📌Neden KESK?
▪️Kendisinin ve öncülü olan örgütlerin toplumsal mücadelede üstlendiği aktif rolü, ama daha önemlisi, özellikle ‘sınıf hareketiyle demokrasi ve barış mücadelesini birleştiren bir anlayışa sahip olması’ nedeniyle KESK, siyasi iktidarlar tarafından hep bir ‘tehdit unsuru’ olarak görülmüş, baskı altına alınmaya çalışılmıştır
🖊Özgür Müftüoğlu
https://t.co/diaJw7hrWV
📌Bazı kahramanlar pek zarif olur
▪️Yaptıkları pek büyük işler değildi belki ama riske girdi yine de. O karanlık günlerde elinden geleni yaptı Audrey Hepburn. Evet, o güzel ve zarif oyuncu, bir zamanlar ülkesini işgal edenlere karşı da çeşitli oyunlar oynamıştı
🖊Arif Mostarlı
https://t.co/QMr1Xqvdb7
📌Ergin Atabey, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden sürece dair gazetemiz için bir yazı kaleme aldı:
✔Kürtler fiziki ve kültürel soykırıma uğramış. Mezara gömülmüş, üzeri betonlaşmış ve darağacında son sözlerini söylemiştir. Rêber Apo mezardan çıkartmıştır; masaya getirmiştir, ama ip hâlâ sallanmaktadır. Rêber Apo’nun kırdığı bu travmatik ve paradoksal durumdur
✔Rêber Apo geliştirdiği hamleyle meseleyi masa denklemindeki mücadeleye çekti. Bu tarihi bir hamledir. Anlaşılmayan bu masa denklemi mücadelesidir. Oysa masa denkleminde çelişkiler en üst düzeyde yoğunlaşıyor. Tek rauntluk değildir. Hep yeni raunta hazırlanma söz konusudur
https://t.co/pMBsKjjkI5
Kadir İnanır'ın hayat arkadaşı Jülide Kural İnanır'ın vasiyetini paylaştı:
"Kadir herkesin kardeşi, oğlu, babasıdır. Ve aslında o halktır. Bütün halkların kardeşidir. Bu dünyadayken ya da ayrılırken en büyük vasiyetidir memlektine, o büyük barışı mutlaka biz halklar kuracağız."
https://t.co/7ZYJ3RNYHg
📌Haziran’da ölmek zor
▪️İkisi de cezaevlerinin soğuk duvarlarında yıllarca özgürlüğü düşlemiş, çıktıklarında ise ne kin ne yorgunluk taşımıştı. Sadece daha güçlü bir inanç, daha sarsılmaz bir bağlılık. Onlar için devrim, soyut bir ideal değildi; günlük hayatta, her ilişkide, her adımda yaşayan bir gerçekti
🖊 Derya Arslan
https://t.co/ssqyPf5R9h
"Barışın yalnızca çatışmasızlık değil; özgürlük, demokrasi ve eşitlikle örülmesi gerektiğini yaşayarak öğrendik."
Konferansımıza gönderdiği görüntülü mesajda Uluslararası PEN Başkanı Burhan Sönmez, Kürt meselesinin demokratik çözümü ile Türkiye'nin demokratikleşmesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.
Sönmez, kalıcı barışın, Kürt meselesinin çözümünün ve Türkiye'nin demokratikleşmesinin önümüzde duran ortak görevler olduğunu ifade ederek, şu sözlerle konuşmasını tamamladı:
"Bugün kalın çizgilerle etrafımıza çizilen çerçevelerin içindeki ufuk barıştır. Barışa açılan yoldur. Bu yüzden barışta ısrar ediyoruz."
#CumhuriyetinDemokratikDönüşümü
#İkinciYüzyıldaOrtakGelecek
Barışın inşasında yerel yönetimlerin önemli bir yer tuttuğuna dikkat çeken DEM Parti Yerel Yönetimler Merkezi Kurul üyesi @gulsarya21 , örgütlü bir çalışma ile barışın ve demokrasinin inşa edilebileceğini söyledi
“Demokratik Yerel Yönetimlerle Komünal Topluma” şiarıyla iki günlük Demokratik Yerel Yönetimler Konferansımızı gerçekleştirdik.
İki gün boyunca yürütülen tartışmalarda eksik ve yetersiz kaldığımız her nokta değerlendirilmiş; yeni dönemde alanımıza dair toplumsal, siyasal ve pratik politikalar bağlamında kararlar alınarak güçlü bir irade birliği ortaya konulmuştur.
Konferansımızda açığa çıkan bu iradeyle komünal topluma ulaşacağımızın sözünü bir kez daha yineliyoruz.
#SONDAKİKA Abdullah Öcalan, DEM Parti’nin Diyarbakır’da düzenlediği Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı’na mesaj gönderdi
Öcalan’ın mesajı:
"Yerel demokrasi ve demokratik anayasa, çözümün formülüdür"
DEM Parti Yerel Yönetimler Konferansı’nın tüm delegasyon ve katılımcılarına;
Tarihin büyük bir bölümünde toplumda yönetim olgusu yerele, yerindeye; diğer bir ifadeyle kendi kendini yönetmeye dayalıydı. Hatta devlet geleneğinde dahi ağırlıklı olarak yerel yönetimler kural, merkezi iktidar ise istisnaydı. Geçerli olan hukuk, yerelin ve bölgenin hukukuydu. Bu geleneği, son iki yüz yıllık kapitalist modernitenin homojen-tekçi-katı merkeziyetçi ulus devlet modeli bozdu. Bütün sorunların ve çözümsüzlüklerin de ana kaynağı, bu modeli dayatmak ve dünyaya giydirmek oldu.
İki dünya savaşıyla, bu anlayışı doğuran Avrupa ülkeleri başta olmak üzere tüm dünya, faşizmin yol açtığı acıları iliklerine kadar yaşadı, yaşıyor. 1950’lerden itibaren yerelin, bölgenin, milliyet ve kültürün hukuku, sınırlı da olsa yeniden tanımlandı ve demokratik anayasalara geçildi. Avrupa Birliği ülkelerinin kabul ederek onayladığı ‘Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ da bu sürecin bir devamıdır. Yerel demokrasiye dönüş ülkelerin kurtuluşu, toplumların nefesi olmuştur.
Türkiye’nin rolünün başat olduğu Ortadoğu’da yerel ve bölgesel olana demokratik ifade şansı tanınırsa, sorunların büyük bir kısmı daha kolay aşılacaktır. Özellikle yerel demokrasi üzerindeki çekincenin kaldırılması, Türkiye’yi ikinci yüzyılda bölgede güçlü kılabilir. Demokratik çözüme duyarlı; hem toplumlar hem de devletler için yeniden yapılanma şarttır. Çağın genel akışı da ihtiyacı da merkeziyetçiliği azaltmak, yereli çoğaltmak yönündedir. Akıntıya karşı kürek çekmek, direnmek var olan siyasi, ekonomik, ekolojik krizi daha da derinleştirmektir. Nitekim bir asır böyle heba olmuştur ve herkese kaybettirmiştir.
Antidemokratik merkezi yapıların kendiliğinden dönüşeceğini bekleme yanılgısına düşmemek gerekir. Süreklilik kazanmış demokratik yerel ve kültürel yapıların örgütlü mücadelesi, dönüşümleri hızlandırmada belirleyici olmuştur. Yerel demokrasi ve demokratik anayasalar da böylesi mücadeleler sonucu geliştirilmiştir.
YEREL DEMOKRASİ ÇÖZÜMÜN FORMÜLÜDÜR
‘Yerel demokrasi ve demokratik anayasa’ formülü, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümünün de formülüdür. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde geliştirmeye çalıştığımız demokratik entegrasyonunun şah damarı da yerel demokrasidir. Demokratik entegrasyon ancak yerel demokrasiyle anlamını bulabilir. Son yıllarda uygulanan kayyım politikasının kaynağında da yerel demokrasinin olmayışı yatar. Demokrasinin bu denli kolayca inkar edilebildiği bir ülkede, hiçbir sorun çözülemez ve çözülemediği de ortadadır.
Kürt sorunu yerel yönetim düzeyinde çözüm aşamasına gelmiştir. Sadece Kürt sorunu bağlamında değil, bir bütün olarak Türkiye için mevcut yerel yönetim sorunlarını aşmanın yolu, güçlü yerel demokrasiden geçer. Yerel demokrasinin hukuk çerçevesinde güvence altına alınması en gerçekçi ve tek çözüm formülüdür. Suriye, Irak ve İran için de gerekli olan, yerel demokrasinin tam ve eksiksiz olarak uygulanmasıdır. Tüm olumsuzlukların panzehiri demokratik siyaset ve yerel demokrasidir. Demokratik topluma ancak böyle ulaşmak mümkündür.
Yerel demokrasinin geliştirilmesinde yerel yönetimlerin rolü belirleyici ve öncüldür. Demokrasinin de demokratik komünün de ilk ayağı yereldir. Demokratik komünal halk belediyeciliğinin geliştirilmesi, bu yolda ön açıcıdır. Bunun için merkeze, iktidara ve tekelciliğe değil, halka dayalı alternatif sosyal, ekonomik, ekolojik modeller geliştirilmelidir. Yerel yönetimlerin en büyük sermayesi halktır; halkın emeği birleştirilirse altından kalkılmayacak hiçbir sorun yoktur.
Demokratik belediyecilik anlayışı geliştirilmelidir. Demokratik belediyecilik hareketi, geniş toplumsal bir ağ halinde köy-mahalle komünlerinden kooperatiflere, sivil toplum örgütlerinden insan hakları kuruluşlarına, kadın özgürlüğü mücadelesinden çocuk ve hayvan hakları savunucularına, gençlikten ekolojistlere kadar her yerde demokratik toplum örgütlenmesini sağlamalıdır. Kadınlar başta olmak üzere çocuk, gençlik, eğitim, dil, kültür, sanat, sağlık, ekonomi ve ekoloji çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Üretim alanları artırılmalı, her geçen gün daha da büyüyen işsizliğe çözüm olunmalıdır. Kadınlar öncülüğünde yeni yaşam alanları örülmelidir.
BELEDİYECİLİK KÜÇÜK DEVLETÇİLİK DEĞİLDİR
Halkın yönetime katılımı ve bütün kararlara dahil edilmesi esas alınmalıdır. Kent Konseyleri, Kent Meclisleri kurulabilir; yurttaşlar burada toplanıp, her türlü ekonomik, sosyal sorunlarını tartışabilir ve kararlar alabilir. Demokratik halk belediyeciliği geliştirilirse, halk belediyesine sahip çıkar; kolay kolay da kayyım atamaları gibi antidemokratik yönelimler de gelişemez.
Belediyecilik küçük devletçilik değildir. Ama uygulanan sistem mikro devlettir. Hem felsefi hem de pratik olarak bu fikirden kurtulmalıdır. Belediyeler, bir mikro devlet değil, komündür. Avrupa’da belediyenin temeli komündür. Kürtlerde de ‘kombûn’dur; kökeni binlerce yıl öncesine dayanmaktadır ve bu topraklardan Avrupa’ya uzanmaktadır.
Devlet makro düşünür ve yaklaşır, komün ise mikro çözümler üretir; ikisi arasında diyalog, müzakere ve bir rekabet olur ama çatışma olmaz. Böylece sivil toplum işlevselleşir, gerçek kültürel, sosyal, ekonomik kurumlara dönüşürler. Tüm bunların zemini ve imkanı olan belediyelerde komün ruhu geliştirilmeli ve tüm çalışmalar bu ruhla yürütülmelidir. Salt tartışma yetmemektedir, artık inşa etme ve uygulama zamanıdır.
Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’nda sınıf yerine komün koyduk, yoğun tartışmalar yürütüldü. Biz ne sınıfı ne de devleti inkar ediyoruz. Ama devlet ur gibi büyüyor. Devletle komün sentezimiz; donmuş, büyük gerginliğe yol açan, anlamsız savaşlara ve sınıfçılığın aşırı idealize edilmesine yanıt olarak gelişiyor. Ve giderek esnetiyoruz bunu. Bunun panzeri, komün devlet ilişkisini demokratik bir mücadele ve rekabete dönüştürmektir. Suriye’de son dönemde yapılmak istenen bu açıdan önemlidir; Irak’ta da bunu uygulamak gerekir. Kerkük’te Türkmen bir valinin seçilmesi örnektir; Türkmenler burada mikro bir devlet değil, kendilerinin içeriğini belirlediği bir komün olabilir.
Yerel demokrasi zihni ve önemiyle belediyeler yönetilmelidir; küçük kırtasiyeci akılla belediyeler yönetilmemelidir. Temizlikten ucuz üretime, eğitimden sağlığa, ulaşımdan ekolojiye kadar kentlerin tüm ihtiyaçlarına komün anlayışıyla çareler bulunabilir. Yeter ki ‘belediyeler komündür’ anlayışıyla hareket edilsin ve bunun gereği yapılsın.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde yerel yönetimlerde, belediyelerde başarılı olmak yeni gelişmelere yol açacak; demokratik müzakere konumuna, zeminine daha fazla güç sunacaktır. Bu süreci geliştirecek bir ciddiyetle demokratik halkçı belediyeciliği pratikleştirme çalışmalarında yer alan herkese başarılar diliyorum. Yerel Yönetimler Konferansı’nın da başarılı geçmesini diler, bitmeyen selam ve sevgilerimi sunarım.”
Îro li Amedê di Konferansa Rêveberiyên Xwecihî de em ji hemû bajaran jin hatin gel hevdû.
Wek hemû alî û warên heyî em di çerçoveya paradigmaya demokratîk, ekolojîk û azadiya jinê di civakê de, ji bo rêveberiyên herêmî jî amade ne.
“İktidar sürece ciddi yaklaşmalı”
“Hareket Yönetimi”: Butlan kararı demokratik siyasete saldırı
ANF’de “Hareket Yönetimi” imzasıyla yayınlanan açıklamada CHP’ye mutlak butlan kararına tepki gösterildi ve “Bu saldırı Türkiye’de özgürce demokratik siyaset yapılabileceğine yönelik kuşkuları daha da artırmıştır” denildi. Açıklamada ayrıca Kürt sorununun çözümüne ilişkin devam eden süreçle ilgili iktidara “ciddi ve sorumlu yaklaşması” çağrısı yapıldı.
İşte detaylar 👇
https://t.co/Xga8myDD8j