🚨 STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI İÇİN YENİ ÖNERGE!
e-Devlet’te “ilk işe giriş tarihi” olarak görünen staj ve çıraklık başlangıçlarının, emeklilik hesabında da sigorta başlangıcı sayılması isteniyor.
📌 2023’teki EYT düzenlemesinde kapsam dışında kalan staj ve çıraklık sigortası mağdurları, yaşadıkları mağduriyetin giderilmesini talep ediyor.
📍 10 Mayıs 2026’da Ankara’da düzenlenen “Büyük Ankara Buluşması”nda talepler bir kez daha gündeme taşındı.
İstenen düzenleme ise net:
➡️ Staj ve çıraklık başlangıç tarihi emeklilikte sigorta başlangıcı kabul edilsin.
➡️ Bu mümkün değilse, en azından staj ve çıraklık süreleri için geriye dönük borçlanma hakkı verilsin.
Staj ve çıraklık haberleri için @kamu_biz_ hesabını takip etmeyi ve bildirimleri açmayı unutmayın!
Yargı Kararını Tanıyın
#StajyerçırakHakkınıAlsın
@CirakStajFED
@tezelali
❗Sayın Ali Tezel Abinin Dikkatine❗
Stajyer ve çırakların yıllardır devam eden sigorta mağduriyeti konusunda kamuoyunu aydınlatan, bilgi ve tecrübelerinizle bizlere yol gösteren değerli bir isim olarak sizi X Space odamızda ağırlamak bizleri onurlandıracaktır.
Yıllardır alın teri döken, sanayinin ve üretimin yükünü omuzlayan stajyer ve çıraklar; çalışmalarının, emeklerinin ve geçen yıllarının sigorta başlangıcı konusunda da karşılık bulmasını istiyor.
Bu mücadelede en büyük ihtiyacımız; doğru bilginin, hukuki değerlendirmenin ve çözüm önerilerinin kamuoyuyla paylaşılmasıdır.
Sizleri X Space odamızda misafir ederek stajyer ve çırakların yaşadığı mağduriyeti, beklentilerini ve çözüm önerilerini birlikte konuşmak istiyoruz.
Sayın Ali Tezel, sizleri aramızda görmek ve görüşlerinizi dinlemek bizler için büyük bir onur olacaktır.
Stajyer ve çırakların sesi daha güçlü duyulsun, çözüm yolları daha fazla konuşulsun.
Davetimiz samimi, mücadelemiz hak ve adalet içindir.
Saygı ve selamlarımızla. 🇹🇷
Yargı Tescili Yaptı
#StajyerçırakGeçersizSigortaylaKandırıldı
ÇIRAK VE STAJYER EKOSİSTEMİ:
AYNI ÇALIŞMA, EKSİK SAYILAN HAK
Çıraklık ve staj yalnızca okulda başlayan ve okulda sona eren bir eğitim süreci değildir. Bu sistemin içinde okul, mesleki eğitim, usta öğretici ve beceri kazanımı kadar; üretim, işverenin emir ve talimatları, mesai, ücret, iş sağlığı ve güvenliği de bulunmaktadır.
Çırak ve stajyer işyerine girdiği anda gerçek çalışma hayatının bütün unsurlarıyla karşılaşır. Üretime katılır, verilen işi yapar, çalışma saatlerine uyar, işyerindeki riskleri taşır ve kimi zaman yetişkin çalışanlarla aynı tehlikelerin ortasında bırakılır.
Koruyucu ekipmana ihtiyaç duyan, iş kazası geçiren, yaralanan, uzuv kaybeden, malul kalan, hatta yaşamını yitiren bir çocuğun yaptığı faaliyet yalnızca “eğitim” denilerek açıklanamaz.
Sistemin temel çelişkisi
Çırak ve stajyer;
Eğitimde öğrenci,
üretimde işçi,
iş kazasında sigortalı,
emeklilikte ise yok sayılan kişidir.
İş kazası ve meslek hastalığı yönünden sigorta tescili yapılan, SGK kayıtlarına giren ve aktif sigortalı istatistiklerinde yer alan bu insanların aynı sigorta başlangıcı, uzun vadeli sigorta kolları ve emeklilik söz konusu olduğunda geçersiz kabul edilmektedir.
Sorunun özü tam olarak budur.
Devlet, çalışma hayatının taşıdığı risk ortaya çıktığında çırak ve stajyeri sigortalı kabul etmekte; yıllar sonra emeklilik hakkı gündeme geldiğinde ise onu yalnızca öğrenci olarak değerlendirmektedir. Aynı kişi ve aynı çalışma, hakkın türüne göre farklı statülere bölünmektedir.
Eğitim varsa çalışma da vardır
Meslek öğrenmek elbette eğitimin bir parçasıdır. Ancak eğitim ile fiilî çalışma birbirini dışlayan kavramlar değildir. Bir kişi hem meslek öğrenebilir hem de üretime gerçek ve ekonomik bir katkı sağlayabilir.
Burada bakılması gereken yalnızca sözleşmenin adı veya kişinin öğrenci olarak kaydedilmiş olması değildir. İşyerindeki gerçek durum araştırılmalıdır:
-Üretime katıldı mı?
-İşverenin emir ve talimatları altında çalıştı mı?
-Belirli çalışma saatlerine uydu mu?
-İşyerinin mal veya hizmet üretimine katkı sağladı mı?
-Mesai saatleri dışında, hafta sonlarında veya resmî tatillerde çalıştırıldı mı?
-Eğitim geri planda kalırken fiilî çalışma ön plana çıktı mı?
Bu soruların cevabı “evet” ise ortada yalnızca eğitim değil, aynı zamanda gerçek bir çalışma ilişkisi vardır.
İş kazasında görülen çocuk, emeklilikte neden görülmüyor?
Bir çırak veya stajyer iş kazası geçirdiğinde tutanaklar, hastane kayıtları, denetim raporları ve SGK bildirimleri devreye girmektedir. Çünkü o çocuk işyerindedir ve işyerindeki riskin doğrudan muhatabıdır.
Fakat yıllar sonra aynı kişi emeklilik için başvurduğunda, kendisine bildirilen sigorta başlangıcının uzun vadeli sigorta kollarını kapsamadığı söylenmektedir.
Oysa çalışma hayatının riski çocuğa aitse, çalışma hayatının karşılığı olan sosyal güvenlik hakkı da ona ait olmalıdır. Risk kabul edilip emeklilik hakkının reddedilmesi sosyal güvenliğin koruyucu niteliğiyle bağdaşmamaktadır.
Hak aramanın yolu belgelerden geçiyor
Çırak ve stajyerlerin fiilî çalışmalarının ortaya çıkarılmasında yalnızca tek bir belgeye bağlı kalınmamalıdır. İşe giriş bildirgesi, sözleşme, ücret bordrosu, puantaj, işyeri kimlik kartı, sağlık ve iş kazası kayıtları, fotoğraflar, yazışmalar, ustalık belgeleri ve tanık anlatımları birlikte değerlendirilmelidir.
Hizmet tespiti davalarında da şekli kayıtların ötesine geçilerek işyerindeki gerçek çalışma düzeni araştırılmalıdır. Yerel mahkeme, istinaf ve Yargıtay süreçlerinde belirleyici olan husus; eğitimin mi yoksa üretime dayalı fiilî çalışmanın mı ağırlık taşıdığıdır.
Çünkü sosyal güvenlik hukukunda gerçeğin, yalnızca belgelere verilen isimlerden daha güçlü olması gerekir.
Çözüm borçlandırmak değil, çalışılan süreyi tanımaktır
Çırak ve stajyerler geçmişte çalıştıkları günleri yeniden satın almak zorunda bırakılmamalıdır. Burada kişinin devlete olan bir borcundan değil, zamanında eksik kurulan bir sosyal güvenlik ilişkisinden söz ediyoruz.
Bu nedenle çözüm; insanlara yeni bir mali yük getirmek değil, fiilen çalışılmış ve kayıt altına alınmış süreleri sigortalılık başlangıcı ve hizmet süresi olarak kabul etmektir.
Gerekli prim farklarının sorumluluğu da bütün ağırlığıyla yıllar sonra mağdurların üzerine bırakılmamalıdır. Devletin, eğitim kurumlarının ve işverenlerin sorumlulukları birlikte değerlendirilmelidir.
Bu yalnızca emeklilik meselesi değildir
Çırak ve stajyer sorunu; çocuk hakları, eğitim hakkı, çalışma hakkı, iş sağlığı ve güvenliği, eşitlik ve sosyal devlet ilkelerinin kesiştiği büyük bir sistem sorunudur.
Çocuğu üretimde kullanıp sosyal güvenlik hakkının dışında bırakan bir düzen sürdürülebilir değildir. Eğitim adı altında çalıştırılan insanların emeği görünür hâle getirilmeli; sigorta başlangıçları ve hizmet süreleri bütüncül biçimde değerlendirilmelidir.
Çırak ve stajyerler ayrı ayrı gruplara bölünmemelidir. Mesele, 3308 sayılı Kanun kapsamındaki bütün mağdurların ortak sosyal güvenlik meselesidir.
Aynı işyerinde, aynı üretimin içinde ve aynı risk altında geçen çalışma; emeklilik söz konusu olduğunda eksik sayılamaz.
Aynı çalışma varsa aynı sosyal güvenlik hakkı da olmalıdır.