Faize para buluyorsunuz. Kamu-özel iş birliklerine verilen garantilere para buluyorsunuz.
Ama emekliye, çalışana, vatandaşa gelince “kaynak nerede?” diyorsunuz.
Faize bulduğunuz kaynağı milletinize de bulacaksınız.
Bolu’da ilk buluşma basın mensuplarıyla…
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu, Bolu’da teşkilatımız ve hemşehrilerimiz tarafından karşılandı.
Genel Başkanımız, düzenlenen basın buluşmasında gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.
Okullar açıldı. Ama maalesef memleketin manzarası değişmedi.
Çocuklarımızın bir kısmı okula beslenme çantasıyla, bir kısmı boş çantayla gidiyor. Birinin önünde sütü, yumurtası, meyvesi var; ötekinin karnı aç.
Sonra bu iki çocuğa diyoruz ki: Aynı sınıfta okuyacaksınız, aynı sınava gireceksiniz, aynı hayata hazırlanacaksınız.
Olmaz!
Aç çocukla tok çocuğu aynı sıraya oturtup buna eğitimde fırsat eşitliği diyemezsiniz.
Çocuklarımız yeterince beslenemiyor, zihnen ve bedenen gelişemiyor. Akranlarıyla aralarında oluşan mesafeyi eğitim sistemiyle kapatmak imkansız hale geliyor.
Biz bu mesafeyi daha oluşmadan kapatacağız.
Anahtar Parti iktidarında okul öncesinden başlayarak çocuklarımıza her okul günü en az bir öğün sağlıklı yemek vereceğiz.
Protein olacak, sebze olacak, meyve olacak. Bu memleketin evladı okulda aç oturmayacak.
17 milyon evladımızı beslemek için yaklaşık 150 milyar liradan bahsediyoruz.
Büyük para mı?
Elbette büyük para.
Ama bu para, Türkiye’nin bir yıllık millî gelirinin yaklaşık binde ikisi. Merkezi yönetim bütçesinin ise yüzde birinden bile azı.
Şimdi soruyorum:
Bir devlet, bütçesinin yüzde birinden azını 17 milyon evladının sağlıklı beslenmesine ayıramıyorsa neye ayıracak?
Üstelik bunu yalnızca bir yemek programı olarak da kurmayacağız.
Anadolu’nun çiftçisi üretecek. Kooperatiflerimiz bu sisteme dahil olacak. Memleketimizin coğrafi işaretli ürünleri, yerel üretimi, sütü, yumurtası, meyvesi çocuklarımızın sofrasına gelecek.
Bir taraftan çiftçimizin ürettiğine pazar olacağız, bir taraftan kooperatiflerimizi güçlendireceğiz, bir taraftan çocuklarımızı sağlıklı gıdayla buluşturacağız.
Devlet dediğiniz budur.
Çiftçinin ürettiğini, milletin evladının sofrasıyla buluşturmaktır.
Bolu’da esnafımızın kapısını çaldık, derdini dinledik…
İzzet Baysal Caddesi’nde esnafımızı ziyaret ettik. Kepenklerini açık tutabilmek, alın teriyle kazandığı ekmeğini büyütebilmek için verdikleri mücadeleyi dinledik.
Esnafımızın yaşadığı sıkıntıların, milletimizin karşı karşıya olduğu ekonomik tablonun ve geçim mücadelesinin temelinde yanlış yönetim tercihlerinin bulunduğunu tekrar gördük.
Bolu’da bir şeyi daha gördük; hemşehrilerimizin gözünde “daha iyisi mümkündür” diyen bir inanç ve değişime dair güçlü bir umut var.
Esnafımızın beklentilerini karşılayacak, üreteni ve alın terini koruyacak bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Bir memlekette insanlar alın teriyle, çalışarak, üreterek zengin olabileceklerine inanmıyor da “bir koyup bin kazanmanın” peşine düşüyorsa, siyasetin önce bunu dert etmesi lazım.
Bu kolay para hevesini bu kadar büyüten iklimi kim oluşturdu? İnsanımızı emeğinden, üretimden, tasarruftan uzaklaştırıp bir gecede zengin olma hayalinin peşine düşüren şartları kim hazırladı?
Hayatında borsaya girmemiş, fon nedir bilmeyen, finans piyasalarının işleyişinden haberi olmayan insanları bu düzenin içine çekip sonra ortaya çıkan zararın faturasını yalnızca vatandaşa kesemezsiniz.
SPK’nın, BDDK’nın, Hazine ve Maliye Bakanlığının ve devletin bütün denetim kurumlarının vazifesi, hadise olup bittikten sonra oturup durum tespiti yapmak değildir.
Devletin mahareti, olacak olanı önceden görmek; vatandaşı uyarmak, denetlemek ve zararı ortaya çıkmadan engellemektir.
Bugün 18 milyar dolarlık bir maliyetten bahsediliyor. Uzmanlar yaşananları tarihin en büyük “sazan sarmallarından” biri olarak tarif ediyor.
O hâlde soruyoruz:
Bu tablo hangi ihmallerin sonucunda ortaya çıktı?
Kim görevini yapmadı?
Kim görmedi, kim görmezden geldi?
Hangi denetim mekanizması işlemedi?
Bunların tamamı milletimize açıklanmalıdır.
Kim denetim vazifesini ihmal etmişse bunun hesabını vermelidir. Kim şirketler üzerinden spekülasyon yapmış, piyasayı manipüle etmiş, vatandaşın parasına kastetmişse devlet de hukuk da gereğini yapmalıdır.
Adalet Bakanlığının bu yöndeki müdahalelerini kıymetli buluyorum. Fakat devletin adaleti yalnızca suç işlendikten sonra suçluyu yakalamak değildir; vatandaşın zarar görmesini engelleyecek sistemi de kurmaktır.
Zamanında müdahale edilmiş olsaydı bugün konuştuğumuz zararların büyüklüğü de bu seviyeye ulaşmayabilirdi.
Biz Anahtar Parti olarak, yangın çıktıktan sonra itfaiye arayan bir devlet değil; yangının çıkacağını gören, tedbirini alan ve vatandaşını koruyan bir devlet iddiası ortaya koyuyoruz.
Mağduriyet büyüdükten sonra tazmin etmeye çalışan değil, mağduriyet daha doğarken müdahale eden;
denetleyen, önleyen ve görevini ihmal edenden hesabını soran bir devlet…
Bizim milletimize vadettiğimiz yönetim anlayışı budur.
Devlet vatandaşına, “Ben seni uyarmıştım.” demez.
Devlet vatandaşına, “Ben buradayım, seni korumak benim vazifem.” der.
Ev yapacaktınız.
Millete yuva vaat ettiniz.
Şimdi öcalan'ın yaşam şartlarını konuşuyorsunuz.
Bu milletin anneleri ise 40 yıldır mezar başlarında evlatlarını bekliyor.
Sizin villa dediğiniz yerde, bizim evlatlarımızın mezarları var.
Hiç utanmıyor musunuz?
Bolu’da umutların yeni kapısı açıldı…
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun katılımıyla Bolu İl Başkanlığımızın açılışını gerçekleştirdik.
Genel Başkan Yardımcılarımız, MYK üyelerimiz ve teşkilat mensuplarımızın katılımıyla gerçekleştirdiğimiz açılışta, Bolu İl Başkanımız Sayın Hasan Yücel ile teşkilatımızın heyecanına ve çalışma azmine bir kez daha şahit olduk.
Milletimizin umudunu büyütmek için Türkiye’nin dört bir yanında yolumuza devam ediyoruz.
🗳️ Rize Sokak Anketi
🟠 %81.3 - Adalet ve Kalkınma Partisi
🔵 %6.3 - Anahtar Parti
🟣 %3.7 - Dem Parti
⚪️ %3.7 - Zafer Partisi
🔴 %2.5 - Yeni Parti
⚪️ %2.5 - Milliyetçi Hareket Partisi
📊 Cam Medya
🗓️ 14 Eylül 2026
👥 123 Katılımcı
24 yıldır iktidardasınız.
Yolsuzlukta, hukukun üstünlüğünde geriledik.
Zenginle fakir arasındaki makas her geçen gün daha da açıldı.
Fakirler kayboldu siz hâlâ zenginlerin üzerinden memleket konuşuyorsunuz.
Bu toprakların her karışında gazilerimizin izi, fedakârlıklarının hatırası vardır…
Vatan uğruna canını ortaya koyan, istiklalimiz ve istikbalimiz için mücadele eden kahraman gazilerimiz; milletimizin başının tacı, devletimizin emanetidir.
Gazilik, ömür boyu taşınan şerefli bir nişandır. Gazilerimize sahip çıkmak, haklarını korumak ve hak ettikleri değeri vermek ise milletçe taşıdığımız büyük bir vefadır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu vatan uğruna mücadele etmiş bütün gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; hayatta olan kahraman gazilerimizin de Gaziler Günü’nü kutluyorum.
Bir zamanlar 100 lirayla 41 litre mazot alınıyordu.
Şimdi 100 lirayla 1 litre…
1 kilo buğdayla 1 litre mazot alınan günlerden, 7 kilo buğdayla 1 litre mazot alınan günlere geldik.
24 yıllık iktidara 41 kere maşallah!
Biz kocaman bir aileyiz.
86.5 milyonun ortak adı Türk milletidir.
Anayasa konuşulurken tavrımız net:
Resmî dilin yanına başka bir dil, bayrağın yanına başka bir bayrak ve başkentin yanına başka bir başkent olmaz.
Millî bünyemizden feragat etmeyeceğiz…
“YAVUZ AĞIRALİOĞLU KASTETMEDİM”
MHP Tokat Milletvekili Yücel Bulut 15 Temmuz söylemlerinde Yavuz Ağıralioğlu’nu kastetmediğini bir çok siyasi oluşumu eleştirdiğini ifade etti.
#yavuzağıralioğlu
Maliyet artıyor, geçim zorlaşıyor.
Akaryakıttan gıdaya, kiradan faturalara kadar hayatın her alanında artan maliyetler vatandaşın bütçesini doğrudan etkiliyor.
Mazot 100 TL… Peki maaşlar aynı hızda artıyor mu? #BirDepoServet
Anahtar Parti Lideri Yavuz Ağıralioğlu, bebek katili Öcalan’ın neler demesi gerektiğini sıraladı:
“Ben bir alçağım diyeceksin, ben bir hainim diyeceksin, ben çocuk, kadın demedim; herkesi öldürdüm, milletimden af diliyorum pişmanım terörist olduğum için diyeceksin.”