@bedbolukbasi İngiliz yönetiminin sözde sonlanmasiyla yine İngiliz korumasinda ada da Türk soykırımı yapan, EOKA ve ona tam destek veren Yunanistan soykirimlar üzerine kurulmuş. Hiçbir savaşı kazanmadan, arsizlik hile hurda diplomasisi ile toprak büyüten bir ülkedir.
BAŞPAPAZ BARTHOLOMEOS İNGİLTERE KRALI TARAFINDAN BALMORAL’DA HANGİ SIFATLA AĞIRLANDI?
🇹🇷 Cihat Yaycı:
Bu artık dikkatle takip edilmesi gereken bir meseledir.
Fener Rum Kilisesi Başpapazı Bartholomeos, İngiltere Kralı III. Charles tarafından İskoçya’daki Balmoral Kalesi’nde, İngiliz hükümdarının özel yazlık konutunda kabul ediliyor.
Üstelik yarım saat olarak planlanan görüşme bir saate çıkıyor. İngiliz Kralı kendisini kalenin çıkışına kadar uğurluyor.
Şimdi soruyorum:
Bartholomeos İngiltere Kralı ile hangi sıfatla görüşüyor?
Bir devlet başkanı mı?
Bir devletin resmi temsilcisi mi?
Türkiye Cumhuriyeti adına uluslararası diplomatik yetkiye sahip bir kişi mi?
Hayır!
Bartholomeos, İstanbul’daki Fener Rum Kilisesinin başpapazıdır.
Türk devletinin Fener Rum Kilisesinin sözde “ekümeniklik” iddiasına ilişkin tutumu da bellidir. Türkiye Cumhuriyeti bu sıfatı tanımamaktadır.
Buna rağmen dünyada sistematik biçimde başka bir görüntü oluşturulmaya çalışılıyor.
Başpapaz Bartholomeos devlet başkanlarıyla, krallarla ve uluslararası siyasi aktörlerle görüşüyor; ardından dünyaya “Ekümenik Patrik” sıfatıyla servis ediliyor.
Bir dini kurumun başındaki kişinin uluslararası alanda adım adım siyasi ve diplomatik bir aktör görüntüsüne kavuşturulması üzerinde durulması gereken esas meseledir.
Bugün Balmoral…
Dün Ukrayna Barış Zirvesi…
Heybeliada Ruhban Okulu meselesi…
Yabancı devlet adamlarıyla yapılan görüşmeler…
Bunların her birine birbirinden bağımsız hadiseler gibi bakarsanız büyük resmi göremezsiniz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Lozan’dan gelen hukuki ve siyasi tutumu bellidir.
Fener Rum Kilisesi bir devlet değildir.
Bir diplomatik temsilcilik değildir.
Başpapazı da bir devlet başkanı değildir.
O halde soruyorum:
Türkiye’de bulunan bir kilisenin başpapazına uluslararası alanda neden devletler üstü bir siyasi aktör görüntüsü verilmeye çalışılıyor?
Dini özgürlük başka şeydir.
Bir kilisenin uluslararası siyasi aktöre dönüştürülmesi başka şeydir.
Türkiye bu ayrımı dikkatle takip etmelidir.
Çünkü mesele yalnızca bir saatlik Balmoral görüşmesi değildir.
Mesele, Fener Rum Kilisesine hangi uluslararası statünün inşa edilmeye çalışıldığıdır.
https://t.co/73zk7BjsSv
"Mora'daki soykırım ancak öldürecek başka Türk kalmadığında sona erdi."
Yunanlar tarafından Türklere yönelik gerçekleştirilen Tripoliçe Katliamı - 23 Eylül 1821.
Unutmadık, unutturmayacağız 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
🇹🇷Andımız doğru bir motivasyondu…
Andımızı yok etmek, Türk
üst kimliğini tanımamaktır…
Vatanım ve ülkemin bütünlüğünden yanayım ve diyorum ki;
#NeMutluTürkümDiyene
🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
➖Kürtler ne çekiyorsa "Kürt görünümlü Ermenilerden" çekiyor.
Amed Spor Yöneticisi Narin Nadirova, Kazakistan ve dünyada şubeleri olan Home Credit Bank CEO'sudur.
Kendisini kürt ekonomist ve aktivist olarak tanıtıyor.
Babası ise Ermenistanda milletvekili.
Yani aile aslında Ermeni kökenlidir ve kendilerini kürt olarak bizlere yutturmaya çalışıyorlar.
Kim kimdir bilin.
‼️ Yunan basınına göre, Heybeliada Ruhban Okulu için düşünülen hukuki model daha belirgin hale geliyor.
9 Eylül 2026 tarihli yeni Yunan basını haberine göre, okulun doğrudan bir üniversite/fakülte olarak değil, bir tür “lisansüstü bölüm/ruhban eğitimi birimi” şeklinde yeniden faaliyete geçirilmesi şu anda öne çıkan senaryo. Haberde bu modelin, bir Türk üniversitesine bağlı klasik fakülte statüsüne göre daha az idari engel doğuracağı ve öğretimde Fener Rum Kilisesi’ne daha geniş hareket alanı sağlayabileceği belirtiliyor.
Aynı kaynak, Eylül sonuna doğru yapılması planlanan törenin okulun eğitim hayatına başlaması değil, yenilenen binaların açılışı olduğunu özellikle ayırıyor. Yani henüz öğrenci kabulü başlamış değil; eğitim ruhsatı verilmiş değil; kesin bir açılış kararı yayımlanmış değil.
Burada dikkat edilmesi gereken esas nokta şu: Daha önce konuşulan “bir üniversiteye bağlanma” modeli yerine, daha özerk hareket edebilecek bir lisansüstü dini eğitim yapısı arayışı güçleniyor. Haberde bu modelin Türk üniversitesi bulma zorunluluğunu aşabileceği ve daha fazla eğitim özerkliği sağlayabileceği açıkça vurgulanıyor.
https://t.co/EZG7f3aLdv
Özgür Özel çıksa; “ne villası kardeşim! Kerpiç, sıvasız evlerde oturan evlatlarımızı katleden terörist başına ne villası ne statüsü verilecek! Onun statüsü terörist yeri de hücredir” dese. “Kürt kökenli yurttaşlarımızı bir terörist temsil edemez” diye eklese, % 55’le iktidar olur…
Ama belki de onu demeyeceği için o koltuğa oturtuluyor, Kemal Kılıçdaroğlu gibi…
@eczozgurozel@kilicdarogluk
MİÇOTAKİS TÜRKİYE’YE MEYDAN OKUMUŞTUR!
🇹🇷 Cihat Yaycı:
Miçotakis’in Meis ziyaretinde açıkça gördük ki adada asayiş kuvvetleri değil, Yunan Silahlı Kuvvetleri mensupları bulunmaktadır. Üstelik Miçotakis bunu gözümüzün içine baka baka, adeta gözümüze sokarcasına yapmıştır.
Hani bazıları “Dostum Miço” diyor ya… Miçotakis, silahlı askerleri etrafına dizerek Türkiye’ye açıkça şu mesajı vermiştir:
“Ben antlaşmaları tanımıyorum. Ben gayri askeri statüyü ve egemenlik devrinin şartlarını tanımıyorum. İşte askerlerim ve silahlarım burada! Haydi bakalım, siz ne yapabileceksiniz?”
Bu ziyaret sıradan bir siyasi ziyaret değildir. Bu, Türkiye’ye karşı planlanmış açık bir meydan okumadır!
Miçotakis, gayri askeri statüde bulunması gereken Meis’e silahlı askerlerle giderek, “Ben antlaşmayı tanımıyorum.” demiştir. Bu pervasızlığa sessiz kalınamaz!
Yayının tamamını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz 👇
https://t.co/q4Dq3pphX0
Cihat Yaycı : Bize ulaşan bilgilere göre, Yunanistan, kendisine antlaşmalarla devredilmeyen ve EGAYDAAK kapsamında bulunan Kaz Kayalıklarına Yunan bayrağı çizmiş!
Bu açık bir egemenlik oldubittisidir.
Yunanistan’ın “Hina” dediği Kaz Kayalıkları, Rodos kıyısından 4,2 deniz mili uzaktadır.
Lozan Antlaşması imzalandığında karasuları 3 deniz miliydi. Bu nedenle Rodos ile birlikte devredilen “bağlı adacıklar”, ancak dönemin 3 millik karasuları içerisindeki unsurlardır.
Kaz Kayalıkları ise 3 milin dışındadır. Dolayısıyla Rodos’a bağlı adacık kapsamında değildir; İtalya’ya devredilmemiştir. İtalya’ya devredilmeyen bir yerin 1947 Paris Barış Antlaşması ile Yunanistan’a geçmesi de mümkün değildir.
Şimdi Yunanistan bu kayalıkların üzerine bayrağını çizmiş, burayı kendi toprağı gibi göstermeye başlamıştır.
Üstelik Yunanistan, egemenliği kendisine ait olmayan bu kayalıkları esas nokta yaparak karasularını ve deniz yetki alanlarını genişletmeye çalışmaktadır.
Herkes bu noktaya dikkat etmelidir: Kaz Kayalıkları Rodos’a bağlı değildir ve antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiştir!