PKK açılımına karşı yeni açıklama:
Biz Türk milletiyiz! HAYIR diyoruz!
Aralarında akademisyen gazeteci emekli asker ve kitle örgütlerinin de bulunduğu isimler TBMM'de imzaya açılan "çerçeve yasa" teklifine ilişkin ortak açıklamasında, "On binlerce insanımızın katili olarak hüküm giymiş bulunan bölücü başının muhatap alınması, ona statü verilmesi, şu veya bu şekilde bölücü terör mensuplarının affedilmesi hiçbir devlet kuruluşuna, hiçbir partiye ve gruba onur ve itibar kazandırmaz. Biz Türk milletiyiz ve 'hayır' diyoruz" denildi.
https://t.co/QcOsOdkkH3
"72. Alay Kürt ve Araptır.
Savaşmıyorlar! Bunları geri alıp,
Türk delikanlılardan alayımı geri gönderin."
-Yarbay Mustafa Kemal Çanakkale, 1915.
Ve bu olaydan 103 yıl sonra
Müslümanım diyenler arapları,
Atatürkçüyüz diyenler k*rtleri savunuyor!
Kutsal emanetleri İstanbula getiren trenimiz.
Fahreddin Paşa komutasındaki Türk ordusu Medineyi İngilizler ve İngiliz hizmetkarı Şerif Hüseyinin Araplarına karşı sonuna kadar savundu.Kutsal emanetleri bugün Topkapı sarayı müzesinde gezip görebiliyorsak İttihatçıların sayesindedir.
Allah, Vatan, Namus, İttihat
Ruhları şad olsun…
Bugün İttihatçılara laf eden beyinsizler o gün yaşasalar Şerif Hüseyinin Arapları ile birlikte İngiliz safında yer alacaklardı.
#Yaşasınİttihat
Sözcü Yayın Yönetmeni Doğan Satmış, Kurtuluş Savaşı ifadesine karşı çıkan Yusuf Tekin’e seslendi:
• İstanbul işgal altındaydı, halife bile köprüden geçerken işgal güçlerinden izin alıyordu.
• Şanlurfa işgal altındaydı, Fransızlar 11 ay boyunca Urfa’yı yönettiler. Urfa Valisi, bir Fransız subayıydı.
• Yunanlar, Ankara’ya kadar savaşarak geldiler, 140 bin kayıp verip denize döküldüler.
• Adana’ya gelen İtalyan, Urfa’ya gelen Fransız, İzmir’e gelen Yunan, düşmandı.
• Ve biz bunlara karşı Kurtuluş Savaşı verdik.
2 gün önce devre arkadaşım "VAN" da mayın patlaması sonucu şuan hastanede mücadele veriyor. Üsteğmen olmasına 1 ay kala Gazi oldu...
Ailesinin başta haberi olmadığı için haberi olana kadar bu bilgiyi paylaşmadım.
İnsanların ne kadar umrunda onu da bilmiyorum.
Ne bakanlığın resmi hesabı, ne de silahlı kuvvetlerin resmi hesabı bunu duyurma gereği bile duymadı...
Nedenini benden daha iyi biliyorsunuz zaten.
Anladığım kadarıyla artık ne sosyal medya ne de televizyon, yaralanan bir askerimize haberlerde, gündemde yer vermeyi birileri rahatsız olmasın, mevcut süreç "aman" etkilenmesin diye uygun bulmuyor.
Ama kardeşimin etkilenen uzuvları var sizin "aman"larınızdan.
Kim kimle kol kola girdi, kim mehtere ne tepki verdi, menüde neler vardı gündeminizden yer bulabilirseniz, bunu bari ben duyurayım dedim yoksa asla haberiniz olmayacak.
O mayını oraya yerleştirenlerle çözüm arayanlar, çözüm arayanların peşinden gidenler...
Ankarada mayın olmadığı için böyle dertleriniz yok tabi ama, oralarda birileri hala bu tehditle yaşıyor ve yüzleşiyor.
Evet, o çocuk sizleri korumak için oradaydı.
Dualarınızı kardeşimizden esirgemeyiniz, sizden dua istemek; en azından yapabildiğim bu.
Onurlu Türk milleti iktidar ve muhalefet kanallarındaki yayınlardaki Atlantik yalakası söylemlere çıldıradursun
“gelen kıymetli misafirler” (işgalci güçler) ; Kurtuluş yıllarında olduğu gibi “hindiden tüy koparma” derdinde olmadık gazlar verirken, gazetecimsi yaratıklar hangi liderin en çok hangi yemeğimizi sevdiğinden dem vuruyor!
Ben söyleyeyim yemeyi istedikleri petrol ve gaz havzalarımız , içmek istedikleri fırat diclenin suyu, yüzmek istedikleri kara ve ak deniz!
Bugün, yazar, gazeteci ve fikir adamı Nihat Genç'in aramızdan ayrılışının birinci yılı.
Onu Balyoz ve Ergenekon kumpas davalarının mahkeme salonlarında tanıdım. O, gerçek bir Kuvvacının ve devrimci Kemalistin günümüzdeki en güçlü temsilcilerinden biriydi.
Yazdıkları ve söyledikleriyle kamuoyuna her zaman şu temel tercihleri tokat gibi sorgulatırdı: Kişisel mutluluk mu, toplumsal mutluluk mu? Bedensel refah mı, vicdani ve ruhsal refah mı? Ben mi, biz mi? Erdem mi, kurnazlık mı? Akıl mı, dogma mı? Millet mi, ümmet mi? Türk mü, Türkiyelilik mi? Onur mu, kölelik mi?
Nihat Genç, hayatı boyunca daima ilk seçeneklerin bayraktarı oldu.
Onun adı, her zaman mücadelenin, direnişin ve kendine güvenen vatanseverliğin sembolü olarak yaşamalıdır. Genç kuşaklara, Sakarya Meydan Muharebesi'ni kazanan o yüzde 1'lik iradenin aslında bir milleti ayağa kaldırmaya yettiğini hatırlatmalıdır.
Nihat Genç, Sakarya'daki %1'dir. O ruhu bu topraklardan silmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.
Vefatının birinci yılında değerli ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
Rotası cennet olsun.
Epstein’in Türk çocuk kurbanları için ayağa Kalk TÜRKİYE 🇹🇷 https://t.co/epCybpZkm7 @YouTube aracılığıyla
@OguzhanUgur bu konu özelinde bir program yapsanız ne güzel olurdu
Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı: “Feodal düzenin içinden gelen, geniş toprak sahibi bir aileye mensup olmasına rağmen mağduriyet siyaseti yapan bir aktör
Cumhuriyet’in sağladığı siyasî imkânlarla yükselmiş, fakat Cumhuriyet’in kurucu kimliğiyle sürekli hesaplaşmış bir siyasetçi.”
Ahmet Türk şöyle diyor:
“Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum, ama kimliğim yok, dilim yok. İşte Kürt sorunu benim!”
Bak Ahmet Türk…
9 köyün ağasısın, milyonlarca paran var, yüzlerce mülkiyetin ve toprağın var, 21 yıl bu ülkede milletvekilliği yaptın, her ay 100 binlerce lira maaş alıyorsun, misafirin gelince 600 kişilik yemek hazırlıyor, 42 oğlak kesiyorsun, bir şehrin belediye başkanlığını yaptın, tutuklandın, yargı kararı olmadan birinin söylemesiyle cezaevinden çıktın, Kürt’üm diyorsun, istediğin yerde Kürtçe konuşuyorsun, bu ülkenin gariban çocuklarının görmediği sahillerde çocukların torunların görüyor, son model arabalara biniyorsun, …
İşte Kürt sorunu sensin Ahmet Türk!
Tam maçtan önemli bişey olamaz şu an diyorum kıçında bezi olan kızımın lazımlara kaka yapası tutuyor 🙃 te allam bula bula dünya kupasını mı buldun canım kızım? Ayrıca su molası nedir yaaa 🤣🙈
Atatürk'ün şoförlüğünü yapan Seyfettin Yağız'ın aktardığı Mussolini anısı:
🔻İtalya büyük elçisi, Atatürk'e bir not iletmek üzere geldi.
🔻Atatürk sordu, ''Niye gelmiş, sorun bakalım.''
🔻Büyük elçi, Mussolini'nin ''eğer 4 aylığına İzmir'i bize vermezse, 40.000 askerle zorla İzmir'i alırım.'' dediğini iletti.
🔻Atatürk gülümseyerek ''Söyle o kerataya, o 40.000 askerle İzmir'i alamaz ama ben 4.000 askerle Roma'yı alırım.'' dedi.
🔻Ben Atatürk'ün sayesinde 5 lisan öğrendim. Atatürk'ün yanına hayvan gibi girdim, insan gibi çıktım.