ÂDEM’LE HAVVA: TANPINAR’IN RÜYASINDA İNSANIN KENDİNE UYANIŞI
Mehmet Ali Gülpınar’ın Âdem’le Havva: Tanrı’nın İnsanda ve İnsanla Durduğu Rüya adlı kitabı, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Âdem’le Havva” hikâyesi üzerinden yalnızca edebî bir çözümleme değil, insanın varoluşuna, yalnızlığına, fark edişine, bedene, dünyaya ve rüyaya açılan derinlikli bir okuma denemesidir. Kitap, İzmir’de Yakın Kitabevi’nde gerçekleştirilen bir Tanpınar söyleşisi ve ardından Yakın Okuma Kulübü ile yapılan okuma faaliyeti vesilesiyle doğmuş; metin üzerinde Tanpınar’la birlikte düşünme ve “rüyaya durma” çabasından kitaplaşmıştır.
Bu çalışma iki ana bölümden oluşur. İlk bölüm, Tanpınar’ı okumak için bir “okuma çerçevesi” önerir; ikinci bölüm ise bu çerçeve üzerinden Tanpınar’ın “Âdem’le Havva” hikâyesine yönelen asıl okuma denemesidir. Yazar, okuyucuyu ister teorik çerçeveden başlayarak, ister doğrudan edebî metnin duyuşuna girerek kitabı okumaya davet eder. Bu davet, pasif bir okurluk çağrısı değildir; metni bir “şahsi tecrübe” olarak yaşama, metin üzerinde kendi rüyasını görme çağrısıdır.
Kitabın merkezinde Tanpınar’ın iki büyük kelimesi durur: dikkat ve duyuş. Gülpınar’a göre Tanpınar’ı anlamanın yolu, onu hazır kalıplara, ideolojik şemalara, Doğu Batı karşıtlığına ya da kuru modernlik tartışmalarına hapsetmekten geçmez. Tanpınar, önce duyulması gereken bir yazardır. Çünkü onda düşünce, çoğu zaman duyuştan sonra gelir; rüya, realitenin kaçışı değil, realitenin üzerine eğilen yaratıcı bir bilinç hâlidir. Bu nedenle kitap, Tanpınar’ı sadece açıklamak istemez; onunla birlikte susmayı, beklemeyi, sezgiyi, mesafeyi ve iç insanın kıpırtısını duymayı dener.
Gülpınar’ın geliştirdiği “üçlü bağlamsal, düşünümsel okuma” yöntemi kitabın kuramsal omurgasını oluşturur. Bu yöntem önce metni kendi bağlamı içinde duymayı, sonra farklı bakışlarla derinleştirmeyi, nihayet yeni bir çerçeveyle yeniden okumayı önerir. Böylece okuma, akademik bir teşrih masasına değil, canlı bir karşılaşma alanına dönüşür.
Âdem’le Havva, Tanpınar üzerine yazılmış sıradan bir inceleme değil; yalnızlık, fark, beden, talih, rahmet ve insanın şahsi masalı üzerine kurulmuş zarif ama yoğun bir düşünce yolculuğudur. Bu kitapta Âdem ile Havva yalnızca ilk insan çifti değildir; insanın kendini başkasında, mesafede, kırılganlıkta ve rüyada fark edişinin ebedî aynasıdır.
@MehmetAliGlpna2
https://t.co/dp0v7SEF7S
Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Kitap Şifahanesi olarak, Ali Kuşçu Sergisi kapsamında düzenlediğimiz “Fikrî Zenginliğin Müzehheb Yansıması: İstanbul Üslûbu’nu Doğuran Fâtih Nakkaşhânesi” başlıklı sunum Doç. Dr. Gülnihal Küpeli‘nin anlatımıyla gerçekleştirilecektir.