Bugün Gülistan Doku’nun doğum günü. Ama Gülistan’ın kaç yaşına girdiğini değil, kaç doğum gününün onsuz geçtiğini sayıyoruz.
Yıllardır aynı soruyu soruyoruz: Gülistan Doku nerede?
Gülistan’ın yokluğuna alışmayacağız. Onu unutturmayacağız, akıbeti aydınlatılana kadar mücadele edeceğiz.
Ailesinin ekonomik durumundan söz eden ve annesiyle abisinin, kendisini okutmak için çalışmak zorunda kaldığını anlatan genç, gözyaşlarını tutmakta zorlandı:
- Ben, annem ve abimle yaşıyorum. Beni okutmak için çalışıyorlar.
- Annem sabah gidiyor, akşam dönüyor. Güneşi göremiyor.
- Bunlar beni okutmak için niye bu kadar çok çalışmak zorunda?
- Birini okutmak niye basit bir şey değil?
(Kaynak: Mor Mikrofon)
Ailesinin ekonomik durumundan söz eden ve annesiyle abisinin, kendisini okutmak için çalışmak zorunda kaldığını anlatan genç, gözyaşlarını tutmakta zorlandı:
- Ben, annem ve abimle yaşıyorum. Beni okutmak için çalışıyorlar.
- Annem sabah gidiyor, akşam dönüyor. Güneşi göremiyor.
- Bunlar beni okutmak için niye bu kadar çok çalışmak zorunda?
- Birini okutmak niye basit bir şey değil?
(Kaynak: Mor Mikrofon)
Vandalizm, Limoges belediyesinin kulesinin yanması değil; Fransa'da en zengin %10'un toplam servetin %59,7'sine, en yoksul %50'nin ise %4,9'una sahip olmasına neden olan sömürü düzenidir. Fransa yanarken Macron sefahat içindeyse halkın siyasi temsilini ve geleceğini sokakta aramasından daha doğal bir şey yoktur.
Fransa olayları üzerinden;
Avrupa'ya göç konusunda bir ikilem var. ilk nesil kapitalizmin nimetlerinden faydalanmak ve kendi ülkelerinin kötü, baskıcı koşullarından kurtulmak için kapitalist ülkelere göç ediyor. Özgürlüğün peşinden gidiyorlar.
İkinci nesil içinde yaşadığı koşulları eşitsiz buluyor kapitalizmi yıkmak istiyor.
Çoğu zaman toplumsal talepleri sıralarken eşitlik ve özgürlüğü birlikte sıralarız. Ne var ki, bu ikisi birbiriyle çelişir. Eşitlikte ısrar ettiğimizde özgürlüğe ket vurmamız gerekir.
🟣 8 Mart'ta yürümek haktır, kadınların yürüyüşü cezalandırılamaz!
2023 yılında Ankara'da Sakarya Caddesi'nde yaptığımız 8 Mart eylemine kolluk kuvvetleri hukuka aykırı müdahalede bulunmuştu. 8 Mart'ta sokaklarda, meydanlarda yürüme hakkımızı savunan 5 gönüllümüz gözaltına alınmıştı. Gönüllülerimiz hakkında açılan ceza davasında 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işledikleri gerekçesiyle bir arkadaşımıza 2 yıl 6 ay hapis cezası, diğer arkadaşlarımıza yine 2911 sayılı Kanun'a muhalefetten hapis ve adli para cezaları ve bir arkadaşımıza ayrıca görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5 ay hapis cezası verildi.
Hatay depreminden 1 ay sonra sokaklara çıktığımız o 8 Mart'ta "Depremde ölümü de kadın cinayetlerini de durduracağız" demiştik. Yakınları öldürülen ailelerle birlikte sokakları, meydanları doldurmuştuk. Bugün, depremde ihmalleri ve usulsüzlükleriyle onbinlerce insanın ölümüne yol açanlar hiçbir ceza almadı, geçtiğimiz günlerde Ezgi Apartmanı davasında tahliye kararları verildi. Enkaz hâlâ kaldırılmadı. Kadın cinayeti failleri serbest, şüpheli kadın ölümü dosyaları arşivde, bu dosyalarda ismi geçenler serbest. Bazıları hakkında tek bir soruşturma bile açılmadı. Ama gönüllülerimiz cezalandırıldı. Cezalandırıldılar çünkü ihmali olanlardan, kadın katillerinden, depremde yıkılan binaları yapanlardan, onbinlerce insanı öldürenlerden hesap soracağız dediler.
8 Mart'ta yürümek haktır, bir suç gibi cezalandırılamaz. Asıl suç olan bu hakkı gasp etmeye çalışmaktır. Asıl suç olan anayasal hakların kullanımını engellemektir. Arkadaşlarımızın ceza aldığı bu davanın peşini bırakmıyoruz. Her 25 Kasım'da, her 8 Mart'ta, her bir kadın öldürüldüğünde sokakları, meydanları doldurmaya devam edeceğiz.
🟣 Bu mücadelede bir yerin var. Sen de katıl!
Kadın cinayetlerini durdurmak, şüpheli kadın ölümlerini aydınlatmak, kadına yönelik şiddete ve cezasızlığa karşı mücadeleyi büyütmek için yan yana geliyoruz.
Boş kalan o yer senin!
Linke tıkla sen de katıl, mücadeleyi birlikte büyütelim 👇
https://t.co/1boD9akAkq
Biz küçücük evladını kaybeden anneleri yuhalatan liderler gördük. O gün hissettiğimiz acı ve öfke hala içimizde. "Ölünün arkasından..." diye başlayan ahlak derslerinizi kendinize saklayın.
🟣 Çocuk istismarı faillerini aklamanıza izin vermeyiz!
Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra bugün hayatta değil. Ancak Hifa İkra'yı istismar ettiği için yargılanan Ayhan Şengüler bugün beraat etti. Onlar adalet ararken öldüler ancak bugün adalet bir kez daha sağlanmadı.
Ahmet Telli’nin mektupu Selçuk abiye yeni ulaştı. Selçuk abinin açıklamasının giriş cümlesi: “Bazen -özellikle hapishanede tecrit edildiyseniz - bir dostun ‘iyi olduğu’ haberi ölüm haberinden sonra gelir.”
🟣 Bugün 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü.
Platformumuz verilerine göre son 1 yılda en az 14 kız çocuğu öldürüldü, 19 kız çocuğu şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. TÜİK’in 2025 Çocuk İstatistikleri’ne göre 16-17 yaş grubunda 8.068 kız çocuğu evlendirildi.
Peki neler mi mümkündü?
Bu yazıya nasıl başlayacağımı bilemiyordum. Aslında yazıp yazmamakta da kararsızdım. Bu kararsızlık neredeyse 10 yılı da buluyor açıkçası. 10 Ekim 2015’in üzerinden 11 yıl geçti fakat yaşadığımız katliamın ağırlığı her yıl hiç eksilmiyor
🟣 10 Ekim’i unutmadık, unutturmayacağız.
Ankara Garı’nda emek, barış ve demokrasi için yan yana gelirken yaşamdan koparılanları 11. yılında özlemle anıyoruz.
Cezasızlığa karşı, tüm sorumluların hesap vermesi için ailelerin adalet mücadelesinin yanındayız.
📢 Failler tutuklansın, Hifa ve Fatmanur için adalet sağlansın diye 14 Ekim'de Kartal'dayız!
Fatmanur Çelik ve Hifa İkra, uğradıkları şiddete karşı mücadele ederken ölü bulunmuştu. Şimdi Ayhan Şengüler'in kızı Hifa'yı istismar ettiği için yargılandığı davada karar verilecek.