KADINLAR, ERKEKLERDEN DAHA ÇOK UYUYOR
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2025 yılında kadınlar günlük ortalama 9 saat uyurken, erkeklerin uyku süresi 8 saat 49 dakika olarak ölçüldü.
Türkiye İstatistik Kurumu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 2025 Zaman Kullanım Araştırması sonuçlarına göre, 10 yaş ve üzeri bireylerin günlük uyku süresi ortalama 8 saat 55 dakika oldu.
Kadınlar daha uzun uyuyor
Araştırmada cinsiyete göre uyku süreleri de dikkat çekti. Buna göre:
Kadınlar: günde ortalama 9 saat
Erkekler: günde ortalama 8 saat 49 dakika
Hafta içi uyku süresi ortalama 8 saat 41 dakika, hafta sonu ise 9 saat 28 dakika olarak hesaplandı.
Günün en büyük bölümü uykuya gidiyor
Verilere göre bireylerin gün içinde en fazla zaman ayırdığı faaliyet uyku olurken, bunu:
3 saat 15 dakika ile kişisel bakım ve yemek
2 saat 25 dakika ile istihdam faaliyetleri
2 saat 22 dakika ile hanehalkı ve aile bakımı
takip etti.
Kadınlar ev işlerine daha fazla zaman ayırıyor
Araştırma, cinsiyetler arasında belirgin zaman kullanım farklarını da ortaya koydu. Buna göre kadınlar, hanehalkı ve aile bakımına günde ortalama 4 saat 3 dakika ayırırken erkeklerde bu süre 58 dakika olarak kaydedildi.
Spor ve sosyal yaşam verileri
Araştırmaya göre en az zaman ayrılan faaliyet spor ve doğa sporları oldu. Günlük ortalama süre 12 dakika olarak ölçüldü.
Ayrıca:
Sosyal medyada vakit geçirenlerin oranı %71,7’ye yükseldi
Televizyon izleme %88,8 ile en yaygın faaliyet oldu
Gazete ve dergi okuma oranı 2015’e göre ciddi düşüş gösterdi
Genel tablo
TÜİK verileri, günlük yaşamda en büyük zaman diliminin uykuya ayrıldığını gösterirken; çalışma, ev içi sorumluluklar ve dijital medya kullanımının da günlük yaşamın önemli parçaları haline geldiğini ortaya koydu.
KANSERİ YENEN FURKAN'A KARNE GÜNÜNDE DUYGULANDIRAN SÜRPRİZ
Niğde'nin Ağcaşar köyünde bulunan Şehit Mustafa Memiş İlkokulu 3. sınıf öğrencisi 9 yaşındaki Furkan Gül; kanserle verdiği zorlu mücadeleyi kazanmasının ardından karne gününde unutamayacağı bir sürpriz yaşadı.
Sınıf öğretmeni ve arkadaşları, karne günü Furkan Gül için özel bir kutlama hazırladı. Üzerinde 'Bu savaşın kazananı sensin' yazılı pastayı kesen Furkan’ı öğretmeni ve arkadaşları sağlığına kavuştuğu için kutladı. Kutlamanın ardından okul bahçesine çıkan öğrenciler, Furkan'ın sağlığına kavuşmasını simgeleyen renkli balonları gökyüzüne bıraktı.
Duygu dolu anların yaşandığı etkinlikte arkadaşları; Furkan'ın sevincine ortak olurken, okul bahçesi umut ve mutluluk dolu görüntülere sahne oldu.
YAYLAYA ÇIKACAKLARIN DİKKATİNE
Havaların ısınmasıyla birlikte vatandaşların serinlemek amacıyla yaylalara yönelmesi, bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, yüksek rakımlı bölgelerde oksijen seviyesinin düşmesine bağlı olarak tansiyon yükselmesi, migren atakları ve beyin kanaması gibi ciddi sağlık sorunlarının görülebileceği uyarısında bulundu.
Yaz aylarında yoğunlaşan yayla yaşamının insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Şen, yüksek rakımda vücudun azalan oksijene karşı kendini savunmaya aldığını, bunun da kalp atışlarını hızlandırıp stres hormonlarının artmasına neden olduğunu söyledi.
Yüksek rakımlı bölgelere çıkan vatandaşların günübirlik inip çıkmak yerine vücutlarının ortama uyum sağlamasına fırsat vermesi gerektiğini belirten Şen,
"Oksijen azlığına bağlı olarak beyinde damar genişlemesi yaşanabiliyor. Özellikle migren hastalarında baş ağrıları ve ataklar artabiliyor.
Vücudun birkaç gün içinde bu duruma uyum sağlaması gerekiyor" dedi.
Yaylaya çıkılan ilk haftanın kritik olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Şen, kronik hastalığı bulunan vatandaşların tansiyonlarını yakından takip etmeleri ve ilaçlarını aksatmamaları gerektiğini ifade etti. Ağır ve tuzlu yiyeceklerden kaçınılmasını öneren Şen, "Sucuk, salam ve sosis gibi işlenmiş gıdaların aşırı tüketimi, uykusuzluk ve stresle birleştiğinde migren ataklarını şiddetli şekilde tetikleyebilir" diye konuştu.
Kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun ciddi sonuçlar doğurabileceğini kaydeden Prof. Dr. Şen, "Sabah uyandığınızda gözünüzde veya burnunuzda ciddi bir kanama varsa tansiyonunuz yükselmiş olabilir. Gerekli önlemler alınmazsa bu durum beyin kanaması, damar tıkanıklığı ve felçle sonuçlanabilir" ifadelerini kullandı.
HATAY'DA YIKILAN BİNADA SAĞLIK BAKANLIĞI SUÇLU BULUNDU
Hatay'da 6 Şubat depremlerinde yıkılan Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Hizmet Binası'nda yakınlarını kaybedenlerin idare mahkemesinde açtığı davada dikkati çeken gelişme yaşandı. Dosyaya giren bilirkişi raporunda, Sağlık Bakanlığı'nın yüzde 95, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın ise yüzde 5 kusurlu olduğu belirtildi.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde yakınlarını kaybedenlerin adalet arayışı sürüyor. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Hizmet Binası'nda anne ve babasını kaybeden bir yurttaş, hastanenin yıkımında sorumluluğu bulunan kamu kurumları hakkında Hatay 2. İdare Mahkemesi'nde dava açtı. Davada, 2 inşaat yüksek mühendisi, 1 jeoloji yüksek mühendisi, 1 yüksek şehir plancısı ve 1 yüksek mimar tarafından hazırlanan rapor dosyaya sunuldu. Raporda, Sağlık Bakanlığı'na yüzde 95, AFAD'a ise yüzde 5 kusur atfı yapıldı. (Anka)
DSÖ'DEN GÜNEY SUDAN UYARISI
DSÖ modelleme çalışmasına göre, Ebola salgınının Güney Sudan’a ulaşma olasılığı yüzde 70. Araştırmacılar, ülkenin etkili yanıt için hazırlanmasını 'en acil öncelik' olarak niteliyor.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde binden fazla doğrulanmış vaka ve 260'ın üzerinde can kaybına yol açan Ebola salgını komşu Uganda'ya da sıçradı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO), The Lancet dergisinde yayımlanan modelleme çalışmasına göre, salgının Güney Sudan'a ulaşma olasılığının yüksek olduğunu tahmin ediyor.
Nadir görülen suş — Bundibugyo ebolavirüsü — çoktan Uganda'ya ulaştı. Ülke 20 doğrulanmış vaka, iki doğrulanmış ölüm ve bir olası ölüm bildirdi.
Güney Sudan, bir sonraki en riskli ülke olarak görülüyor. Araştırmacılar, vaka yönetimi, temaslı takibi, güvenli defin ve sınır gözetimindeki boşluklara atıfla, ülkenin “bölgede kamu sağlığı altyapısının en zayıf olduğu yerlerden biri” olduğu uyarısında bulunuyor.
Araştırmacılar, “Güney Sudan enfeksiyonun önlenmesi ve kontrolü, hızlı müdahale kapasitesi ve sınır ötesi gözetimi güçlendirmeye devam etmeli,” dedi.
Diğer komşu ülkeler Ruanda ve Burundi ise Ebola vakası görülmesi açısından görece düşük risk altında.
Yazarlar, yetkilileri tepkilerini güçlendirmeye çağırarak, “Bundibugyo suşuna karşı bir aşı bulunmadığı için … komşu ülkeler şimdiden sınır gözetimi, temaslı takibi ve güvenli defin uygulamaları gibi halk sağlığı önlemlerini hayata geçirmeli,” dedi.
Araştırmacılar ayrıca, çatışmalar, yerinden edilme ve sağlık hizmetlerine sınırlı erişim nedeniyle hâlihazırda istikrarsızlaşmış bir bölgede, salgının topluluklar içinde 2026 Nisan ayının başlarında yayılmaya başladığını ve DSÖ tarafından resmen tespit edilip bir halk sağlığı acil durumu ilan edilmesinden yaklaşık altı hafta öncesine kadar fark edilmediğini tahmin ediyor.
DNA HASARINA KARŞI GÜNEŞ KREMİ ÖNERİSİ
Yaz mevsimiyle birlikte güneş kremi kullanımı arttı. Güneşten gelen ultraviyole ışınlara karşı sadece yazın değil kışın da önlem alınması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Elif Topcu, kimlerin ne tür güneş kremi kullanması gerektiğini anlattı. Topcu, sadece güneş yanıkları sebebiyle değil, DNA hasarına karşı da güneş kremi kullanılması gerektiğini vurguladı.
"DNA hasarını önlemek için güneş kremi kullanılmalı"
Dr. Öğr. Üyesi Elif Topcu, sadece güneş yanıklarına karşı değil, hastalıklardan korunmak için de düzenli güneş kremi kullanımının önemini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"Hep güneşten korunmaya çalışıyoruz ama hedefimiz sadece güneş yanıklarından korunmak olmasın. Aslında kronik bir ultraviyole maruziyeti olduğunu ve bunun güneş yanığından da öte DNA hasarı yapabileceğini ve bu DNA hasarının uzun vadede deri kanserlerine ya da cilt hasarına neden olabileceğini unutmamamız gerekiyor. Hedefimiz yoğun ultraviyoleden korunmak, DNA’mızı koruyabilmek ve cildimizde ekstra deri hastalıkları oluşmasını, belki de cilt kanserini engellemek olmalı. Sadece güneş yanığı gibi düşünmeyelim, uzun vadeli bir sağlık yatırımı gibi düşünelim."
KAHRAMANMARAŞ'TA YANGIN FACİASI
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki bir apartman dairesinde çıkan yangında 3 kardeş hayatını kaybetti, yaralanan ve dumandan etkilenen 4 kişi tedavi altına alındı. Yaşamını yitirenlerin engelli olan 3 kardeş olduğu öğrenildi.
Boğaziçi Mahallesi'nde bir apartmanın 1. katındaki dairede henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.
Yangında engelli olduğu belirtilen Esra (45), Muhammet (32) ve Abdulgani Saltalı (26) kardeşler hayatını kaybetti, dumandan etkilenen bazı vatandaşlar da hastaneye kaldırıldı.
Dairede de hasara neden olan yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü.
KOMPRESÖRLÜ VAHŞETTE İSTENEN CEZA BELLİ OLDU
Şanlıurfa'da, marangoz atölyesinde, 15 yaşındaki Muhammed Kendirci'nin iş arkadaşının vücuduna tuttuğu hava kompresörü ile yaralanmasının ardından ölümüne ilişkin soruşturma tamamlandı. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı, Habip Aksoy hakkında "çocuğu olası kastla öldürmek" suçundan müebbet hapis cezası istemiyle dava açtı
Şanlıurfa'nın Bozova ilçesinde yaşanan olayla ilgili olarak Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianame, Şanlıurfa 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
İŞ YERİNDE YERE DÜŞÜYOR
ANKA'da yer alan habere göre iddianamede, 14 Kasım 2025 günü maktul Muhammet Kendirci'nin çalıştığı iş yerinde yere düştüğü, sanık Habip Aksoy'un Kendirci'nin üzerine çıktığı ve hava kompresörünün plastik hortumunu çocuğun vücuduna yaklaştırdığı ifade edildi.
KARNI ŞİŞİP KUSMAYA BAŞLIYOR
Muhammet Kendirci'nin bu sırada karnının şiştiği ve kusmaya başladığı aktarılan iddianamede, çocuğun Aksoy ve diğer çalışanlarca araçla Bozova Devlet Hastanesi'ne götürüldüğü, buradan da sevk edildiği Balıklıgöl Devlet Hastanesi ve Harran Üniversitesi Hastanesi'ndeki tedavilerine rağmen 4 gün sonra hayatını kaybettiği belirtildi.
EYLEM ANİ GELİŞTİ HUSUMET YOK
Elde edilen delillere göre aynı işyerinde çalışan Habip Aksoy ile maktul Muhammet Kendirci arasında geçmişe dayalı husumet bulunmadığı, olay anında da herhangi bir cebir ve tehdit durumu söz konusu olmadığı bildirilen iddianamede, görünümü itibarıyla eylemin "ani" geliştiği ifade edildi.
"KIYAFET OLSA DA ZARAR VEREBİLİR"
Olayda kullanılan kompresörün 12 bar basıncında olduğu, üzerinde kıyafet olsa dahi yakın mesafede kullanımının insan vücuduna zarar verebileceği belirtilen iddianamede, Aksoy'un, marangozluk faaliyeti yürütülen bir işyerinde çalışması nedeniyle basınçlı hava ekipmanlarının kullanım özellikleri ve doğurabileceği tehlikeler hakkında mesleki bilgi ve deneyime sahip olduğu kaydedildi.
MÜEBBET HAPİS CEZASI İSTENDİ
İddianamede Aksoy'un "çocuğa karşı olası kastla öldürme" suçundan müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.
4 SANTİMETRELK MESANE TAŞI TEK PARÇA HALİNDE ÇIKARILDI
Mersin’in Bozyazı ilçesinde gerçekleştirilen başarılı bir ameliyatla, 67 yaşındaki Mehmet Koç’un mesanesinde bulunan yaklaşık 4 santimetre büyüklüğündeki taş tek parça halinde çıkarıldı.
İdrar yapmada güçlük, ağrı ve çeşitli şikayetlerle Bozyazı Devlet Hastanesine başvuran Mehmet Koç’a yapılan muayene ve tetkiklerde, mesanesinde yaklaşık 4 santimetre büyüklüğünde taş tespit edildi. Bunun üzerine ameliyata alınan hasta, Bozyazı Devlet Hastanesi Başhekimi ve Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mustafa Remzi Bahar tarafından, Anestezi Uzmanı Dr. Ünal Karataş ve ameliyathane ekibinin katkılarıyla gerçekleştirilen operasyonla sağlığına kavuştu. Operasyonda yaklaşık 4 santimetre büyüklüğündeki mesane taşı tek parça halinde çıkarıldı.
Ameliyat sonrası sağlık durumunun iyi olduğu belirtilen Mehmet Koç’un tedavisinin bir süre daha hastanede sürdürüldüğü, ardından taburcu edildiği öğrenildi.
Başhekim Mustafa Remzi Bahar, idrar yaparken ağrı, sık idrara çıkma, idrarda kan görülmesi ve idrar akışında zorluk gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, bu tür şikayetlerin erken teşhis ve tedavi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Başarıyla gerçekleştirilen operasyonun, Bozyazı Devlet Hastanesinin deneyimli hekim kadrosu ve sağlık personeliyle bölge halkına kaliteli sağlık hizmeti sunmaya devam ettiğinin bir göstergesi olduğu vurgulandı.
Taburcu edilen Mehmet Koç ise ameliyatı gerçekleştiren Must
TÜİK ÖLÜM VE ÖLÜM NEDENİ İSTATİSTİKLERİNİ AÇIKLADI
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini açıkladı.
Buna göre, ölüm sayısı 2024'te 489 bin 734 iken, 2025'te 491 bin 684 olarak belirlendi. Ölen kişilerin yüzde 55,1'ini erkekler, yüzde 44,9'unu kadınlar oluşturdu.
Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2025'te bir önceki yıla göre değişim göstermeyerek binde 5,7 oldu. Diğer bir ifadeyle 2025'te bin kişi başına 5,7 ölüm düştü.
Kaba ölüm hızı en yüksek il, 2025'te binde 10,8 ile Sinop oldu. Bu ili binde 10,2 ile Kastamonu, binde 9,6 ile Giresun ve binde 9,5 ile Balıkesir izledi. Kaba ölüm hızının en düşük olduğu il ise binde 2,3 ile Şırnak olurken, bu ili binde 2,5 ile Hakkari, binde 3,1 ile Van, binde 3,2 ile Batman ve Şanlıurfa izledi.
İLLERE GÖRE ÖLÜM NEDENLERİ
Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, 2025'te yüzde 34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini yüzde 16,1 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, yüzde 15,1 ile solunum sistemi hastalıkları takip etti.
Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölenlerin yüzde 42,3'ünün iskemik kalp hastalıklarından, yüzde 24,6'sının diğer kalp hastalıklarından, yüzde 18,2'sinin serebro-vasküler hastalıklardan kaynaklandığı belirlendi.
Dolaşım sistemi hastalıklarından ölümler illere göre incelendiğinde, 2025'te bu hastalıklara bağlı ölüm oranı en yüksek il yüzde 47,7 ile Çanakkale oldu. Bu ili yüzde 42,8 ile Balıkesir, yüzde 42,2 ile Hatay, yüzde 42 ile Burdur izledi.
Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölüm oranı en düşük iller ise yüzde 25,4 ile Kilis, yüzde 28,7 ile Hakkari, yüzde 28,9 ile İstanbul, yüzde 29 ile Kayseri şeklinde sıralandı.
BEBEK ÖLÜM HIZI BİNDE 7.8
İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölenlerin yüzde 28,9'unun gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin kötü huylu tümöründen, yüzde 8'inin kolonun kötü huylu tümörü, yüzde 7,6'sının lenfoid ve hematopoetik kötü huylu tümörü kaynaklı olduğu görüldü.
İyi ve kötü huylu tümörlerden ölenler illere göre incelendiğinde, 2025'te iyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölüm oranı en yüksek il yüzde 22,4 ile Ağrı oldu. Bu ili yüzde 19,8 ile Van, yüzde 19,5 ile Kocaeli ve Ankara, yüzde 19,4 ile Elazığ izledi.
Bu hastalıklara bağlı ölüm oranı en düşük iller ise yüzde 9,7 ile Kilis, yüzde 10,9 ile Burdur, yüzde 11 ile Şanlıurfa, yüzde 11,2 ile Aydın olarak tespit edildi.
Bebek ölüm sayısı, 2024'te 8 bin 484 iken, 2025'te 6 bin 988'e geriledi. Bin canlı doğum başına düşen bebek ölüm sayısını ifade eden bebek ölüm hızı, 2024'te binde 9 iken, 2025'te binde 7,8 oldu.
Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı, 2024'te binde 11,1 iken, 2025'te binde 9,5 oldu.
NATO ZİRVESİ ÖNCESİ RANDEVULAR 20 DAKİKAYA ÇIKARILDI
Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde alınan güvenlik ve organizasyon tedbirleri kapsamında devlet hastanelerinde uygulanan muayene süreleri değiştirildi. Daha önce 5 dakikayla sınırlandırılan muayene süresi 20 dakikaya çıkarılırken, randevu sayılarında da azaltmaya gidildi.
Sağlık meslek örgütlerinin yıllardır “nitelikli sağlık hizmeti için muayene süreleri artırılmalı” çağrısına rağmen herhangi bir düzenleme yapılmadığını belirten sağlık çalışanları, değişikliğin yurttaşların sağlık hakkı veya hekimlerin talepleri doğrultusunda değil, NATO Zirvesi nedeniyle hayata geçirildiğini savundu.
Ankara Tabip Odası (ATO), konuya ilişkin Kızılay’daki merkezinde bugün basın toplantısı düzenledi. Toplantıda ATO Yönetim Kurulu Başkanı Hulusi Sabri Dokuzoğuz açıklama yaptı.
Dokuzoğuz, 20 dakikalık muayene süresi talebinin sağlık çalışanlarının uzun süredir dile getirdiği temel bir ihtiyaç olduğunu belirterek, “Taleplerimizi yıllardır görmezden gelenler, şimdi bir NATO Zirvesi için bu düzenlemeyi yapıyor. Oysa 20 dakikalık muayene süresi; sağlıklı bir toplum, bilimsel gereklilikler ve nitelikli sağlık hizmeti açısından zorunluluktur. Bu konu siyasi bir tercih ya da geçici bir düzenleme olarak ele alınamaz” dedi.
Nitelikli sağlık hizmetinin hastanın öyküsünün dinlenmesi, fiziksel muayenenin yapılması ve tanı-tedavi sürecinin birlikte değerlendirilmesi için yeterli zaman gerektirdiğini vurgulayan Dokuzoğuz, sağlık hizmetlerinde sürenin önemine dikkat çekti.
“Üstü kapalı bir sıkı yönetim uygulaması”
Alınan tedbirlerin sağlık hizmetlerine erişimi kısıtladığını ileri süren Dokuzoğuz, uygulamayı eleştirerek şunları söyledi:
“Dünyada sürdürülebilir barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak gördüğümüz NATO Zirvesi’nin bu düzenlemeye gerekçe olması, aslında bunun mümkün ve gerekli olduğunu da gösteriyor. Aksi durumda Sağlık Bakanlığı’nın halkın hastanelere erişimini kısıtlayan bu uygulamayı hastaların ve hekimlerin yararına planlamadığını düşünüyoruz. Her hastaya yeterli süre, yurtta barış, dünyada barış."
FRANSA'DA EBOLA ALARMI VERİLDİ
Fransa Sağlık Bakanı Stephanie Rist, ülkedeki ilk Ebola vakasıyla temas ettiği düşünülen 5 kişinin tedbir amaçlı karantinaya alındığını belirtti.
Fransa Sağlık Bakanı Stephanie Rist, konuk olduğu France 2 kanalında ülkedeki Ebola vakasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.
Dün Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki (KDC) insani yardım misyonundan dönen bir doktorda Ebola virüsü tespit edildiğini hatırlatan Rist, söz konusu kişinin deneyimli bir doktor olduğunu belirtti.
Rist, bu doktorun hastalığın başında olduğunu kaydederek, uçağa bindiği sırada herhangi bir belirtisi bulunmadığı, dolayısıyla virüsün bulaşıcı olmadığı değerlendirmesinde bulundu.
Uçuş sırasında baş ağrısı şikayeti olan doktorun durumu ilgililere bildirdiğini aktaran Rist, bu nedenle doktorun uçak inince karşılanarak hastaneye götürüldüğünü ve burada 21 günlük karantinaya alındığını kaydetti.
Rist, uçakta doktora yakın olanları araştırdıklarını belirterek, doktorla temas ettiği düşünülen 5 kişinin tespit edilerek tedbir amaçlı karantinaya alındığını açıkladı.
DÜN DOKTORDA EBOLA TESPİT EDİLMİŞTİ
Fransa Sağlık Bakanlığından dün yapılan açıklamada, KDC'den dönen bir doktorda Ebola virüsü tespit edildiği belirtilmişti.
Fransız topraklarında bu dönemde ilk kez Ebola virüsü görüldüğü kaydedilen açıklamada, Başbakan Sebastien Lecornu'nun durumu yakından takip ettiği aktarılmıştı.
Fransa Hükümet Sözcüsü Maud Bregeon ise dün yaptığı açıklamada, Ebola salgını durumunun kontrol altında olduğunu vurgulamıştı.
OBEZLER, OBEZ OLMAYANLARDAN DAHA MUTLU
Türkiye genelinde yapılan bir mutluluk araştırmasında obezler obez olmayanlardan daha fazla mutlu çıkarken, en güçlü mutluluk kaynağı sosyal destek ve yaşam amacı olarak ortaya çıktı.
Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Yılmaz, Uzman Abdullah Aktürk ve Psikolojik Danışman Demet Yılmaz tarafından Türkiye genelinde yaklaşık bin 700 katılımcıyla gerçekleştirilen Mutluluk Araştırması yapıldı. Araştırmada; gelir, eğitim, aile yapısı, yaşam şartları, psikolojik tutumlar ve sosyal ilişkilerin mutluluk üzerindeki etkisini incelendi. Sonuçlar, sosyal destek, özgürlük hissi, yaşam amacı ve hayata bakış açısının ekonomik şartlardan çok daha belirleyici olduğunu ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 35,93'ü "Mutlu", yüzde 27,56'sı "Çok mutlu", yüzde 24,46'sı "Ne mutlu ne mutsuz", yüzde 9,65'i "Mutsuz", yüzde 2,40'ı "Çok mutsuz" olduğunu belirtti.
Araştırmaya katılan her 10 kişiden yaklaşık 6'sı kendini mutlu veya çok mutlu olarak tanımlıyor. Araştırmada obez bireylerin mutluluk düzeyleri, zayıf, normal kilolu ve fazla kilolu bireylerden anlamlı ölçüde daha yüksek çıkarken, bu sonuç, mutluluğun fiziksel görünümden değil sosyal ve psikolojik faktörlerden beslendiğini gösteriyor.
ALTINDA KORKULAN TABLO OLUŞTU
Altın fiyatlarında düşüş derinleşirken doların küresel değerinin güçlenmesi, faizlerin yüksek kalacağı ihtimali sarı metali olumsuz etkiledi. Son olarak gram altın 5 bin 934 liraya kadar geriledi.
Küresel piyasalarda esen şahin rüzgarlar sarı metali vurmaya devam ediyor. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faizleri uzun süre yüksek seviyelerde tutacağı beklentisi ve küresel ekonomide doların güçlenmesi, altın fiyatlarında sert geri çekilmeleri beraberinde getirdi. Baskı altındaki gram altın, yatırımcıların yakın takibinde olan kritik eşikleri kırarak 5 bin 994 lira seviyesine kadar geriledi.
"ŞAHİN FED" BEKLENTİSİ DOLARI UÇURDU, ALTINI VURDU
Dünya genelinde gözler ABD'den gelecek faiz adımlarına kilitlenmişken, ABD’de faizlerin öngörülenden daha uzun süre yüksek kalacağına yönelik beklentiler küresel finans koridorlarında taşları yerinden oynattı.
Dolar Endeksi Güçlendi: Yüksek faiz ortamının devam edeceği ihtimali, doların diğer para birimleri karşısındaki küresel değerini (Dolar Endeksi) hızla yukarı taşıdı.
Ters Korelasyon Etkisi: Güvenli liman arayışındaki sermayenin dolara kaymasıyla birlikte, dolar ile ters korelasyon (zıt yönlü ilişki) içerisinde olan ons altın küresel piyasalarda ciddi bir irtifa kaybı yaşadı.
GRAM ALTINDA KAN KAYBI: 5.934 TL SEVİYESİ GÖRÜLDÜ
Küresel tarafta ons altının baskılanması, yurt içinde de altın fiyatlarında düşüşün derinleşmesine neden oldu. Haftalardır dalgalı bir seyir izleyen iç piyasada, güçlenen doların baskısıyla birlikte gram altın fiyatı 5 bin 934 liraya kadar geri çekildi. Ekonomi uzmanları, küresel emtia piyasalarında dolar endeksi ve ABD tahvil faizlerinin seyri aşağı yönlü kırılmadığı sürece, altın fiyatlarındaki bu aşağı yönlü baskının bir süre daha masada kalabileceğini belirtiyor. Yatırımcılar ise 3 Temmuz'da açıklanacak yerel enflasyon verileri ile küresel merkez bankalarının vereceği mesajlara göre pozisyon almaya çalışıyor.
ALTIN FİYATLARI
İşte saat 16.09 itibarıyla güncel altın satış fiyatları:
Gram altın: 5 bin 934 lira
Çeyrek altın: 10 bin 87 lira
Cumhuriyet altını: 41 bin 86 lira
Tam altın: 41 bin 86 lira
Yarım altın: 20 bin 174 lira
İCRA DOSYA SAYISI 25 MİLYONU AŞTI
2023'ün Haziran ayında yüzde 38.21 seviyesinde olan yıllık enflasyon, dezenflasyon programı döneminde yüzde 75.45’e kadar yükselirken, bu yıl mayıs ayı itibarıyla yüzde 32.61'e kadar geriledi. Enflasyona etkisi 6 puanla sınırlı kalan program döneminde hem işletmeler hem de vatandaşlara ait icra iflas dosyalarında ise ciddi artış yaşandı. 9 Haziran 2023 itibarıyla mahkemelerdeki icra iflas dosyası sayısı 21 milyon 683 bin seviyesindeyken, 8 Haziran 2026’da 25 milyon 134 bine çıktı. 2023'ten bu yılın mayıs ayına kadar konkordato geçici mühlet kararı verilen firma sayısı ise 5 bin 861’e ulaştı.
Enflasyonu talep kaynaklı olarak görüp iç talebi kısmaya yönelik önlemlerle birlikte uygulanan dezenflasyon programı üçüncü yılını doldurdu. 2023 yılı Haziran ayında yüzde 38.21 seviyesinde olan yıllık enflasyon, program döneminde yüzde 75.45’e (2024 Mayıs) kadar yükselirken, bu yılın Mayıs ayı itibarıyla yüzde 32.61 olarak ölçüldü. Yani 3 yıllık program boyunca enflasyon sadece 5.6 puan geriledi.
Enflasyona etkisi çok sınırlı kalan program döneminde hem işletmeler hem de vatandaşlara ait bilgileri içeren icra iflas dosyalarında ise ciddi artış yaşandı. 2023 yılı 9 Haziran itibarıyla mahkemelerdeki icra iflas dosyası sayısı 21 milyon 683 bin seviyesindeyken, 8 Haziran 2026’da 25 milyon 134 bine çıktı. Yani programın uygulanma döneminde toplam icra iflas dosyası sayısı 3 milyon 450 bin 758 arttı. (Ekonomi Gazetesi)
DSÖ'DEN HANTAVİRÜS AÇIKLAMASI
Dünya Sağlık Örgütü'nden yüreklere su serpen açıklama geldi. Hantavirüsün büyük oranda kontrol altına alındığı duyuruldu. 33 ülke ve bölgede gözetim altında bulunan 600'den fazla Hantavirüs hastalarının yüzde 80'inin, karantina sürecinin sona erdiği ifade edildi.
Dünya endişeyle takip etmişti. Dünya Sağlık Örgütü'nden rahatlatan Hantavirüs açıklaması geldi.
MV Hondius isimli yolcu gemisinde görülen Hantavirüs salgını, akıllara koronavirüsü getirmiş, "Dünya yeni bir pandemiyle karşı karşıya mı?" endişesi yaşanmıştı.
SALGIN KONTROL ALTINA ALINDI
DSÖ'den gelen son açıklama yüreklere su serpti. Hantavirüs salgınında yeni vaka tespit edilmediği duyuruldu. 3 kişinin hayatını kaybettiği salgının kontrol altına alınmaya yaklaştığı belirtildi.
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Gebreyesus, vaka sayısının sabit kaldığını belirtti. “Bu salgını bitirmeye yaklaşıyoruz” dedi.
Dünya genelinde 33 ülke ve bölgede 600'den fazla temaslı gözetim altındaydı. Gebreyesus, hastaların yüzde 80'inden fazlasının 42 günlük takip sürecinin sona erdiğini bildirdi.
TÜRK KIZILAY GÜNDE ORTALAMA 9 BİN KAN BAĞIŞI ALIYOR
Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Selami Kılıç, günde ortalama 9 bin kan bağışında bulunulan Türkiye'nin kan operasyon hizmetlerinde dünyada ilk üç ülke arasında yer aldığını söyledi.
Aydın ASTİM Organize Sanayi Bölgesi ve hayırseverler tarafından yenilenen Efeler Barış Selçuk Basın Parkı'ndaki Kızılay Kan Alma Birimi, düzenlenen törenle açıldı. Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Selami Kılıç, programda yaptığı konuşmada, "Türkiye'de ortalama günde 9 bin kan bağışına ulaşmış bulunmaktayız. Bu gerçekten 1957 yılında başlanan kan hizmetleri faaliyetlerinde gelinen aşamayı bize açıkça göstermektedir. Dünyanın en güçlü kan operasyon hizmetlerine sahip ülkelerinden birisiyiz. Birisi Almanya, Japonya ve Türkiye. 193 ülke içerisinde ilk üçün içerisinde olmak bizleri gerçekten çok sevindiriyor" dedi.
"Projeyi tereddütsüz kabul ettik"
Aydın ASTİM Organize Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Maraş ise, "Gönüllü kan bağışçısı olarak ilk proje bize geldiği zaman hemen hiç tereddütsüz kabul ettik. OSB'deki değerli katılımcılarımızla, sanayicilerimizle istişare ettik. Sağ olsunlar onlar da hayırseverliklerini gösterdiler. Böyle güzel bir kan alma birimini hep beraber ortaya çıkarttığımız için burada emeği olan bütün arkadaşlarımıza sizlerin huzurunda teşekkür ederim. Aydın'ımıza hayırlı uğurlu olsun" diye konuştu.
Açılışa Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Selami Kılıç, Aydın ASTİM Organize Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Maraş, Adnan Menderes Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Salan, Türk Kızılay Aydın İl Başkanı Sefa Şık, Aydın Kan Bağışı Merkezi Müdürü Uzman Dr. Zafer Dağlar, Kızılay personeli ve yetkilileri katıldı. Konuşmaların ardından açılış kurdelesi kesilerek, davetliler kan bağışında bulundu.
HEKİMSEN'DEN ADANA'DA İŞ BIRAKMA KARARI
HEKİMSEN, Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi'nde görev yapan hekimlerden gelen bildirimler doğrultusunda üniversite hastanelerinde uzun süredir devam eden yapısal ve mali sorunlara dikkat çekti. Sendika, geciken teşvik ve taban ödemelerinin yanı sıra çalışma güvenliğine ilişkin endişelerin de sağlık çalışanlarını mağdur ettiğini belirtti.
Sendika, geciken teşvik ve taban ödemelerinin yanı sıra çalışma güvenliğine ilişkin endişelerin de sağlık çalışanlarını mağdur ettiğini belirtti.
HEKİMSEN tarafından yapılan açıklamada, Balcalı Hastanesi'nde Nisan ve Mayıs aylarına ait teşvik ödemeleri ile Haziran ayı taban ödemelerinin henüz yapılmadığı ifade edildi. Nöbet ve teşvik ödemelerinde yaşanan düzensizliklerin de sürdüğü belirtilerek, sağlık hizmetini sürdüren hekimlerin ciddi mağduriyet yaşadığı vurgulandı.
Açıklamada, sorunların yalnızca ödemelerle sınırlı olmadığı kaydedildi. Deprem riski bulunan bölgelerde sağlık hizmeti verilen binaların güvenliği konusuna dikkat çekilerek, depreme dayanıksız olduğu belirtilen yapılarda hizmet verilmesinin ve güçlendirme çalışmalarının tamamlanmamış olmasının sağlık çalışanlarında endişe yarattığı ifade edildi.
Üniversite hastanelerindeki ekonomik sorunların temelinde döner sermaye sisteminin bulunduğunu savunan HEKİMSEN, birçok tıp fakültesinde farklı akademik birimlerin ek ödeme yüklerinin de tıp fakültesi döner sermayelerinden karşılandığını belirtti. Bu durumun, sağlık hizmetinin ana üreticisi olan hekimlerin gelirlerinde kayıplara neden olduğu öne sürüldü.
Ayrıca, mevcut mevzuata rağmen üniversite hastanelerinde görev yapan hekimlerin ek ödeme oranlarının, birçok durumda Sağlık Bakanlığı hastanelerinde çalışan meslektaşlarının gerisinde kaldığı ifade edildi.
Sendika açıklamasında, bu tablonun üniversite hastanelerinin mali sürdürülebilirliğini zayıflattığı, akademik kadroların motivasyonunu düşürdüğü, nitelikli insan kaynağının üniversitelerden uzaklaşmasına yol açtığı ve tıp eğitimi ile bilimsel üretimin geleceğini tehdit ettiği görüşüne yer verildi.
BIRAKMAYI DENEYEN BAŞARILI OLUYOR
Sigara bırakma polikliniklerine başvuran kişilerde bırakma oranının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Bursa Çekirge Devlet Hastanesi’nde görevli Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zekiye Yavuz, sigaranın neden olduğu sağlık sorunları hakkında vatandaşlara uyarılarda bulunarak, sağlıklı bir hayat için sigara bırakma polikliniklerine davet etti.
Tütün ve tütün ürünleri kullanımının engellenebilir en önemli ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirten Uzm. Dr. Yavuz, "Tütün ürünleri, bildiğimiz üzere yaklaşık 7 bin tane kanserojen, dolaylı veya direkt yollarla kansere yol açan maddeler, kimyasal maddeler içermektedir. Bunlardan 81 tanesinin özellikle kesin olarak kansere neden olduğu kanıtlanmıştır. Kanser özellikle ağız boşluğunda başlıyor. Sigara; yutak, ses telleri, nefes borusu, akciğerler, mide, kalın bağırsaklarımız, bağırsak sistemimiz, pankreasımız, mesanemiz; bütün organlarımızda kanser oluşumuna neden olabiliyor. Bu kanserojen oluşumlar dışında aynı zamanda, kalp ritim hızında artış, tansiyonda artma ve kalp damarlarında pıhtılaşmaya neden olarak yaklaşık 10 kat kalp krizi riskini arttırmaktadır. Bunun dışında diğer sistemlerimizde de pıhtılaşma eğilimi artar; felç geçirme ihtimali, bacak damarlarında kangrene gidiş ve bacaklarda amputasyon gibi olaylara da neden olabilir" dedi.
Sigara bırakma polikliniklerine başvuran kişilerde bırakma oranlarının da oldukça iyi olduğunu ifade eden Yavuz, "Biz, burada sadece bırakmak için bir tedavi uygulamaktan ziyade, kişilerin bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi konusunu da önemsiyoruz. Hastanelerimizde olduğu gibi ilçe sağlık müdürlüklerimizde de polikliniklerimiz mevcut. Kişilerin anketlere, sorulara verdikleri cevaplara göre ve herhangi bir hastalıkları olup olmadığı durumlarına göre bırakma tedavileri uygulanıyor. Bu açıdan sigara bırakma poliklinikleri çok önem arz ediyor" diye konuştu.
ELEKTRİKLİ OTOMOBİL SAYISI 450 BİNE ULAŞTI
Türkiye'de trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı, mayıs itibarıyla yıllık bazda yüzde 78 artarak 436 bin 474'e yükseldi. Elektrikli otomobillerin kayıtlı otomobiller içindeki payı da yüzde 2.5 olarak kaydedildi
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye'de mayıs itibarıyla trafiğe kayıtlı otomobil sayısı 17 milyon 786 bin 370'e ulaştı.
Diğer yakıt türlerine göre karbon emisyonu daha az, enerji verimliliği sağlayan ve sessiz çalışarak gürültü kirliliğini azaltmaya yardımcı olan elektrikli araçların sayısı, şarj istasyonlarının da çoğalmasıyla son yıllarda önemli ölçüde artış gösterdi.
Söz konusu artışta, Türkiye'nin otomobili Togg'un pazar payının artması ve kullanıcı tercihlerinin bu yöne kayması da etkili oldu.
Trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı, 2015'te yalnızca 565 iken 2024'te 183 bin 776'ya, 2025'te 370 bin 591'e ulaştı.
Mayıs 2025'te 245 bin 205 olarak kayıtlara geçen elektrikli otomobil sayısı, geçen ay itibarıyla yüzde 78 artışla 436 bin 474 olarak hesaplandı.
ARAÇ PARKININ YÜZDE 2.5'İ ELEKTRİKLİ
Öte yandan, elektrikli otomobillerin kayıtlı otomobiller içindeki payı yüzde 2,5 olarak kaydedildi.
Hibrit türdeki otomobillere ilişkin veriler de ilk kez 2011 yılında 23 adet olarak kayıtlara geçti.
Trafiğe kayıtlı hibrit otomobillerin sayısı 2019'da 13 bin 877'ye çıkarken 2023 sonu itibarıyla 222 bin 328, 2024'te ise 391 bin 296 olarak hesaplandı. Bu sayı, Mayıs 2026 itibarıyla 825 bin 189'a çıktı.
Hibrit türdeki otomobillerin toplam içindeki payı 2025'te yüzde 4 iken geçen ay itibarıyla yüzde 4,6 olarak kaydedildi.