öptüm ölümün kaynamış tutkal kokan ağzından
kara kara yengeçlerin yuva yaptığı
ışık değmemiş ıslak saçlarına astım kendimi
belki bin yıl sallandım durdum
ama ölmedim
Bu eller benim ellerim cennetten kovuldular
kan kusan geceye nehir nehir
tükrükle boğulan ezilen lanetlenen
irin yüklü bakışlardan bu kaçıncı kaçışım
bu kaçıncı saplayışım tırnaklarımı yüreğime
ama ölmedim
Resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim,
resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleyküm ya sıddık’ derdi,
ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam.
Aktivist: “Yün zulümdür. Koyunlar rahat bırakılmalı.”
Çiftçi: “Nerede rahat bırakılmalı?”
Aktivist: “Bir yaşam alanında.”
Çiftçi: “Ne yaparak?”
Aktivist: “Sadece koyun olarak yaşayarak.”
Çiftçi: “Koyunlar on bin yıldır sürekli uzayan yün üretmeleri için yetiştiriliyor. Eğer onları kırkmazsam aşırı ısınırlar, sinek larvaları derilerine yerleşir ve kendi yünlerinin içinde acı çekerek ölürler.”
Aktivist: “O zaman yün üretmeyen koyunlar yetiştirin.”
Çiftçi: “Yetiştirdik. Onlara muflon deniyor. Sardinya’daki kayalıklarda yaşıyorlar. Galler’deki bir tepede kırk dakika bile hayatta kalamazlardı.”
Aktivist: “Yine de hayvanları kıyafet için kullanmamamız gerektiğini düşünüyorum.”
Çiftçi: “Üzerindeki kazak neyden yapılmış?”
Aktivist: “…geri dönüştürülmüş polyester.”
Çiftçi: “Yani plastik. Her yıkamada mikro lif bırakıyor. O lifler filtrelerden geçip nehirlere, balıklara ve sonunda sana ulaşıyor. Kullanım ömrü bitince de yüzlerce yıl çöplükte kalıyor. Benim koyunumun yünü ise 18 ayda toprağa karışıyor ve bu bahar yeniden uzadı.”
Aktivist: “Ama koyun buna onay vermedi.”
Çiftçi: “Kırkım bittiğinde gözleri kapalı şekilde uzanıyordu. Sonra kalkıp tekrar otlamaya devam etti. Nasıl hissettiğini ona sormanı önerirdim ama şu an meşgul. Ve bence cevabını çoktan verdi.”
Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?
Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın:
Taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler,
Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın:
Işıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak,
Ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden;
Her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak
Kader ya da varlığın bozulması yüzünden;
Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz,
Güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda;
Gölgesindesin diye ecel caka satamaz
@turkhafiza2 Maddi imkansızlıklarla üniversite kazanmaya değer katar ama burs aldığı insana,kendini değerli hissetmek için burs veriyor der :) Bu cümle ve çatır çutur yediği çekirdek ile sosyoloji de konuşacakmış…
Eskiden gücün yüzleşme ve had bildirme gibi ham yollarla ilgili olduğunu düşünürdüm. Zamanla anladım ki gerçek güç ulaşılmaz olmakta. Biri saygısızlık mı yaptı, bağlantıyı kes. Biri hakkını ihlal mi etti, hakkını prosedürle al. “One step back.” İlişkilenilememek üstünlüktür.