bunun en güçlü örneklerinden biri. Çünkü insan zihni, sık karşılaştığı şeyleri önemli kabul ediyor ve bir süre sonra onları kendi hakikatiymiş gibi algılamaya başlıyor.
Sanırım asıl mesele şu:
İnsan, neye baktığı kadar neye maruz kaldığına da dikkat etmeli. Çünkü insan, zihnine en çok neyi davet ediyorsa, zamanla ona dönüşüyor.
Bu yüzden Ruhatemas olarak, insanın ruhunu yoran, onu kendi hakikatinden uzaklaştıran gereksiz hüzünlere ve bitmek bilmeyen melankolilere mesafeli duracağız. Kederi yüceltmeyecek, karanlığı bir meziyet gibi göstermeyeceğiz.
Bunun yerine, insanı yeniden kendisine götüren izlerin peşine düşeceğiz. Bir ağacın gölgesine, bir çocuğun sesine, bir kitabın satırlarına, göğün esenliğine ve kalbin derinlerinde sessizce büyüyen hakikate tutunacağız.
Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey, daha fazla gürültü değil; daha sahici bir sestir..
• Ruhatemas 🌀
Ey benim yardım dilediğimde yardımını ulaştıran, merhametli, güzel Allah'ım. Seninle yaşamak, seninle öğrenmek öyle güzel ki… Sana teşekkür etmek, rızan için sabretmek, ilmine güven duyarak yaşamak bu hayatı öyle büyük lütuf ki… Kur'an'ı öğrettin ve doğru yolu gösterdin. Beni affet, bağışla. Ben seni övgü ve sevinçle hamd ediyorum!