Biz eczacılara gelen en anlamlı reçete,sahada canla başla çalışan tüm hekimlere,meslektaşlarıma ve diğer sağlık çalışanlarına minnettarım,Allah yardımcınız olsun
Sabah akşam “CHP’li belediyeler hırsız” diye bağırıyorsunuz. Madem hırsızlar, neden partinize katınca alkışlıyorsunuz? Yok hırsız değillerse, o zaman yıllardır attığınız iftiraların hesabını kim verecek?
Eskişehirli varlıklı bir ailenin kızı, İTÜ Gemi inş mühendisliği mezunu, İBB. Şehir Hatları genel müdürlüğü sırasında AKP döneminde zarar üstüne zarar eden, kendi vapurlarının bakımını Haliç Tersanesi'ne sahip olmasına rağmen özel tersanelerde yaptıran şirketi tekrar kâra geçirdi. Deniz taksileri tasarladı ve Haliç Tersanesi'nde üretti. Kapatılması düşünülen Haliç tersanesini ayağa kaldırdı.
Sonra AKP'nin kalesi olan Üsküdar'ın belediye başkanı oldu. AKP nin bıraktığı 1.3 milyarlık borcu devr aldı ve sıfırladı.
AKP ye ait Tügva, Türgev, Ensar gibi vakıflara bedelsiz verilen 26 taşınmazı geri aldı ve sözleşmelerini iptal etti. Ruhsatsız işgalleri yıkıp halkın hizmetine açtığı için hedef oldu.
Üsküdarlılar'a sorun bakalım memnunlar mı, değiller mi çalışmalarından,
Ama mesele bu değil elbette.
Tek bir muhalif belediye başkanı kalmayıncaya kadar, bu siyasi gözaltı ve tutuklamalara devam edecekler.
Mesele yolsuzluk değil, mesele kaybettiklerini geri almak,
AKP'li belediyeleri niye sorgulamıyorsunuz? Oralarda herşey çokmu düzgün işliyor?
@sdedetas
#üsküdarbelediyesi
Bir insanın sağlığı yerindeyse, ailesi hayattaysa, geleceğe dair bir şeylerin hayalini kurabiliyorsa, dünyanın en zengin insanlarından biri olduğunu sık sık kendisine hatırlatması lazım.
Sonra bir gün gelecek; ne kadar çok bilmediğini, ne kadar çok sandığını, ne kadar gereksiz korktuğunu, hiç değmeyecek insanlara ne kadar gereksiz anlamlar yüklediğini anlayacaksın. Ve 'olmaya' bir adım daha yaklaşacaksın.
Anne babanı ya da sülaleni sosyokültürel olarak aştığının farkındasın ama bunu içine sindiremiyorsun. Onların göremediklerini görüyor, kavrayamadıklarını kavrıyorsun; düşüncelerin, tutum ve davranışların onların anlayamayacağı, dolayısıyla kabul ve takdir edemeyeceği kadar farklı ve bağımsız artık. Onlar gibi olmamak hem gurur hem de acı veriyor. Belki çocukken hissettiğin aidiyet hissini kaybetmemek için, belki kendi seçilmiş aileni (evlilikle olması şart değil) kuramamış, kendi seçilmiş kabileni bulamamış olduğun için, belki kendini onları da “kurtarma” görevine atadığın için ve belki onları geride bırakmış olmanın ve yine gidecek olmanın suçluluğuyla eski kabileyi aştığını kabullenemiyorsun. Bu doğal. Onların yanında hissettiğin ambivalans (çelişkili, birbirine zıt duygular) da doğal. Çünkü özgünlüğün bedeli çoğu zaman eski kabileye yabancılaşmaktır.
Dün 120000 (yüz yirmi bin) kişi Trump destekçisi, cinsel istismar ve saldırı şüphelisi, Hitler hayranı ve kendini “NAZİ” olarak tanımlayan ilgi manyağı, faşist bir akıl hastasının konserine gitti.
Hakikaten yazık.
Oralı olmamak… Şunu başarabilen bir insan sosyal ilişkilerdeki sorunların %80ini çözer. Oralı olmamak, üzerine alınmamak, odağını değiştirmek, işine bakmak, takılmaya değer bulmamak, muhataplara büyük anlamlar atfetmemek…
mayıs ayı bi kelime olsa idi "yeniden" olurdu yeniden yeşermek, yeniden heveslenmek, yeniden anlam bulmak, yeniden iyi hissetmek, yeniden alışmak..yeniden..yeniden...
İnsan belli bi yaştan sonra artık hayatında yormayan insan ister. Küsmeyen, alınmayan, konuşmaya ve iletişime açık insanlar… Diğer türlüsü yorar, tüketir.
Yetişkinlikten bir şey öğrendiysem o da budur. Her ne olursa olsun ağlasan da zırlasan da kalkıp devam ediyorsun. Çünkü sen üzgünsün diye dünya durup seni beklemiyor maalesef