Mr @elonmusk
Blocking acces to Mayor İmamoğlu’s account in Turkey. @ekrem_imamoglu
You must respect equal rights and free speech.
Lift the ban!
#Ekremimamoğlu
Onlar TV’deki ilk programlarının izlenmesi 24 saat olmadan 800 bini 1 milyona doğru gidiyor. Tebrikler Şule Aydın, Timur Soykan, Murat Ağırel, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu. 👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻
Bugüne kadar yazdığım hiçbir yazıyı okumamış olsanız, bu yazdığımı okumanızı ve elden ele iletmenizi dilerim, rica ederim:
Türkiye'de ve dünyanın farklı yerlerinde hukuk uygulaması konusunda yaklaşık 30 yıllık tecrübesi olan bir hukukçu, bir uluslararası avukat ve 20 senedir hukuk hocalığı yapan bir profesör olarak, bu X hesabımdan yaklaşık 270.000 takipçiyle 10 seneyi aşkın zamandır sohbet ediyorum, düşüncelerimi paylaşıyorum.
Gayet ağır memleket meselelerini de, kompleks hukuki analizleri de, gayet hafif şakaları ve gündelik konuları da burada tartışıyoruz, paylaşıyoruz. Bazı günler diğerlerinden çok daha karanlık, üzücü ve alarm verici oluyor. Ama ben doğru bildiğimi daima lafımı eğip bükmeden size getiriyorum, tartışıyoruz. Zira aksi halde ben ben değilim.
Bugün size üzerinde konuşmak istediğim bir fotoğrafı getirdim. TÜSİAD'ın iki lideri iki vatansever iyi insanın, iki arkadaşımın, 13 Şubat tarihindeki Genel Kurul'da memleket meseleleri üzerinde kamuya açıkladıkları kaygılar sebebiyle polis nezaretinde ifadeye götürülürkenki fotoğrafları.
Bu fotoğrafı size getirmeden evvel, bu fotoğrafın onlar açısından rencide edici bir yönü olup olmadığını iyi düşündüm. Arkadaşlarımın hakkına giriyor olmayayım diye. Bunu düşünürken ikna oldum ki, gelinen adaletsizlik, hukuksuzluk ve ifade özgürlüğünün özüne tecavüz noktasında, kolunda polisle ifadeye gidiyor olma fotoğrafı artık kimi hallerde bir onur nişanesine dönüşmüştür.
"Adam sen de demedim", "memleketimin konularını dert ettim ve sen memleketi bize bırak diyenlere pabuç bırakmadım" diyen herkesin, ülkemiz tam da bu insanların gayretleri ile daha aydınlık, şeffaf ve hukukun üstün olduğu günlere kavuşana kadar, böyle fotoğrafları ve daha kötüleri olacaktır.
O insanları doğru anmayı ve onore etmeyi bilenler, nezdinde itibar aranmaya değer insanlardır. Bu fotoğrafa o insanların gözleri baktığında, beyinleri gönül gözüyle görür. Selam olsun, helal olsun, demeyi bilirler. Bu gayretteki insanlara aptal gözüyle bakanlar, Silivri soğuktur şakalarıyla tabanları yağlayanlar, güce yaranıp eklemlenmek ve hoş görünmek için o insanlara kabahat bulanlar, bu fotoğraftan utanç duymayı bilmeyenler, aksine bu fotoğraftan lezzet alanlar, zaten itibar kelimesinin anlamını bile bilemezler. Onları insan yerine koyma mücadelesiyle zaman kaybetmeye değmez.
15 senedir TÜSİAD (@TUSIAD) üyesiyim. 21 Ocak 2010 tarihinde, TÜSİAD Genel Kurulu'nda Ümit Boyner (@umitnazliboyner) Yönetim Kurulu Başkanı seçilince, onun davetiyle, TÜSİAD üyesi oldum.
15 yıldır devam eden üyeliğimde, TÜSİAD Yönetim Kurulu'nda yer aldım, Yolsuzlukla Mücadele Görev Gücü Başkanı olarak ve Rekabet Hukuku Çalışma Grubu Başkanı olarak senelerce emek verdim.
Bu TÜSİAD Genel Kurulu'nda söylenenlerle ilgili hukuki analiz yapmak dahi abes.
Türkiye'nin eskisi yenisi yok. Anlamlı olan ayırım o değil. Iyi insan ve kötü insan var. Hukuku üstün tutan insan ve hukuku kendi amacına uyduran insan var. Bir tek vatanımız ve onun bir tek yolculuğu var. O yolculukta git gide sindirilen bir toplum var. Ses çıkartan her kişi başına sayısı çarpanlı bir biçimde artarak büyüyen kaygılı sevenleri var.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan "siyaset yapmaya çok hevesliyseniz ya parti kurarsınız, ya da ağzınızdan çıkacak iki çift söze bakan muhalefet partilerinden birini seçersiniz" demiş. "Bu ülkede siyasetçiler içeri atılmıyor mu ki?" diye sormayanlar, "bir ülkenin gerçek sahipleri siyasetçiler mi toplum mu?" diye sormayanlar var. Politik ifade özgürlüğü çekirdeğinin dahi bugün Türkiye'de mevcut olmadığı fevkalade açıkken, hala "aslında sorun yok" rolü kesen korkaklar var.
Konuyu dolandırmanın alemi yok: Hukuksuzluk hüküm sürüyor. Hukuksuzluğa işaret edenler, ifade özgürlüğünü kullananlar, bizatihi kendisi hukuk garabeti olan mekanizmalarla gözaltına alınıyor. "Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak için gerçek dışı beyan verme" kavramının ta kendisi halk arasında endişe, korku ve panik yaratıyor. Bu fotoğraf da bunun enstrümanlarından biridir.
Vergi rekortmeni olarak 10 senedir işaret ettiğim çelişki yerine ilgisiz konulara odaklananlar var. 10 sene hatırına 10 net paragrafla konuyu yere sereyim. Anlamlı bulursanız duyurmaya yardım ederseniz sevinirim. Kimse "vergi adam" karikatürüne dönüşmeye talip olmaz. 10 senedir ısrar ediyorsam şu sebeplerle ve bağlamladır:
(1) Ben her sene vergi rekortmeni olmaktan gurur duyuyorum ama bir yandan buna üzülüyorum.
(2) Beni vergi rekortmeni yapan senelik vergi ödemesi, tipik olarak, bir senede, o senenin ortalama kuruyla 8-10 milyon ABD dolarını aşmıyor.
(3) Ben yine her sene 10 milyon ABD doları vergi ödeyeyim ama listede ilk 100'e bile giremeyeyim isterim.
(4) Sokaklarında bizdeki kadar lüks araç gezen, sularında bizdeki kadar çok 40 - 50 metrelik yatlar olan bir ülkede, 8-10 milyon ABD doları vergiyle vergi rekortmeni olunamamaması lazım. Oluyor.
(5) Bizimkine benzer zenginlik şovları olan ülkelerde vergi rekortmeni olan kişilerin ödedikleri vergiler denk pozisyonlara göre yaklaşık bizdekinin 3 ila 10 katı. Birinci birinciye 100. 100.'ye müsabaka yaptırsanız, ABD doları bazında ödenen tutar yönünden, daima bizdeki muadil kişinin 3 ila 10 katı ödeme görürsünüz.
(6) Türlü iş kolunda çılgın projeler ve evrensel anlamda dev ölçekler söz konusu iken, serbest avukat bir kişinin çıkıp tüm ülkedeki vergi rekortmenleri listesine en tepelerden girememesi lazım. Girebiliyor.
(7) Vergi vermekten kaçınanların doğru mekanizmalarla dize getirilerek kendi bahtlarına toplumu da ortak etmelerinin sağlanması, verginin objektif ve adil toplanması, o verginin kamu menfaati için kullanılması, devlet teorisi var olduğundan bu yana bir devletin asli işlevi.
(8) Lüks semtlerde gördükleri Lamborghini sayısının farkında olan her vatandaş, magazin programlarında türlü vatandaşlarının 40 metrelik yatlarını izleyen her vatandaş, "inşallah vergisini de veriyordur" demeye bile zahmet etmiyorsa, umutsuzluğundandır.
(9) "Ben kendi gelirime göre şu kadar vergi ödüyorum, bu kişi oransal olarak ne kadar vergi ödüyor?" diye sorabileceğini bile bilmiyorsa, devletin bir diğer ödevindeki eksiğinden, yani cahil bırakıldığındandır.
(10) Ben geldiğim noktaya kimseye eyvallahım olmadan geldim. Bu sebeple de "acaba bu konuya dikkat çekmem kimi üzer" diye düşünmeden doğru bildiğimi söyleyebiliyorum. Benimle uğraşıp bana laf sokma derdine düşenlerin -eğer gönüllerinde toplumsal kalkınmamız varsa- söylediğimin gercek içeriğine odaklanmalarını tavsiye ederim.
Eğer umduğum gibi kaçınılmaz ölçüde net cümlelerse ve bizzat bir vergi rekortmeninin düşünceleri olması da umduğum gibi bu tartışmaya ilave kuvvet katıyorsa, elden ele ulaştırmakta yardımcı olursanız sevinirim.
Beni bu konuda susturmanın tek yolu, beni vergi rekortmenleri listesinin dışına düşürmek. 10 senedir ülkeme ödemelerim azalmaksızın bunun olmasını bekliyorum.
Kendi verdiği kararla TOKİ'den devredilen arazide, kendi emrindeki bakanlığın imar değişikliği ve 'ÇED gerekli değildir' kararıyla başlayan konut projesinden ev almış.
Belirgin bir geliri olmadan hem de döviz kazancı yokken 500 bin dolar borçlanarak...
Birincisi skandal, ikincisi soru işareti...
@Deniz_Zeyrek yazmış:
Medeni bir ülkede “skandal” derler! https://t.co/cdF5lqAKJ3 #gazetesozcu via @gazetesozcu
Incoming Transmission: Attention Nyans! 😸
$NYAN Airdrop campaign is live, social missions start RIGHT MEOW✨
Head to our mission page (link in bio) and start earning MEOWS to secure your $NYAN. 🪂
Start NOW by liking, retweeting, and replying to this post!
Sayın Adalet Bakanı @yilmaztunc,
Bu size ikinci mektubum. Daha önce cezaevinden yazmıştım, şimdi cezaevi çantamı hazırlarken kaleme alıyorum. Birazdan Maltepe Açık Cezaevi’ne doğru yola koyulacağım.
Biliyor musunuz, benim küçük kızım İtalya’da yaşıyor ve onun sayesinde Avrupa’da oturma iznim var. Ben şu an Avrupa’daki dilediğim ülkeye gidebilecekken, bu topraklarda gazetecilik yapabilmek için cezaevine girmeyi tercih ediyorum. Enayilik gelebilir size, ama n’apayım tabiatım böyle!
Sayın Bakan,
UYAP’ı bilirsiniz, sizin sisteminiz… Hakkımda açılan onlarca davayı takip edebilmek için ben de kullanıyorum ve çok faydasını görüyorum. Lakin, dünkü davamda öğrendim ki, bu sistemi kullanmayan savcılar ve hakimler var.
Lütfen “bağımsız yargı” diyerek sözümü kesmeyin, siz Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun da başkanısınız. Yani mesele bizzat sizi de ilgilendiriyor. Açıkçası, değişen tweet’leriyle çok daha güzel etkileşim alan muhalefet partisi temsilcilerine de yazabilirdim bu satırları, ama anladığım kadarıyla çok yoğunlar. Sağlık olsun, sosyal medyayı etkin kullanıyorlar, onlar da okumuş olurlar… Neyse, konuyu dağıtmayayım.
Şimdi Sayın Bakan…
Yargı mensupları, UYAP vs. diyordum… Dün bir duruşmam vardı. Hani, hakkımda hüküm verilmemesine rağmen denetimli serbestlik hakkımı yaktıran ve beni cezaevine attıran “hakaret” davasının duruşması…
Hayır, duruşmanın 3 saat geç başlamasını mesele etmeyeceğim. Standardım maalesef artık o kadar yüksek değil. Meselem başka. Zira savunmalar alındı, savcı duruşmada esas hakkında mütalaasını verdi (gerekçe bile sunmadan cezalandırılmamı istedi tabii ki), son sözler söylendi… Ama ne oldu biliyor musunuz?
Hâkim Bey, 8 aydır dava dosyasında yani UYAP’ta olan belgeleri (24 Şubat 2023 tarihli ifademle birlikte sunmuştuk) okumadığı için hükmünü açıklamadı!
Evet, yanlış okumadınız, dava dosyasını okumadığını iddia ettiği için… Haliyle, bu garip durum benim yeniden cezaevi çantamı hazırlamama neden oldu.
Hayır, hâkim beyin “ben anlamadım bu davanın hapiste olmakla ne ilgisi var” sorusundaki ilginçliğe girmeyeceğim.
Avukatlarımın aylar önce “şu duruşma tarihini erkene alırsanız, Barış Pehlivan’ın yeniden özgürlüğüne kavuşma ihtimali daha çabuk olabilir” dilekçesini reddetmesini de hatırlatmayacağım.
Hayır, geçen yaz Meclis’ten çıkan ve tecavüzcülerin bile denetimli serbestlik hakkını yükselttiğiniz, onları hemencecik özgürlüğüne kavuşturduğunuz yasayı da (Faydalanma hakkım olmasına rağmen benden esirgediğiniz geçici 10. maddenin 2. fıkrasını kastediyorum, oradan hatırlayabilirsiniz) anımsatmayacağım.
Önceki mektubumda da sormuştum, tekrarlayacağım:
Bir gram suçun dahi olmadığı bir dava yüzünden özgürlüğümden mahrum bırakılan ben, hangi çeteye üye olup ne kadar para biriktirmem lazım? Kusura bakmayın, hâkimin dava dosyasını aylardır okumadığı için ben bugün yeniden cezaevine giriyorsam, bu soruyu sormak zorundayım.
Şimdi 6 gün sonra yeniden duruşmam var. Savcının onca lehimde delile rağmen hapsimi istediği bu davada hâkimin de adil bir karar vereceğini maalesef düşünmüyorum.
Neyse, çok uzattım.
Ben gideyim de cezaevindeki ağır suçluları 6 yıllığına denetimli serbestliğe uğurlayayım…
Bu da geçer!
Barış Pehlivan.
📈 #KCAER (MetalSan)👇
🖊️ Hakan Kocaer Kocaer Çelik Yönetim Kurulu Başkanı:
📍Kocaer Çelik Türkiye’nin en çok ihracat yapan 50’nci şirketi oldu.”
• Avrupa’nın ve Türkiye’nin çelik profil üretimi, servis merkezi ve galvaniz kaplama işlemlerini entegre bir yapıda gerçekleştiren öncü şirketlerden Kocaer Çelik, Türkiye ihracatçılar Meclisi’nin (TİM), “Türkiye’nin ilk 1000 ihracatçısı 2022” listesine göre en çok mal ihracatı gerçekleştiren 50’nci şirket oldu.”
• “Katma değerli ürünlerimiz pozitif ayrışmamızı sağladı”
• 12 binin üzerinde katma değerli ürün çeşidi.
• Güçlü yurtdışı ağıyla ürünlerini altı kıtada 140 ülkeye ulaştırıyor.
• Kocaer Enerji ile yenilebilir enerji sektöründe büyütmeyi hedefliyor.”
👉 #Retweet ederek daha fazla insana ulaşmasına yardımcı olursanız memnun olurum.
👉 #İnstagram adresim | https://t.co/t5EY9R6JkI
Tam iki yıl önce Nas ekonomi modeline geçildi. Faizler indirildi.
Eğer tam aksi yapılsaydı şu anda her şeyin fiyatı çok daha düşük olacaktı, faizler de bugünkü gibi artmak zorunda kalmayacaktı….
Olan oldu
#MEXC @MEXC_Official @MEXC_EN @MEXC_TR
When will you take care of this friend's problem?
What does it mean to keep money for no reason or to inform so late (3 days??)?
-------
Bu arkadaşımızın problemi ile ne zaman ilgileneceksiniz?
Sebepsiz yere paraya el koymak veya bilgilendirmeyi bu kadar geç sürede yapmak (3 gün??) ne demek?