@Glenn_Diesen Countries to first cut ties with the judeo-christian euro-atlantic Epstein alliance will also be the first to recover after the Great Collapse.
So fuck Trump and fuck “israel”.
🔴 Ricordate cosa disse Krusciov 60 anni fa...?
"I figli dei vostri figli vivranno sotto il comunismo.
Voi americani siete molto ingenui... No, non accetterete il comunismo apertamente, ma continueremo a somministrarvi piccole dosi di socialismo, finché non vi sveglierete e scoprirete di essere già sotto il comunismo.
Non dovremo combattervi!
Indeboliremo la vostra economia a tal punto, che cadrete come frutti troppo maturi nelle nostre mani.
La democrazia cesserà di esistere quando toglierete a chi è disposto a lavorare, per dare a chi non lo è".
Era il 29 settembre 1959 quando Nikita Krusciov pronunciò la sua profezia per l'America alle Nazioni Unite.
Ricordate le immagini televisive di lui che batteva la scarpa sul podio?
A quel tempo, la sola parola "comunismo", incuteva timore in tutta la nazione.
Ricordate questo: il socialismo porta al comunismo.
Come si crea uno Stato socialista?
Esistono otto livelli di controllo:
1) Sanità - Controlla la sanità, e controllerai la popolazione.
2) Povertà - Aumenta il livello di povertà il più possibile..I poveri sono più facili da controllare,e non si ribelleranno se gli viene fornito tutto il necessario.
3) Debito - Aumenta il debito a livelli insostenibili.. In questo modo potrai aumentare le tasse, generando ulteriore povertà.
5) Assistenza sociale - Assumi il controllo di ogni aspetto della vita dei cittadini (cibo, alloggio, reddito) perché li renderai completamente dipendenti dal governo.
6) Istruzione - Controlla ciò che le persone leggono, ascoltano e ciò che i bambini imparano a scuola.
7) Religione - Elimina la fede in Dio dal governo e dalle scuole, perché la popolazione deve credere che SOLO il governo sappia cosa sia meglio per loro.
8) Lotta di classe - Dividi la popolazione in ricchi e poveri.. Elimina la classe media.
Questo causerà maggiore malcontento, e sarà più facile tassare i ricchi con il sostegno dei poveri.
ECCO CI SIAMO!
- Liberaveritas2
"It's Time to Apologize to Russia": Finnish Politician Criticizes Kallas's Attacks
Finnish politician Armando Mema, a representative of the Freedom Alliance party, harshly criticized Kaja Kallas's bellicose rhetoric on his social media page X. He believes that instead of imposing senseless sanctions, it's time for Europe to apologize to Moscow.
"I don't understand why someone from a country with a population of 1.33 million should lead European diplomacy. At this point, Europe is obligated to apologize to Russia and work to find a diplomatic solution to the conflict in Ukraine," Mema stated.
RFK Jr. Annuncia la Fine dello Scudo di Responsabilità per i Vaccini Anti-Covid.
di Baxter Dmitry
"Le grandi aziende farmaceutiche crolleranno": RFK Jr. annuncia la fine dello scudo di responsabilità per i vaccini anti-COVID, aprendo la strada a richieste di risarcimento danni.
Il Segretario alla Salute Robert F. Kennedy Jr. ha annunciato che "il governo federale porrà fine alle dichiarazioni di emergenza relative ai vaccini contro il COVID-19", una mossa che eliminerebbe le tutele legali di cui i produttori di vaccini hanno beneficiato dall'inizio della "pandemia" e che potrebbe esporli a cause legali per presunti danni correlati ai vaccini.
https://t.co/U1VZ8LruOn
BREAKING🇺🇸🇮🇱🔥 Is $14 Trillion BlackRock leaving New York?
- Larry Fink says, he may abandon billions of dollar investing in New York because Mamdani taxing billionaires to benefit homeless, accelerate higher paying jobs and reduce the living.
المتحدث بأسم الرئاسة الروسية:
عملية "مكافحة الإرهاب الخاصة" تحولت إلى حرب، وقد تورطت دول الغرب في الصراع
هناك حرب جارية، هذه حرب حقيقية. أتعلمون لماذا هناك حرب؟ لأنها بدأت كعملية عسكرية خاصة. وهي تنشط الآن كحرب، لأن برلين وباريس ولاهاي وأوسلو، وللأسف، واشنطن، تقف جميعًا خلف كييف.
Japonya 80 yıllık kuralını bozdu. Bunu en net gören de Çin'in kendisi.
Japonya seksen yıldır bir kurala sadıktı.
İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ordusunu küçük tuttu, silah ihracatından uzak durdu ve hiçbir askeri ittifakın merkezine oturmadı.
Bu hafta o kural bozuldu.
Japonya, Hindistan ile savunma üretimine kadar uzanması planlanan yeni bir ortaklığa imza attı.
Çin dün iki ülkeye resmi bir uyarı gönderdi: "İşbirliğiniz üçüncü bir tarafı hedef almasın."
Herkes bu cümleyi sıradan bir diplomatik çıkış olarak gördü.
Bana göre bu cümle, sahnesi 2010'da kurulan bir mücadelenin yeni raundu.
Cümlede tuhaf bir detay da var.
Üçüncü taraf, uyarıyı yapan ülkenin ta kendisi. Buna yazının sonunda döneceğiz.
Önce 2010 yılına, Doğu Çin Denizi'ne gidelim.
Japonya bir Çinli balıkçı teknesinin kaptanını tutukladı. Kriz büyüdü ve herkes askeri bir karşılık bekledi.
Karşılık geldi ama beklenen yerden gelmedi.
Çin donanma göndermek yerine, Japonya'ya giden nadir element sevkiyatını durdurdu.
O yıllarda Japon sanayisinin kalbi bu metallerle atıyordu. Japonya bu metallerin yüzde 90'ını Çin'den alıyordu.
Sevkiyat durunca ne oldu?
İlk haftalarda kimse inanmak istemedi. Resmi bir ambargo ilanı yoktu. Gümrüklerdeki gemiler evrak eksikliği gerekçesiyle bekletiliyordu. Ama limanlardan tek bir yük çıkmıyordu.
Sonra piyasa gerçeği gördü. Bazı elementlerin fiyatı birkaç ay içinde on katına çıktı.
Dünyanın en gelişmiş sanayilerinden biri, gözle görülmeyen birkaç gram metal yüzünden durma noktasına gelmişti.
Kesinti yaklaşık iki ay sürdü.
Japonya'nın çıkardığı sonuç netti.
Bu metaller her büyük gerilimde yeniden masaya sürülecekti. O halde bu kozun işlemeyeceği bir düzen kurmak gerekiyordu.
Devlet fonları Avustralya'daki maden şirketi Lynas'a ortak oldu ve Çin dışındaki ilk büyük üretim hattını finanse etti. Eski elektronik cihazlardan metal geri kazanan tesisler kuruldu, Japonlar buna şehir madenciliği adını verdi.
Ulusal stoklar büyütüldü. Japon mühendisler daha az nadir elementle çalışan tasarımlar geliştirdi.
Sonuç yıllar içinde ortaya çıktı.
2010'da dünya üretiminin yüzde 97'sini kontrol eden Çin'in payı, on yıl içinde yüzde 60'lara indi.
Burada tarihin sessiz kurallarından biri işliyor.
Tekel, kullanılmadığı sürece silahtır. Kullanıldığı an karşı taraf tek bir şey öğrenir: sensiz yaşamayı.
Peki bu, Çin'in kaybettiği anlamına mı geliyor?
Hayır.
Burası hikayenin en çok atlanan yeri.
Çin madencilikte pay kaybetti ama asıl kaleyi korudu. Madeni topraktan çıkarmak işin görünen yüzü.
Asıl güç, çıkan madeni kullanılabilir metale çeviren ayrıştırma tesislerinde. Bu iş pahalı ve kirli. Batı bu yükü yıllar önce Çin'e devretti.
Bugün dünyadaki her 10 ayrıştırma tesisinden 9'u Çin'de. Avustralya'da çıkan madenin yolu bile çoğu zaman oradan geçiyor.
Yani 2010'un dersi iki taraf için de farklıydı.
Japonya kaynağı çeşitlendirmeyi öğrendi. Çin ise şunu öğrendi: maden her yerde bulunur ama tesis her yerde kurulamaz.
Bu dengeyle 16 yıl geçti.
Birkaç ay önce denge yeniden bozuldu.
Japonya'nın başbakanı Takaichi parlamentoda şu cümleyi kurdu: "Tayvan'a bir saldırı Japonya'nın varlığını tehdit eder. Gerekirse askeri cevap veririz."
Bu cümle Japonya'da sıradan bir gündem maddesi olarak kaldı. Çin için ise kırmızı çizgiydi. Çünkü Çin, Tayvan'ı iç mesele sayıyor ve yabancı bir liderin Tayvan için asker kelimesini kullanmasını kabul etmiyor.
Cevap gecikmedi. Yine donanma değil, yine füze değil.
Nadir elementler.
Ama bu kez karşıda aynı filmi daha önce izlemiş bir Japonya vardı.
Tokyo üç hamleyle yanıt verdi. Üçü de aynı haritanın parçası.
Birinci hamle: Hindistan.
Takaichi bu hamle için Yeni Delhi'deydi. Modi ile yapılan zirveden kritik mineraller, savunma işbirliği ve enerji güvenliği anlaşmaları çıktı.
Neden Hindistan?
Hindistan, yaklaşık 7 milyon tonla dünyanın en büyük nadir element rezervlerinden birinin üstünde oturuyor. Ama üretimi dünya toplamının yüzde 1'i bile değil. Madeni işleyecek sermayesi ve teknolojisi yok.
Japonya'nın durumu bunun tam tersi. Sermayesi var, teknolojisi var, madeni yok.
İki eksik parça birbirini tamamlıyor.
İkinci hamle: Grönland.
Japonya ayrıca Grönland'a resmi heyet gönderme kararı aldı. Adanın altında, dünyanın el değmemiş en büyük nadir element yataklarından bazıları duruyor.
Üçüncü hamle: savunma.
İki ülke ortak tatbikat, teknoloji paylaşımı ve ortak askeri üretimi hedefleyen yeni bir savunma çerçevesi kurdu.
Seksen yıllık kural işte tam burada bozuldu. Savunmasını hep başkasına emanet eden ülke, ilk kez silahını bir ortakla birlikte üretmeye hazırlanıyor.
Üç hamle alt alta okunduğunda ortaya bir alışveriş listesi değil, bir harita çıkıyor.
Avustralya 2010'un cevabıydı. Hindistan ve Grönland bu seferin cevabı.
Üstelik hedef bu kez sadece maden değil. Japonya, ayrıştırmayı da Çin'in dışına taşıyacak bir zincir kurmaya çalışıyor. Yani doğrudan kaleye oynuyor.
İşte dünkü uyarı tam bu noktada geldi.
"İşbirliğiniz üçüncü bir tarafı hedef almasın."
Şimdi baştaki detaya dönebiliriz. Çin bu cümlede adını neden koymadı?
Çünkü zirveden çıkan anlaşmalarda itiraz edilecek askeri bir madde yok. Mineral, enerji, ekonomi.
"Bu anlaşmalar beni hedef alıyor" demek, o anlaşmaların gerçek ağırlığını herkese ilan etmek olurdu.
Bir tekel, hangi noktadan zorlanabileceğini kendi ağzıyla duyurmaz.
Peki tablo kime avantaj gösteriyor?
Tablo bir kazanan değil, bir saat yarışı gösteriyor.
Bir tarafta Japonya'nın haritası var. Kağıt üzerinde güçlü ama zamana muhtaç.
Bir ayrıştırma tesisi kurmak 5 ila 10 yıl istiyor. Grönland'da buzun altındaki madene ulaşmak daha da uzun. Hindistan'ın rezervi bugün hâlâ toprağın altında.
Diğer tarafta Çin'in kozu var ve bugün hâlâ çok güçlü. Ama 2010 bir şeyi gösterdi: her kullanım, karşı tarafın hazırlığını hızlandırıyor.
İlk seferinde bu hazırlık madencilikte yaşanmıştı. Bu kez sıra ayrıştırmada.
İki taraf da aynı takvime bakıyor: Tayvan.
Çin bu kozu en çok o masada isteyecek. Japonya ise o masa kurulmadan haritayı bitirmek istiyor.
Önümüzdeki aylarda iki habere dikkat edin.
Hindistan'da Japon ortaklı ilk ayrıştırma tesisi ve Grönland'da maden ruhsatı.
Bu ikisi, yarışın hızını gösterecek.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.
1. Today in Parliament I raised the growing concern over “Masha and the Bear” a Russian cartoon streamed to British children on Netflix and ITVX, and flagged by Ukraine’s Centre for Countering Disinformation as a Russian soft power tool.
I called on the Leader of the House to secure a statement from the Secretary of State for DCMS on what the Government intends to do.