Açlık grevinin 10. günü başladı. Annemiz, grev alanından tüm yetkililere seslendi.
Bugün bir arkadaşımız hastaneye kaldırıldı. Bir arkadaşımızda kas yıkımı belirtisi görülmesi üzerine arkadaşımız hastanede kontol altına alındı. Sağlık emekçileri sürekli yanımızda.
Bize hala serbest piyasacılık, siyaseten sektörün çıkarları anlatılıyor. Eğitim ve eğitim alanı umurlarında değil.
Eğitimi ve öğretmenliği yaşatacağız! Bizi destekleyin. Sesimiz olun. Bu abluka dağılsın.
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Bu fotoğraf, peşinizi hiç bırakmayacak!
-Bir sendika genel başkanının barışçıl bir toplu eylemde, bir hak arama eyleminde şiddet kullanarak gözaltına alınmasının fotoğrafı -
Ters kelepçe işkenecedir!
Çalışma Bakanı olarak peşinizi hiç bırakmayacak, sizin siciliniz olarak hep anılacak, emin olun @isikhanvedat@egitimsen@KemalIrmak_
Bir dip dalga yaşanıyor, Türkiye'nin her yerine emekçiler sırtındaki yükleri boşaltmaya başladı. Son derece enteresan görüntüler, işçiler "Sendika istifa" diyerek sarı sendikacıları işyerinden kovalıyor...
Madenciyi duyun!
Biz aylardır maaş alamıyoruz. Kiramızı, faturamızı nasıl ödeyeceğimiz karşımıza dikilen kolluğun umurunda değil. Bir adım geri atmayacağız, ekmek parası bu!
Hakkımızı vereceksin Bekir Kiremitçi!
#KiremitçiyeHuzurYok
Siz bakmayın Özgür Özel şunu yanlış yaptı bunu yanlış yaptı diye yumuşak sedirinde kıçından ahkam kesenlere. Özgür Özel tek başına müthiş bir demokrasi mücadelesi veriyor. Genel merkezden çıkması bile partiyi korumak için yaptığı bir hamle parti binasına polis yollayan utanmazlara karşı bir CHP lilik gösterisi.
CHP HALKTIR, HALKIN DEDİĞİ OLUR.
İstanbul üç bölgede meydanlarda!
Halkın iradesine, demokrasiye ve geleceğimize sahip çıkmak için meydanlardayız.
Tüm halkımız davetlidir.
📍 1. Bölge: Boğa Heykeli / Kadıköy
📍 2. Bölge: Şişhane Metrosu / Beyoğlu
📍 3. Bölge: CHP İlçe Başkanlığı / Bahçelievler
🗓 24 Mayıs 2026, Pazar
🕖 19.00
Başı dimdik çıktı Genel Merkez’den. Biz ondan razıyız. Genel başkan olduğu andan itibaren umudumuzu çoğalttı. Otoriter rejimle nasıl mücadele ediliri bize gösterdi. Yıllardır ilk olarak onun çabalarıyla başımız dik, umudumuz diriydi. Yine öyle olacak!
Tek çözüm sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının genel grev haklarını hatırlatmalarıdır.Mutlak butlan kararını tanımama yönünde YSK’yı etkilemenin yolu da budur. Faşist darbe ve demokrasi arasındaki savaşımda herkes, her kurum yerini belirlemeli ve gereğini yapmalıdır,
Özgür Özel tarihi bir konuşma yaptı.
Genel grevi de içeren ,gerekirse yaşamı durdururuz ihtarını en büyük bir kararlılıkla dile getirdi,
Siyaset yaşamımızda bir ilktir bu.
Büyük bir olaydır.
Esra Işık’ın mücadelesine lütfen destek olun. Bu; köylerindeki güzel hayatı açgözlü vahşi kodamanlara karşı koruyanların destansı direnişidir. Toprağımızı korumak için kötülerin karşısında iyilerin yanında durmalıyız.
Milli Eğitim Akademisi’nde değerlendirmelerin açık uçlu sorular vb değerlendirme süreçleri ile işletileceği, eğitimci adıyla istihdam edilen kişilerin eğitimci niteliğine, yeterliliğine sahip olmadığı paylaşımları yapılıyor. Ki açıklanan yönetmelik te bu duruma açık bir yönetmelik. Mülakat; eşit, adil, bilimsel, objektif kriterleri, liyakati esas almayan eşitsizliğin, adaletsizliğin derinleştiği bir araç oldu. Akademi ile eşitsizliğin, adaletsizliğin daha da derinleşeceği riskinin olduğu bir araç ile karşı karşıyayız.
Akademi’de görevli olan kişilerin belirlenmesinde de liyakat kriterleri belirtilmemişti. Temel kriter Bakan ve mülakat onayı idi.
Akademi, Eğitim Fakülteleri’ne kilit vurulmasının adıdır. Dünya’da tek örneği yoktur.
Akademi’nin kapatılmadığı her durumda kaybeden öğretmenler, öğretmenlik mesleğidir. Öğretmenlerin kaybettiği her durumda ise öğrenciler de kaybeder.
Eğitim Enternasyonali (EI) ve Avrupa Eğitim Sendikaları Komitesi (ETUCE), Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e bir mektup yazdı. Taziye ve dayanışma duygularının iletildiği mektupta, “Üyemiz Eğitim Sen’in iş bırakma kararını ve “yaşam nöbeti” protestosunu tamamen destekliyoruz.” denildi.
https://t.co/pb9TOVYS6p
Şimdi Türkiye’yi kim kurtaracak?
Türkiye’de belki de gerçekten bu coğrafyaya özgü bir çelişki yaşıyoruz. Bence bu artık bu ülke için bir fenomen.
Büyük bir trajedi olduğunda, bir anda herkes çözüm uzmanına dönüşüyor. Herkes ne yapılması gerektiğini biliyor, teşhisi koyuyor, kesin konuşuyor. En iyi tespit onun, en dahiyane yöntem ona ait ve olan bitene en çok o üzüldü.
Ama aynı kalabalığın geçmişine baktığınızda, ortada neredeyse hiçbir birikim bulamazsınız. Bu insan bu kadar bilgili ve iddialıysa elbet buna dair bir geçmiş birikimi olmalı diye düşünürsünüz.
Ne bir derneğe katkısı olmuştur, ne bir gönüllülük deneyimi vardır, ne de toplumsal sorunlara dokunan en küçük bir emek vermiştir. Her zaman işine bakmıştır kolayından, "gemisini yürüten kaptan" demiş çocuklarına da sıkı sıkı bunu tembihlemiştir.
Meslek örgütlerinde, derneklerde, sivil toplumda çalışan insanlarla alay edenler bunlardan çıkar.
“Türkiye’yi kurtarmak sana mı kaldı?” diyenler, topluma katkıyı enayilik olarak görenler aynı gruplar…
Kendi apartmanında bile sorumluluk almaktan kaçınan, en basit ortak meselede bile “aman bana mı kaldı” diyerek kenara çekilenler, çözüme katkı sunmak yerine izlemeyi, eleştirmeyi ve bol bol tüketmeyi tercih edenler.
Toplumda örgütlenmeyi tehlikeli gören, aman boş ver, mimlenirsin, başın derde girer deyip kendi hakkını savunmak isteyeni korkutan, gördüğü adaletsizliği ifşa etmeye çalışanı dizginleyen, dert bizzat kendi derdi olmadığı sürece hiçbir konuda söyleyecek lafı olmadığı gibi üç maymunu oynayanlar.
Bugün ise aynı kitle sanki yıllardır bu meselelerin içindeymiş, sanki bu alanda bir emeği tecrübesi varmış gibi konuşuyor. Oysa gerçek şu, toplum, kriz anlarında değil, krizden önce kurulan yapılarla ayakta kalır.
Sivil toplum dediğimiz şey, tam da bu yüzden vardır. O “enayi” diye küçümsenen insanların yıllarca sabırla kurduğu, sürdürdüğü, büyütmeye çalıştığı yapılar yüzünden hâlâ bir şeyler konuşabiliyoruz.
Türkiye’nin çocuklarını kim kurtaracak sorusunun cevabı da burada yatıyor. Onları, felaket sonrası yüksek sesle konuşanlar, tv yorumcuları, sıcak gündeme dair bir hafta sonra unutulacak röportajlar değil felaket gelmeden önce sessizce, istikrarlı biçimde çalışanlar koruyabilir. Ama bunun için bir yüzleşme şart.
Seyirci kalmayı bir hak, sorumluluk almayı bir saflık olarak gören bu kolektif zihniyet değişmeden, hiçbir öneri, hiçbir “çözüm listesi” gerçek bir karşılık bulmaz.
Bu bile yetmez, toplumun bu kendi birikimi etrafındaki çözümleri siyasetin bir taahhüdü haline de getirmesi gerekir. Başkanların belirlediği listelere oy vererek iktidarı değiştirebilirsiniz ama düzeni değiştiremezsiniz.
Çünkü mesele yalnızca bilgi eksikliği değil. Mesele, yıllardır tüm Dünya’da bilinen sorunları kendi başına gelmediği sürece sorun etmemek ve bu topluma felaketler yaşanana kadar hiçbir gerçek katkı yapmamak.
⚫️OKULLARDA ŞİDDETE HAYIR!
Devam eden YAŞAM NÖBETİMİZ kapsamında, yarın saat 13.00'te Milli Eğitim Bakanlığı önünde kitlesel basın açıklaması yapılacaktır. Açıklamaya, tüm üyelerimizi, eğitim ve bilim emekçilerini, emek ve demokrasi güçlerini ve duyarlı kamuoyunu katılmaya çağırıyoruz.
#YaşamNöbeti
Milli Eğitim Bakanlığı önünde başlattığımız #YaşamNöbeti an itibarıyla devam ediyor.
Eğitim ve yaşamın şiddetten arındırılması için sizleri nöbetimize destek olmaya bekliyoruz.