Troller sabahtan beri korkunç bir yalan yayıyorlar.
Bugün tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ın babası Kemal Göktaş’ın 1 polis memurunu şehit ettiği iddia edilmişti.
Bana da “babası FETÖ’cü terörist vs” diye iftira attıkları için olayı iyice araştırdım. Not: Babam emekli ve 2002’de gazi olmuş bir polis memurudur. Yani tam tersi.
Oda TV de araştırmış, ben de araştırdım. Polisi şehit eden Deniz Göktaş’ın babası değil. Odatv'ye konuşan davanın avukatlarından Sadık Eral, "Olayın sadece iki sanığı var. HKO'dan Ali Rıza Özdemir ve Günay Kılıç!” dedi. Yani Kemal Göktaş polis şehit etmemiş.
Şimdi bunu yayarak bir insana korkunç bir leke sürdüler! Eğer inanıyorsanız, özür dilersiniz.
Şahsen ben, bana attığınız iftirayla ilgili hiçbirinize hakkımı helal etmiyorum.
📍Komedyen Deniz Göktaş, Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevine gönderildi. Demesi kolay. Orası bir “kuyu tipi cezaevi” aslında. Dostum Avukat Mehmet Pehlivan da 1 yıldır orada. Kendisi şöyle nitelemişti orayı:
“— Kuyu tipi hapishane' deniyor ya hiç duydunuz mu kuyu tipi hapishaneyi Sayın Başkan?
— 5 metrekare avlusunu, 13 metre çevreleyen yükseklikte duvarlar var. Yani güneş en dik zamanda, temmuz ayında bile avluda zemine düşmüyor, sadece duvara yaslanıyor. Etrafındaki o uzun duvarlar nedeniyle kendinizi hep kuyunun dibinde hissediyorsunuz!
— Akşam olduğunda da o kuyunun kapağı kapatılmış gibi hissediyorsunuz. Yani güneşten yararlanma imkanınız, güneşin en çok ve en dik açıyla geldiği yerde bile yalnızca duvardan nasiplenerek günde sadece bir saat.
— O etki size kuyu hissiyatı verdiği için oraya da “kuyu tipi hapishane” deniyor. Ben orada kalıyorum. Bu salonda orada kalan, kuyu tipi hapishanede kalan dört tutukluyuz, ben, Murat Ongun, Elçin Karaloğlu ve Hüseyin Köksal. Ben öyle bir yerden geliyorum…”
Kuyu tipi cezaevleri hukuka ve Anayasa’ya aykırıdır. Suçsuz insanların kuyu tipi cezaevinde tutulması insan haklarına tamamen aykırıdır!
Deniz Göktaş serbest bırakılmalıdır!
Deniz Göktaş Kılıçdaroğlu tarafının yalanladığı “CHP’yi salın” cümlesini söylediğini açıkladı. İşte Göktaş’ın sözleri: “Sabah Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim. Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. Madem geldiniz milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti.
( Bu görüşme yaşanırken Twitter'da bahsedildiği gibi ortamın çok kalabalık olmadığını Kılıçdaroğlu hariç birkaç kişi olduğunu hatırladığını belirtti.)
2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu. Avukatımın söyledikleri doğrudur.”
https://t.co/68aeARcWzz
Hava bedava, su bedava amq... Dünya yansa bir avuç otunuz yanmaz
Gencecik meslektaşınız, tutuklanacağını bile bile ülkesine aslanlar gibi döndü ve ayağının tozuyla ters kelepçeyle gözaltına alındı.
Acaba iki kelam mı etseniz ?
#DenizGöktaş
Evi gece yarısı basılan, iki gün gözaltında, dört gün cezaevinde kalan 75 yaşındaki doğa gönüllüsü emekli öğretmen serbest kaldı.
Ayten Yakut: Çok kötüydü.
Ozan Gündoğdu: Bir savcı onu gördü, bir hâkim tutukladı...
Deniz Baykal,
Cumhuriyet tarihinin en büyük kurgusu..B.e
Zülfü Livaneli'nin
19 yıl önce Deniz Baykal için yazdıkları..;
DENİZ BAYKAL gerçekte kim...?
Deniz Bey,
o fotoğrafı çıkarıp
bakmanın zamanı geldi! /
Seçimler öncesi
CHP'ye zarar vermemek için
bildiğim birçok konuyu
içime gömerek sustum,
bundan sonra da bu parti
ve liderine ilişkin hiçbir şey yazmayacağım.
Çünkü bir faydası olacağına inanmıyorum.
Ama bu konudaki son yazımda size bir tanıklığımı aktarmak zorundayım.
Bunu bir borç olarak görüyorum:
“İKİ AY DAYANAMAZ” DEMİŞTİNİZ
Deniz Bey lütfen hatırlayın:
19 Aralık 2002 tarihinde
karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigen'in evindeydik.
Ben Cumhurbaşkanı ile
görüşmeden geliyordum.
Abdullah Gül Başbakandı,
Tayyip Erdoğan'ın ise
Meclis'e girme umudu kalmamıştı.
Cumhurbaşkanı Sezer
bir gün önce, Tayyip Erdoğan'ın
milletvekili olmadan başbakan olma" önerisini reddetmişti.
Türkiye'nin kaderi
o akşam o evde değişti,
çünkü siz
"Tayyip Erdoğan başbakan olacak!" diye tutturdunuz.
Sizi "Çok tehlikeli
bir oyun bu!" diye uyaran
parti dışından önemli şahsiyetlere kızdınız,
"Hayır!" dediniz "İki ay dayanamaz. Göreceksiniz iki ay dayanamaz."
Sizin bu iddianıza karşılık
ben ne dedim: "
Erdoğan
herhangi bir kişi değil,
bütün tarikatların birleşerek
Erbakan'ın yerine seçtiği siyasetçi;
arkasında Amerika,
Ve Avrupa desteği de var.
Program Türkiye'yi
ılımlı İslam cumhuriyeti yapma programı.
Sizin dediğiniz gibi
iki ayda gitmeyecek;
tam tersine,
bu odada bulunan herkesin
siyasi hayatını bitirecek."
İki ay dayanamaz iddianızı,
görüşleri gereği IMF ile anlaşma yapmaz, ekonomiyi zora sokar
ve dayanamazlar." tezine oturttunuz.
Ama bunların hepsi bahaneydi ....
ÇÜNKÜ siz iki partili rejimin
işinize yaradığını anlamış
ve seçim sonuçlarına sevinmiştiniz.
Çünkü size
ana muhalefet partisi lideri olmak
ve soldaki rakiplerinizi
yok etmek yetiyordu.
Bu iş birliğini
daha sonra da sürdürdünüz.
O zaman ben sizin
TAYYİP ERDOGANLA
seçim öncesinde Beylerbeyi'nde
GİZLİCE BULUŞTUGUNUZU
ve bir anlaşma yaptığınızı bilmiyordum.
TÜRKİYE” nin kaderiyle oynayacak
Böylesine bir hareketin içinde olacagınıza
İhtimal vermedim.
Bu gecenin tanıkları var:
ÖNDER SAV,
EÇREF ERDEM,
MEHMET SEVİGEN
BÜLEND TAN
VE YAŞAR NURİ ÖZTÜRK...
Belki bazıları
sizden korkar
ve tanıklık etmez ama
bir kısmı da
bu sözlerin doğru olduğunu açıklar.
Yani tanıklar var.
Ötekiler de söylemese bile
içten içe bunun doğru olduğunu bilir.
Siz de bilirsiniz.
Tartışmanın sonunda dediniz ki:
Bu gece birbirimizin fotoğrafını çektik.
İki ay sonra çıkarıp bakalım.
Ama rotuş yapmadan.
Hangimiz haklı çıkmışız?"
Evet
Yıllar geçti fakat
2007 seçimlerinden sonraki
o fotoğrafı cebinizden çıkarıp
bakın Deniz Bey.
Ve düşünün;
Meclis grubunda "
Erdoğan'ı başbakan yapıyor diyorlar.
Evet yapıyorum.
Var mı itirazı olan!" diye bas bas bağırmanıza değdi mi?
Söyle
DENİZ BAYKAL
DEGDİMİ...
Erdoğan'la
Beylerbeyi'nde
gizlice buluşmaya
ve size oy veren
milyonları hiçe sayarak
gizli anlaşmalar yapmanıza değdimi ...
(Deniz Bey, biliyorsunuz ki bu gizli buluşmanın da tanığı var.)
Başbakan olmak,
elbette Erdoğan'ın demokratik hakkıdır. Ama bunun için olağanüstü çaba harcamak CHP'nin birinci görevi değildir. Üstelik dokunulmazlık kaldırılmadan.
Bir milletvekilinin
mazbatasını iptal ettirip,
Anayasa'yı değiştirip,
grubu baskı altına alıp,
Siirt seçimlerini es geçip
Erdoğan'ı meclise sokmak
ve dokunulmazlık zırhına kavuşturmak için verdiğiniz canhıraş çabanın
yüzde birini partiniz için verseydiniz
sonuç bambaşka olurdu.
Size o gün söylediğim gibi,
O gün Türkiye'nin kaderini değiştirdiniz.
Deniz Bey;
sözlerimde en ufak bir çarpıtma varsa çıkıp söyleyin. "Öyle değildi. Böyle konuşmadık." deyin.
SIKIYSA
DEYİN....
Genel Sekreterinizin
ve en yakınlarınızın tanık olduğu
bu konuşmayı inkâr edin.
HODRİ MEYDAN..
Ya da başınızı önünüze eğin
ve tarihin hakkınızda vereceği
yargıyı düşünün.
Deniz Bey;
çok ağır şeyler yazdığımın
farkındayım.
O akşamki tartışmaya kadar bir dostluğumuz vardı,
bunları yazmak istemezdim.
Ama hem duruma doğru teşhis koyamamanız, hem de aşırı derecede inatçı olma huyunuz yüzünden
hepimizi tehlikeye attınız.
“YAKIN DOSTUNUZ MELİH GÖKÇEK”
Tayyip Erdoğan'ın yüzde 34 oyla
meclisin üçte ikisini ele geçirmesinin SEBEBİ sizsiniz
Daha önce
Refah Partisi'nin
belediyeleri ele geçirmesi de
sizin oyları bölmeniz sayesinde gerçekleşmişti..
Tayyip Erdoğan'ların
ve yine çok yakın dostunuz olan
Melih Gökçek'lerin en büyük
şansı sizdiniz.
CHP'nin ise
en büyük şanssızlığı oldunuz.
Bu ülkenin sola
şiddetle ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bütün uyarılarımıza rağmen
partiyi sağa çekmekte, Kürtlerden, Alevilerden, solculardan
ayırmakta ısrarlı oldunuz.
Erdal İnönü,
Hikmet Çetin,
Murat Karayalçın,
Fikri Sağlar,
Ercan Karakaş,
Mehmet Moğultay,
Seyfi Oktay, Celal Doğan ve
daha birçok sosyal demokratla
el ele tutuşup
halkın karşısına çıkmanız gerekirken;
eski MHP'lileri, eski ANAP'lıları,
idamla yargılanmış sağcı militanları
parti vitrinine çıkarmakta ısrar ettiniz.
Size defalarca
Bir şeyin aslı varken
kopyasına kimse bakmaz!"
dememize rağmen,
sol politikaları değil,
MHP çizgisini tercih ettiniz.
Sağcıları ve sekreterinizi Meclis'e sokarken,
İsmet Paşa'nın Avrupa Konseyi'nde komisyon başkanı olma başarısını gösteren torunu Gülsün Bilgehan'ı
Meclis dışında bıraktınız.
NEDEN..
İnanın ki bunları yazarken
samimi olarak üzülüyorum.
Keşke haklı çıkmasaydım,
keşke sizin tahminleriniz doğrulansaydı....
Yazık oldu Deniz Bey,
hem size, hem partinize,
hem de size inanan
temiz yürekli sosyal demokratlara.
Artık bundan sonra
istifa etseniz de bir
etmeseniz de...
@armin_dila@medreyata@veliagbaba@eczburhan Bence yalan. 8 milyon çağdaş poşetine sığmaz. Ve bu kadar organize il ilçe adları yazıyor ama bir çantaya koymak akıllarına gelmiyor
Ya devlet göz göre göre madencilere yalan söyledi ya da 3 tane bakanlığın tek bir holdinge gücü yetmedi!
Bizler haklarımızı almakla kalmayacağız Doruk Maden işçilerine bu oyunu oynamaya kalkan herkesle de hesaplaşacağız!
#MadencilerAyakta
Kırklareli’deki bir festivalde oyuncak satarak harçlığını çıkaran çocuğun çarpıcı sözleri:
Muhabir: Kolay gelsin. Harçlık çıkarmaya mı çalışıyorsun?
Çocuk: Harçlık çıkarmaya çalışıyorum.
Muhabir: Satışlar nasıl gidiyor?
Çocuk: Çok iyi abi.
Muhabir: Okul nasıl gidiyor?
Çocuk: 99 ortalama falan yaptım.
Muhabir: Oğlum Türkiye ortalamasının üstündesin, farkında mısın? Rap dinliyor musun, rap?
Çocuk: Rap tabii, ceza dinlerim.
Muhabir: Ne dinliyorsun?
Çocuk: Ceza.
Muhabir: Lvbel C5?
Çocuk: Yok abi, terbiyesizliği sanat olarak insanlara sunuyor yani. Anlatabildim mi?
Muhabir: Rap'in C5 terbiyesizliği sanat olarak...
Çocuk: Tabii. 4 tane şarkı cümlesine baksan zaten, nasıl anlatayım ki? Üniversiteyi okuyanların %90'ı işsiz, okumayanların %90'ı işli yani. Nasıl anlatayım, öyle bir eğitim sistemi.
Havlasan bile rapçi yapıyorlar zaten.
Muhabir: Başka ne anlatmak istersin şampiyon? Memlekette ne hoşuna gitmiyor?
Çocuk: Memleket, yönetim sistemi, eğitim sistemi... Okula sürüklenerek giden çocukları görüyorum. Yani parçasından tutup götürülen. Gelişmiş ülkelere bakıyorum. Yani koşarak okula gidenler...
(Kaynak: Gece muhabiri)
Müthiş bir videodur bu ….
Rahim Er: "Dalkavukluk başka bir şey, destek vermek başka bir şey. Ben AK Parti'nin doğru icraatına destek veririm, yanlışını da yazarım"
İsmail Saymaz: "Mesela, örnek verin, hangisini hususta AK Parti'yi eleştirdiniz?"
Rahim Er: "Mesela minareler... Minarede şerefe yok"
@ismailsaymaz
CHP'li Veli Ağbaba, Gökhan Böcek tarafından kendisine verildiği iddia edilen 1 milyon Euro ile ilgili ilk kez açıklama yaptı:
"1 milyon Euro almışım... Getirmiş bana, bana getirmemiş de genel merkeze, 6'ncı kata... 6'ncı katı görenin gözü kör olsun, arkadaşlar zavallı birisi, acıyorum.
Adam diyor ki 'Ben ne derseniz imzalayacağım' bula bula beni buluyor. 'Veli Ağbaba'ya 1 milyon Euro verdim' diyor.
Sonra 'Ağbaba yalan söyledi, Gökhan Böcek'i tanıyor' dediler. Telefonu varsa ben de ben namussuzum!"
ODTÜ'de yaşanan olayların başlangıç görüntüleri ortaya çıktı. Olayların başlama sebebini bir öğrenci anlattı:
"Sahneye bir şarkıcı çıkıp 'dağlardan gelenlere selam olsun' dedikten sonra 'dağların kızı' diye bir şarkı söylemeye başladı. Türk milliyetçisi öğrenciler ise yuhladı.
Daha sonra görüntülerde de görüldüğü üzere b��lücü grup milliyetçi öğrencilere saldırdı. Belirtildiği gibi provokatif bir söylem olmadı.
Bölücülerin asıl kudurup provokasyon var dediği slogan ise 'Mustafa Kemal'in askerleriyiz' sloganıydı.
Türk Milliyetçileri, bu ülkenin üvey evlatları değildir. Üniversitelerde terörist görmek istemiyoruz, bize sahip çıkın."
Deniz Yavuzyılmaz
“AKP’nin Jersey Adası'ndaki delilleri karartma operasyonunu ortaya çıkardık
Jersey Adası'nda "matruşka bebek" gibi iç içe kurulmuş şirketler üzerinden yasaklı petrol ticareti yapıldığını ve 1 milyar 💵 dolardan fazla bir paranın buhar olduğunu kanıtladık. Savcıların harekete geçmesini bekliyoruz.”
📌Gazeteci Levent Gültekin'den Süleyman Soylu'ya:
🗣️"Mafya mısın kardeşim sen?"
❗️"Adamda devlet aklı yok, adamı ailesiyle tehdit etmiş. Adama bak, Gülistan Doku meselesinde aldığı sorumluluğa bak"
❓"Sende hiç mi utanma yok?"
https://t.co/ASGFJtUVfG
Salim Şen: Eğer Şamil Tayyar'ın yazdıkları (mutlak butlan) doğruysa Türkiye'deki hukuk sisteminin, hukuksal anayasal düzenin ruhuna el-fatiha okunduğunun resmi belgesidir.
YENİ TÜRKİYE….
AKP’li Sözde gazeteci Ferhat Murat , koruma polisi veriliyor, çakarlı araç tahsis ediliyor. Mahkeme salonuna savcı ve hakimler kapısından alınıyor ve polise kendisini çekenlere müdahale ettiriyor.