Atatürk’ün cenazesi başında ağlayan yaşlı bir adam…
Onu Çanakkale’de tanımıştı. Bir keresinde karargahını ziyaret etmek istedi. Fakat bulunduğu bölgenin ismi yoktu. Saatlerce çadırları aradı. Oraya bir isim vermek gerektiğini düşünmüştü. Gazi, “Sel yarıntılarının ismi mi olur” dediğinde gülümsemiş, “Olur, mesela Kemalyeri olur” demişti.
Daha sonra Adana’da karşılaştılar. Düşmanın orduları Anadolu’ya doğru ilerlerken ve hemen herkes umudunu yitirmişken Mustafa Kemal’in “teşkilat yapmak lazım” dediğini bizzat işitmişti.
Yunan ordusun İzmir’i işgalini öğrendiğinde Konya’daydı. Üzüntü içerisinde günlerini geçirirken onun Samsun’a gittiğini öğrenmiş ve büyük sevinç yaşamıştı.
Aylar sonra Ankara’da yeniden buluştuklarında, kafasında hala bazı soru işaretleri vardı. Ya mücadele kaybedilirse, o zaman ne olacaktı? Bir gün Ulus meydanına bakan bahçede otururken Mustafa Kemal’e bu soruyu sormuştu. Mustafa Kemal bir an durmuş, yüzüne bakmış ve gülümseyip konuşmaya başlamıştı:
Karşı koymakta son kalanlarımız bir tepede hayatlarına son verirler. Gelecekte, “burada yatanlar vatanlarını kurtarmaya çalışanlardır” diye yazılı bir taşa sahip olabilirlerse mükafatlarını bulmuş olurlar…
O güne dek ona değer veriyordu. Ama bu konuşmadan sonra kayıtsız ve şartsız bağlanmıştı.
Yunan ordusu Ankara’yı kuşattığında süvari kolordusuyla en önde mücadele eden oydu. Kocatepe’de Büyük Taarruz’un başladığı gün, gizli bir geçit bularak düşmanın gerisine sarkıp mahveden yine oydu. 30 Ağustos günü düşmanın önünü keserek Dumlupınar’a yine o hapsetmişti.
Gazi’nin ilk hedef Akdeniz’dir emrini yerine önce o getirmiş. Yiğitleriyle 9 gün boyunca 400 kilometre yol teperek düşmanı kovalamış ve İzmir’e girmişti.
Ona olan bağlılığı hiç eksilmedi. Cumhuriyet’in, inkılapların ve isyanların zorlu günlerinde daima yanındaydı. Soyismini bizzat Atatürk verdi.
1937 yılında Hatay meselesi patlak verdiğinde onu Dolmabahçe’ye çağırıp ve “Hatay’a çete reisi olacağım” dediğinde ilk önce ondan destek görmüştü.
Atatürk öldüğünde cenaze alayının komutasını o üstlendi. Ata’sının tabutu başında bekledi. O eski ve zorlu günleri anımsamış olacak ki, göz yaşlarını tutamadı.
O, Fahrettin Altay’dı…
Celal Şengör, 1603 yılında kurulan ve Galilei, Max Planck, Heisenberg ve Fermi gibi isimlerin mensubu olduğu Accademia dei Lincei’ye katılım töreninde Atatürk için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.
Tüm üyeler ona eşlik etti.
https://t.co/xW8ojbX9Ij Depremzedelere ücretsiz kapılarını açan otellerin şehir şehir listesi (@ Maltepe Toplum Sağlığı Merkezi in İstanbul, türkiye) https://t.co/g5Hlntl1Be