Şevket Çoruh: (Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması hk.)
"Sen bizi güldürdün, Allah da seni güldürsün… Devlet ise 'gülme sırası bizde' deyip komedyeni gözaltına almış.
Gülmek serbest, güldürmek şüpheli; şaka yapmak kabahat, şakaya alınmak devlet ciddiyeti. Memleket, kahkahaya bile tutanak tutuyor."
Deniz Göktaş...
Kendisini bilmezdim, hiç de izlemedim.
Ancak Şamil Tayyar başta olmak üzere “karşı mahalle” bu kadar promosyonunu yapınca merak edip izledim...
Eski bir karikatürcü, mizahçı abiniz olarak şöyle diyeyim...
Bu çocuk artık 24 senedir unutmuş olduğumuz bir şeyi yapıyor... Gerçek anlamda mizah yapıyor. Ve bence çok da yetenekli.
Çizgisi Cem Yılmaz’ın toplumu patlatasıya güldürüp lümpenleştirici çizgisinden çok farklı... Güldürürken “uyandırıyor”.... Uyutmuyor!
Ben çok ama çok sevdim.
Yalakalığa alışmış kalabalıkların beğenmemesini de anlayabiliyorum.
Deniz Göktaş çevremizde olup biten,tanıdığımız,maruz kaldığımız kişiler,olaylar her ne varsa anlatmış. Geçmişte Uğur Yücel’le beraber raflarda kalan siyasi hicvi hatırlattı.
Umarım başına bir iş gelmez ..
#DenizGöktaş
"Biri Oxford, biri Trabzon!"
Türkiye'nin konuştuğu stand up gösterisinde Trabzon detayı!
Komedyen Deniz Göktaş'ın Ölü Deniz isimli gösterisinde, rektörün trajikomik halleri güldürdü!
#denizgöktaş#standup#mizah#trabzon#trabzonlu#KTÜ
Arda Güler’in ABD galibiyetinden sonra verdiği demeç bence her yönüyle konuşulmalı.
Veda maçının hemen ardından kameraların karşısına kaptanlardan birinin değil de Arda’nın çıkması başlı başına üzerinde durulması gereken bir tercih. Bunun elbette bir açıklaması vardır; ama asıl mesele söyledikleriydi.
TRT spikeri ile Arda arasında çok ilginç bir diyalog yaşandı. Arda Güler, “Eleştiriler haklı, özür dileriz. Benimle ilgili verilen bilgi de yanlıştı.” diyor. Demek ki maç öncesinde kendisi hakkında yapılan tartışmalar maç boyunca zihninin bir köşesindeymiş. Ardından spiker, “Sizi korumaya çalıştık.” diyerek eleştirilere gönderme yapıyor. Bu yalnızca bir vurgu değil; sanki bir yandan da, yenilgilerin ardından oluşan ve siyaset diline yaklaşan savunma refleksini sürdürüyor. Adalet Bakanını göreve çağıran TFF başkanının sözcüsü gibi konuşuyor.
Tam bu noktada Arda’nın, “Drama yapmayalım” demesi bence mü-kem-mel.
Drama yapmayalım derken aslında gidiş tarihinden kamp yerine, kadro seçiminden taktik hatalara her şeyi konuşalım diyor sanki. “İçimizdeki hainler” demiyor. “Kader-kısmet” demiyor. 62 şut demiyor. “Biz kötü oynadık, siz de drama yapmayın” diyor.
Sorumluluk alan bir profesyoneli görmeye o kadar alışık değiliz ki… Bahanelerin arkasına sığınmıyor. Dış güçlerden söz etmiyor. Kimseyi suçlamıyor. Bakanlıkları göreve çağırmıyor. Sadece sahadaki performansın hesabını veriyor.
Zaten profesyonellik budur. Özeleştiri yapabilmek, eksiğini kabul etmek ve daha iyisini yapmak için çalışacağını söylemek.
Bu profesyonellere sürekli “Bizim Çocuklar” diyerek başlarını okşamaya da gerek yok; siyasetin diliyle sahaya sürmeye de… Başarısızlıktan sonra dönüp millete parmak sallamaya ise hiç gerek yok. Biraz sorumluluk almayı bilin.
İstifa etmeyi, sorumluk almayı bilmiyorsanız o röportajı bir daha izleyin. Bazen Arda Güler kadar dürüst olmak yeterlidir.
Timur Soykan, komedyen Deniz Göktaş’ın son gösterisini yorumladı, 20 yıl önceyle kıyasladı:
• Deniz Göktaş genç bir komedyen ve Ölü Deniz isimli bir gösterisi var.
• Ve sahnede de gördüğünüz gibi kelle koltukta bir gösteri sergiliyor.
• Böyle onun maketi şeklinde kellesi koltuğa konulmuş.
• Ve gerçekten de kelle koltuk.
• Şimdi aslında gösteriyi izleyenlerin hepsinin ortak yorumu şu;
• Deniz için endişelenmek.
• “Aman Deniz’in başına bir şey gelmesin.”
• Deniz çünkü siyasi mizah yapıyor.
• Ve bununla ilgili sosyal medyada sürekli paylaşımlar yapılıyor.
Gösteriyi izlediğinizde Tayyip Erdoğan’la ilgili espriler var. Akın Gürlek’le ilgili espriler var.
İnce, çok ince dokundurmalar ve mizahi… Yani siyasi mizah, tam olması gerektiği gibi.
• İmamoğlu da var.
• Aklınıza gelecek bütün siyasi iklimi cesur esprilerle sahneliyor Deniz Göktaş.
• Ben de endişelendim Deniz için.
• Dedim ki biz ne olduk böyle?
• Yani niye bu kadar kelle koltuktayız?
• Bir insan bir siyasetçi hakkında espri yapamayacaksa orada demokrasinin D’sinden bahsedilebilir mi?
• 20 yıl öncesinde bunlar çok çok normal şeylerdi. Olacak O Kadar vardı.
• Siyasetçilerle ilgili çizilen karikatürleri hatırlıyorum.
• Şimdi o karikatürleri Tayyip Erdoğan için çizdiğinizi düşünseniz, gözünüzü anında Silivri’de açarsınız.
• Özgür fikirlerimizden bir anlamıyla yarattıkları korku iklimiyle, baskıyla nasıl beynimizin içinde kafesler yarattıklarını görüyoruz.
• Şimdi aslında Deniz de bununla eğleniyor.
• Bununla alay ediyor bir anlamıyla.
• Ve bunu göze alıyor.
• Biz onun için endişeleniyoruz ama o kelleyi koltuğa almış, öyle onu sergiliyor.
• Ve aslında bunun bir suç olmadığını, bunun çok da normal olduğunu çok mütevazı bir şekilde, hassas ve ince bir şekilde anlatıyor.
• Ama dediğim gibi toplumda bir kaygı var.
• Eskiden çok normal olabilecek ama günümüz Türkiye’sinde, Deniz için de endişelenmemize neden olabilecek espriler.
• Şimdi merakla bekliyoruz değil mi?
• Yani Deniz’e bir şey olacak mı, olmayacak mı?
• Siyaset kurumu bunu nasıl karşılayacak?
• Bu konuda harekete geçecekler mi? Bunu bekliyor ülke.
• Maalesef ülke bu halde.
• Kafamızın içindeki kafesler çok dar maalesef.
• Oysa dediğim gibi bunlar çok normal.
• Hiçbir suç işlemeyen bir komedyen için, hele böyle bir dönemde bir komedyen için inanılmaz malzeme bulunan bir yer siyaset.
• Ve siyasi mizah her zaman çok etkilidir ve çok güzeldir.
• Bunu da söylemek lazım.
• Ama şimdi düşünün yaşadıklarımıza bakıyoruz ve Deniz için de biraz ondan endişeleniyoruz değil mi?
• Fikrini söyleyen, düşüncesini söyleyen gözünü hapiste açıyor.
📌 Malatya'da CHP Gençlik Kolları üyeleri, polis engeline rağmen İl Başkanlığı binasına girdi
Kemal Kılıçdaroğlu fotoğrafının üzerinde 'Hain' yazan dev poster Malatya il binasına asıldı