Dönmek nasıl bir şey. İnsan nereye döner? Döndüğü yer neresidir? Geriye dönmek var mıdır, mümkün müdür? Yoksa kader sadece ileriyi mi gösterir? Geldiğin döndüğün yer orda mıdır, bekler mi, baksan görür müsün? Kalbin dönerken pusulan mıdır? Dönmek kabiliyet mi yoksa zaruret midir?
Böyle muhteşem eserleri geleceğe aktarmamız gerekir. 300'den fazla profesyonel oyuncunun ve yaklaşık 1 milyon kişinin rol aldığı "KURTULUŞ" adlı bu yapım, çağının en müthiş, en devasa işlerinden biridir. Senaristi Turgut ÖZAKMAN, yönetmeni Ziya ÖZTAN. Gurur duyabileceğimiz ve duymamız gereken bu yapımı bırakın yeni nesli, ne yazık ki akranlarımdan dahi bilen oldukça azdır.
@mandaliinasever Ben bir Hatırla Sevgili fanıyım. Kaç kere izledim bilmiyorum. (Min 60/70) daha dur, daha çok ağlayacaksın. Hatta bir bölümde ağlarken kendini koltuktan yere atacaksın nefesin kesilene kadar hıçkıra hıçkıra böyle. Ama her seferinde bir daha baştan başlamak isteyeceksin. 🤷🏻♀️🤦🏻♀️
II. Abdülhamit aşırı ürkek, Enver aşırı ve hesapsız cesurdu. Atatürk ise ayakları yere basan, bir hesap kitap ve strateji adamıydı. Falih Rıfkı‘nın deyimiyle Enver cesaret, Mustafa Kemal basiret adamıydı. Basiret geleceği görüp doğru kararlar alabilme yeteneğidir. Rahmetle.
halkta kemikleşmiş gruplar ve bir diğerine dair derin önyargılar var. ama hiçbir grup sorumluluk almak, geçmişini ya da bugününü hesaba çekmek veyahut hatalarından özür dilemek istemiyor. özür dilemeyi güçsüzlük göstergesi sayıyor ve kendi yanlışlarından öğrenmeyi değil, asla ve kat'a kabullenmemeyi şiar ediniyorlar.
salt kendi fanusunda yaşayarak, başkalarının düşünce ve yaşam tarzını önyargısız değerlendirmeden, bu kısır döngüden sıyrılmak çok zor. her grup bir başka grubu travmalarının sebebi belliyor. kimse kimsenin yarasını farketmeye niyetli değil ve maalesef bazen sırf kendi grubunu savunmak adına diğerlerini acıttığının ayırdına varamıyor. halbuki, işin gerçeği, ülkede kime dokunsan irili ufaklı bir travması var. muhatabıyla yüzleşemediği için de acısını bileyerek öfke diye bir diğerine batırıyor.
Gerçekten 5-10 kişinin (İttihat ve Terakki'yi kastediyorlar) Osmanlı'yı yıktığını sanan bir topluluk var. Ulusçuluk akımı hiç yayılmamış, Panslavizm politikası güdülmemiş, önlem olarak Tanzimat, Islahat fermanları çıkmamış, Meşrutiyet ilan edilmemiş gibi davranıyorlar. Düyun-ı Umumiye desen Google'a soracak adamlar ona mason buna hain şuna işbirlikçi diyerek gerçekten 600 yıl takır takır çalışan bir imparatorluğun 10 senede yıkıldığına inanıyor.
Hayatta aldığımız bir çok karar, akıl, vicdan ve mide meselesi. Aklına yatıyor, vicdanın alıyor ve miden kaldırıyorsa anca yapılası kıvama gelmiştir kararlar. Bazen aklına yatırmaya çalışırsın, ama vicdanın rahat bırakmaz ya da miden almaz. Kendini kendine tamamen bırakabilirsen.
Mesela mizah bir kalıba sığar mı belli bir dozajı var mı yani şu konu şu sınır şu kişiye kadar deyince olur mu?İroni büyük sıkıntı çıkarır mı? Ya da hicvetsen birini suç mahalline giriyor mu girmesin abi artık. (Ferhan Şensoy sen bi başkasın.)
sana benzemeyen, senin gibi düşünmeyen ya da giyinmeyen, senin inandıklarına inanmayan ve belki de sevmediğin insanların hakkını da aynen senin gibi olanlarınki kadar savunamadığın sürece, bir şey savunmuş olmaz, salt kendini tatmin edersin.
Normalleşen şey yaşananlar değil, yaşananların tuhaflığı. Eskiden bir olay duyunca yok artık derdik.Şimdi tamam,sıradaki ne diyoruz. İlginç olan ise yaşananların artık kimseye ilginç gelmemesi. Eskiden siyasi mizah gerçekliği taklit ederdi.Şimdi gerçeklik, mizahı işsiz bırakıyor.
Oralı olmamak… Şunu başarabilen bir insan sosyal ilişkilerdeki sorunların %80ini çözer. Oralı olmamak, üzerine alınmamak, odağını değiştirmek, işine bakmak, takılmaya değer bulmamak, muhataplara büyük anlamlar atfetmemek…
Muhteşem Yüzyıl yurtdışında 600 milyon izleyici geçti. Dizi, yayınlanmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala en çok izlenen yapımlardan biri olmaya devam ediyor!
Okan Yalabık'ın muhteşem sesi ile..
'ölümüne kaza namazları kılınan ibrahim''
II. Dünya Savaşı sonrası Almanyası'nın ilk Şansölyesi Conrad Adenauer, II. Dünya Savaşı'nı başlatan tek adam Hitler'in dünyayı ve Alman milletini düşürdüğü korkunç durum karşısında; Umarım gökten İsa bile gelse bir daha tüm yetkileri tek adama verecek kadar aptal olmayız,demişti.