Cezaevinde eşofmanlı bir foto,elde tesbih yanında kardeş abi. Bu o yaş grubunda moda oldu malesef.Magdurlara tehdit mesajlarıda tamamen bir gün bile olsa tesbihli poz için. Foto yasaklansın kıyafet tek tip olsun bu çakallar özenmesin.
MESELE MADURO DEĞİL ULUSAL EGEMENLİK
Maduro’nun makbul bir insan olmadığı ve ülkesini bir felakete sürüklediği konusunda kimsenin şüphesi yok
Ancak, uluslararası hukuk, kendini yeterince güçlü gören herhangi bir devlet başkanına sevmediği bir lideri kuvvet kullanarak değiştirme veya canı istediği ülkeyi işgal etme hakkını vermez
Bu bağlamda, ABD’nin Venezuela’ya müdahalesi özünde Monroe Doktrininine dönüş ve uluslararası ilişkiler tarihini 19. asır ilkelerine geri döndürme teşebbüsüdür. Bu nitelikteki bir nüfuz bölgesi yaratma girişimi yüzünden insanlığın iki büyük cihan harbi yaşadığını unutmamak gerekir. BM sistemi ve bağlayıcı çok taraflı kurallar bu acı tecrübeden çıkarılan dersler doğrultusunda oluşmuştur. Bu ilkelerin göz ardı edilmesi dünyamızı cok tehlikeli bir sürece sokar. Ulus devletlerin egemenlikleri yerine büyük güçlerin nüfuz alanlarına sahip olacakları bir dünyanın oluşturulması anlayışını kesin bir dille reddetmek gerekir. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı işte tam da bu nedenle asla kabul edilemezdir
Venezuela’nın nüfusunun 30 milyondan az olması ve yurtdışında yaşayan Venezuelalıların sayısının neredeyse 10 milyona varmış bulunmasının yegane sebebi ülkede Maduro’nun kurduğu kara düzendir
Bu kara düzeninden kaçıp Latin Amerika ve Karayiplerde farklı ülkelere, ABD ve İspanya’ya yerleşen bu sürgünlerin kitleler halinde sokağa çıkıp Maduro’nun devrilmesini kutlamaları çok açıklayıcıdır
Karakas sokaklarının ıssızlığı da öyle: Çünkü şu andaki baskın olasılık Trump’ın Maduro’yu alıp ABD’de yargılamak ve ABD petrol şirketlerini Venezuela’da yeniden söz sahibi kılmak karşılığında, Maduro’nun yakın çevresiyle perde gerisinden anlaşmış olduğunu düşündürüyor
Venezuela halkı Maduro’dan kurtulmakla rejimin değişmeyeceğinin bilincinde ve bugün sokağa çıkmanın bedelinin canlarından ya da özgürlüklerinden olmak demek olacağının da farkında
Erdoğan ise, Maduro seçimleri çaldığında kendisine sahip çıkarken, Beyaz Saray’da yanında oturduğu Trump onu işaret ederek “seçimlerde hile yapmayı çok iyi bilir” derken ne düşünüyorsa aynı şeyi düşünüyordu
Aniden İstanbul Altın Rafinerisi’ne el konulması ve Binali Yıldırım’ın yer yarılmış içine düşmüş misali ortadan kaybolması gibi gelişmeler de Erdoğan’ın “dostu” Trump tarafından ona “meşruiyet” bahşedilmesi karşılığında “kardeşi” Maduro’yu feda etmesi için nasıl ikna edilmiş olduğunun belirtileri
Bugün Erdoğan’ın sağır edici sessizliğinin de nedeni yarın TSİ 16:00 sularında Trump’la yapacağı görüşmede tarihin yanlış tarafına düşmemek kaygısından değil muhatabının ters tarafına gelmemek kaygısından
Bugünlerde yerinde yeller esen Hakan Fidan’ın “kişisel dostluk diplomasisi” diye yücelttiği de işte bu “al takke, ver külâh” rant zihniyetli diplomasi yaklaşımı
Erdoğan’ın utangaç sessizliğini yaygaracılıklarıyla, laf kalabalıkları ve söz cambazlıklarıyla örtmeye çalışan Ömer Çelik, Mehmet Uçum, Efkan Ala gibi saray tenorları ise her şeyi söylüyor ama bir türlü “Trump” diyemiyorlar
Diyemezler de çünkü pabuç bağlı, emir büyük yerden
Ezcümle, ulusal egemenlik ihale edilemez: Ulus ve Cumhuriyet bilincinden nasibini almamış fırsatçılardan da bu yalın gerçeği ve dış politika ilkesini kavramaları beklenemez
@tanjuozcanchp@kilicdarogluk Etmez bence. Bu ülkenin gençlerine hesap verecek. Çünkü hepsinin geleceklerini heba etti. Ama utanmaz tekrar gelir. Yine kalp yapar , müzik falan filan gider bi %15