Israeli authorities must immediately and unconditionally release Dr. Abu Safiya. Pending his release, we call on the Israeli Prison service to ensure he is fully protected from abuse, granted urgent, adequate medical care, and allowed immediate visitation by independent monitors.
Take action now: https://t.co/0FgWzrI2JR
#FreeDrHussamAbuSafiya
Japan may have its first ever female prime minister, but her government's attempts to avoid a royal succession crisis are making the chances of a woman taking the imperial throne ever slimmer. https://t.co/2luLwBvvQm
Unfortunately, the winds of war are blowing once again in the Middle East, in Ukraine and in many other parts of the world, sowing violence, terror and death, and once again affecting many innocent people. Let us not allow these winds to extinguish the flame of hope and peace, even when it seems fragile and flickering.
I renew my hope that we will persevere on the path of dialogue, encounter and diplomacy. This is the only path capable of leading to a just and lasting peace, in which peoples can live in reconciliation, mutual security and respect for the dignity of every person.
"This is the end."
From inside an underground Israeli detention facility, with his features barely recognisable after severe beatings, Palestinian doctor Hussam Abu Safiya said he had been transferred to another prison in preparation for his murder.
The International Committee of the Red Cross (ICRC) must visit Dr. Abu Safiya immediately and ensure his safety. The world must not allow yet another doctor to be killed!
#FreeDrHussamAbuSafiya
Basel Adra, director del documental ganador de un Oscar: "Estoy muy decepcionado con lo que ha ocurrido con 'No other land'"
Cuando le entrevisté el año pasado en su casa me dijo: "Personalmente, pensaba que cuando el mundo viera la injusticia de lo que nos estaba ocurriendo, cómo el Ejército israelí está destruyendo las escuelas y las casas, cómo los colonos atacan a la gente, alguien haría algo para detenerlos. Pero, desafortunadamente, comenzó el genocidio y hasta hoy nadie ha frenado el asesinato de los palestinos, ni las demoliciones, ni todo lo que está pasando aquí"
https://t.co/mOZOyI8iUZ
He Wasn’t "Left Behind." He Was Abandoned. And They Lawyered Up Before They Even Said His Name.
Let’s talk about Nolan Xavier Wells. 18 years old. A son. A young Black man who went on a boating trip with "friends" on July 4th and never came home.
Those "friends" came back without him. They didn't call his mother. They didn't call the coast guard. They didn't report him missing. They went home, slept in their beds, and only picked up the phone when they realized the world was watching—TO CALL THEIR ATTORNEY'S!!.
Meanwhile, Nolan’s body was found days later. In the water. Alone.
NOW WATCH THE LANGUAGE.
The sheriff said Nolan "chose" to stay behind. He "wanted to catch another ride." No foul play suspected. Just a kid who "made a bad decision."
Let me stop you right there.
If Nolan was a white 18-year-old from the suburbs, and his friends returned without him—do you think for one second the narrative would be "he chose to stay"? No. The news would scream "VANISHED" and "MYSTERY AT SEA." There would be helicopters. There would be tearful pleas from the family on every network. And those friends? They wouldn't be "kids who lawyered up." They'd be "persons of interest" dragged into interrogation rooms.
But because Nolan is Black, his disappearance is treated like an inconvenience. His death is treated like a "choice." His friends are treated like cautious citizens instead of suspects.
And one of those friends? He was hanging out with, parent is a judge.. They know the legal system. They know that if they keep quiet long enough, the story shifts. They know that Black life gets settled out of court, not avenged in it.
THIS IS THE RACISM WE ARE TIRED OF NAMING.
They stripped Nolan of his vulnerability. They stripped him of his fear. They stripped him of the right to be missed the way white victims are missed. When a Black person commits a crime against a white person, the media calls them a "thug" and demands the death penalty before the trial starts. But when a Black boy is left to die on an island? It's "he chose to stay."
The disrespect is loud. The dehumanization is intentional.
TO NOLAN’S FAMILY:
We see your son. We see your pain. We see your fight. No mother should have to beg for answers while her child lies in a morgue and the suspects sit behind lawyers. We are holding space for your grief, and we are holding the system to its feet. You are not alone. We are praying for your strength, but we also know that prayers without action are just words.
OUR CALL TO ACTION:
1. Demand criminal charges. This cannot be settled with money. This cannot be swept under a wrongful death lawsuit alone. Someone knows what happened on that island. Someone saw him alive, and someone left him dead. We need homicide detectives, not damage control.
2. Flood the Jackson County Sheriff’s Office with calls. Demand transparency. Demand the release of that video showing the "heated argument." If there's nothing to hide, show us everything.
3. Share this post. Blow it up. Make it uncomfortable. Make sure they know we are watching.
4. Tag your local news. Ask them why they aren't covering this the way they cover missing white children. Ask them why "chose to stay" is acceptable language for a dead Black boy.
Nolan Xavier Wells did not "choose" to die. He was failed by the people he trusted and the system that was supposed to find him. We don't want your thoughts and prayers alone. We want truth. We want justice. And we want it now.
#JusticeForNolan #BlackLivesMatter #SayHisName #NoMoreSettlements
Drop a 🔥 in the comments if you're tired of the excuses. Share this until the DA has to answer.
11 Temmuz 2026 / Güncelleme
Murat Çiçek’in Japonya’da gözaltında şüpheli şekilde hayatını kaybetmesinin ardından Japonya’ya giden ailesi, 10 Temmuz’da Hachioji kentindeki Takao Karakolunda polis yetkilileriyle görüştü. Ailenin avukatı aracılığıyla planlanan görüşme, Murat Çiçek’in gözaltı ve ölüm sürecine ilişkin soruların yöneltildiği bir sorgu oturumu niteliğinde gerçekleşti.
Oturumda, karakol yönetimi ile Japon adli mercilerinin temsilcilerinden oluşan sekiz kişilik bir heyet, yeminli tercüman eşliğinde ailenin sorularını yanıtladı.
Toplantıya katılan adli yetkililer Murat Çiçek'in ölümünü "cinayet" niteliğinde inceleyeceklerini belirtse de polisin tutumu farklı oldu.
Polisin ise aileye verdiği ilk bilgilere göre Murat Çiçek, 25 Haziran’da iş aracıyla seyir hâlindeyken bariyerlere sürtmesi sonucu trafik polisi tarafından Takao karakoluna götürüldü.
İkamet izninde herhangi bir sorun bulunmadığı karakol polisi tarafından da teyit edilen Çiçek'in gözaltı gerekçesi olarak Japonya ehliyeti dışında herhangi bir kimlik belgesi taşımaması ve Çiçek'in ikamet izni bulunan şehrin hemen dışındaki bir otobanda olması gösterildi. Takao Karakolu polisi, yürürlükteki mevzuata göre ehliyetin tek başına yeterli olmadığını, Murat Çiçek’in Japonya kimlik kartı ya da uluslararası bir pasaport taşıması gerektiğini ileri sürüyor.
Karakol polisinin aileye verdiği yanıtlara göre Çiçek hakkındaki 10 günlük gözaltı süresi ilk elden bu gerekçeyle verildi. Çiçek’in pasaportunun evinde olduğunu söylemesi üzerine ise polis eşliğinde ikametine gidildi, pasaportu alındı ve yeniden karakola dönüldü.
Aynı gün, kendisini ziyaret etmek isteyen arkadaşlarından yalnızca Japon olan bir kişinin çok kısa bir süre Murat Çiçek’le görüşmesine izin verildi. Murat Çiçek bu görüşmede iyi olduğunu, evraklarında herhangi bir sorun bulunmadığını ve çok kısa süre içinde serbest bırakılmayı beklediğini söyledi. İlk gün kendisiyle görüşen arkadaşı, rutin bir gözaltı işlemi olduğu bilgisini diğer arkadaşlarına ve ailesine aktardı. Ardından kendisiyle görüşmeye giden arkadaşlarına ise izin verilmedi.
Karakol polisinin iddiasına göre gözaltı süreci, 1 Temmuz akşamına kadar olağan şekilde devam etti. Çiçek, akşam saatlerinde bir görevliye karnının sağ tarafında ağrı hissettiğini söyledi. Bunun üzerine polisler, sağlık durumunu takip etmek amacıyla belirli aralıklarla hücresine gitti. Polis, bu kontroller sırasında Çiçek’in kendisini daha iyi hissettiğini söylediğini ileri sürdü.
Gece yarısına doğru rahatsızlığının yeniden arttığını belirten Çiçek, hastaneye gitmek istediğini söyledi. Bunun üzerine karakola bir doktor çağrıldı. Polis ifadesine göre, Çiçek’i elle muayene eden doktor kendisine kabızlık giderici bir ilaç vererek ve tuvalete çıkmasını önerdi.
İlacı aldıktan sonra ağrıları daha da artan Çiçek, 2 Temmuz günü gece 01.00 sıralarında yeniden yardım istedi ve hastaneye götürülmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine polis eşliğinde Tokyo Tıp Üniversitesi Hachioji Tıp Merkezi’ne götürüldü. Çiçek’e bazı tetkikler yapıldığı belirtilse de kan tahlili dışında hangi incelemelerin gerçekleştirildiği polis tarafından aileyle paylaşılmadı. Muayenenin ardından, saat 03.00 sıralarında yeniden karakola getirilen Çiçek hücresine konuldu.
Devam eden gece devriyesi sırasında Çiçek’i hücresinde göremeyen görevliler, kendisine seslense de yanıt alamadı. Polis, lavabo ışığının açık olduğu gerekçesiyle bir süre hücrenin içine girme gereği duymadı. Karakol polislerinin anlatımına göre 20-25 dakikalık aralıklarla yapılan kontrollerin üçüncüsünde, saat sabah 05:30 civarında Çiçek hâlâ görünmeyince hücreye girildi. Polis, Çiçek’in lavaboda hareketsiz bulunduğunu belirtti. Ne kadar süredir bu durumda olduğu bilinmeyen Çiçek’e hücrede kalp masajı yapıldı ve ambulans çağrıldı. Nabzının bir süredir alınamadığı belirtilen Çiçek, yaklaşık 10 dakika içinde gelen ambulansla yeniden aynı hastaneye götürüldü.
Hastanenin düzenlediği ölüm belgesinde ise Murat Çiçek’in 2 Temmuz sabahı saat 07.45’te hastanede hayatını kaybettiği belirtiliyor. Büyük ölçüde gözle muayene bulgularına dayanan ön otopsi raporunda ise ölüm nedeni bağırsak ülserine bağlı karın zarı delinmesi olarak kaydedildi.
Ön raporda Çiçek’in gözaltında bulunduğuna, polis işlemlerine, hastaneye sevk sürecine ya da hastaneye nereden ve hangi koşullarda getirildiğine ilişkin herhangi bir bilgi yer almıyor. Karakol polislerinin aktardığına göre hastane, önümüzdeki günlerde daha kapsamlı bir rapor hazırlayacak.
Ancak bütün bunlar, şu aşamada yalnızca polislerin sözlü anlatımlarına dayanıyor ve henüz herhangi bir görüntü ya da belgeyle desteklenmiş değil. Çiçek’in ailesi de karakolda yaşandığı ileri sürülen tüm süreci doğrulayacak kamera kayıtlarının kendilerine teslim edilmesini talep ediyor.
Aile, karakol polislerinin anlatımlarının hem çok sayıda ihmali ortaya koyduğunu hem de birçok çelişki barındırdığını belirtiyor. Murat Çiçek’in ailesi ve yakınları, Japon yetkililerden gözaltı ve ölüm sürecine ilişkin aşağıdaki soruların yanıtlanmasını bekliyor:
-İkamet izninde bir problem olmayan Murat Çiçek sadece aracın bariyerlere sürttüğü, maddi manevi herhangi bir kaybın yaşanmadığı bir olay için neden ısrarla gözaltına alındı?
- Gözaltına alındıktan sonra evine gidilerek pasaportu alınan ve evraklarında herhangi bir eksik bulunmadığı anlaşılan Murat Çiçek’in gözaltı süreci neden sonlandırılmadı?
-Japonca bilgisi son derece sınırlı olan Murat Çiçek, ağrı çektiğini ilk söylediği anda neden hastaneye götürülmedi ve bunun yerine karakola doktor çağrıldı?
-Karakola gelen doktor nasıl bir muayene yaptı, hangi ilacı kullanmasını önerdi ve tüm bu süreç boyunca neden tercüman desteği sağlanmadı?
- Polis ifadelerine göre kapsamlı tetkikler yapılmadan Murat Çiçek'e verilen ilaç sağlık durumunu daha da kötüleştirdi mi?
-İlk kez hastaneye götürüldüğünde hangi tetkikler yapıldı, hangi bulgulara ulaşıldı? Neden tedaviye hastanede başlanmadı?
-Durumu ağırlaştıktan sonra hastaneye götürülen Çiçek neden yeniden hücresine konuldu?
- Ağrılar içinde yeniden hücreye konulduktan saatler sonra hareketsiz hâlde bulunan Murat Çiçek’in ölüm yeri ve saati neden karakol hücresi olarak değil, hastane olarak kayda geçirildi?
Aile şüphelerinin giderilmesinin aksine, polis ifadelerinin yeni şüphe ve ihmalleri doğurduğunu belirtiyor.
Öte yandan Japonya’da gözaltında ya da tutuklu bulunduğu sırada yaşamını yitiren başka vakaların da bulunduğu biliniyor. Murat Çiçek’in dosyasıyla ilgilenen avukat Hajime Kambara, Japonya’da sembol davalardan birine dönüşen ve göçmen gözaltı merkezinde hayatını kaybeden Sri Lankalı Wishma Sandamali’nin ailesinin de avukatlığını yürütüyor.
Bu soruların yanıtlanmasını ve sürece ilişkin kanıtların açıklanmasını bekleyen ailesi hastane ve diğer kurumlarla da görüşecek.
Öte yandan Murat Çiçek için artık ailesi olan Kawaguchi’de Kürt toplumu ve dostlarının öncülüğünde bir taziye kuruldu.
Üç gün sürecek taziyenin ardından Murat Çiçek’in naaşının Türkiye’ye getirilmesi bekleniyor. Naaşın Türkiye’ye nakil işlem ve masraflarının tamamlanması amacıyla, Çiçek’in Japonya’daki dostlarının öncülüğünde bir kampanya da devam ediyor.
(Typolar için şimdiden herkesten özür.)