📖✏️ Yusuf Kaplan Hocamız'ın 4 Renkli Kurşun Kalem Tekniği ile Okuma
Bir kitabı okumak, onunla konuşmak, tartışmak ve kendi zihinsel yolculuğuna dâhil etmek ister misin? Yusuf Hocamız'ın geliştirdiği 4 renkli kurşun kalem tekniği, metni satırların arasına hapsetmek yerine zihninin en derin katmanlarına taşır.
🟢Yeşil kalem ile kavramları yakalarsın; fikirlerin omurgasını görürsün.
🔴 Kırmızı kalem ile önemli cümlelerin altını çizersin; vurgular zihin haritanda belirginleşir.
🔵 Mavi kalem ile atlanmaması gereken yerleri işaretlersin; tekrar döndüğünde ana damarları hemen bulursun.
✏️ Siyah kurşun kalem ile kenarlara not düşer, kavramların arasına kendi sesini katarsın; artık kitap hem yazarın, hem de senin eserindir.
Bak görsellerdeki gibi: kitap kenarlarına yazılan kısa notlar, çizilen oklar, işaretlenen satırlar metni yaşayan bir diyaloğa dönüştürüyor. Her sayfa kendi zihinsel yolculuğunun izlerini taşıyor.
📌 Bu yöntemle okunan her kitap, defalarca zihnine geri döner; bilginin yanında, düşünme biçimi de kazandırır.
👉 Gel, sen de eline dört renkli kalemini al ve kitapla arana bambaşka bir bağ kur. Çünkü okudukça, okuduklarını işledikçe kendi medeniyet yolculuğunu inşa edersin.
@yenisafakwriter@mtokurumsal #MedeniyetTasavvuruYolculuğu
İNSANIN KANINI DONDURACAK PLAN:
Dünyaya abartılı bir şekilde pazarlanan, Türkiye’de de kitapları peynir ekmek gibi satan Y’ahudi yazar akademisyen Dr. Yuval Noah Harari, bakın insanın kanını donduran nasıl ürpertici bir cümle kuruyor:
"İnsanlığa kitlesel ölçekte hükmetmek için, tek ihtiyacınız olan, dünyaya aynı uydurma ve tamamen kontrol amaçlı kurgulanmış hikayeleri anlatan koordineli bir seçkinler grubudur!"
🟢 Çürüme
🔴 Çürümeyi ve çölleşmeyi durduramazsak, yok olmaktan kurtulamayacağız!
🔵 Bu gidiş, bu çürüme ve yozlaşma, tarih yapmış bir milletin tarihten silinmesinin bir işaretidir.
@yenisafakwriter
Toplumlar, değerlerini yitirdiklerinde içten çürüyerek yok oluşa sürüklenir.
https://t.co/qFkSZwGWc8
🟢 Neo-paganizm
🔴 Futbol, din-dışı kutsallık üreten yeni-paganizm biçimlerinden biri.
🔵 Ancak burada yeniden döndüğünü söylediğimiz kutsal, dinsel özünden arınmış; geçici etkileri olabilen din-dı��ı kutsallıklardır.
@yenisafakwriter
Dinî boşluklar, sonunda yeni kutsallıklar ve yeni aidiyet biçimleri üretir.
https://t.co/8WaHQDjfF2
Gördüğümüz “düzen”, gerçekten düzen mi?
Yoksa güç, ideoloji ve alışkanlıkların ustaca ördüğü bir denge maskesi mi?
Yeni yazım yayında: Sosyolojik tahayyül üzerine uzun bir deneme.
🔗https://t.co/tz73pof0VL
#Sosyoloji#Modernite#Toplum#Düşünce#Felsefe
İnsan ne tümüyle yapıların mahkûmudur ne de tamamen özgürdür.
Toplum değerlerle çıkarların, düzenle çatışmanın ve geçmişle geleceğin arasında kurulan kırılgan anlam dünyasıdır.
Dünyayı yakalamak için attığımız ağlar, her defasında elimizde birkaç kırık soru işareti bıraksa da, yürünecek yolun güzelliği tam da bu arayışın kendisinde gizlidir.
Yeni yazı:
"Ötekinin Yüzünde Hakikati Aramak”
İnsan, hakikatin sahibi mi, yoksa ona doğru yürüyen bir yolcu mu?
Bu yazıda mutlaklık, öteki, etik sorumluluk, kökler, kimlik, umut ve bitmeyen yorum üzerine Levinas, Derrida, Ricoeur ve çağdaş düşüncenin izinde bir düşünce yolculuğu yapmaya çalıştım.
Yazıya aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
https://t.co/Dog6x7KvXm
#Felsefe #Levinas #Derrida #Etik #Hermenötik #Düşünce
İnsan zihni dünyayı yalnızca seyretmez. Onu anlamlı bir bütün hâline getirir. Kant'a göre bilgi, duyuların sunduğu çeşitliliğin zihnin a priori formları ve kategorileriyle düzenlenmesinin ürünüdür.
Aklın gücü kadar sınırları da vardır. Bilgimiz fenomenlerle sınırlıdır. Kendinde şeyler daima ufkun ötesinde kalır. Hakikat, insan aklının kendi sınırlarını tanıdığı yerde başlar.
#Kant #Felsefe #SafAklınEleştirisi
İnsan aklının en büyük erdemi, sınırlarını bilmek ve o sınırlar içinde çalışmaktır. Deneyimin ötesine geçmeye kalkışan her akıl, kaçınılmaz olarak yanılsamalara ve çelişkilere düşer. Hakikat adası, sınırları içinde güvenli bir limandır. Ötesi, insan için bilinemez bir okyanustur. Aklın görevi, bu okyanusun fırtınalarına kapılmadan, kendi adasını imar etmek ve sınırlarını kesin olarak çizmektir.
🟢 Hafıza
🔴 Gönül ehlinin izinden gitmek, onların bıraktığı mirasla hemhal olmak, insanın iç dünyasındaki pasları siler, kalbi temizler ve arındırır.
🔵 Kibri bırakıp hayatın asil akışına teslim olduğumuzda, hem kendi varlık hakikatimizi keşfederiz hem de bizden sonrakilere bırakacağımız temiz mirası lekelemeden aktarma şerefine nail oluruz.
Yeni Yazı:
https://t.co/NYOewiEQsS
🟢 Kuşatma
🔴 Türkiye, İsrail ile savaşa hazır olmalı!
🔵 İsrail’in ilk fırsatta, ilk zaaf anımızda Türkiye’ye çok ağır bir darbe vurmaya kalkışacağından zırnık kadar şüpheniz olmasın.
@yenisafakwriter
Türkiye, dış ve iç cephede çok boyutlu kuşatma tehdidine karşı tam hazırlıklı olmalıdır.
https://t.co/w8pW1UkLYr
Türklerin Doğrudan Dua Geleneği
Eski Türklerde ibadet anlayışı, belirli mabedlere ve katı merasimlere bağlı olmaktan ziyade, insanın ihtiyaç duyduğu her anda Tanrı’ya doğrudan yönelmesine dayanıyordu. Müşterek bazı âyinler bulunsa da, esas olan; baş açıp yüzü ve elleri göğe kaldırarak samimi bir niyazda bulunmaktı. Bu anlayış, kul ile Tanrı arasına herhangi bir aracı koymayan, içtenlik ve sadeliği esas alan bir inanç tavrını yansıtmaktadır.
Türklerin Tanrı ile kurduğu bu doğrudan bağ, İslâmiyet’in kabulünden sonra da tamamen ortadan kalkmamış, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde dua esnasında baş açma gibi bazı eski gelenekler yeni dinî hayat içinde de yaşamaya devam etmiştir. Bu durum, Türklerin tarih boyunca ibadetin özünü şekilden çok samimiyette aradıklarını göstermektedir.
Türklerin kadim inanç dünyasında ibadet, belirli mekânlara hapsedilen bir merasimden ziyade, insanın her zaman ve her yerde Tanrı’ya içtenlikle yönelmesini esas alan canlı bir kulluk anlayışıydı. Bu doğrudan dua geleneği, Türklerin manevî hayatında süreklilik gösteren en belirgin özelliklerden biri olmuştur.
Rahmi Koç #kongre Aziz Yıldırım
Bay Nalçakan #SelimeBalcıİçinAdalet
Şule
Fatih Tekke futbolun beyni, entelektüeli, benim adamımdır!
Bakın şu güzelliğe: Elinde top değil, KİTAP var.
Dilinde, EZAN!
Gel de hasta olma sen bu güzel adama!
#Trabzonspor#Fenerbahçe Aziz Yıldırım Ali Koç
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.