Sakarya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Paki Küçüker vefat etti.
Ömrünü Türklüğe adayan, öğrencileri tarafından “Paki Baba” olarak anılan Küçüker yeri doldurulamayacak bir kayıp.
Sakarya Üniversitesi bir akademisyeni değil büyük bir vatanseveri kaybetti.
"Bize 'kahraman' deyip daha fazla gaz vermeyin" demiş muhterem. İçi rahat etsin, zaten bu kahramanlık değil, soytarılık. Geldiklerinden beri neredeyse ağızlarından Gazze kelamı çıkmadı. Nasıl örselendiklerini, aç kaldıklarını, su için yalvardıklarını, paralarının çalındığını ballandıra ballandıra anlatmaktan konuyu Gazze'ye getiremediler. Dünyanın gözü önünde soykırıma uğrayan Gazze halkından rol çaldılar. Üstelik neyin coşkusu bu allah aşkına? Nereye, ne için gittiniz siz? Gazze'ye yardım malzemesi ulaştırmaya gitmediniz mi, nerede o yardımlar şimdi, kimin elinde? En azından durup bir düşünün de o karnı sırtına yapışmış çocuklara bu yardımları ulaştırmadık, onların katiline bıraktık diye içerleyin. Hele de İsrail yasalarını çiğnediğinize dair belge imzalayarak sağ salim buraya döndüyseniz, birileri direnirken siz yaptığınızın 'suç' olduğunu kabul ettiyseniz bırakın şov yapmayı utançtan insan içine çıkamamanız lazım.
Bu videoyu şaşkınlıkla izledim. Gazze’de insanlar açlıktan ölürken “uçak tıka basa yemekle doluydu, çay var mı çay dedim, bir daha söyle dedim” şeklinde yapılan bu anlatı mizah mı, anı mı, ne bu? Ne idüğü belirsiz tiksinti verici grotesk bir gösteri. Gazze’de insanlar açlıktan ölmüyor mu, senelerdir bu ayıba hepimiz tanıklık etmiyor muyuz? Böyle bir konuda bu mu anlatılır bu mimiklerle, bu ifadelerle. İnsani felaketler bu şekilde malzeme edilecek “anekdotlar” mıdır? Bir anekdotun varsa da asıl meseleye katkısı olsun. Bu nasıl bir duyarsızlık, nasıl bir acı pornografisi, nasıl bir acıya mesafelenme, nasıl bir tanıklık narsisizmi. Gazze acıları üzerinde tepin, tepin, tepin bi bitiremediniz. Pes.