Vahdet bilgisini edinende EGO pasifize edilmemişse BEŞERİ duygularla yaşamı değerlendirmek kaçınılmaz olur.
Bu durumda kişi hala vahdet bilgilerini korumasına rağmen, beşeri duygularının yanışlarını yaşar.
Bu yaşanan yanışlar EGO nun karşılığıdır.
@AhmedHulusi
#Facebook
Those who have the knowledge of Unity but are unable to pacify their EGO will continue to experience existence through the viewpoint of corporeality. This viewpoint will cause suffering despite the inherent knowledge of unity, a suffering that is a directly triggered by the EGO.
@AhmedHulusi
https://t.co/uTYXyg2dX2
https://t.co/OYoQqf3Mfr
Burada insan zihninde "muazzam bir sürat" olarak algılanan ışık hızının, evrensel ölçekte hız değil, bilincin belirli bir uzay-zaman sınırına kilitlenmesini sağlayan mutlak bir illüzyon ve hapis kuralı olduğu vurgusu çok önemli.
@AhmedHulusi’nin onlarca yıldır vurguladığı gibi; ışık hızı, zaman ve mesafe gibi kısıtlamalar evrenin değil, beş duyulu algılama sisteminin ürettiği bir illüzyondur. @AhmedHulusi ye göre; İnsan özü itibarıyla frekans/dalga (wave) yapılı bir bilinçtir. Bu yüzden hapisten kurtuluş dışarıya doğru roketlerle, araçlarla gitmekle değil; "içe, boyutsal derinliğe (orijine)" yönelmekle mümkündür.
Açıklamalarından bazı önemli noktalar şöyle:
“Olay Beyinde Başlar, Beyinde Biter!”
***
"Eğer DİN konusunu anlamak istiyorsanız öncelikle konuya, dışa, öteye, uzaya bakan bakış açısıyla değil, beyninizin derinliklerine yönelerek, derûnunuza yönelerek, varlığın içselliğine yönelerek hakikatinizi araştırmak zorundasınız!"
***
"Tüm varlıklar, gerçekte sadece ve sadece tek bir 'dalga' (wave) boyutundan ibarettir... Bizim 'madde' dediğimiz şey, beş duyu organımızın algılama kapasitesinin sınırlılığı yüzünden öyle algılanmaktadır."
***
“Işık hızı ve zaman akışı, sadece biyolojik beynin ve beş duyunun veri değerlendirme sisteminde vardır. Beyin kendisini dalga boyutuna, yani Öz'üne dönük deşifre etmeye başladığı an, zaman ve mekân hükümsüz kalır.”
***
Yanlış Yol-Doğru Yol
Yanlış Yol (Afaka Yöneliş): Beden veya ruh ile göklere yükselmeye çalışmak, dışarıda/uzayda bir hakikat aramaktır.
Doğru Yol (Enfüse Yöneliş): Kendini beden veya ruh zannından arındırıp, derûnudaki teklik noktasına inmek; kendini yalnızca "Ben"siz bir bilinç olarak hissetmektir.
***
Nörobilimin (neuroscience) bugün geldiği nokta, hakikatin kapısının uzayda değil beyinde açıldığını doğrulamaktadır.
"İşin başlangıç noktası beyni iyi anlamak. Olay beyinde başlıyor, beyinde bitiyor. İnsan dediğimiz şey beyinden ibaret. Ama o bildiğiniz et beyin değil.
Madde boyut dediğimiz yapı kuantum boyut dediğimiz yapının ta kendisi... Kuantum boyut itibarıyla ne bedenim var, ne başka bir yapım. Sadece bir düşünceden, bir bilgiden, bir datadan ibaret varlık halinde yaşıyorum.
Bütün yaşamınız beyninizin içinde geçiyor. Beyninizin içindeki bu hologram dünyaya eskiler kabir alemi demişler.
Şunu bilin ki sizin gerçeğiniz, varlığın hakikati bugüne kadar hayal ettiğinizin çok ötesinde, çok farklı bir şey. Yenilenin!"
Kaynaklar:
https://t.co/qhnUz1dkJ0
https://t.co/nlDrZ4qH9Q
https://t.co/WyEQF1aciH
https://t.co/b5yX7tNtXT
https://t.co/RQoN4PWJGx
https://t.co/Ctg2yyfGm8

#Facebook
The amygdala drives the EGO. The amygdala’s main objective is to maintain and protect your conditionings. It’s weapon: your FEAR’s. The amygdala, also known as intellect, is the protector of all that you know to be YOURS, it creates immediate responses and excuses to safeguard your conditionings.
@AhmedHulusi
https://t.co/Z3CDzB8lJE
https://t.co/OYoQqf3Mfr
EGOnun kökeninde amigdala yatar. Amigdala şartlanma ve kabullerini korumak üzere çalışır.
KORKU silahıdır. Benimlerinin arkasındaki koruyucu amigdaladır, zekâ adıyla tanınır. Anlık kabullerini koruma formülleri üretir.
@AhmedHulusi
Sayın @drkaanyl🌹
Görselde gösterilerek açıklanan bu mekanizmayı, aslında
Dünya’da ilk defa olarak, @AhmedHulusi, 1986 yılında “İNSAN VE SIRLARI” isimli kitabında >> “Zikir” denen olayın beyinde hücreler arasında belli bir elektrik faaliyeti meydana getirdiğini, bu kelime tekrarından hücreler arasındaki elektriksel faaliyetin arttığını; bunun frekansının âtıl duran diğer hücrelere “transmitter”lar aracılığıyla iletilerek bu âtıl duran hücrelerin o gelen frekansa programlanarak devreye girdiğini ve böylece de zikrin beyindeki kapasiteyi arttırdığını yazmıştır.
1986 yılında O bunu yazdıktan sonra, bu konudaki ilk bilimsel açıklama, 1993 yılında, Amerika’da, dünyanın bir numaralı bilim dergisi olan “Scientific American”nın Aralık sayısında yer alan bir makalede ele alındı.
Bu makalede, bilim adamı -aynı zamanda söz konusu makalenin yazarı- beyindeki hücrelerin belli kelime tekrarlarıyla devreye girdiğini, kelime tekrarlarının beyinde belli hücreleri devreye sokarak kapasiteyi arttırdığını yazmıştır.
Bu konuda detaylı okumak için:
https://t.co/AyS7lqd8GH
https://t.co/IJ1bkSiUvG
https://t.co/siQ96GITt2
Bilim günümüzde artık “Secde” nin öneminin farkına varıyor…
@AhmedHulusi 1986 yılında yazdığı “İNSAN VE SIRLARI 1 -Yönlendirilmiş Beyin Dalgaları” ve 1991 yılında yazdığı “DUANIN ŞEKLİ” adlı yazısında ve sevam eden yıllarda farklı zamanlarda bsecdenin önemini ve hakikatini açıklamaktadır..
✨🧚♀️💫
⬇️⬇️⬇️
SECDE hâlinde, bedendeki kan yoğun bir biçimde başa, beyne akmakta, oksijen ve diğer enerji kaynakları tarafından beyin son derece mükemmel şekilde beslenmektedir. Bu sebeplede çok güçlü dalgalar yayabilmektedir.
https://t.co/JoezYToDbw
https://t.co/IVuTFxuUe7
Ve
✨🧚♀️Secde’nin Hakikatı✨🧚♀️
Bedenin secde mahali mekân;
ölümsüz kuantum beynin secde mahali mekânsızlıktır.
Beden,secdesindeki hissediş kuvvetini bulunduğu yerin enerjisinden yararlanarak arttırır.
Kuantum beyin,orijin bilgisini açığa çıkartarak“yokluğunu”hissettirerek yaşatır mekânsızlıkta.
@AhmedHulusi (2020)
https://t.co/bPp4zyyfmJ (1997)
Alnınız, ağır çevresel yoğunluğun birincil emim merkezine ev sahipliği yapar.
Şiddetli bir duygusal kaos yaşadığınızda ya da kolektif alandan düzensiz frekanslar emdiğinizde, tam kaş kemiğinizin arkasında fiziksel olarak yoğun bir statik birikir.
Fiziksel bedeniniz bu ağır gerilimi kendi kendine buharlaştıramaz.
Bunun için ham ve fiziksel bir çıkış noktasına ihtiyaç vardır.
Yeryüzünün yoğun maddesi, mutlak bir enerjetik vakum işlevi görür.
Çıplak alnınızı doğrudan sert bir zemine değdirmek, anında bir topraklama devresi oluşturur.
Aurik alanınızdaki bir vanayı kelimenin tam anlamıyla açarsınız.
Zihninizdeki o telaşlı statiği doğrudan toprağa boşaltırsınız.
Geçmişin mistikleri, kendi değerlerini küçültmek için başlarını eğmediler.
Fiziksel bedenin kapalı bir elektrik döngüsü olarak çalıştığını anladılar.
Biriken yüksek frekanslı statiği tahliye etmek için, ince anatomilerinizin en yüksek noktasını doğrudan fiziksel yoğunluğun en düşük noktasına bağlamanız gerekir.
Ardından hissettiğiniz o ani zihinsel berraklığın sembolik adanmışlıkla bir ilgisi yoktur.
Üst devrelerinizde biriken toksik enerjetik yükü başarıyla tahliye etmişsinizdir.
Kolektifin görünmez yükünü kafanızda taşımayı bırakın.
Fiziksel ağırlığınızı yere bırakın ve statiği toprağın emmesine izin verin.
Fâni dünyaya ait ne varsa hepsi İlmin metaforik sûretleridir. Metaforlar fânidir! İlim Bakî’dir!
Suret Kâbe fanî, ilmi varlığı ise Bakî’dir. Kâbe, insan beyninin zâhir âlemdeki metaforik sûretidir.
Bu yüzdendir ki insan kalbine aynadır.
Heran 70bin melek gelir Kâbeyi tavaf eder ve gider bir daha geri gelmez, hadisi insan beynine ulaşan melekî astrolojik etkilere işaret eder.
Ölümü tadan metafor dünyadan kendi metaforik dünyasına geçer. Amalıktan kurtulmuş olan ilmin dünyasında, basiyret aması metafor dünyasındadır.
Beynin bilgiyi/datayı suretlendirerek kişinin dünyasını oluşturduğunu anlamayanın metaforik dünya ve dünyamız konusunu anlaması imkânsızdır.
@AhmedHulusi
#Facebook
Everything pertaining to finite worldly life is the metaphoric formation of knowledge. Metaphors are finite! Knowledge is forever! The existential form of the Kaaba is finite, it’s informational existence is forever. The Kaaba is the metaphoric form of the informational human brain, it is for this reason that it is a mirror to the human heart. The Hadith that refers to the seventy thousand angels that visit the Kaaba never to return again refers to the angelic astrological forces affecting the human brain at each instant. Those who taste death are transported from the metaphorical world to their own metaphoric existence. The aware perceive existence as knowledge based, while the unaware perceive existence in its metaphoric form.
@AhmedHulusi
https://t.co/dcHh2DrnFG
https://t.co/OYoQqf3Mfr
#Astroloji
~Ekim 2026’da Gökyüzü~
Ekim Ayında gökyüzü; dış dünyada hızla akıp giden hayata inat, ruhumuzu içeriye, derinlere ve yarım kalmış hikâyelere bakmaya davet eden kozmik bir eşik niteliğinde. 🕯️
Bu ay, gökyüzünün anahtar sözcüğü: Derinleşme ve Revizyon.
Retrosu bol, durağan ama bir o kadar da dönüştürücü bir enerjiyle kapılarını açan Ekim ayında; hem kalbin temsilcisi Venüs'ün hem de zihnin ve iletişimin temsilcisi Merkür’ün Akrep burcundaki geri hareketleri, bastırılmış duyguları ve üstü örtülmüş hakikatleri su yüzüne çıkarıyor.
Gökyüzünün Önemli Eşikleri:
🦂 3 Ekim Venüs Retro Başlangıcı: Akrep burcunda başlayan bu geri hareket; ilişkileri, özdeğeri ve finansal dengeleri derin bir sınavdan geçiriyor. Geçmiş duygusal hesaplar ve saklanan hakikatler yüzeye çıkabilir. Bu dönemde radikal imaj değişikliklerinden, estetik operasyonlardan ve riskli yatırımlardan kaçınmakta fayda var.
🌕 10 Ekim Terazi Yeni Ayı: İkili ilişkiler ve denge arayışları için yeni tohumlar ekme zamanı. "Geçmişte verdiğim kararların bugün arkasında mıyım?" sorusu gündemde.
⚡ 16 Ekim Plüton İleri Harekette: Kova burcundaki Plüton’un durağan süreçten çıkması, ertelenmiş dönüşüm hamlelerini hızlandırıyor.
❤️🔥 24 Ekim Venüs-Güneş Kavuşumu & Merkür Retrosu: Venüs'ün Güneş'in kalbine yerleşmesi, sevgi ve özdeğer bazında sembolik bir "ölüm ve yeniden doğuş" anı. Hemen ardından başlayan Merkür retrosu ise zihnimizi geçmişin dehlizlerine yöneltiyor.
🐂 26 Ekim Boğa Dolunayı: Maddi güvenlik, topraklanma ve özdeğer sınırlarını görünür kılıyor. Alışkanlıktan tutunduğumuz şeylerle vedalaşma vakti.
🦋 Bluesky
Ekim 2026 gökyüzü; dış dünyada hızla akıp giden hayata inat, ruhumuzu içeriye ve yarım kalmış hikâyelere bakmaya davet ediyor.
Bu ayın mottosu: Derinleşme ve Revizyon.
Venüs ve Merkür'ün Akrep burcundaki geri hareketleri, bastırılmış duyguları ve konuşulmamış sözleri su yüzüne çıkaracak.
Öne Çıkan Eşikler:
• 3 Ekim Venüs Retrosu (Akrep)
• 10 Ekim Terazi Yeni Ayı
• 16 Ekim Plüton (Kova) İleri Hareketi
• 24 Ekim Venüs-Güneş Kavuşumu & Merkür Retrosu
• 26 Ekim Boğa Dolunayı
Sırf alışkanlıktan tutunduğumuz durumlarla vedalaşma ve özdeğer sınırlarımızı yeniden çizme vakti. ✨🌟
Monthly Astrology News & Transits: October 2026 Transits Overview
Venus Retrograde in Scorpio 2026: Financial & Relationship Status Shifts
Hazırlayan:AylinER
Hoşgeldin Ekim🍃🍁🍃
EKİM… BIRAK VE HAFİFLE 🍂 🍃
Ağaçlar yapraklarını bırakırken yaşamdan vazgeçmez; yenilenmeye yer açar.
Sen de artık sana hizmet etmeyen düşünceleri, korkuları ve kırgınlıkları bırak. Bazen yolun açılması, taşıdığın yükün hafiflemesiyle başlar.
🎥kulufly