Ezberleri bozan İlahiyatçı Prof. Dr. İsrafil Balcı :
"İyi ki Cumhuriyet var...
İyi ki Atatürk çıkmış ve bizi Ortadoğu bataklığından kurtarmış.
Öyle bir nesil türedi ki, bir yandan şeriat istiyor ama seküler hayatın, Cumhuriyetin imkanlarını aksırıp tıksırırcasına kullanıyorlar. Yarın şeriat gelse en çok bunlar karşı çıkar. Samimi olsalar, işte nur topu gibi Afganistan var; gitsin bir hafta kalsınlar...
O mahalleden çıkmış biri olarak "Dinci Mahalle"ye şunu tavsiye ediyorum: Mustafa Kemal'i yansız, yalansız bir gözle okusunlar. Ama öyle fesli meczuplardan değil; gerçek kaynaklardan... Okuyunca, Mustafa Kemal'in bu ülkeye, bu insanlara yaptığı hizmetin ne olduğunu az buçuk vicdanı olan herkes anlar, insanlığından utanır ve tövbe eder..."
Değerli Hocamı ayakta alkışlıyor, ellerinden öpüyorum 🙏❤️🇹🇷
@ibalci55
Saygısızlık Çağı: Yeni Neslin Sessiz Krizi
Müthiş bir saygısız nesil geliyor.
Sözünde ölçü, davranışında denge, yüzünde edep izi olmayan bir kuşak…
Üslubu bozuk, davranışı dengesiz, sabrı tükenmiş, dikkati dağılmış bir nesil.
Yerinde duramayan, büyük küçük demeden herkesi kendine denk gören, telefonun içinde doğup internetin içinde büyüyen bir kuşak.
Oyunlarla, ekranlarla, sanal alkışlarla beslenen; sabrı değil, anlık doyumu öğrenen bir nesil bu.
Ebeveynine bağlı ama ondan bağımsız hiçbir iş yapamayan; emek vermeden, ter dökmeden, beklemeden isteyen bir anlayışın ürünü.
Bir “hazır hayat” kuşağı…
Hazır bilgi, hazır mutluluk, hazır yemek, hazır başarı…
Ama hiçbiri alın teriyle yoğrulmamış, gayretle kazanılmamış bir emek değil.
İnanç zayıf, karakter yarım, olgunluk eksik.
Sadece okul değil, toplum da bu çocukların sabırsızlığına, ilgisizliğine, saygısızlığına artık dayanamıyor.
Okullarda öğretmenler disiplini sağlamakta zorlanıyor; sınıflarda nezaketin, adabın, söze hürmetin unutulduğu bir dönemden geçiyoruz.
Öğrenciler isteksiz, gayretsiz, sabırsız…
Bir işi sonuna kadar götürmeyi değil, başlamakla övünmeyi yeterli görüyorlar.
Oysa saygı; insanın kendi sınırını bilmesiyle başlar.
Kendine saygısı olmayanın öğretmenine, ailesine, topluma da saygısı olmaz.
Bir toplumun en sessiz çöküşü, işte böyle başlar:
Sözün değeri azalır, büyüğün sözü küçüğe ulaşmaz, öğretmenin otoritesi silinir, anne babanın sözü duvara çarpar gibi yankılanır.
Bugün yaşadığımız bu tablo sadece bir okul meselesi değildir; Türk milletinin geleceği meselesidir.
Bu mesele, iyi insan olma davasıdır.
Hayırlı evlat duasının kabulüyle, iyi insan yetiştirme ülküsünün yeniden hatırlanmasıdır.
Çünkü bir milletin gücü, çocuklarının terbiyesinde, gençlerinin ahlakında saklıdır.
Eğer bu değerleri kaybedersek; ne teknolojimiz, ne binalarımız, ne sınav başarılarımız bize onurlu bir gelecek kurabilir.
Aileler bu gidişata dur demek zorundadır.
Evde başlayan terbiyenin yerini hiçbir kurum dolduramaz.
Saygının tohumları önce evde atılır; okul sadece o tohumu yeşertir.
Bugün çocuklarına sınır koymaktan çekinen ebeveynler, yarın o sınırların içinde hapsolacaklardır.
Disiplin sevgiden, sevgi saygıdan doğar; biri eksik olursa öteki de kök salmaz.
Bu artık sadece bir eğitim sorunu değildir.
Bu mesele, bayrak ve vatan kadar kutsal bir dava hâline gelmiştir.
Çünkü saygısını kaybeden toplum, birliğini de kaybeder.
Ve biz, farkında olmadan, sabırsızlığın saygısızlığa, özgürlüğün başıbozukluğa dönüştüğü bir çağın tanıkları oluyoruz.
Artık susmanın zamanı değil.
Her anne-baba, her öğretmen, her insan bu davada sorumludur.
Zira saygı kaybolduğunda, insan da kaybolur.
Ve insan kaybolduğunda, milletin geleceği sessizce elinden kayar gider.
HAKEM KURULU GERÇEĞİ!
Memursen 2 üye gönderdi
Kamusen 1 üye gönderdi
Birleşik Kamu İş 1 üye göndermedi
11 üyeli Hakem Kurulu bugün 10 üye ile toplandı.
Eger Memursen ve Kamusen üyelerini göndermeseydi
Hakem Kurulu toplanamazdı.
Karar alamazdı.
Konu TBMM ve siyaset gündemine taşınırdı.
Bütçe kanunuyla düzenlenirdi.
Böylece:
Sendikalar daha fazla zaman kazanırdı.
Mücadele gücü artardı.
Sorun en az 3 ay daha gündemde kalırdı.
Bir gün içinde 40 bin kişi istifa etse memur-sen aylık kaybı 12 400 000 evet yanlış okumadınız şu an memur-sen 1 078 000 üyesinden aylık 334 180 000 TL gelir elde ediyor sıfır giderle. Sevgili memur kardeş 33 TL bize Fazla bile çare
👇👇👇👇👇
#AslaKabulEtmiyoruz#MemurMeydanda
Merhaba ben Kirpi! Beni öldürmeyin, ben zararsızım. Neslim tükenme tehlikesi yaşıyor. Beni bahçede, yolda görürseniz korkmayın, zararsızım. Ok, diken de fırlatmam, bu şehir efsanesi. Bana kesinlikle süt vermeyin, süt benim için öldürücü nitelikte, benim midem sütü sindiremiyor. Bana mama ve su verebilirsiniz. Ben sebze ve meyvenize zarar veren bahçenizdeki böcekleri yerim. Hayatta kalmama lütfen yardım edin. Bu mesajımı herkese yayın, beni tanımıyorlar....
Yerli ve millî uçaklarımızın tanıtımında vatandaşlar uçağa bindirilip gezdiriliyor.
🔴1920'lerde Kurtuluş Savaşı yapıp,
🔴1926'larda Uçak fabrikası kurup,
🔴1935'lerde uçak ihraç eden bir ülke kurmuştu Atatürk.
İyi ki TRT arşivleri var.
ŞALOM ALEYKE
"Selamun aleyküm” İbranicedir. Aslı “şalom aleyke” dir Ben “Şalom Aleyke” demeyeceğim.
Şalom, M.Ō. 1000’li yıllarda yaşamış zalim, acımasız ve katliamcı ilk Yahudi-İsrail kent devleti kralının adıdır.
Aleyke ise; “üzerine, dâhil, tâbi, tabâ” yani “Kral Şalom’un milletindenim” demektir.
Bugün “şalom aleyke” – selamün aleyküm diyerek selamlaşanlar, üç bin yıl önceki bir Yahudi kralın milliyetindenim diyen ve bunu esenleşme sanan gafillerdir.
Tıpkı bir parola gibi..
Araplar da cahiliye döneminde akrabaları olan Yahudilerden selamlaşma sözü olarak aldılar.
“Şalom Aleyke” sözü o dönemlerde “selamün aleyküm” olarak kullanılmaya başlandı.
Oysa Oğuz Kaan destanında, Göktürk Yazıtlarında ve Kaşgarlı Mahmut’un Bağdat'ta 1072 - 1074 yılları arasında Araplara Türkçe öğretmek için yazdığı eserinde kün (gün) tün (gece) ay (ışık) sözcükleri geçer.
Bugün kullandığımız günaydın, tünaydın selamlamaları Türk varlığı kadar eskidir ve bizimdir.
Türkçede esenleşme sözcüğü varken -İbranice kökenli- “selamün aleyküm” demeyi Müslümanlık sananlar öğrensin, bilsin isterim.
Dinlerin bazı yönergeleri ( örneğin İslam dinindeki Hadislerin büyük çoğunluğu ) işte böyle bir rivayet batağıdır ( tabii ki önyargısız sınayıp, sorgulayabilen ve bilimsel kuşku duyabilenler için… )
Karşılaşmalarda;
– iyi günler,
– günaydın,
– gününüz aydın olsun,
– iyi akşamlar,
– iyi geceler.
Uğurlamalarda (ayrılırken);
– uğur(lar) ola,
– uğurlar olsun,
– güle güle,
– esen kalın,
– görüşmek üzere,
– görüşürüz,
– sağlıcakla kalın,
– mutlu kalın..
şeklindeki kullanımların daha doğru seçimler olduğu kanısındayım.
Yahudiden aşırma Arap selamını hala belirli bir grup PAROLA gibi kullanıyor. Ama ben Şalom’un tebası veya Arap takipçisi değilim.
Prof. Dr. Ahmet SALTIK.
Cuma hutbelerinde Atatürk'ün adı pek anılmıyor. Ansan ne olur, anmasan ne olur? Eğer Mustafa Kemal Çanakkale'de zafer kazanmasaydı, camide ezan okunmayacak, hutbe de olmayacaktı.
İşgal Kuvvetleri Başkomutanı İngiliz Orgeneral Hamilton, 10 Ağustos 1915’te anılarına şöyle yazar: “Conkbayırı’nda Türkler, çok iyi bir komutana sahipler. Çok iyi komuta edilen ve yiğitçe dövüşen Türk ordusuna karşı savaşıyoruz.” İngiliz Orgeneral Mustafa Kemal’e hakkını verir.
Savaş tarihi yazarı İngiliz yazar Alan Moorehead, Gelibolu adlı kitabında, “O genç ve dahi Mustafa Kemal’in o sırada orada bulunması, müttefikler bakımından tarihin en acı darbelerinden biri olmuştur.” der. Mustafa Kemal’e hakkını teslim eder.
Tarih nankör değil...
#tarihinkıskandığılider
Anafartalar Zaferi’nin 109. yılı kutlu olsun. Başta Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa olmak üzere tüm Çanakkale Şehitlerimizi ve Gazilerimizi saygıyla selamlıyorum ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun.
MEMUR EMEKLİLERİ İÇİN DİLEKÇE ÖRNEĞİ
T.C.
TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BAŞKANLIĞINA
TALEPTE BULUNAN:
Adres TC no
KONU: Kurumunuzca açıklanmış olan 01.01.2024 ile 30.06.2024 tarihleri arasına ait son 6 aylık enflasyon rakamlarının düzeltilmesi isteminden ibarettir.
AÇIKLAMALAR:
1. …………. Yılında …………… görevinden emekli sandığına tabi olarak emekli oldum. Bu nedenle emekli maaşı almaktayım. (Eğer halen çalışıyorsa hangi kurumda çalıştığını ve memur olduğunu yazacak)
2. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 28.maddesinin son fıkrasında;
“8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa göre aylık ödenmekte olanların aylıklarının hesabında da toplu sözleşme hükümlerine göre belirlenen aylık ve taban aylık katsayıları esas alınır. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılık hali esas alınarak bağlanan yaşlılık, malullük veya ölüm aylıklarında yapılacak artışlar hakkında 5510 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin ikinci fıkrası uygulanmaz ve bu aylıklar toplu sözleşme hükümlerine göre belirlenen aylık ve taban aylık katsayılarındaki artış dikkate alınarak artırılır.” şeklinde yazılıdır.
Ayrıca 03.09.2023 tarih 32298 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 31.08.2023 tarih 2023/1 karar nolu Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının 7. maddesinin b fıkrasında “ 2024 yılı Haziran endeksinin 2023 yılı Aralık ayı endeksine göre altı aylık değişim oranının 4 üncü maddenin birinci fıkrasında 2024 yılının birinci altı aylık dönemi için öngörülen %15 oranını” oranı yazılı olup ayrıca aynı maddenin son fıkrasında ise “aşması halinde, 4üncü maddenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan katsayılar, sözleşme ücreti artış oranları ve ücret tavanları ile 6ncı maddede yer alan ortalama ücret toplamı üst sınırı, söz konusu altı aylık dönemlere ilişkin enflasyon rakamının ilan edildiği ayın 1’inden geçerli olmak üzere aşan kısım kadar artırılır.”şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuata göre emekli maaşıma, kurumunuzun açıklamış olduğu enflasyon oranı üzerinden zam yapıldığı ortadadır. Fakat kamuoyunda da bilinen ve çok tartışıldığı üzere kurumunuzun 01.01.2024 ile 30.06.2024 tarihlerine ait ve 03.07.2024 tarihinde açıklanan enflasyon rakamlarının gerçek enflasyon rakamlarının çok altında kaldığı, bununla ilgili Türkiye’de saygın bir araştırma kurumu olan ENAGA Grup tarafından 01.01.2024 ile 30.06.2024 tarihleri arasına ait 6 aylık enflasyon rakamlarının %41.16 olarak açıklandığı yine İTO’NUN açıklamış olduğu rakamların da kurumunuzun açıklamış olduğu rakamlardan daha yüksek olduğu, çarşı, Pazar, market v.s alış-veriş yapan vatandaşların son altı ayda hissettiği ve gördüğü fiyat artışlarının da kurumunuzun açıklamış olduğu enflasyon rakamlarından daha yüksek olduğu görülmüştür.
3.Kurumunuzun 01.01.2024 ile 30.06.2024 tarihleri arasına ait 6 aylık enflasyon oranı 24,73 olarak açıklanmış olup dolayısıyla müvekkilin emekli maaşına bu oran ve toplu sözleşme gereği yapılacak % 10 zam birlikte değerlendirilerek sonuçta % 19.31 zam yapılmıştır. Ancak bu enflasyon oranın yukarıda yazılı olduğu üzere Türkiye’deki gerçek enflasyon oranının çok altında kalması ve maaşıma işbu rakamlar üzerinden zam yapılması nedeniyle hak kaybına uğramış ve gerçek enflasyonun altında emekli maaşıma zam yapılmıştır.
4.Açıklanan nedenlerle 01.01.2024 ile 30.06.2024 tarihleri arasına ait aylar bazında son 6 aylık enflasyon oranının yeniden hesaplanarak tarafıma bildirilmesi talebim vardır.
İSTEM: Yukarıda ayrıntılı anlatıldığı üzere, kurumunuzun açıklamış olduğu 01.01.2024 ile 30.06.2024 tarihleri arasına ait son 6 aylık enflasyon oranı emekli (çalışıyorsa emekli kelimesi silinecek) maaşıma yapılan zammı doğrudan etkilemesinden dolayı, son altı aya ait aylar bazında enflasyon oranının yeniden hesaplanarak tarafıma bildirilmesini talep ederim. (Tarih) imza
Kimlik fotoko
Çekiliş var!
Bir takipçimize seçeceği iki Halil İnalcık kitabını hediye ediyoruz.
👉Sayfamızı takip edin
👉Gönderiyi retweet ederek beğenin
👉Bir arkadaşınızı gönderi altına etiketleyin
Son gün: 10 Ağustos. Bol Şanslar! 🎁📚
“Türkler Kemalizm’i terk edip ılımlı İslam’ı benimsemelidir. Ilımlı İslam, Kemalizm’i silmeye yönelik bir karşı devrimdir.
Bu devrimin karşısındaki tek güç, Türk Ordusu ile ulusalcı aydınlardır ve tasfiye edilmeleri gerekir.” diyen CIA Ankara İstasyon Şefi Graham Fuller Türkiye’yi düşündüğü için böyle söylemiş olabilir mi?
@vekilince Ali Erbaş 62 yaşında. Ben de 60 yaşındayım. Bu anlattıklarının hiçbirini yaşamadım görmedim büyüklerimden de duymadım. Herkes özgürce ibadetini yaptı, kur an öğrenmek isteyen de öğrendi. Evimizde kur an vardı. Hiçbir yere saklamadık, çünkü ağabeyim okurdu.
@HrtAkdenizTv Tek Gıcı mı, Atik Yaylası da tehlikede. Belen Gedik Halilbey mahallesinden kum ocağı ve yaydığı toz, ormana verdiği zarar gözkmekte, apaçık ortada. Patlatılan dinamitler evlerde küçük ölçekli deprem yaratmakta.
@_aliyalcin_ Gazze memurun değil insanlığın sorunu.Sendikaların 3600 ek gösterge ve emekli memur ile çalışan memur arasındaki maaş uçurumu 375/40 KHK. Öğretmenlik Meslek Kanununun lehimize çözüme kavuşturulması olmalı. #BirinciDereceye3600#EmekliMemuradaSeyyanen