Kadının Öğretmen Sendikasında Görünen Emeği
Bu direnişte kadınların emeğinin görünmediği tek bir gün olmadı.
14 gün boyunca Ankara sokaklarında en önde yürüyen, en gür sesi çıkaran, arkadaşının elini bırakmayan, gözaltına alınan, şiddete uğrayan ama bir adım geri atmayan kadın öğretmenlerdik.
Bize düşük ücreti reva görenlere, emeğimizi değersiz görenlere, mobbingi, baskıyı ve dayatmaları kaderimiz sanan patronlara inat; susmadık, boyun eğmedik, birbirimizden vazgeçmedik. Farklılıklarımız gücümüz oldu, emek mücadelesi bizi aynı safta buluşturdu.
Çünkü biz biliyoruz ki kadın dayanışması yalnızca yan yana durmak değildir; en zor anda birbirine güç olmak, umudu yeniden ayağa kaldırmaktır.
Bu sendikada kadınların emeği görünmez değildir. Bu sendikada kadınlar yalnızca mücadelenin parçası değil, mücadelenin taşıyıcısıdır. Attığımız her sloganın, açtığımız her pankartın, kurduğumuz her dayanışmanın içinde kadınların cesareti ve emeği vardır.
Biz, emeği görünmeyen kadınlar olmayacağız. Emeğimizi de haklarımızı da geleceğimizi de birlikte savunacağız.
Bu mücadeleyi omuzlayan, geri çekilmeyen, direnişi büyüten tüm kadın öğretmenlere selam olsun.
Mücadelemiz sürüyor. Biz buradayız. Ve kazanana kadar vazgeçmeyeceğiz.
#ÖğretmenlerAcilÇözümBekliyor
#AyşenGürcanKomisyonuTopla
@ProfDrAGurcan@NazimMavis@ozmehmetemin@ZehraNurAydemr@ozturkercn@kemalkarahanmv@mhulkicevizoglu@YucelArzen@makif_yilmaz@latifselvi42@IbrahimUKaynak@rukiye_toy@yilmazbuyukaydn@ismetguneshan17@elvangezmischp@yalimhalici@FethiAcikel@Suat_Ozcagdas@fazilkasap@drmadiguzel@ilyastopsakal@saffetsancakli@YLMZHUN@KezbanKonukcu@PerihanKoca@senolsunat@mehmetkaramansp
Trafikte uyardığı üç kişi tarafından boğazından bıçaklanarak katledilen Samet Özgül’ün kız kardeşi:
“Samet’i öldüren 3 sanıktan 2 kişi serbest bırakıldı. Bu insanların 20 ayrı suç kaydı vardı.
Adalet bakanına her gün mail attım. Bu muydu adalet?”
Bu isyanı unutmayın!
7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi, Türkiye’nin yönetim biçimi ve NATO’nın işlevi tartışmalarını birlikte gündeme getirmelidir.
6-12 Temmuz tarihleri arasında Ankara merkezdeki tüm kamu görevlilerinin idari izinli sayılması ve 70 bin güvenlik görevlisinin sahaya sürülmesini not etmekle yetinelim.
Yoksul mahallelerin NATO’cuların gözlerinden, önlerine konulan devasa açık hava reklam panoları ile kapatılarak kaçırılması, geçilecek güzergâhlara antik vazoların yerleştirilmesi: Bari duvarları da kireçle badana yapsaydınız.
Medyaya uygulanan akreditasyon sansürü ise tam bir rezalet. Toplantıları izlemelerine, soru sormalarına izin verilmeyen medya kuruluşlarının Cumhuriyet, Halk TV, Sözcü, BirGün, Evrensel, Nefes, ANKA, İlke TV, Medyascope ve T24 olması, sansürün “niteliğini” gözler önüne seriyor.
Eleştirilerin ulaştığı NATO yetkililerinin savunması ise evlere şenlik: Beyler bu alanı, ev sahibi ülke otoritelerinin takdir yetkisine bırakırlarmış…
Böylece NATO, Türkiye’yi Cumhur ittifakından ibaret gördüğünü saklama zahmetine katlanmadığını bildirmiş oluyor. Demokrasi, hukuk, çoğulculuk gibi “tehlikeli” kavramlar yerine, tek adam rejimine yaslanmanın dayanılmaz hafifliği..
Ve elbette bütün bunların üzerine tüy diken skandal tutuklamalar. Eylem yapma ihtimaline binaen hapse atılan akademisyenler, gazeteciler, avukatlar, doğa severler..
Yaşları 50 ila 80 arasında değişen TEMA gönüllülerine emniyet ifadelerinde TKP/ML’ye üye olup olmadıkları, kod adlarının olup olmadığı ve silah eğitim alıp almadıkları yönünde sorular soruluyor, absürtlük bununla bitmiyor, bu insanlar tutuklanıyor.
TEMA Ankara Temsilcisi Nevzat Özer çeyrek asırlık dostumdur. Doğa, insan, yurt sevgisiyle yaşamış, düşüncesinden ödün vermemiş, karıncayı da ezmemiş bir adamdır. Şimdi Nevzat Özer tutuklu öyle mi..
Kadın istihdamı, yoksulluk, toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarıyla tanınan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş cezaevine atıldı öyle mi..
Yüzlerce insan.. Sizin gibi düşünmedikleri için, herhangi bir suç işlemedikleri halde, sizin gözünüzde potansiyel suçlu oldukları için cezaevindeler öyle mi..
Bu soruları şaşırdığım için sormuyorum. Memleketin cezaevlerinin olağan şüpheli siyasi suçlularla dolu olduğu zaten herkesin bildiği bir sır..
Diğer taraftan, Anayasa’nın 25 inci madde hükmü açık; “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz”
Bir suçun oluşabilmesi için, ceza kanununda belirtilen tipe uygun bir eylemin yapılması ve bunun dış dünyada bir sonuç yaratması gerekir.
“Önleyici kolluk tedbiri” kavramı üzerinden konuya yaklaşmak, hürriyeti bağlayıcı cezaları bu kavramla açıklamaya çalışmak abesle iştigal..
Nihayetinde yeni dünya düzenine ilişkin de birkaç not bırakmak gerekir.
Birleşmiş Milletler 1945, NATO 1949 tarihinde kuruldu. Yani her ikisi de, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Batı İttifakı’nın kurumları. Sosyalist dünya seçeneğine karşı kapitalizmin bir taraftan refah devleti (wellfare state) uygulamalarıyla ekonomik bir duvar örmesi, diğer taraftan BM ve NATO aracılığıyla askeri ve idari bir blok kurması..
Sonra dünya defalarca değişti. Soğuk savaş dönemi sona erdi, refah devleti uygulamalarını ortadan kalktı, neoliberalizm büyük bir gürültüyle geldi ve kendi krizini yaratmakta gecikmedi.
Buzul çapından kalma BM hiçbir küresel krize çözüm yarat(a)mıyor, öyle bir niyeti olduğuna inanan da kalmadı.
NATO ise ‘parasını ben veriyorum’ diyen Amerika’nın güdümünde, devre dışı kalan Avrupa kendi ordusunu kurma tartışmalarının içinde kayboluyor..
20 inci yüzyıla “Aşırılıklar Çağı” diyen Hobsbawm yaşasaydı bugünleri “zorbalık çağı” olarak tanımlar mıydı acaba..
Gramschi alıntısıyla bitirelim: Eski olanın ölmekte olduğu, yeni olanınsa henüz doğmadığı kriz sürecinde, dünyayı canavarlara bırakmamak erdemdir.
Kadir İNANIR cenaze töreni, sadece bir tören değil, toplumsal bir duruşu da, tarihten yaprakları da içeriyordu.
Tabut önde, barkovizyonda Hüseyin KARABEY imzalı belgeselin gösterimi sırasında alkışlar, tepkiler tarihe kaydoldu..
154 kişilik çağrı heyetinin açıklaması sonrası, özel sektörde çalışan öğretmenlerimiz ve 1.611 mülakat mağduru öğretmenimiz haklı talepleri için başlattıkları açlık grevine ara verme kararı aldılar. Bu karar, mücadelelerinin bitişi değil; daha güçlü bir kararlılığın başlangıcıdır.
Günlerdir Ankara’da hakları için mücadele eden öğretmenlerimiz, şimdi bu mücadelelerini Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklar.
Öğretmenlerimizin sağlığı için inisiyatif alan sanatçılarımız, yazarlarımız, gazetecilerimiz, akademisyenlerimiz, hekimlerimiz ve aydınlarımıza şükranlarımı sunuyorum.
Öğretmenlerimiz bir kez daha, kamu yöneticilerinin kendilerinden esirgedikleri sağduyu göstererek hepimize örnek oldular. Şimdi önümüzde gerekli adımları atmak için uygun bir fırsat var.
Meclis ve ilgili bakanlıklar süreci daha fazla uzatmadan öğretmenlerimizin haklarını bir an önce vermeli ve gerekli yasal adımları bir an önce atmalıdır.
Öğretmenlerimizin haklı mücadelelerinin sonuna kadar yanındayız!
#ÖğretmenlerAcilÇözümBekliyor
Arınma moda ya...
Sözde Ankarayı temizliyorlar...
Bu arada Hukuk,Adalet,insan,hayvan ve kentli hakları gibi gereksiz bulunan püsürükler halı altına süpürülüyor...
#NATOyaHAYIR#TrumpGetToHell
📍TBMM Genel Kurulu
10 gündür özel sektörde çalışan öğretmenlerimiz ve mülakat mağduru öğretmenlerimiz açlık grevinde, 3 yıldır verdiğiniz sözlerin tutulmasını bekliyor.
❗Meclis İçtüzüğü çok açık! Prof. Dr. Ayşen Gürcan’a soruyorum:
❓Hangi yetkiyle Komisyonu toplantıya çağırmıyorsunuz?
Öğretmenlere yönelik bu zulme derhal son verin, İçtüzüğe uyun, komisyonu derhal toplayın!
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Butlanın iktidara yönelik toplumsal öfkeyi azaltmak için bir "paratoner" işlevi gördüğüne inanıyorum. Yoksulluk, barınma krizi, gıda enflasyonu ve adaletsizlik gibi somut, can yakıcı sebeplerden doğan haklı tepki, sistem içi paratonerlerle soğurulmaya çalışılıyor. Siyasi arenadaki meşru öfke, doğrudan ülkeyi yöneten iktidar aktörlerine kanalize olacağına butlan ve ekibinin yaptığı açıklamalara, röportajlara ya da parti içi hamlelerine yöneliyor. İsmini bile anmamak gerekiyor. Bu hamleler boşuna değil, sizin, benim kendisi hakkında düşündüklerimiz de umurunda değil.
Eğitim Sen, MEB önünde açıklama yapıyor. Özel sektörde çalışan öğretmenlerle mülakat mağdurlarının mücadelesine destek vermek için MEB önünde açıklama yapan Eğitim Sen üyeleri sonrasında bakanlığa siyah çelenk bıraktı.
#AyşeGürcanKomisyonuTopla#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Sera Kadıgil'den açlık grevindeki öğretmenlere polis müdahalesine tepki:
"Eren öğretmen, Fatmanur öğretmen, Mehmet öğretmen... Öğretmen bu insanlar. Yerlerde sürüklendiler. Hakkı olanı istiyorlar bu insanlar. Erdoğan'ın da atadığı bakanlarının da tek bir derdi var: Para, para, para ve para babalarına sahip çıkmak. Yuh olsun hepinize"
Dün sendika önünde yaşanan polis şiddetini, orantısız gücü ve işkenceyi daha fazla paylaşmayacağız. Şiddeti yaymak istemiyoruz. Bunun yerine burada neden olduğumuzu, ne için mücadele ettiğimizi ve kim olduğumuzu göstermek istiyoruz.
Bizler öğrencilerimizin hayatına dokunan, geleceği kuran, bilgiyi ve umudu taşıyan öğretmenleriz. Özel sektörün güvencesiz çalışma koşulları içinde öğrencilerimize duyduğumuz sevgiyle, meslek aşkımızla ve onurumuzla ayakta kalmaya çalışan öğretmenleriz.
Bugün sendikamızı temizledik. Yırtılan pankartlarımızı, parçalanan afişlerimizi topladık. Dünün izleri hâlâ her yerde. Yaşananlar aklımızda; öfkemiz, kararlılığımız ve cesaretimiz ise yüreğimizde. Gazla, şiddetle ve gözaltıyla korkutmaya çalıştığınız öğretmenler hâlâ burada.
Buradayız, mücadele ediyoruz ve vazgeçmiyoruz!
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
#AyşenGürcanKomisyonuTopla
#ÖğretmenlerYalnızDeğildir
#ÖzelSektörÖğretmenleri
#HaklıyızKazanacağız
#YaşasınDayanışma
❗️Ankara’da öğretmen direnişi sürerken, açlık grevindeki öğretmenlerin sesi Türkiye’nin dört bir yanında yükselmeye devam ediyor. Gözaltılara, polis şiddetine, baskılara ve yıldırma politikalarına rağmen korkumuz yok. Haklarımızı almadan eve dönüş yok!
Öğretmen Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenlerin talepleri karşılanana, verilen sözler tutulana ve komisyon toplanana kadar mücadelemizi büyütmeye devam ediyoruz.
📍 23 Haziran’da iki şehirde buluşuyoruz:
🗓️ 23 Hazira Salı
⏰ 18.30
📍 Gedavet Parkı – Konya
🗓️ 23 Haziran Salı
⏰ 19.00
📍 Valilik Önü – Çanakkale
Konya’dan Çanakkale’ye, öğretmenlerin sesi aynı taleple yükseliyor: Komisyon toplansın, verilen sözler tutulsun, öğretmenlerin hakları teslim edilsin.
Tüm dostlarımızı dayanışmaya, tüm halkı öğretmenlerin mücadelesine sahip çıkmaya çağırıyoruz.
#AyşenGürcanKomisyonuTopla
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
#KorkumuzYok
#HaklarımızıAlmadanEveDönüşYok
"Mücadele dersini öğretmenler veriyor!"
Öğretmenler, başlattıkları açlık grevinin 7. gününde taleplerini duyurmak için Madenciler Anıtı'na yürüyüşe geçiyor.
Alana çok sayıda çevik kuvvet ekibinin geldiği görülüyor.
Asgari ücretin de altında maaşlara çalıştırılan Özel Sektör Öğretmenleri ve derece yaptıkları halde atanmayan Öğretmenleri günlerdir Ankara'da dövülüyorlar...
Güvencesizliğe isyan eden ve hakları için günlerdir Ankara'da nöbet tutan öğretmenleri NATO önlemleri gerekçesiyle yaka paça yerlerde sürüklüyorlar!
Yuh olsun..