Bir içerik üreticisi, Yeşilçam filmlerindeki “gizli mesajları” inceledi.
“Dolandırıcı karakter Milli Gazete satın alırken öğretmen karakter Cumhuriyet gazetesi satın alıyor.”
📹 muhammetoguzhankadioglu
ABD'de "etik/ahlak" dersleri veren Yahudi profesör Jonathan Yudelman, Filistin'i destekleyen bir Müslüman kadını taciz etti
Bunların askeri sivili
Cahili, profu hep aynı
Vahşi, cani, kibirli, ahlaksız
17/08/2026, Han Yunus, Gazze
Videoyu çeken adam," israilliler çıldırmış durumda, insanları avlıyorlar, insanları ekin gibi biçiyorlar, çabuk olun kaçın" diye bağırıyor, israil Gazze'de lkatliam yapıyor
Bu kadarı da fazla!
İşgalci İsrail ordusu istihbaratında görev yapan ve Türk vatandaşlığı da bulunan Talia Sağlam, Muğla'da yaptığı tatili sosyal medyada paylaştı.
Bu ve bunun türevlerinin vatandaşlıkları iptal edilmeli, ülkemizde rahatlıkla gezmeleri ivedilikle engellenmeli!
🚨 BREAKING:
A foreign woman posted this video and wrote:
“My husband takes 4 to 5 business days to choose grocery products and make sure they are not Israeli or American products.”
Ülker 'e ait SEÇ Marketlerde
Yerli bir marka ve sanki bizdenmiş gibi
"Bizim Usta" ismi ile çıkan ve piyasaya yayılmayı hedefleyen bu yeni marka Algida 'ya ait olup BOYKOT 'lardan
kaçabilme girişimidir. Bilmeyenlerin öğrenmesi için paylaşalım. 🇵🇸
🔵 Bir İngiliz Müslüman şöyle anlatıyor:
"İslam'ı kabul ettiğimde kız arkadaşımın evinden ayrılıp ailemin yanına taşındım. Bir yıl sonra annem ve babam da Müslüman oldu. Ardından ağabeyim İslam'ı seçti ve zamanla İslam ailemizin tamamına yayıldı.
Babam, Müslüman olduğumda bana 'Neden İslam?' diye sormuştu. Ben de ona şöyle cevap verdim:
'Beni içkiden, uyuşturucudan ve yanlış ilişkilerden uzak tutan; anne ve babama saygı göstermeyi öğreten bir dine neden girmeyeyim?'"
🚨Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma:
🗣“Haçlılar 100 sene Anadolu’yu kan gölüne çevirdi, katliam yaptı.
🗣 Ama sevgili Avrupalılar üzülmesin diye bizim okullarda bu okutulmaz.
🗣Bu aşağılık kompleksi yeter, kendimize gelelim!"
Burkina Faso Devlet Başkanı İbrahim Traoré:
“Bir gün, Batılı bir ülkenin gizli servisinden yetkililer bizi görmeye geldi. Bize, teröristlerin bulunduğu bölgelere gönderilecek yiyeceklerin içine katılması için dört farklı ürün teklif ettiler.
Bu ürünlerin her şeye katılabileceğini belirttiler; bira veya şekerli içecekler, sigara, pirinç, süt... Kısacası her şeyin içine konulabiliyor.
Ürünlerin etkilerini şu şekilde anlattılar:
Beyni tahrip eden ürün:
Amacı beyni öldürmek. Yani kişinin düşünmesini engelliyor. Nöronlarınızı yavaş yavaş kapatıyor ve sizi adeta aptallaştırıyor. Birkaç yıl içinde düşünme ve iş yapma kapasiteniz tamamen azalıyor.
Fiziksel kapasiteyi düşüren ürün:
Bu ürün fiziksel dayanıklılığı hedef alıyor. Eğer bir kişi 12 kilometre koşabiliyorsa, birkaç yıl sonra bu oran belki 6 kilometreye, 4 kilometreye düşüyor; kişi giderek zayıflıyor.
Uyku hali yapan ürün:
Sürekli uyku durumuna neden oluyor. Bunun vücutta tam olarak neyi etkilediğini ve nasıl çalıştığını doktorlar daha iyi bilir.
Onları dikkatle dinledik ve ardından ürünlerin isimlerini sorduk. Bize isimlerini vermediler ve kalkıp gittiler.
Ancak gitmeden önce onlara şunu sorduk: 'Bunu daha önce bir yerde test ettiniz mi? Gerçekten işe yarıyor mu? Aksi takdirde neden buna para ödeyip böyle bir işe girelim?' Çünkü bize bu teklifi getirmelerindeki amaç, teröristlerin olduğu bölgelerdeki bireylerin zamanla zayıflaması ve birkaç yıl içinde tarafımızca kolayca ezilebilecek hâle gelmesiydi.
Bize verdikleri yanıt; 'Evet, bunu daha önce Afrika'da bir yerlerde ve Asya'da da kullandık' oldu. Bunu daha önce defalarca kullanmışlar.
Biliyor musunuz, kanımı donduran şey ne oldu?
Kendi kendime, 'Evet, Afrika'nın işi bitmiş' dedim.
Çünkü aslında bunu halihazırda Afrika'da kullanıyorlar.���
Bir Fransız yardım görevlisinden insanın kanını donduracak dehşetengiz bir açıklama:
“Gazze'de 300 cesedin bulunduğu bir toplu mezar bulduk. Küçük çocuklar elleri sırtlarında bağlanmış halde öldürülmüştü.”
— "Burası Atatürk'ün Türkiyesi. Ona göre yaşayacaksınız! Buradan defolup gideceksiniz!"
— "Senin çocukların benim çocuklarıma Allah var, cennet var, selamun aleyküm diyemez!"
İstanbul Başakşehir’de bir sitede yaşanan ırkçılık ve komşu zorbalığı pes dedirtti.
İkisi de devlet hastanesinde görev yapan doktor çift İlteriş Y. ve Duygu Y., kapı komşuları olan 22 yıllık Türk vatandaşı Cibutili aileye hayatı dar etti.
Çocuklar arasında geçen bir "domuz eti ve dini inanç" diyaloğunun ardından başlayan gerilim, doktor çiftin sistematik baskısına dönüştü.
Cibutili aileyi "Burası Atatürk'ün Türkiyesi, defolup gideceksiniz, çocuklarınızı elinizden aldıracağız" diyerek tehdit eden ve küçük çocukları fiziki olarak korkutan İlteriş Y.’nin o anları cep telefonu kamerasına yansıdı.