Tanrı Dağı’ndan, Hira Dağı’na kadar uzanan bu kutsal yolda mübarek kanlarıyla Bedir’den Çanakkale’ye kadar bayrak, iman ve vatan aşkıyla yaşayan milletimizin #30Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.
“Kurulan hayal, duyulan öfke, hazneye verilmiş mermi ve yarım kalmış bir türküdür Enver Paşa…”
Seni anlatmaya kelimeler yetmez. Gönlümüzden dökülenleri sana hediye eyledik. Ruhun Şad Olsun Paşam
Gazi-i Namdar Şehid-i Âla Kahraman Enver Paşa🇹🇷
https://t.co/HQqfNHiMMf
Kızılelma yazarı kıymetli @gurkandanik hocamız ikinci kitabı olan " ÇELİK KUBBE " eserini bizzat bizi ziyarete gelip takdim ettiği için müteşekkirim.🙏🙏🙏 @gurkand20#iyihaftasonları#ankara#kitap#çelikkubbe
@ayyildirim1 Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin yapmış olduğu yorum ve içeriğinde bulunan her kelime nokta noktasına kadar büyük bir sosyal analizin somut hâlidir. Dijitalleşmenin, sosyal erozyonun, kültürel değerlerin dezenerasyonun neye sebep olduğu liderimiz tarafından analiz edilmiştir.
Unutulmamalıdır ki; insan, biyolojik varlığının yanı sıra, kültürel ve milli değerlerle yoğrulan bir şahsiyettir. Dijitalleşme bu değerleri aşındırdığında, toplumsal dokuyu hedef alıp zayıflattığında, böylesi trajediler kaçınılmaz hale gelmektedir.
Bu nedenle meseleyi yalnızca fail üzerinden okumak, hakikatin eksik anlaşılmasına yol açacaktır. Asıl sorgulanması gereken, çocuklarımızı böylesi karanlık eylemlere iten sosyal çevre, dijitalleşme, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanlarıdır.
Böylesi vahim ve hassas hadiselerde, yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı ve yönlendirme altında kalmadan, sükûnet ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir.
Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması beklenmeden yapılacak siyasi yorumlar, hakikatin üzerini örtmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.
Şayet gerekli görülüyorsa değerlendirmeler, ancak süreç tamamlandıktan sonra yapılmalıdır. Hiç kimse böylesine elim bir hadiseyi günübirlik siyasetin malzemesi haline getirmemeli; acı üzerinden istismar arayışına tevessül etmemelidir.
Bütün bu tespitlerin ışığında, yaşanan acı hadisenin vicdanlarımızda açtığı derin yarayı da ifade etmek zaruridir.
Bu alçak saldırıda Kahramanmaraş’ta hayatını kaybeden yavrularımıza ve fedakâr öğretmen kardeşimize Cenab-ı Allah’tan rahmet; kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Her iki menfur saldırı da yaralanan evlatlarımıza da acil şifalar temenni ediyorum.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Ayrıca 18 yaşına kadar Sosyal Medya kullanımı yasaklanmalı sadece eğitim ve araştırma amacı ile İnternet kullanımı sağlanmalı, gündüz kuşağıdır, anlamsız mafyatik dizilerdir, saçma ve anlamsız online oyunları ise şiddetle yasaklanmalı esamesi bile olmamalıdır.
Saygısızlığı, hadsizliği özgüven zanneden izlemiş olduğu saçma sapan filmlerin, dizilerin ve oynamış olduğu şiddet içerikli oyunların etkisinde kalan ve z kuşağı diye pohpohlanan, kişiliksiz, karaktersiz ruh hastası bir yığın p.ç yetişti bu toplumda
Ben demiyorum ki kemiklerini kırın öldüresiye dövün ama merak etmeyin çocuğunuz iki şaplak yedi diye, annesinden terlik yedi diye yada kulağı biraz çekildi diye de psikolojisi bozulmaz bir çocuk sınırını bilecek adam gibi büyüyecek yoksa daha çok bu toplum ruh hastası yetiştirir.
Çocuk hadsizlik, saygısızlık mı yaptı laftan anlamıyor mu dövün kardeşim, yok öyle eskiden kaldı artık dövme falan demeyin laftan anlamıyorsa tatlı dille uyarıdan anlamıyorsa usulünce bile dövmek bir eğitimdir.
Aile terbiyesi almamış, yerini yurdunu haddini bilmeyen bu it sürüsünü kendi ellerinizle yetiştirdiniz kimse kusura bakmasın.
Artık herşey net bir şekilde anlaşılmıştır. Eski büyüklerin "eti senin kemiği benim" ve "dayak cennetten çıkmadır" felsefesi bütünüyle uygulanmalıdır.
Şımarıklığın sınırlarının açtığı bir düzende bir çocuğu öğretmeni, büyüğü yada başka biri kızdığı uyardığı zamanda kendini bilmez aile fertleri" sen benim çocuğuma nasıl bağırırsın" diye hadsizce çemkiriyor
Eskiden hadsizlik yapan şımaran bir çocuk bir yere emanet edilirken "eti senin kemiği benim" denirdi eskiden sınırı aşan çocuğa "dayak cennetten çıkmıştır" denilirdi şimdi günümüzün gençlerinin yaptıklarına baktığımızda eskilerin ne kadar haklı olduğunu görüyoruz.
Şimdi yazdıklarımı eleştiren olursa ve bir kelime söyleyip yobazlık ve eski kafalılık ile suçlayan olursa bilsin ki bu sokak piçlerinden hiçbir farkı yoktur.
Popüler kültürün günümüzün gençlerine sunduğu ve kendilerinin özgürlük diye tabir ettikleri bu yozlaşma artık haddini hududunu aşmıştır. Daha dün Siverek'te bugün ise Kahramanmaraş'ta yaşanan olaylar göstermiştir ki büyük bir sosyal yozlaşma ve çürüme mevcuttur.
Kızılelma ve Çelik Kubbe kitaplarımıza anlamlı ödül. Başta bizlere bu ödülü layık gören Milli Beka Hareketi Genel Başkanı Sn @AliCoban52 başkanıma ve tüm yönetim kurulu üyelerine ve eserlerimizi gönülden gönüle taşıyan siz kıymetli okurlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Daha derin bir perspektifle şunu söyleyebilirim:
Bu tür çatışmalarda kazanan devlet değil, anlatıyı ve algıyı kontrol eden taraftır.
ABD “caydırdım” der, İran “direndim” der. İkisi de kendi kamuoyuna kazanmış gibi anlatır.
Asıl kazanan kim?
Gerçekçi ve soğukkanlı bir analizle:
ABD: Askeri caydırıcılığını gösterdiyse kısa vadede avantajlı
İran: Ayakta kaldıysa ve geri adım atmadıysa stratejik olarak kazanım elde etmiş sayılır
Asıl kaybeden: Bölge ekonomileri ve küresel istikrardır
👉 İran büyük ihtimalle Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatmaz
👉 Ama tehdit unsuru olarak kullanmaya devam eder
👉 Yani “yarı açık, yarı baskı altında” bir denge kurar
ABD ve İran arasında gerçekleştirilecek iki haftalık ateşkesin özeti şudur. Böyle bir ateşkes durumunda “kim kazandı?” sorusu genelde görünenin ötesinde, çok katmanlı bir değerlendirme gerektirir. Askeri zaferden çok stratejik nefes alma ve pozisyon yeniden kurma süreci dir.
Bu tür kısa süreli ateşkesler genelde üç nedenle yapılır:
Tarafların maliyeti yükselmiştir
Özellikle enerji piyasaları, küresel ticaret ve bölgesel istikrar ciddi baskı oluşturur.
Kontrolsüz tırmanma riski oluşmuştur
Arka kapı diplomasisi devreye girmiştir