Asıl sorun sürekli altın jenerasyon beklemekte.
Arjantin, ingiltere, Fransa, Uruguay ve daha nicelerinde bu kavram yok. Çünkü yetenek gelişim modelleri var.
Her jenerasyon altındır, yeterki işlemeyi bilin.
🇹🇷🇮🇹 “Montella altın jenerasyonumuzu mahvediyor.”
Hangi altın jenerasyon?
Gerçekten dünya klasında kaç oyuncumuz var?
🇪🇸 Arda Güler - Real Madrid
🇮🇹 Kenan Yıldız - Juventus
🇮🇹 Hakan Çalhanoğlu - Inter
🏴 Performans ve kalite açısından Ferdi Kadıoğlu’nu da bu gruba ekleyebiliriz, her ne kadar oynadığı kulüp dünya klasında olmasa da.
🇹🇷 Orkun Kökçü de bu seviyede olabilirdi. Ama kariyerinin en iyi yıllarında Premier League’de oynamak yerine Süper Lig’de kalmayı tercih etti.
3-4 üst düzey oyuncu bir jenerasyonu “altın jenerasyon” mu yapıyor?
Hayır. Bizim altın jenerasyonumuz yok.
Gerçekten altın jenerasyona sahip diğer milli takımlara bakın. En az 6-7 oyuncuları Avrupa’nın en büyük kulüplerinde, geri kalan oyuncularının çoğu da iyi takımlarda düzenli olarak ilk 11 oynuyor.
Siz ise dünya klasında sayabileceğimiz oyuncularımızdan ikisinin daha U23 olduğunu unutup Türkiye’den dünyanın en iyi milli takımlarından biri olmasını bekliyorsunuz.
Her mağlubiyette bütün suçu Montella’ya yüklüyorsunuz, sanki kadromuzda prime Cristiano Ronaldo ile prime Messi varmış gibi.
Biraz gerçekçi olun.
Yedek kulübemize bakıyorum, orada oturan oyuncuları görünce bazen hiç oyuncu değiştirmemeyi tercih ederim.
İyi bir takımımız var. Bunu inkâr etmiyorum.
Ama bu kadroya “altın jenerasyon” diyebilmemiz için özellikle Avrupa’nın Top 5 liglerinde oynayan daha fazla üst düzey oyuncuya ihtiyacımız var.
Çünkü buna benzer oyuncu kalitesine sahip jenerasyonlarımız zaten geçmişte de oldu:
🇪🇸 Arda Turan - Barcelona/Atlético Madrid
🇮🇹 Hakan Çalhanoğlu - Milan
🇪🇸 Hamit Altıntop - Real Madrid/Bayern Münih
🇪🇸 Nuri Şahin - Real Madrid/Liverpool
Yani birkaç oyuncumuzun Avrupa’nın zirvesinde oynaması, tek başına bütün jenerasyonu “altın jenerasyon” yapmıyor.
İyi bir jenerasyonumuz var. Potansiyelli bir jenerasyonumuz var. Ama henüz altın jenerasyonumuz yok.
Dün Kanada’nın Toronto kentinde,Pahlavi yanlılarının düzenlediği eylemde Güney Azerbaycan bayrağı taşıyan bir Türk’e saldırıldı.Bayrak direği kırıldı ancak Güneyli Türk bayrağını yere düşürmedi.Bu olay,Türkler için yine Pahlavi ile Hamaneyi zihniyetinin aynı olduğunu gösterdi🇹🇷🇦🇿
5 büyük süpermarketin, 980 gıda ürününün fiyatlarının 1 aylık değişimine bakarak, aralık ayı market gıda enflasyonunun %12.11 olduğunu hesapladık. Ben daha fazla bir şey yazmak istemiyorum, buradan sonrası sövmeye giriyor çünkü. (3/3)
Yapay zekanın beklenmedik etkileri:
Büyük kızım(17) bir genetik projesine dahil olarak EPQ(Extended Project Qualification) yapıyor.
Hazırladığı makalenin her aşamasını Ai Checker dan geçiriyor, çünkü metinleri kendi yazdığına ikna edemezse gelecekteki makalelerini de kabul etmeyecekler.
Bu metni kendi yazdığı halde “büyük ihtimalle yapay zeka” olarak işaretlenmiş.
Gençlerin insan olduğunu kanıtlamak zorunda kaldığı garip bir dönem.
Yazıklar olsun 30 saat oldu hala su yok.
185 hattı iptal edilmiş meşgule atılıyor.
Pazar günü olsa bile 30 saat su veremediğiniz bir anda bir muhatap koyarsınız telefonun başına.
Yazıklar olsun
ANA HAT ARIZA ONARIMI TAMAMLANARAK SU VERİLMEYE BAŞLANMIŞTIR.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ESKİ)Su Arıtma Tesisleri terfi merkezi ile D4 deposu arasındaki 800lük çelik basma hattının birleşme noktasındaki flanşlarda meydana gelen arıza nedeniyle 19 Aralık Cuma gece saat:22.00’dan itibaren depoya terfi durdurulmuştur.
Su kesintisi yaşanan mahalleleri besleyen D4 diye adlandırılan depo sabah saatlerine kadar sorun yaşanmaması için seviyesi yüksekte tutulmuş, çalışmanın uzamasıyla birlikte sabah saatlerinden itibaren su kesintisi ve basınç düşüklüğü yaşanmaya başlamıştır.
Depo ile terfi merkezi arasında bulunan 800 mm çelik basma hattındaki su tahliyesi merkez depoya aktarıldıktan sonra gece yarısı itibariyle tüm ekiplerimizle çelik boruya müdahaleye başlanmıştır.
Müdahale sırasında çelik boru kesimi, ara parçaların hazırlanması, montaj ve kaynak işlemleri tamamlandıktan sonra borunun sızdırmazlık testi yapılmıştır. Sonrasında kontrollü olarak depoya su basılması gerçekleştirilmiş olup şebeke hatlarına su verilmiştir. Suyun depoya dökülerek hatta ulaşması mahallelerimizin yerleşim kotlarına göre zaman alabilecektir.
Elimizde olmayan nedenlerden dolayı yaşanılan su kesintisinden ötürü vatandaşlarımızın gösterdiği sabır ve anlayışa teşekkür ederiz.
#akademikzam ile ilgili soruyu Sayın YÖK Başkanına soramadığınız için sizi kınıyoruz @hakanchelik, böylesi önemli bir konunun dile getirilmesi gerekiyor idi.
Ben #akademikzam yapılmamasının bilinçli bir tercih olduğunu düşünmeye başladım. Bu bütçeler ve mesleğimizin saygınlığının yok edilmesi ile ülkemizin gelişmesi mümkün değildir. Akademideki bu durumun etkileri önümüzdeki 20 yılda (tüm mesleklerde) katlanarak artacaktır. @ADAP_2023
🔴MHP, memur ve emekliler için 7 maddelik dev teklifi TBMM’de açıkladı
1- Yardımcı Hizmetler Sınıfı (YHS) Kaldırılmalı
2- 1. Dereceye 3600 Ek Gösterge
3- Sadece Enflasyon Farkı Yetmez: Refah Payı Şart!
4- Kariyer Uzmanlarında "Taşra-Merkez" Ayrımına Son
5 -Kamu Mühendislerine Hak Ettikleri Değer
6- Liyakat Odaklı Görevde Yükselme
7- Vergi Dilimi %15'te Sabitlensin
🔴MHP, memur ve emekliler için 7 maddelik dev teklifi TBMM’de açıkladı
1- Yardımcı Hizmetler Sınıfı (YHS) Kaldırılmalı
2- 1. Dereceye 3600 Ek Gösterge
3- Sadece Enflasyon Farkı Yetmez: Refah Payı Şart!
4- Kariyer Uzmanlarında "Taşra-Merkez" Ayrımına Son
5 -Kamu Mühendislerine Hak Ettikleri Değer
6- Liyakat Odaklı Görevde Yükselme
7- Vergi Dilimi %15'te Sabitlensin
Akademi tehdit altında❗️
Yoksulluk sınırının altındaki asistan maaşıyla, yoksulluk sınırının hemen üstündeki profesör maaşıyla nasıl bilim üretilecek❓
Başarılı öğrenciler nasıl tutulacak o akademide❓
Akademisyenler meslektaşlarından, YÖK Başkanı’ndan empati bekliyor❗️
Bir SSCI Q1 dergi, aynı yıl, aynı yazar, 3 yayın, yayınlar kabul 1-2 ay. Kendi cebinden ve dolayısıyla ülkeden çıkan para yaklaşık 390 bin TL.
Çok ilginç; üniversitelerdeki kriterler bypass edilebilir ama hakemler-jüriler dikkat etmeli.
Alman savunma yayını Welten Denker:
▪️KIZILELMA atışı neden bu kadar büyüleyici? Çünkü dünya çapındaki askeri güç dengesini sarsıyor, Türkiye'yi insansız sistemlerin savaşında en üst seviyeye taşıyor.
▪️Bu gelişme, küresel güvenlik mimarisini yeniden gözden geçirmemizi gerektirecek. Sinop kıyılarındaki test bir dönüm noktasıydı.
▪️Tarihte savaşların kaderini değiştiren anlar vardır. Örneğin barutun icadı, tankların muharebeye girmesi veya jet uçaklarının gökyüzünde ilk karşılaşması...
▪️Sinop semalarında yaşananlar işte tam da böyle bir andı. O gün sadece bir füze fırlatılmadı. O gün havacılık tarihinin sayfaları kapandı ve yepyeni bir kitap açıldı.
▪️Sadece yeni bir sayfa değil, yepyeni bir kitap.
↘️
https://t.co/xADG0zuijW
TÜRK-İŞ verilerine göre Kasım 2025 yoksulluk sınırı 97.159 TL, 2025/2 ortalaması 91.000 TL.
25 yıllık profesör maaşı ortalama 98.197 TL.
Akademisyen maaşları yoksulluk sınırına dayandı.
@TBMMresmi'de bütçe görüşmeleri sürerken #akademikzam sözü hâlâ yerine getirilmedi.
ÜNİVERSİTELER BİR ÜLKENİN ENTELEKTÜEL HAFIZASI VE GELECEĞE AÇILAN KAPISIDIR.
***
Akademiye ve akademik insan kaynağına gereken değerin verilmesi, yalnızca maaşların iyileştirilmesi değil; bilimin toplumda popüler ve cazip bir alan hâline getirilmesi açısından da zorunludur.
Çünkü akademisyenler, bilgisayar başında, laboratuvarda, kitapların arasında ve öğrencileriyle birlikte her gün yeni ve faydalı şeylere kapı aralayan; bilimin, teknolojinin ve toplumsal ilerlemenin görünmez mimarlarıdır.
Üniversiteler bir ülkenin entelektüel hafızası ve geleceğe açılan kapısıdır; bu kurumları ve onları ayakta tutan akademik kadroları güçlendirmek, aslında kendi geleceğimizi güçlendirmektir.
#Akademi #Üniversite #Bilim
Tabloda nüfusu ülkemizle kıyaslanabilecek 3-4 ülke var.
Nüfuslar:
Türkiye-88 milyon
Almanya - 84 milyon
Polonya - 38 milyon
İtalya - 60 milyon
İspanya - 48 milyon
2025 yılındaki verilere göre bu ülkelerin üniversite sayıları:
Almanya-461
Polonya-408
İtalya-289
İspanya-276
Türkiye-209
Kaynak: https://t.co/DC1VXYBZhR
Not : sayılara myo benzeri kısa dönem üçüncü seviye eğitim kuruluşları dahildir.
Üniversite başına düşen kişi sayısı:
Türkiye - 419 bin
Almanya - 182 bin
Polonya - 93 bin
İtalya - 208 bin
İspanya - 174 bin
Nüfusun genç/yaşlı olmasına hiç değinmiyorum bile.
Peki bu üniversitelerdeki akademik personel sayısı?
Almanya - 217.514 (yaklaşık 14 öğrenciye bir akademisyen)
(https://t.co/H8sZ3xlCSU)
Polonya - 93000 (2019) her 13 öğrenciye bir akademisyen
(https://t.co/nStBGF2P1A)
İtalya- 125165 - 16 öğrenciye bir akademisyen
(https://t.co/KENSVEwX8J)
İspanya - Buna dair bulabildiğim tek veri 10.7 öğrenci başına bir akademisyen olduğu
(https://t.co/l95RhNNFnN)
Türkiye- kabaca 185 bin (örgün öğretimdeki öğrenci sayısına göre 21 öğrenciye 1 akademisyen)
Bir de öğrenci sayılarına bakalım:
Almanya- 3400 bin
Polonya - 1355 bin
İtalya- 2217 bin
İspanya - 2371 bin
Türkiye- 6995 bin (örgün öğretimde 3700 bin)
(https://t.co/w8QLJJEU61)
Veriler açıkça gösteriyor ki,
-Türkiye’de üniversite sayısı çok değil. Fakülte/myo bazında planlamalar hatalı.
- Akademisyen sayısı çok değil. Öğrenci başına düşen akademik personelde diğerlerine kıyasla en kötü durumdaki İtalya’yı yakalamak için bugün istihdam edilmesi gereken akademisyen sayısı 36500.
-Verilerde yer alan tek anomali öğrenci sayısı. Öğrenci sayısının fazlalığı da Ussal beyin verdiği grafiğin tek açıklaması.
-Akademik personelin maaşı meselesine girmek canımızı sıkacaktır ama bu ülkelerde en az alanın Türkiye’dekinin iki katı aldığını söyleyebiliriz.
Açık öğretim mezunları veya 800-900 binle tercih edilen fakülte mezunları işsiz kalıyor diye üniversite sayısınının, akademisyen sayısının ve akademisyen maaşının fazla olduğunu iddia etmek, Ussal beye yakıştı mı? Takdir sizin.
#akademikzam