Her şeyi Cüneyt biliyor. Sikofantik Cüneyt.
Not: Sikofantik antik Yunan'dan kalma eski bir
sözcük. 'Yandaş, yalaka, kot yalayıcı, muhbir vatandaş, nüfuz ticareti yapan, sahtekar, üçkağıtçı, etek öpücü, yağcı, birilerine sorgulamadan biat eden-hayran olan, suçsuz insanları kendi siko kafasındaki hukuka göre yargılayan' sıfatlarını tek bir kelimede birleştirmeye en uygun sözcük 'sikofantik'.
Kısaca 'siko'da deniyor.
KAS KAYBI KADERİNİZ DEĞİL 🟢
Ancak sadece spor veya egzersiz kas kaybını önlemek için yeterli değil ❗️
Sarkopeni (yaşa bağlı kas kütlesi, gücü ve fonksiyon kaybı) 60 yaş üstü nüfusun %10-16’sını etkiliyor.
Ve henüz onaylanmış tek bir tedavi yok. Osteoporosis and Sarcopenia dergisinde yayımlanan bir derleme, gerçekten neyin işe yaradığını ve neyin yaramadığını netleştiriyor:
🟢Direnç antrenmanı, tartışmasız birinci basamak müdahale ✅ Haftada 2-3 seans, ortalama 23 hafta → kas kütlesi, kavrama gücü, yürüme hızı ve fonksiyonel performansta anlamlı artış.
🟢 Tek başına kardiyo yetersiz. Aerobik egzersiz kas gücünü artırmıyor. Çünkü sarkopenide en çok kaybedilen hızlı-kasılan (Tip II) lifler, direnç antrenmanının hedefidir. Ama kombinasyon (direnç + aerobik) faydayı artırıyor.
🟢 Protein/lösin/HMB takviyesi tek başına sınırlı etkili. Vitamin D ile birlikte verildiğinde daha yararlı, yalnız başına “büyülü toz” değil.
🟢 EMS (elektriksel kas stimülasyonu), hareket kısıtlı yaşlılar için umut verici bir alternatif. Ancak kanıt düzeyi hâlâ düşük ve bazı ülkelerde düzenleyici kısıtlamalara tabi.
🟢 Belki de en ilginç kısım: kronik düşük düzeyli inflamasyon (“inflammaging”) kas yıkımını hızlandırıyor. Ve araştırmacılar bunu tetikleyen beklenmedik bir bağlantı buluyor; periodontitis (DİŞ ETİ HASTALIĞI). Ağız sağlığı, bağırsak mikrobiyotası ve sistemik inflamasyon üzerinden kas kaybına kadar uzanan bir zincirin parçası olabilir.
SONUÇ ✅
Sarkopeni önleme tek bir reçeteyle değil, direnç antrenmanı + doğru beslenme + inflamasyon kontrolü üçgeniyle mümkün.
Ve bu üçgen, kaslarınız 60’lı yaşlara gelmeden, bugünden kurulmalı 💪
Siz kas sağlığınızı ne zaman “ciddiye almaya” başladınız ?
https://t.co/U1u2enXvOj
4 gün önce yazdığım bilgi selinde,Abdullah Gül ve Mehmetali Talat’ın Türk Ulusuna attığı tazminat kazığının tarihçesini yazma sözü vermiştim. Şimdi o sözümü tutuyorum.Uzun oldu ama mutlaka okuyun,Türkiye’nin Kıbrıs’ta “işgalci” olduğu safsatasının nasıl kabul edildiğini görün++
🚨 #SONDAKİKA
Elon Musk
🚨 Kalan süre, en fazla 3 yıl.
Bu süre zarfında, hâlâ "insanların çalışması" ile para kazanmak mümkün.
Ama ondan sonra,
Şimdiye kadar maaş ödenen işlerin çoğu otomatikleşecek,
"İnsanlara para ödemenin anlamı" ortadan kalkacak.
Son 200 yıldır devam eden bu sistem👇
"40 yıl boyunca zamanını ödünç verirsen maaş öderiz"
Bu bitecek…
Yani, tarihin en büyük ölçekli "para hareketi" gerçekleşecek.
Şimdi durum ne?
👉 Bazı insanlar farkına vardı ve harekete geçti
👉 Pek çok insan "haberlerde açıkça belirtilene kadar bekliyor"
Bu "farkına varma arasındaki zaman farkı" her şey.
Peki, bu 3 yılda yapılması gereken ne?
Çok Basit👇
"Kendi zamanını, makinelerin elinden alamayacağı bir varlığa dönüştürmek"
Somut olarak şunlar👇
・Bitcoin gibi nadir dijital varlıklar
・Arsa veya enerji gibi gerçek varlıklar
・Bilgisayarlar veya altyapı
・İnsanlarla bağlantılar (ağ)
・Gıda veya yaşam için gerekli şeyleri üretme gücü
Zaten maaş ne ki???
👉 "Sadece kendi zamanını ödünç vermiş olmak"
Eğer o zamanın değeri,
Makineler daha ucuz ve daha üstün hale gelirse...
👉 O değer birden çökecek
Sonunda kalacak tek şey bu👇
"Ne sahip olduğun (varlık)"
Bu 3 yılda
👉 "Maaş alan kişi"den
👉 "Varlık sahibi kişi"ye dönüşebilenler
2035-2036 yıllarında
"Geleceği gören kişi" olacak.
Bundan sonra
👉 Maaşlar artmayacak
👉 Sonunda önemsiz hale gelecek
Kalan tek şey bir tane👇
"Kim neye sahip"
Fırsatın kapısı şu anda açık.
Ama herkesin düşündüğünden daha hızlı kapanıyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri bundan tam 52 yıl önce Kıbrıs Barış Harekatı'na başlamıştı.
Saat farkından dolayı Rahmetli Denktaş'ın o gür sesiyle bir saat önceden radyo konuşmasıyla duyurulan Barış Harekatı 11 yıl boyunca Rumların/Yunanların Kıbrıs Türklerine uyguladığı etnik temizliğe kesin bir son vermek ve Kıbrıs Türklerinin kitleler halinde adadan sürülmesine mani olmak için yapılmıştı.
Türkiye o yıllarda Kıbrıs konusunda Yunanistan veya Kıbrıs Rumlarının oldu-bittilerine katiyen izin vermezdi. Rumların 1960 yılında kurulan 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni silah zoruyla yıkıp, yönetime el koymalarına tepki olarak uluslararası antlaşmalarla kendisine tanınmış garantörlük haklarını kullanarak bu duruma müdahale edeceğini söyleyen Türkiye'ye karşı Amerikan Başkanı Johnson tarafından gönderilen ahlaksız mektup (5 Haziran 1964) Ankara'nın Kıbrıs'a müdahale edemeyeceği kanaatini uyandırmıştı.
Oysa iki ay sonra, Türkiye, azgınlaşan Rumların Erenköy mevzilerinde Türk köylerine yaptığı saldırılara Cengiz Topel'in şehit düştüğü ve filolarca uçakla yapılan hava harekatı ile karşılık vermiş ve Rum mevzilerini hallaç pamuğuna çevirmişti.
Yunanistan'daki Albaylar Cuntasının adaya gizlice soktuğu yaklaşık bir tümen askeri de ültimatom vererek Atina'nın panik halinde geri çekmesini sağlamıştı (1967-1968).
Bundan yaklaşık yedi yıl sonra da Rum/Yunan tarafının anayasaya ve uluslararası antlaşmalara aykırı olarak gerçekleştirdiği (15 Temmuz 1974) darbenin ardından tam beş günde yani 120 saat sonra baskın etkisi yaratmak amacıyla Girne'nin oldukça zor bir bölgesinden çıkarma harekatına başladı.
Sabah altıda (06.00) hava indirme birlikleriyle başlayan harekat yaklaşık dört saat sonra Türkiye'nin 1964-74 arasında kendisinin öz imkanlarıyla inşa ettiği çıkarma gemilerinden inen birliklerin Girne'ye ayak basmalarıyla genişleyerek devam etti ve birkaç haftalık aranın ardından ağustos ortalarında başlayan ikinci harekat ile birkaç günde bugünkü sınırlara ulaşıldı.
Türkiye yıllarda Kıbrıs ve Ege konularında Rumlara ve/veya Yunanistan'a katiyen göz açtırmaz ve oldu-bittilere izin vermezdi. Fakat bu durum 1990'ların ikinci yarısından itibaren Avrupa Birliği politikalarıyla bozuldu ve Ankara tamamen 'edilgen' bir hale geldi/getirildi. Bu durum 2000'li yılların ilk on yılında daha da hız kazandı.
Kıbrıs davası ve KKTC gerçekte söz konusu olmayan AB üyeliği süreci için bir engel/tıkaç olarak takdim edilmeye başlandı ve özellikle Annan Planı sürecinde (2002-2004) tamamen gözden çıkarıldı ama Allah'tan Rum/Yunan maksimalist tavırları/politikaları sayesinde elden çıkarılamadı.
Ve bu elden çıkarma tavrı/politikası İsviçre Crans Montana'da 2017 yılına kadar sürdürülen görüşmelerle devam etti ama Rahmetli Denktaş'ın bizlere her zaman söylediği gibi, Rum/Yunan fanatizmi sayesinde kötü/acı sona ulaştırılamadı.
İki devlet temelli çözüm (2000 yılından itibaren) bugüne kadar belirlenen en doğru politika oldu; ancak görünen o ki, şimdilerde o politikadan da geri adım atılması ihtimalleri ufukta görünüyor.
'Siz Kıbrıs'ta Rumları tatmin edecek birkaç adım atın' (ardından aynı lafları Ege/Yunanistan için söyleyeceklerdir) biz de Gümrük Birliğinin gözden geçirilmesini, vize konusunu ve diğer bazı başlıkları yeniden ele almanın yollarına bakalım' diye ifade edilen AB yalanlarına iki devletli çözüm tavrımızı feda edecek olursak çok büyük bir hata yapmış oluruz.
Avrupa Birliği'nin Türkiye ile bu şekilde dalga geçmesine ve Rum/Yunan tarafının AB yoluyla Türkiye üzerinde baskı kurmasına izin vermek çok kutupluluğa evrilen dünyada bile bile lades demektir.
Bugün Türkiye'nin yapması gereken hem Batı'da (özellikle Amerika ve İngiltere nezdinde) hem de Rusya ve Batı karşıtı ülkelerde KKTC'nin tanınmasına gidecek yolda adımlar atılmasını sağlayacak girişimlerde bulunmak olmalıdır.
Buna uygun politik ortamlar fazlasıyla mevcuttur. Bugüne kadar defalarca denenmiş AB kapısında yardım/destek dilenme politikalarının sonuç vereceğini düşünmek bu konuları hiç bilmemek demektir.
Fransa'da, Almanya'da ve diğer Avrupa devletlerinde iktidara çok yaklaşmış AB karşıtı partilerin iktidara gelmesini zevkle izlemek varken, AB'ye girileceğini zannetmek Mars'ta imarlı arsa pazarlayanlardan arazi almak kadar abestir.
#eurusd 1.1444 geldi varsayarak şortları kapattım. 1.12 için 1.14 altında günlük kapanışlar görmemiz lazım. 1.1460 BC 88.6 seviyesi, bu rakam altında kapanışlar görmez isek bir dönüş için ihtimal doğabilir.
Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara, bakımevi ziyaretlerinde öğrendiği hayat gerçeklerini anlattı:
🔶 İnsanlar geriye dönüp baktıklarında en çok yaptıkları hatalardan değil, gerçekleştiremedikleri hayallerinden ve yapmadıklarından pişmanlık duyuyorlar.
🔶 Yaşlılık dönemine giren birçok insan, gençlik yıllarında hayatı yeterince yaşayamayıp sadece çok çalışmış olmaktan derin bir pişmanlık hissediyor.
🔶 Hayatın son dönemlerinde paranın ve maddi gücün anlamı tamamen kayboluyor, geriye sadece huzurlu bir yaşam arzusu kalıyor.
🔶 Ölüm gerçeğiyle barışabilmenin en büyük temelini, geçmişte haksızlıklara karşı verilen dürüstlük ve hak arama mücadeleleri oluşturuyor.
🔶 İnsanların bizim hakkımızda ne düşündüğü fanusu bir yanılsamadır, çünkü toplum zannedilenin aksine hatalara karşı çok daha bağışlayıcıdır.
🔶 Geçmişte yaşanan ve o an dünyayı yıkan en büyük rezillikler bile zaman geçtikçe sadece ufacık birer gülümseme ve anıya dönüşüyor.
🔶 Yaşlılığın getirdiği fiziksel zorluklar ve yalnızlık hissi yüzünden, bu dönemin neredeyse hiçbir güzel veya teselli edici yanı bulunmuyor.
🔶 Hayatın koşturmacasından sıyrılıp anı yaşamak, başkalarının ne diyeceğini umursamadan sadece canının istediği şeyleri yapmak geleceğe en büyük yatırımdır.
🇹🇷 Team Turkey
Represented by @Tidersosyal, a food banking organization working to reduce food waste and support people facing food insecurity.
If you want Turkey to win this match, RT this reply.
Every RT counts as a vote.
#usdjpy önceki yapı ideal 1.13 fiboyu ihlal ederek döndü, bu son yapıda 88.6 ya 160.08 değeriz diye düşünüyorum. Yukarda benim 6 aydır beklediğim rakam 1.13 fibo rakamı 161.50 var.
Doğrusunu @Bank_of_Japan_e bilir.😎🇯🇵🇹🇷
Türk kadınının siyasi hayata katılımının ilk büyük zaferi olan Belediye Seçimlerine katılma hakkı, Türk kadınının yüzlerce yıldır yok sayılan varlığının Cumhuriyet devrimleri ile hakkının tesliminin ve siyasi hayata katılımının ilk sonucudur.
🔴ANEMİ (kansızlik) / B6 İLİŞKİSİ
▶️HASTA:
🔸️Demir seviyem normal (95 ug/dL)
🔸️Ferritin normal ( 80 ml /ng)
🔸️B12 ,B9 normal...AMA ;
➖️Hemoglobin (Hgb), Eritrosit (RBC) çok düşük ve düzelmeyen bir ANEMİ VAR NEDEN?
⭐️⭐️Çünkü B6 Seviyeniz düşük... istediginiz kadar demir ilacı,B12,B9 kullanin Anemi iyileşmeyecek....
🟥MEKANİZMA...
💧Malum kemik iliginde kırmızı kan hücresi (RBC) ve hemoglobin (hgb) uretilir. Daha sonra bu hemoglobine demir iyonları bağlanır. (kana kırmızı rengi verende bu demir)
💧Solunumla aldığımız oksijen, demirin bağlanmış olduğu hemoglobin ile taşınır...
💧Eğer oksijen tasinmazsa dokular hucreler, MİTOKONDRİ oksijensiz kalır...
💧Mitokondride zaten enerji uretilir, eger oksijen gitmezse enerji uretilmez ve;
🔸️Halsizlik
🔸️Yorgunluk
🔸️Güçsüzlük
🔸️Viral ve bakteriyel hastaliklara çabuk yakalanma gibi sorunlar oluşur...
💧kemik iliginde Eritrosit ve içinde taşıdığı hemoglobin üretmek için Demir,B12,B9(folik asit) şart, gerekli.
💧Dikkat ederseniz Demir ilaclarinda demir harici B9 ve B12'de bulunur...
🩸Yalnız bir yer hep atlanir....Demir iyonları hemoglobine direkt baglanamaz...Hemoglobin yapısında PORFİRİN isimli bir protein var ona baglanabilir...Porfirinsiz hemoglobin olmaz...
▶️PORFİRİN:
1️⃣➖️Glisin + Siksünil CoA birleşir
2️⃣➖️ALA sentaz enzimi aracılığıyla ALA oluşturulur (bu önemli)
3️⃣➖️ALA reaksiyonu ilerler ve PORFİRİN yapılarak hemoglobin yapisina katilir...
4️⃣➖️Demir iyonları da bu porfirine yapışır..
🩸İste 2 numarada ALA sentaz enziminin kofaktörü B6 vitaminidir...B6 yoksa ALA yok, demirin yapışacağı Porfirin yok...Demir hücreye girmez kanda dolaşır durur.
🩸Hastada "Benim demirim yüksek " der. Yüksek olacak tabi, eritrosit hucresine girip hemoglobine tutunamadi ki...
Porfirinsiz hemoglobinlerinde hepsi patladı..
🔴SONUÇ:
🔸️Hemoglobin seviyeniz düşükse Sadece demir,B12,B9 yetmez...B6 da alinmalı...
🔸️B6 vucutta Aktifleştirilmeden kullanilamaz...Ve çoğu insanda bunu aktiflestirecek sistem az çalışıyor veya defekt...BU SEBEPLE;
🔸️B6 kullanilacaksa aktif formu olan p5P kullanılmali....
💧💧Ve diğer bir konu
🔹️Kanda ölçülen HbA1c (üç aylık şeker) hemoglobine yapışan şeker/glikoz
miktarını ifade eder
🔹️Kanda açlık glikoz seviyesi 105 üzerini geçtiği zaman fazla şeker hemoglobine fazladan yapismaya baslar...(5.7 uzerine çıkar)
🔹️Oksijen tasiyacak olan hemoglobine Glikoz yapisirsa oksijen taşıma kapasitesi düşer......
🔹️Bu medenle HbA1c seviyesi 5.7 uzerine çıkarılmamalı....Aksi halde Beyin başta olmak uzere bütün organların kapasitesi düşer...
🔹️Hemoglobinin içinde bulunduğu Eritrosit/kırmızı kan hücresi (RBC) ömrü 120 gündür....Yani HbA1c seviyeniz yüksekse 15 gün diyet yapıp,tetkik yaptirip düşmesini beklememelisiniz
🔹️Glikozlu hemoglobinler bir ölsün, yenileri oluşsun, kanda fazla glikoz olmadığı için yenilere glikoz yapismasin,tetkik yaptirirsıniz....(Takriben 90 gün sonra)
Eylem gecesi sonrası Şehzadebaşı camide İBDA-C’nin gençlik örgütü Büyük Doğu Akıncıları Gençlik Teşkilatı polislerle top oynadığı görüntüler ortaya çıktı..